Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

29 Eyl 2018

Midemle Hasbihal




MİDEMLE HASBİHAL

Sosyal hayatımızda bizi en çok meşgul eden gündemlerimizden birisi sağlık sorunudur. Hepimiz sıhhat ve afiyet içinde yaşamak isteriz. Bu konuda hazırlanmış pek çok bilgiler edinmeye çalışırız. Doktorları, uzmanları, büyüklerimizin tecrübelerini, bizimle aynı sorunu yaşayan insanların önerilerini dinleriz.

Ama bitmez sorunlar, hastalıklara hastalıklar eklenir. İlaçlar alırız avuçlar dolusu, tedaviler yıllar sürer. Arzu ettiğimiz sıhhati yakalamak sanki hayallere karışır ve hastalıklar kronikleşir…

Bu kadar zor mudur sağlıklı yaşamak? Bu kadar zor mudur sağlığımızı korumak? Bu kadar kolay mıdır hastalığa yakalanmak?

Ne dersiniz bir de beden dilimizi dinleyelim mi? Beden bizim, mide bizim, kalp bizim ve diğer organlar bizim. Bakalım bize neler söyleyecekler, bizden neler isteyecekler. Aaa organ konuşur mu demeyin, her şeyin kendine mahsus bir dilinin olduğunu unutmayalım. İsterseniz mide ile başlayalım konuşmaya, mide:

Ben mide, şimdiye kadar hakkımda çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Çeşit çeşit öneriler yapıldı ama bir de beni benden dinleyin.

Bildiğiniz gibi, insan bedeninin en önemli organlarından birisiyim. Hayatta her şeyin bir prensibi olduğu gibi benimde prensiplerim var. Seninle konuşurken sana sahibim demek istiyorum, çünkü ben sendeyim, sen de bana sahipsin. Güzel sahibim! İnsanlar genellikle yemek yerken benim için söyle bir sıralama yaparlar.

   Önce çorba salata vb.
   Sonra et yoğurt vb.
   Sonra tatlı meyve vb.
   Bu benim çalışma sistemime uygun değil, sen öyle yapma! Ben tatlı ve meyveyi daha önce sindiririm. Öncesinde aldığımız yemekleri sindirilmeden, tatlıyı sindirmeye başlarım bütün yenilen yemekler çürümeye başlar ve toksin olarak sana döner. Yediklerinin vitaminini alamazsın sonra doktora gidip: Midem yanıyor, midemde ekşime var, yediklerim ağzıma geliyor sanki diye şikâyet edersin. Hâlbuki ben sana hizmet için yaratıldım seni de beni de yaratan Rabbimiz “Yiyin için israf etmeyin”[1] buyurmuyor mu?

   Benim sana en güzel en verimli bir şekilde hizmet etmemi ister misin? Bu soruya “tabii ki isterim” cevabını duyar gibiyim. O halde benim de senden bazı taleplerim var. Basit, masrafsız, uygulanabilir, ne dersin sıralamaya başlayalım mı?

    1- Beni aşırı doldurma!
3/1 yemek, 3/1 su, 3/1 nefes almak için boş bırak. Çamaşır makinesini düşün! Çamaşır makinesini tıka basa doldurunca güzel, temiz çamaşır yıkayabiliyor mu? Bu basit misali zihninde canlı tut!

    2- Benim çok çeşitli yemeği ihtiyacım yok. Kendine birbiriyle uyumlu birkaç yemek seç, ben de sana düzenli hizmet edeyim. Yine yukarıdaki misale dönersek, beyazlar ayrı renkliler ayrı tüller ayrı koyu renkliler ayrı yıkanınca sonuç daha iyi alınır değil mi?

   Güzel sahibim! Birbirine zıt yiyecekleri bende bir anda toplama! Örneğin etli ekmek, lahmacun, et yemeği beraberinde, yoğurt veya ayran alma. Sen lezzetli yediğini zannederken ben onları tabiri caizse çürütürüm, toksin olacak olarak sana döner unutma...
   3- Benim öyle sık sık meşgul edilmeye hiç ihtiyacım yok. Günde iki öğün en idealim. Ama mutlaka yiyeceksen iki öğün arası en az 5-6 saat olsun, öncesinde kapımı çalma. Çamaşır makinesine ikide bir çamaşır atarsan ne olur, ya da çamaşırların bir kısmı yıkanıp son işlemleri yaklaştığında makineye yeni çamaşır koyarsan ne olur? Arzu ettiğin temizliğe ulaşamazsın değil mi? Sık sık yemelisin diyenlere bakıp aldanmayasın. Önceki hekimlere hastalık nedir diye sorulunca “Yediğini sindirmeden ikinci bir yemek yemektir” diye cevap vermişlerdir.

   4- Şunu da unutmayasın güzel sahibim. Ben mideyim ve dişlerim yok, yemeyi bana göndermeden iyice çiğnemelisin. Ağzına aldığın bir lokmayı en az 15 defa çiğne. 20-30 defa çiğneyebilirsen sonuç bakımından daha güzel.

   5- Doğal yiyecekler benim dostumdur. Biz bütün organlar tabi olan şeylere göre ayarlanmışız o halde birtakım yeni lezzetlerinin, hobilerin peşinde koşma! Hele paketlenmiş içinde kimyasalı, koruyucusu, renklendiricisi vs. olan şeyler benim için gıda bile değildir. Ne olur beni çöplüğe çevirme, fıtratıma uygun değil.

   6- Güzel sahibim, uyumadan 3 saat evvel yemeyi bırak. Tabiri caizse ağzına fermuar çek. Uyuyacağın zaman da mümkün olduğunca sağ tarafına yatarak uyu, beni rahat ettir…

   7- Benim için çok önem arz eden bir şeyi daha söyleyeyim mi? Asitli içecekler ile beni doldurma! Benim içime giren her şeyi eritecek, bana bahşedilen doğal sindirme özelliğim var. Asitli içecekler öncelikle öğütücü bir değirmen olan dişlerinin çürütür düşünsene önceki zamanlarda yaşayan insanlar bugünkü gibi diş problemi yaşamışlar mı? Sonra da asitli içecekler benim düzenli çalışmama engel olur. Bu arada bir de çocuklarını çok sevdiğini söyleyen, ama yeterince bilince sahip olmadığından onların her istediklerini alan anne-babalara da bir tembihim olsun, çocuklarınızı asitli içeceklerden ve paketli şeylerden elinizden geldiğince uzak tutun. Paketli gıda demiyorum çünkü bu şeyler benim için gıda bile değil…

   8- Benim güzel sahibim! İçinin arzulamadığı bir şeyi yeme! Belki de şu yaşadığınız dönem önceki zamanlara göre en zor dönemlerden birisi. Neden mi? Hiçbir besin değeri olmayan, yarısından çoğu kimyasal maddelerle dolu olan yiyeceklerin, içine konulan MSG (Monosodyom Glumat) lezzet artırıcısı, seni ve senin gibi birçoklarını aldatıyor. Memleketimizde kullanımı serbest olan bu maddenin birçok ülkede kullanımı sınırlıdır ya da yasaktır. Ve bu madde katıldığı ürünü tüketen insanlarda bağımlılık yapar. Sahte lezzetlere kanma! Bunlar sana hastalık olarak döner. Tıp dilinde MSG (Çin Lokantası Sendromu) denir. Kanserojendir, beyin hücrelerine zarar verir, kalp çarpıntısı, boyun krampları, karın ağrısı, migren ve daha birçok rahatsızlığa sebebiyet verir. Hazır çorba, cips, sucuk, salam, çerez, pizza, çiğ köfte, bisküvi, kek, pasta, çocuk ürünleri, hazır yemekler, lokantalar, diyet ürünleri MSG den nasibini alır. Lezzet artırıcı özelliği olduğundan katıldığı şeyler size tatlı ve güzel gelir. Sakın aldanmayasın aslı belli olmayan şeyleri elinden geldiğince benden uzak tut. Atalarımızın şu sözü zihninde canlı kalsın “Bilinmeyen aş ya karın ağrıtır ya baş.”

   9- Sana bir dost tavsiyesi daha vereyim güzel sahibim! Kendi yaşadığın bölgede yetişen ürünlerle beni besle, çünkü seni de beni de yaratan, hikmetiyle yaşadığı bölgenin insanlarının yararlanacağı ürünleri bahşetmiştir. Bu meyveleri ve sebzeleri yersen sağlık ve afiyetin korunur.

   10- Güzel sahibim!
    Yukarıdaki isteklerimi dikkate alırsan, midenizin nerede olduğunu hissetmeden huzurlu yaşarsınız. Ama insanoğlu unutkandır, hatalıdır hatalı olanın en hayırlısı da hatasından çabuk dönendir. Hatalı dedik ya… Zaman zaman senden şu sözleri duyar gibiyim. “Yemeği çok karıştırdım, galiba çok kaçırdım.” Öncelikle söyleyeyim böyle şeylerin olmaması lazım. Eğer olursa ben de sana hazımsızlık, geğirme, ekşime ve bir ağırlık hissi ile geri dönerim. Peki, bu nahoş durumda ne yapabilirsin, benim için ve kendin için. Söyleyeyim mi?

   – Beni boşalt. Galiba siz istifra diyorsunuz bu eyleme. Ayda 1-2 defa kusmak benim kaslarımı zinde bırakır. Ayrıca diğer komşu kardeşlerim (Safra kesesi, karaciğer; böbrekler) temizlenir ve kuvveti olur. İstifra etmeyi nasıl becereceğim dersen, al sana basit bir formül: 1 çorba kaşığı zeytinyağı + 200 gr ılık su ile su ile karıştırıp iç, yeterlidir diyorum. İstifra etmekte zorlananlardan isen o zamanda, mide üzerine ılık su torbası koyarak, iki parmağını boğazına daldırabilirsin. Böylece kusma hissi uyanır ve çıkarabilirsin. Yine de başaramadıysan 4-5 saat sonra bir müshil (Sinameki veya magnezyum sülfat) kullanarak rahatlayabilirsin.

   Benim güzel sahibim! İşte benim sana söyleyeceklerim şimdilik bunlar, seni seviyorum, sana düzenli hizmet etmek istiyorum. Söylediklerimi dikkate almanı temenni ediyorum, sağlık ve huzur içinde kal. 😊

Ummu Yasir

[1] Araf, 31.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder