Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

6 Tem 2019

ZOR(LANAN) VE HASSAS ÇOCUKLAR


ZOR(LANAN) VE HASSAS ÇOCUKLAR

Bazı çocuklar bir "yaşam şarkısı" tutturmuş giderken, bazıları "yaşam sancısı" çekerler, inceden inceye.

Bu, belki varoluşsal bir sancı. 
Belki "sazlıktan koparılan ney" metaforu gibi, bir yuvadan kopuşun dinmeyen sızısı. 
Kimbilir. 

Ama "Annesi öyle davrandı, babası şöyleydi, bilmem neydi" gibi basit bir denklemden çok daha ötesi. 
Bizim yuvada da var bu iki çeşitten. 
Hayatı güle oynaya karşılayan yavrulara eşlik etmek kolay elbet. 
Peki ya "zor" dediğimiz, aslında "zorlanan" yavrulara eşlik etmek o kadar da kolay mı? 

Diğerlerine göre daha hassas, kırılgan, duyarlı, anlaşılmadığında ise haddinden fazla öfkeli bu çocukları yeterince tanıyıp ayırabiliyor muyuz diğerlerinden? 

Ortada bir "zorluk" varsa, hiç şüphesiz "zorlanan" iki taraf da var. 
Her bir zorlukla vadedilen iki kolaylık da var, inanıyoruz.


Anne-babalar olarak bizi birazcık zorlayan çocuklarımızı "Zor Çocuk" olarak etiketlemeye meyilliyiz. 

  • Mizaçları neşeden çok hüzne yatkın olan bu çocuklar, bir başkasının duygusal yükünü almaya çok müsaittirler. Özellikle anne-babalarının. Hiçbir zaman vurdumduymaz, pervasız ve kendi gemisini yürütmenin peşinde olamazlar. 
  • Negatif havayı sünger gibi çekip içselleştirebilirler. Acı, kaygı, korku gibi duyguları tetikleyen anları, defalarca aynı hissiyatla yaşayabilirler. Örneğin, asansörden korkan bir ebeveynin korkusunu alıp her asansöre binerken tekrarlayabilirler. 
  • Geçişlerde haddinden fazla zorlanırlar. Eve girmek, evden çıkmak, bezi bırakmak, odayı ayırmak gibi pek çok rutin, onlar için hayli zordur. Alışkanlıklarını devam ettirme hususunda aşırı kuralcı olabilirler. 
  • Diğer çocuklara nazaran çok daha şematik düşünürler. "Ahmet, park, kek" şemasına "mutluluk" duygusu yükler, "Ahmet, park, poğaça" diye şema bozulunca, yani beklenmedik bir sürpriz çıkınca "Neden kek yok?" diyerek bütün günü kendilerine zehir edebilirler. 
  • Küçük şeylere takılmaları, genel mutluluk tablosunu ıskalamalarına neden olabilir. Plansız gelişen durumları "Bu da böyle olsun" şeklinde tolere etmeleri bir hayli zordur. Yavaş, planlı, öngörülebilir ve sakin bir yaşam isterler. 
  • Ortamın genel kurallarına karşı fazlaca sorgulayıcı olabilirler. "Neden böyle olması gereksin ki?" sorgulamaları, "Neden uyumak zorundayız ki, keşke gece olmasaydı" meselesine kadar varabilir. 
  • Genelde bebeklikten itibaren uykuya geçişleri ve uykuda uzun kalmaları zordur. Bu tabii hepsi için geçerli değil. Anlaşılmayan bebek, bazen kendisini uykuyla kapatıyor da olabilir. Bu bebekler genelde doğumdan sonraki günlerde sebepsiz ağlamaları yoğun olan bebeklerdir. Çoğuna "kolik" teşhisi konulur. Çocukların ağlama aracılığı ile duygusal yaralarını iyileştirdikleri bir gerçektir. 
  • Sevgi ve fedakarlık hususunda fazla yeteneklidirler. Anlatılmayan dertleri bile fark eder, her derde deva bulmak için kendilerini paralarlar. Toplumsal sorumluluk duyguları fazlaca gelişmiştir. "Daima veren, hep veren" olma potansiyelleri vardır. 
  • Desteklenmeye, onaylanmaya, dolayısıyla ilgi ve sevgiye ihtiyaçları daha fazladır.
x


Örneğin 2 yaş sürecinin her çocuk için zor olduğunu bilmeyen bir anne, çocuğuyla inatlaşıp sürtüşerek onu zor bir çocuk haline getirebilir. 

Bu yazı dizisinde bahsedeceğim çocuklar, ailesinin eksik bilgi ve yanlış davranışları sonucu, zorlaşmış çocuklar değil. Bunun altını kalın çizgilerle çizmeliyim. Konumuz; zorlanan ve hassas olan çocuklar. 


Peki zorlanan ve hassas çocuklar neden böyle?

Araştırmalar bunun beyinle doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor. Yani, bu çocukların beyinleri uyaranlara karşı daha hassas ve açık. Beş duyu organları, normalden daha fazla veriyi detaylı ve derinlemesine alıp beyne iletiyor. 
Örneğin, acı çeken insan resimlerine baktıklarında, FMRI cihazı, ayna nöronlarının daha aktif olduğunu gözlemliyor. 
Temel felsefe şu; "Çocuklar eğer yapabiliyorlarsa bir şeyin en iyisini yaparlar." Yani herkes gibi gülüp geçemiyorlarsa, takılıp kalıyorlarsa burada "farklı" bir durum var.

Prof. Dr. Ross W. Greene'a göre, "Bu çocuklarda bazı beceriler gelişmemiş." Yani beynin stresi tolere etme, zorluklarla mücadele etme, problem çözme vb. bir takım becerileri diğerlerine göre daha "gelişmemiş." Gelişebilir mi? Tabii ki. Ama daha zor ve uzun bir süreçte.

Zor(lanan) ve Hassas oğlum için bunları öğrenmek, benim için çok ufuk açıcı oldu. "Ben neyi eksik yapıyorum, neden çocuğuma yetemiyorum?" yakınmalarım son buldu. 

Oğlum diğerlerine göre daha farklı. Beynindeki farklılık onun yaşama uyumunu zorlaştırıyor. Bunu kabul etmem ilk adımdı. Çünkü bunu kabullenmek, otomatik olarak diğer bütün tezlerin çürümesi demekti. Hani bilirsiniz şu "Bize inat mı yapıyor, neden damarıma basıyor, neden bu kadar bencilce kendi isteklerini tutturuyor?" tezlerini. Ve sadece zorlayıcı davranışa odaklandığımız "Saatlerdir uyumadı, ağladı, susmadı, unutmadı" dediğimiz o kriz anlarını. "Çocuğumun benim yardımıma ihtiyacı var" demek, onu anlamaya ve hayatı hepimiz için kolaylaştırmaya dair ilk adımımız oldu.💕 

Gözlemlerime göre zor(lanan) ve hassas çocukların ebeveynlerinden en az biri çocuğuyla aynı özellikte. Yani bir çeşit "gen aktarımı." "Hep annesinin/babasının yüzünden" demek için bilimsel sebeplerimiz de var yani. 😉

Bu aslında iyi bir durum, çünkü hassas ebeveyn kendisine benzeyen çocuğunu daha kolay anlayabiliyor. 
Kötü haber ise, hassas ebeveyn kendisiyle barışık değilse hassas çocuğuna karşı daha öfkeli ve toleranssız olabiliyor. Kendisine olan kızgınlığını, çocuğu üzerinden devam ettirebiliyor.

O zaman önce zorlanan ve hassas ebeveynleri konuşalım.


Ummu Reyhane

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder