Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

8 Nis 2017

Neden Film İzliyorum?


NEDEN FİLM İZLİYORUM?

Son beş-altı yıldır sinema ile ciddi bir şekilde, yani bilinç düzeyinde ilgileniyorum. İzlediğim bazı filmleri tavsiye ediyorum, bazıları üzerine analiz yazıyorum.

Bu durum, benim mahallem tarafından hiç de hoş karşılanmıyor. Dahası "İslam'dan ödün vermek" olarak değerlendiriliyor.  Eleştirilerin, suçlamaların, ötekileştirip daire dışına itmelerin ardı arkası kesilmiyor. Eline İslam sopası alan bazı mahalle sakinlerim, vurdukça vuruyor.

Kimisi "Kafirin, gavurun filmiyle bizim ne işimiz olabilir ki?" diyor.

Kimisi "Filme vereceğim zamanda gider hadis okurum" diyor.

Kimisi "Filmlerin hepsi haram. Çünkü kadınsan erkek var, erkeksen kadın var" diyor.

Kimisi "Film izleyip de günaha girmemek mümkün değil" diyor.

Kimisi beddua ediyor, kimisi sövüp sayıyor, lanet okuyor.


Aslında bu durum benim için pek yeni sayılmaz.

Çocukken elimdeki romanlara, dünya klasiklerine burun kıvıran, beni "zayıf imanlı, hidayeti eksik, kurtarılması gereken biçare" olarak gören mahallemin bazı sakinleri, bugün aynı şeyi film izlediğim için yapıyorlar.

Şunu net olarak söylemeliyim ki, film izlememin dinimle yada dindarlığımla bir ilgisi yok. Bu sadece insanî bir mesele. Kişisel. Yani benimle ilgili.

İnsan psikolojisine, sanata ve edebiyata olan ilgimle ilgili.

Ve ben sadece bu merakımı gidermek için film izliyorum. Hayretimi gidermek ve hayranlığımı artırmak için.

Küçükken sessizce bir köşeye çekilmeyi, konuşmaktansa susmayı, ortama karışmaktansa izlemeyi tercih eden bir çocuktum. İnsanları, mimiklerini, söylenenleri ve söylenemeyenleri düşünürdüm. Yaşam öykülerini merak ederdim.

Daima insanı merak ettim. Duygularını, eğilimlerini, nedenlerini. Yüzlerce roman okudum. Bir romanın kapağını açarken yeni bir şehre adım atıyormuşum hissi kaplardı içimi. Her şey yeni, her şey bilinmedik, her isim bir öykü.

Hala aynı his durur şuramda. Şimdi ona bir de filmler eklendi.

Tolstoy'un bilgeliği nasıl etkilediyse beni, Tarkovski'nin beyaz perdeye ruh verişi de o oranda etkiledi.

Dostoyevski'nin insanın dehlizlerine inmesine nasıl hayret ettiysem, Bergman'ın karakterleri de o oranda hayrete düşürdü beni.

Angelopoulos'u izlerken, bir şiirin içinde gibi hissettim.  Ve daha nicelerini..

Film izlemek beni günaha teşvik etmiyor, yoldan çıkarmıyor.

Film izlemek, başkasında kendimi görmem için bir imkan sunuyor bana. Doğrularımı yeniden sorgulamak, duygularımın sağlamasını yapmak ve İnsan'ı, yani beni yeniden anlamak için bir imkan...

Film izlemek, bazı şeyleri hatırlamamda yardımcı oluyor bana. Zarifçe yaşamak gibi. Derinlemesine hissetmek gibi. Sivriliklerimi törpülemek gibi.  İyiliği evrenselleştirmek gibi. Ötekine yaşam hakkı tanımak gibi. Tek hakikatte ısrar etmek yerine, yol açmak ve yol bulmak gibi.

İnsanla ilgili yolculuğum, kitaplardan filmlere, filmlerden kitaplara devam ediyor. Bazen bir tek film, pek çok kitap okumaya eş değer oluyor. Bazen bir filmi anlamak için, kaç tane kitap okumam gerekiyor.


Bütün günahlardan asude, tertemiz, pür-ü pak bir hayatımız yok. Filmlerimiz de öyle.

Yaşadığım hayatta nasıl ki gözümü ve gönlümü korumak için bir meleke ve içsel bir refleks kazanıyorsam, izlediğim filmlerde de aynı melekeyi ve refleksi kazanıyorum. Yaşadığım hayatta nasıl ki güzelliğe odaklanmak için çaba harcıyorsam, izlediğim filmlerde de aynısını yapıyorum.

Dini yahut kalbi bir takım hassasiyetleri dolayısıyla film izlemeyen hiçbir kardeşime; "İzlemediğin için çok şey kaybediyorsun" demedim, bundan sonra da demek nasip olmasın.

Bu hayatta yapmaktan en çok korktuğum şeylerden biri, insanların hassasiyetleriyle saygısızca ve küstahça alay etmek. "Sen hala orda mısın? Bırak bu kafayı." demek.  Hem isterse isabet etsin isterse hata etsin, Allah için gösterilen her hassasiyetin mutlaka ecri olacağına inanırken nasıl böyle bir düşüncem olabilir?

Yani film izlemeyenlere, film önerisinde bulunduğum yanılgısına düşülmesin lütfen.

Ben sadece kötü film izleyenlere, iyi film önerilerinde bulunmaya çalışıyorum.


İşin trajikomik yani ise, film izlemeyenler tarafından değil (annem hariç kimse onlar?), basbayağı film izleyenler tarafından taşa tutuluyorum.

İyi de güzel kardeşim, Hollywood fimlerinin en sıkı takipçilerinden biri sen değil misin?

Aksiyon, gerilim, gizem, polisiye, korku filmleri izlerken neden aynı eleştirileri kendine de yöneltmiyorsun?

İyi de sevgili hocam, sen (gizliden gizliye) üçüncü sınıf komedi filmleri izlerken nasıl "çok dindar, çok takvalı, çok hassas" oluyorsun da, çoğunluğun anlamaya, izlemeye kalibresinin yetmediği birkaç film tavsiye ettim diye ben "dini eksik, takvası yarım, hassasiyeti kıt" oluyorum, söyler misin?

Arkadaş gece yarılarına kadar aksiyon filmleri izliyor, zirvede heyecanlar yaşıyor, sonra kalkıp "Diriliş Ertuğrul" izleyen bu halkı küçümsüyor, eleştiriyor, itham ediyor.

Sebep?

Film izlemem değil, izlediğim filmi tavsiye edebilmem, yani kendimi saklamamam, kendimle barışık olmam ve yaşadığım şeyleri hayatımda bir yere oturmam birilerini rahatsız ediyor çünkü.

Son olarak;

İyi yahut kötü görsellerle ve ekranlarla kuşatılmış bir hayat yaşıyoruz. Annemin imtihan kağıdında yazmayan şeyler, benim kağıdımda kendini gösteriyor.

Çocuklarımın ekranla ve görselle imtihanı sanırım benimkinden çok daha fazla olacak.

İleride ya film izledikleri için çocuklarını gece-gündüz "takvasız, hassasiyetsiz" olarak itham eden, onları bu söylemlerle taciz etmeyi dini bir vecibe olarak addeden bir anne olurum.

Ya da onların ihtiyaçlarını görerek o ihtiyacı kaliteli bir zeminde öğrenme ve tecrübe etmeye çeviririm.

Benim tercihim; onlara güzel kitaplarla birlikte güzel filmler de bırakabilmek.. Kitaplarda olduğu gibi filmlerde de anılar biriktirebilmek.. 


 Ummu Reyhane







17 yorum:

  1. Allahın adiyla...
    Öncelikle siz değerli ablalarımıza çabalarınızdan dolayı teşekkür eder yüce rabbimden gücünüze güç katmasını temenni ederim.
    Allah ayaklarınızı ve kaleminizi dini üzere sabit kılsın...

    YanıtlaSil
  2. Maksadım sizi eleştirmek değil ancak size bir kaç sorum olacak?
    Eksik mi geldi bu din ki bizler elde etmeyi umduğumuz bir bilgi adına gözümüzü kulağımızı harama batırıyoruz?
    Güya tesadüfen rastlayip hemen geçirdiğimiz müstehcen sahneleri masum görüyoruz?
    Sansürle izlemek mi? Aceba o filmi sansörleyen adamın hassasiyeti hangi ölçüde?
    Geçen bir müslüman izlediği diriliş filminin son dönemler hep aynı kurgu üzere çekildiğini artık sıkıldığını söyledi sonra bana bu filmi izlememekle hiç birşey kaybetmedin iyiki izlemedin dedi.
    Yazık değil mi bu müslümanın ömrüne?
    Hesaba çekilecegimiz beş şeyden biri "gencligimizi nerede tükettiğimiz" değil mi?

    YanıtlaSil
  3. Babam öğretmendi benim. Eğitim filimleri katologumuz vardı. Güya büyüklerin gözetimi altında muhafaza edilen o filimlerden bir kaçını izlemiştim. Evet öğrendiğim güzel şeyler de olmuştu ancak bir anlık karşıma çıkan müstehcen sahneler hala aklımda. Defalarca namazda aklıma geldiği ve namazimi bozdugum oldu.

    YanıtlaSil
  4. Yine küçüktüm üç beş arkadaş bir evde hafızlık yapar hafta sonları kafa dağıtmak için filim izlerdik. Hafta içi Kuran'ı Kerimden hafta sonları amerikan filimlerinden istifade ederdik (!)
    Allah affetsin bizi.

    YanıtlaSil
  5. Ben asla filim izlenmesin demiyorum.
    Hassasiyetlerimizi gün be gün kaybediyoruz bunu fark edelim istiyorum.
    Çocuklarımıza temiz bir zemin hazırlamak adına fitratimizdan ne kadar uzaklaştık fark edelim diyorum.

    YanıtlaSil
  6. Sokakta başımızı kaldırmadan iffetle yürüyen bizler bir filim karesindeki oyuncunun yüz hatlarını en önce ayrıntısına kadar inceliyoruz.
    Eslerimizle başbaşa oturup giyinmiş çıplak kadınları seyrediyoruz.
    Bütün bu yanlışlar bir kaç doğru bulmak adına mi?

    YanıtlaSil
  7. Allah yardımcımız olsun.
    Selametle...

    YanıtlaSil
  8. Film tavsiyesi ve analizleri bir linkten toplasanız da biz de istifade etsek olur mu

    YanıtlaSil
  9. Ara sıra film izleyen biri10 Nisan 2017 03:27

    "Film izlemeyin" demek ne kadar tuhafsa, "film izleyin" demek de o kadar tuhaf geliyor bana. Siz film izleyin demiyorum diyorsunuz,bu hassasiyete sahip olmak güzel. Ama yine de sizin gibi tanınan birisi bir filmden değil tavsiye sadece laf arasında bile bahsetse "ummu reyhane falan filmi tavsiye etmisti" diye anlatılıyor. Sonra referansa güvenip filmi izleyince içinde olumsuz bir sahne çıkınca tabiki devreler yanıyor :) siz o sahneyi kesmiş, ilerletmis olabilirsiniz. Fakat oluşan izlenim bu şekilde olmuyor. Bu yüzden ekstra dikkat etmeniz gereken bir konumdasiniz zannımca.

    YanıtlaSil
  10. Ara sıra film izleyen biri10 Nisan 2017 03:30

    Ayrıca sizin de dediğiniz gibi film izleyip izlememe meselesinin tartışılması bile absürt bence. Çünkü bu mesele gündem olunca, takvasindan dolayı izlemeyen insanlar da film izlemeyi bişey zannedip izlemeye koyuluyorlar. İzleyenler de bu gündemden faydalanıp film izleme işini göklere çıkarıyorlar. Ne gerek var ki? Hakikatın birçok yüzü vardır. Sen onu film izleyerek görürsün, ben pencereden dışarıyı izleyerek, başkası resim yaparak. N'olcak? İlla film mi gerek demi ama :)

    YanıtlaSil
  11. yazıyı okurken hemen aşağı inip kimin yazdığına baktım, sonra devam ettim. ve yazının sonuna kadar ummu reyhane bir mektubu alıntılamış ve kendiside bişey ekleyecek diye devam ettim.sonuç nafile.gerçekten benimde kafamda nasıl olurda bu kadar çok film izlenir sorusu geldi.ahir zamanda en çok zaman kıymetli, zamanımızı çalan onca sosyal medya varken...

    YanıtlaSil
  12. Değerli kardeşlerim,
    1-"Film izlemeyenlere film tavsiyesinde bulunmuyorum" demiştim, bu bağlamda tavsiyelerim siz ve sizin gibi düşünen kardeşlerimi kapsamıyor.

    2- "Asla film izlenmesin demiyorum" demişsiniz. O halde "izlenebilir" filmlerde sizin belirlediğiniz meşru zemin nedir? İçinde kadın yahut erkek olmayan filmler mi? Öyle bir şey yok zira. Çünkü yabancı bir erkeğin yüz hatlarını bilmekten söz etmişsiniz. İslam tarihi konulu filmler, yahut arapça öğrenmek maksadıyla izlenen diziler de buna dahil olmaz mı?

    3-Mesele günah-sevap meselesi değildir. Çünkü bu mesele hakkında sarih bir nass mevcut değildir.

    4-Kıyas yoluyla gittiğimizde "Tüm zamanlarda yabancı bir erkek yahut kadına şehvetle bakmak haram mıdır?" Kesinlikle evet. Dışarıda konuştuğu bir erkeğin yüzüne de (içine düşmemek) kaydıyla bakabilir insan. Ki biz sahabe uygulamasında "harama bakma, yüzünü çevir" prensiplerinin genelde bir kadına hoşlanarak, ilgi ve alakayla bakmak karşılığında olduğunu biliyoruz.

    5-Kadın yahut erkek yüzü görmemek konulu dini saikten yola çıkarsak, "gazete okumak haram mıdır, değil midir?" meselesine kadar gelebiliriz. Bu anlayışla yola çıkan bir insanın her türlü yazılı ve görsel basından dahi uzak durması, hele ki hiçbir sosyal medya ağını kullanmaması gerekir. Sokağa çıkmak meselesini zaten zikretmiyorum bile. Kişi isterse sanırım mahalle bakkalından da alışverişini yaparak hayatını idame ettirebilir.

    6-"Dinin eksik gelmesi" meselesine gelince, din, insanı bir kafese haspsetmek için gelmemiştir. Dinin maksadı, kişinin kulluk bilincine sahip ahlaklı ve erdemli bir birey olmasıdır. Onun dışında okumuş olduğumuz bir tek makaleyi, dinlemiş olduğumuz herhangi bir dersi, öğrenilen matematik, coğrafya vs. modern ilimleri bu gözle incelediğimizde hepsi için "dinde eksik mi var ki bu şeyi öğreniyorsun?" itirazını dile getirmek mümkündür. Fakat bunun realiteyle hiçbir ilgisi yoktur.

    7-"Takva" sürdürülebilir olduğu sürece takvadır. Bugün elimizde imkan olmadığı, yahut tercih etmediğimiz için uzak durduğumuzu sandığımız şeyler, on yıl sonra değişecekse bu takva değildir.

    8-Örnek "diriliş" diye oradan devam edelim. On yıl sonra "İyi ki diriliş diye bir dizi var. En azından çocuklarıma bir alternatif sunabiliyorum" diyeceğiz. Bu muhakkak. İzlemeyenler bir şey kaybeder mi? Tabii ki hayır.

    9-Ömrümüzü nerede geçirdiğimize gelince, sahi bir insan akıp giden şu hayatın içinde ömrünü nerelerde geçirir? Gece gündüz ibadet ve ilimle mi meşgul oluyor bu itirazı dillendirenler? Muftakta bir çeşit daha fazla yemek yapmak için geçirilen zamanlar da bu hassasiyete dahil değil mi? Zamanını doğru kullanan bir insan, haftada bir, (meşru) bi şey izlese, yahut boş boş otursa, yahut çıkıp dolaşsa biz bu zaman dilimlerini "Allah için geçirmedin, ver hesabını!" mı diyeceğiz?

    10-Mesele "ummu reyhane'nin bir filmi zikretmesiyle oluşan yanlış algı" ise, bu minvaldeki yazılarım nedeniyle insanlar kendilerine çıkar bir yol buluyorlar ise, elimden gelen açıklamayı yaptığım halde bunun faturası neden bana kesiliyor? Ayeti sapıklıkları uyarınca te'vil edenler için Kur'an'ı, hadisi inkar edenler için Rasulü (s.a.v) suçlamıyoruz değil mi?
    Selametle

    (İtirazların tamamı için cevabımdır.)

    YanıtlaSil
  13. Diriliş izleyerek zamanını tüketen (!) müslüman14 Nisan 2017 01:47

    Aslında çok da fikrimiz olmayan şeyler hakkında konuşurken ne kadar cesur ve pervasız oluyoruz. "Dinde bir eksik mi var dı da" cümlelerini kullanırken kendimizi hangi yüksek statüye koyuyoruz da bizim görüşümüze ters diye karşımızdaki bir müslümanın yaptığı direk dine muhalif oluyor? Kaldı ki yukarda bunun dindarlığımla ilgisi yok, insanlığımla ve sanat merakımla ilgisi var gibi bir açıklama yapılmış. Ya yazılanları iyi okumuyoruz ya da iyi anlamıyoruz. Ve yahut amacımız çok başka.

    Ben ki; insanların insanları yorduğu, bilmeden yaftaladığı, yargıladığı şu insafsız toplumdan biraz uzaklaşıp çocuklarımdan da fırsat kalırsa üç beş bir şey izleyerek kafamı dağıtmaya çalışan bir müslüman olarak ömrümü nerede harcadığımdan hesaba çekileceksem ki amenna, siz bunu böyle zabıt katibi gibi tuhaf bir şekilde dile getiren kardeşim; ben diriliş izlerken siz başınızı secdelerden mi kaldırmıyorsunuz? Yoksa bu vakitlerde hangi külliyatları deviriyorsunuz? Merakıma galip gelemedim. Vesselam..

    YanıtlaSil
  14. Artık bir çok insan sırf yorum yapmak için yorum yapıyor bi yerlere. İnsanları incitmek yargılamak sorgulamak bize düşmüş gibi herşeyi sorgular olduk. Yargı makamı biz olduk sanki. Hepimiz insanız hiçbirimiz melek değil. Ummu reyhane kardeşim tşk ederim önerdiğin filmler için. İzleme ihtiyacımızı daha kaliteli daha anlamlı filmlerle gideriyoruz. Evlenme programları saçma sapan dizilerle değil en azından... Ve dediğiniz gibi çocuklarımıza da kaliteli birşeyler bırakmak için belki de..

    YanıtlaSil
  15. Bismillah, Velhamdulillah
    Yazinizi okudum ve gucum yettigince degerlendirdim. Kisisel gorusum sahabenin ve alimlerimizin yuz cevirdigi muzigi icermesi ve uygunsuz sahneleri sebebiyle film izlemenin dinen dogru olmadigi. Yine yazinizin ruhunda hissettigim uzre filmin kalbi esir aldigina inaniyorum. İnsani merak ediyor, psikolojisi uzerine tefekkur etmek ve anlamak istiyorsak onu yaratanin bize indirdigi kitaba ve Resulunun sunnetine basvurmaliyiz. İslam'in kendisi otekine yasam hakki tanir, fazlasi ve eksigi ise batildir. İslam hakikate yol acar ve dogru yola sevkeder, batilda israr etmemeyi, hakikatte ise israri emreder. Film ve muzik gibi ameller kalbe yerlesir ve bu amellerdeki tutku arttikca kurana olan istiyak azalir. Dizi izleyen bir sonraki bolumu bekledigi gibi sonraki sureyi bekleyemez. Tepkimiz kendinizle barisik olma diye size hos gelen ameli yaymanizadir. Cocuklariniza gelince onlara Allah rasulunun torunlarina biraktiklarini birakin. Film ihtiyac degil ki dogru filmi izletelim. Yarin ihtiyacin tanimi genislediginde farkli seylerin alternatiflerine mi yoneleceksiniz? Musluman bayanlar Tolstoy gibi kisileri zikretmeden ozguvenlerini kazandiklarinda cocuklari sinema salonlarini degil Romayi fethedecek insallah

    YanıtlaSil
  16. Sevim Alper Allah razı olsun kardeşim evet film izlemek bir ihtiyaç haline geldi e bizede alternatif sunmak düştü. Tamam her insan aynı düşünecek diye bir şey yok ama biz farklılıklarımızla zavallı yığınların karşısında caka satma aracı kılmayalım. Haddimizi bilelim.

    YanıtlaSil
  17. Ben bir universite ogrencisiyim ve zannetmiyorumki film izlemedigimde daha az gunaha giriyorum gunaha giden tek yol bu mudur sizce
    Ibni hacerden rivayetle gorsele bakmanin haram olmadigi belirtilmistir
    Kisi bunun dozunu kendi ayarlayabilir
    Tabiki Ummu Reyhane hanimda surekli film takibi yapan bnde kimseye zorla film izletecek degiliz ama izleyenlere bizim lafimiz
    Ben beni gercekten sarsan ve terbiye eden filmlerde izledim mesele hangi acidan baktigimiz ile ilgili
    Bakis aciniz ders almak olunca aldous huxleyin cesur yeni dunya romanindan bile kadinin tesetturu ve erkekle arasindaki mahrem iliskisinin sinirlarina dair kendinize ders cikarabiliyorsunuz

    YanıtlaSil