Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

25 Eyl 2018

Kitap Okumaktan Nasıl Vazgeçtiğimin Hikayesi



KİTAP OKUMAKTAN NASIL VAZGEÇTİĞİMİN HİKAYESİ

Kitap okumanın bir de "anne hâli" var ki, bundan söz etmezsem hikâye yarım kalacak.

Uzun yıllar süren fikrî sancılarım tam da duruldu ve ruhum dinginliğe doğru yol alıyor derken, anne olduğumda kendimi başka bir girdabın içinde buluverdim.

Müsned'in tercümesine çalıştığım günlerdi o zaman.. Masanın üzerini, sağı solu, yeri göğü kitapla doldurup saatlerce kendimi kaybettiğim çalışma hâlleri..

Tabii bebeklerle ilgili bir takım ön fikirlerim var. Uyurdu, dururdu falan gibi.. Ah annemin o saatlerce uyuyan bebekleri :) Bütün yanılgım, onlar yüzünden.

Teorilerimin çöktüğü, kucağımda birkaç dakikalık uykuya dalan, benimle bitişik bir bebekle başbaşayım artık.

Bütün akrabalarımızdan uzakta, kimseyi tanımadığımız yepyeni bir yerdeyiz. İnsanlara ihtiyacım olabileceğini hayatımda ilk defa idrak ediyorum.

Yusuf benim için bir medrese. Ben o medresenin acemi öğrencisiyim.

Okumaya ihtiyacım var sanıyorum. Hâlbuki değil. Çalışmaya, yazmaya, üretmeye. Bunları yapabilirsem iyi hissedeceğimi düşünüyorum. Oysa değil.

Yavaşladım sanıyordum ama bebeğin yavaşlığına çok uzaktayım. Odaklandığımı zannediyordum ama ona göre hâlâ çok dağınığım.

Yusuf önce bomboş yaptı zihnimi. Sonra yepyeni şeyler öğretti bana. Yağmurda ıslanmayı, rüzgar yüzüne değince heyecanlanmayı, gökyüzünü izlemeyi, bir karıncanın peşinden gitmeyi ve yasama dair pek çok ince detayı..

Önceleri ısrar ettim, naz ettim, inat ettim. Okumadan geçen her saatimi beyhude hissettim. "Her dönemin imtihanı, ânın adamı, ibnu'l-vakt" önermeleri bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyor tabii.

Yusuf vazgeçmedi ve varlığımın hiçbir şeyden dolayı değil bizatihi kendisinden dolayı "değerli" olduğuna ikna etti beni. Her bebeğin yaptığı gibi dünyadaki tek gerçek benmişim gibi aşkla baktı gözlerime. Sevilmek ve takdir edilmek için hiçbir dış etkene ihtiyaç duymadığıma inandırdı beni.

Bu, basit gibi görünen ama muhteşem bir devrimdi benim hikayemde. Pek çoğumuzun hikayesinde olduğu gibi aslında. "Okumak, yazmak, bilgiyi canlı tutmak, üretmek, ulaştırmak" gibi eylemler içsel olduğu kadar "dışarıdan" da destekli çünkü. Ve bu çizgiler bazen o kadar naif bir şekilde birbirine giriyor ki.

İnsan yolda terbiye olunuyor. Lakin kaide; kendini yolcu bilmekte. Süreç, ne kadar sancılı, ağrılı olursa, o kadar öğretici oluyor.

Annelik ve kitaplarla olan yolculuğumda, en nihayetinde yaşamayı tercih ettim. Çoğu zaman plansız, spontane. O gün ne çıkarsa bahtıma, hakkını vererek yaşamak.

Yaşam en büyük felsefedir ve bunu hiçbir zaman kitaplardan öğrenemeyecektim. Yavaşlayarak, odaklanarak, tefekkür ederek elde edeceğim kazanımlar, bilgi ile kıyaslanamaz.

Çok değer verdiğim hocalarımızdan İhsan Fazlıoğlu, (eşimden rivayetle) bir görüşmelerinde şöyle demiş: "Çocuklarım bir şey sorduklarında yada anlattıklarında elimdeki kitabı bir kenara bırakarak onları dinledim. Çalışma odamın kapısını hiçbir zaman kilitlemedim."

Kitaplar konusunda benden bin beter olan eşime çok iyi geldi bu tecrübe. Daha sonra Allah başka örnekler de çıkardı karşımıza. Çok okumaya karşılık yaşamayı seçen..

Düşündüğümde, çok az kitabı olan ama deniz derya olan pek çok âlimin hikayesini, hangi ara es geçtiğimizi hatırlayamadım.

Kapitalizm, okuma sevdamıza da dişlerini geçirmişti. Her gün bir yenisi basılan kitaplar, kurulan yayınevleri, türeyen yazarlar, hangi amaca hizmet ediyordu. Tekasür (çokluk) olayına neden kitaplar cihetinden bakamamıştık hiç?

Şimdilerde "az kitabı çok defa, dura dura, düşe kalka ve tefekkürle okumak" üzerine bir felsefe oturdu hayatımıza. Ki elhamdülillah çok daha huzur ve dinginlik kattığını söylemeliyim. İhya ve Medaricu's-Sâlikin bu eserlerden bazıları.

Kitap okumadan gün geçirmek artık rahatsız etmiyor beni. Zaten biraz karmaşık hissettiğim günlerde, ekrandan uzak durduğum gibi özellikle kitaptan da uzak duruyorum.

Çiçeklerin toprağını değiştirdim bugün, balığın akvaryumunu karbonatla ovdum, gökyüzüne baktım biraz, martılara ekmek doğradım, Yusuf mektup yazmış, ona zarf yaptım, çorbaya un kavurdum, çorbayı karıştırırken akşam Ay'ı hangi pencereden görebiliriz diye düşündüm, eksik hissetmedim.

Sahi iyi bir kul, iyi bir insan, iyi bir eş ve iyi bir anne-baba olabilmek için bilmediğimiz ne vardı?
Bilmek kendi başına ne işe yarardı?


Ummu Reyhane

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder