Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

21 Mar 2017

Daha Sade Bir Hayat / Kitap Notları




DAHA SADE BİR HAYAT 
(Kitap Notları)

Kim John Payne, biri Cakarta'da, diğeri Kamboçya-Tayland sınırındaki mülteci kamplarındaki çocuklarla çalışmış. Bu çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu görülüyormuş. Zira, hayatlarında sıkıntı, hastalık, korku ve tehlike vardı. Bu görevlerinden sonra İngiltere'de Waldorf eğitim kurumlarında öğretmenlik ve danışmanlık yapmış. Londra'nın batısında bir okulda çalışıyormuş. Bu okulda danışmanlık yaptığı pek çok çocukta aşırı kontrollü bir yaşam, birkaç çeşit yiyecek dışında hiçbir şey yememe, gece yarılarına kadar uyumama, çabucak öfkelenme, yeni durumlara karşı çekingen davranma gibi durumları gözlemlemiş. 
Daha sonraları fark etmiş ki, Londra'daki bu çocuklara uyguladığı tedavi ile Asya'daki mülteci kamplarındaki çocuklara uyguladığı tedavi aynı imiş. Yani, Londra'da yaşayan çocuklarda da travma sonrası stres bozukluğu belirtileri varmış. He iki durumda da çocukluk döneminin kutsallığının ihlal edildiğini anlamış. 

Bu ne demek? Anne ve babalarının korkularına, güdülerine, tutkularına ve hızlı yaşamlarına maruz kalan çocuklar, pek de işe yaramayan bir takım davranışlarla bir güvenlik seviyesi ve sınır yaratmaya çalışıyorlarmış. Bir çocuk belirli bir sıklıkla yaşadığı küçük stresleri biriktiriyor. Devamlı olarak bu küçük streslere maruz kalınca çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu davranışlarına benzer davranışlar görülebiliyor.

Kitapta bu yüzden daha sade bir yaşam öneriliyor. Çevre, ritim, zaman programı ve yetişkin dünyasını filtrelemek sadeleştirmenin aşamaları. Çevre aşamasında yapılması kolay ilk sadeleştirme işlemi de çocukların sahip oldukları oyuncakların ve kitapların sayısını azalmak olarak gösterilmiş

Çok oyuncak çok fazla seçenek demek. Çok fazla oyuncak veya kitap seçeneği çocuklarda strese ve dikkat dağınıklığına yol açabilir. O yüzden çocuk çok fazla seçenekle karşı karşıya kalmamalı. Ayrıca, bir oyuncak dağı karşısında çocuk, elindekinin değerini bilmez. Her zaman elde edilmesi zor şeylerin peşinde koşar ve daha fazla ister. Özellikle televizyon aracılığıyla çocuklara ulaşan reklamlar, "Mutluluk satın alınabilir" ve "Dünyanın merkezinde sen varsın" mesajları vererek daha fazla oyuncak alınması için çocukların anne ve babalarına baskı yapmasına sebep oluyor ve pek çok gereksiz oyuncak alınıyor. Bir çocuğun çok fazla oyuncağı olduğunda bir oyuncağa gösterebileceği ilgi azalır. Oyuncak fazlalığı, çocuğun yaratıcılığını tetikleyen can sıkıntısından mahrum kalmasına neden olur. Yapacak bir şeyin olmaması genellikle çocukların yaratıcılıklarını geliştirmelerine sebep olur. Sonuç olarak ne kadar az oyuncak o kadar fazla yaratıcılık demek. 

Saklamaya değmeyecek oyuncakların listesi:


1) Kırık oyuncaklar: Çocuğun çok sevdiği oyuncaklardan birisi değilse kırık oyuncakları atın. 

2) Gelişime açık olmayan oyuncaklar: Çocuğun yaşına uygun olmayan oyuncakları ayıklayın.

3) Sabit oyuncaklar: Filmlerden, çizgi filmlerden çıkma, detaylı plastik oyuncaklardır. 

4) Çok fonksiyonlu ve çabuk kırılan oyuncaklar: Oyun esnasında başka bir şeye dönüştürülemediği için çocuğun hayal gücünü sınırlandırır.

5) Çok fazla uyarıcı içeren oyuncaklar: Yanıp sönen ışıklarla ve mekanik seslerle, hız ve ses efektleri ile donatılmış oyuncaklar çocuğa uyarıcı etki yapar. Bu tür oyuncaklar çocuklarda adranalin, dolayısıyla da kortizol seviyelerinin artmasına neden olabiliyor. 

6) Rahatsız edici oyuncaklar: Bu oyuncaklar korkunç sesler çıkarırlar veya çok çirkindirler. Çocuğu rahatsız etmese de anne ve babayı rahatsız eder. 

7) Çocuğun gelişimine katkıda bulunduğu iddia edilen oyuncaklar: Üreticisi ne vaat ederse etsin, hiçbir oyuncak çocuğu daha yaratıcı, daha uyumlu veya daha zeki yapmaz. Bir çocuğun yaratıcılığı ve gelişimi onun doğasından kaynaklanır. Bu tür oyuncaklar anne babada satın alma baskısı yaratır. Böyle çocuğunuzun diğer çocuklardan geri kalacağından korkarak almanız gerektiğini düşündüğünüz oyuncakları almayın. 

8) Baskı altında satınaldığınız oyuncaklar: Çocuğun ısrarı sonucunda alınan ve sonra bir kenara atılan oyuncaklardır.  Mesela moda oyuncaklar, çocuğunuzun herkeste olana sahip olamama korkusuna oynarlar. Bir kez teslim olundu mu, anne baba her yeni çıkan oyuncağı almak zorunda kalır. Bu yola girildiğinde, çocuğun ahlak ve nelerin önemli olduğu konusundaki görüşleri zarar görebilir. 

9) Yıkıcı oyunlara neden olan oyuncaklar: Son derece detaylandırılmış plastik silahlar, şiddet içeren video oyunları, televizyon filmleri gibi.

10) Çok sayıda ve aynı olan oyuncaklar: Aynı oyuncağın farklı çeşitleri varsa bunları azaltmak gerekir. Çocuğa bir bağ kuramayacağı kadar çok sayıda, gereksiz oyuncak sunarsak, ona ilişkilerin geçici olduğu mesajını vermiş oluruz.

Kitaptan ufuk açıcı bazı alıntılar ise şu şekilde: 

“Çok fazla oyuncak, çocukların kendi dünyalarını keşfetme becerisini kısıtlar, dünyayı daha sığ görmelerine yol açar.”Sadeleştirerek çocukların kendi benliklerini yavaş ve gerektiği gibi keşfedebilecekleri ortamı korumuş oluruz”
“(Çocuğun çok fazla oyuncağı olması hakkında) Çocuklarımıza net bir şekilde ulaşan mesajlar şunlardır: ‘Mutluluk satın alınabilir!’ ve ‘Dünyanın merkezinde sen varsın!’ “
“Bir çocuğun bir oyuncağa gösterebileceği ilgi, çok fazla oyuncağı olduğunda azalır ve gölgelenir.”
“İronik bir şekilde, bu oyuncak fazlalığı, çocuğun yaratıcılığını tetikleyen bir şeyden mahrum kalmasına neden olur: can sıkıntısı”
“Çocuklar oyun oynamak için çok fazla oyuncağa veya belirli bir oyuncağa ihtiyaç duymazlar. En çok ihtiyaç duydukları şey serbest zamandır.”
“Çocukların güçlü adalet duygularını (yani ikiyüzlülüğü fark edebilme becerilerini) düşündüğümüzde değişiklikler tek taraflı olmayacaktır. Eğer evin her yeri tıka basa doluysa, çocuğunuzun odasını sadeleştirme çabalarınız kalıcı olmaz, Bu durumda ya çocuğun odası yeniden kalabalıklaşır ya da onun odasının sadeliği, size evin geri kalan kısmını sadeleştirme konusunda ilham verir." 
“Çocuğunuzun oyun ortamını dokunma duyusu anlamında çeşitli açılardan gözden geçirin. Dokunmaya davet eden doğal malzemeler, onun keşiflerine, duyusal safarilerine ilham kaynağı olacaktır.”
“Çıngıraklar, yuvaya yerleştirilen küpler,bebek giysileri, ipekler ve eşarplar, ağır yün battaniyeler ve örtüler, avuç içinde yumuşayan balmumunun ve kilin esnekliği, ıslanınca renk değiştiren çakıl taşları, yamrı yumru kökler ve sopalar, tahılla doldurulmuş torbalar bu görevi görebilir.”
“Emekleme çağındaki bebeklerin bile kendi ‘gerçek’ mutfak aletleri olabilir; ekmek tahtası veya tabak, önlük, sebze fırçaları, oklava, tencere, tava, çırpma teli ve elmaları parlatmak için kullanılan bezler gibi. Bahçe aletleri de gerçek olmalıdır: el arabası veya çekçek, küçük ama gerçek bir kürek, tırmık ve mala gibi. Çocuğun dokunduğu şeylerin olabildiğince gerçek olması önemlidir.”
“Kostümler, şapkalar ve aksesuarlar harika oyun araçlarıdır ve bence her çocuğun oyun araçları arasında bulunmalıdır. Detaylı ve belli başlı karakterlere özgü kostümler değil, çok basit şeyler tercih edilirse, çocuğa hayali oyunlarında çeşitli ve kalıcı imkanlar sunulmuş olur.”
“Bir çocuk oynadığı oyunlarda ne kadar çok şey yapar, görür, hisseder ve deneyimlerse, dünyayla o kadar güçlü bağlar kurabilir.”
“Çocuklar, meşgul olmaktan ve işe yaramaktan çok hoşlanırlar. Etraflarında yapılan işlerin, tamiratların bir parçası olmak onları mutlu eder. Çocukları ‘eğlendirmenin’ en iyi yolu, onlara görev vermek, aile hayatının ‘işlerine’ dahil etmektir.”
“Doğayı keşfetmek için bol zamanın ve fırsatın olduğu bir çocukluk dönemi, gerçekten zengin geçirilmiş bir çocukluktur.”
“Çocuklar, ister sade ister ihtişamlı olsun, kendilerine özel bir yere ihtiyaç duyarlar. Mesela mukavva bir kutu veya masa ve battaniyelerden -veya daha serbest olarak iplerden, kumaşlardan ve mandallardan yapılma- bir kale bu ihtiyaca cevap verir.”
“Ekranlar ve aletler kalıcıdır; bunlar 16 yaşındaki çocukların çoğunun hayatlarının bir parçasıdır. bununla birlikte, türümüzün ortaya çıkmasından beri geçerli olan bir başka şey de hala geçerliliğini koruyor: Hayatta başarı ve mutluluğun temel göstergesi, başkalarıyla geçinebilme becerimizdir. Ekranların buna bir katkısı yoktur.”
“Sadeleştirilmiş bir çocuk odasında mutlaka resim kağıtları, sağlam pastel boyalar ve boya kalemleri, boyalar, balmumu, kil veya oyun hamuru, kumaşlar, makas, yapıştırıcı ve sanat çalışmaları yapmaya uygun biralan bulunmalıdır.”
“8-9 yaşından küçük çocuklar, herhangi bir zamanda sadece bir veya iki kitaba erişebilmelidir. Çocuğun odasında, kitaplığında sadece bir düzine veya daha az sayıda sevdiği kitaplardan bulunmalıdır. Bu kitaplar çocuğunuzun dönüp dolaşıp yeniden okuyacağı kitaplardır; çocuğunuz büyüdükçe sevdiği bu kitap grubunda değişiklikler yapabilirsiniz. 7-8 yaşa geldiğinde, ilgi duyduğu konular hakkındaki bazı referans kitaplarını da bu gruba ekleyebilirsiniz; mesela böcekler, atlar veya uçaklarla ilgili kitaplar.” 
“Çocuklarınız büyüyüp kendi başlarına kitap okumaya başladıkları zaman bile, daha önce okumuş oldukları bir kitabı yeniden okumak istemelerine veya daha önce defalarca dinledikleri ve ezbere bildikleri bir aile hikayesini yeniden dinlemek istemelerine şaşırabilirsiniz.” 

Kitap seçimi Kriterleri:
  • Gelişimsel anlamda uygun mu?
  • Kitap belirli bir ürün veya televizyon karakteriyle mi ilgili?
  • Kitap yavaş yavaş çözülen bir hikaye mi anlatıyor yoksa ‘darmadağınık’ bir hikaye mi?
    “Kitap çocuğun hayal gücünü çalıştırmak için mi, yoksa onu ‘uyarmak’ için mi yazılmıştır? Buradaki ayrım çok önemlidir, çünkü kitaptaki görüntüler çocukların rüyalarına girer.” 
“Bariz amaçlar dışında çocuğunuzun giysilerinin başka hiçbir şey ifade etmesi gerekmez. ‘Okula gitmek için giyindim’ ya da ‘rahatım ve oynamaya hazırım’ gibi. Alışveriş yaparken basit tercihler yapın: Çocuğunuza v bütçenize uyan bir kot pantolon bulursanız, bundan birkaç adet alın. Giysi seçeneklerine kadar az olursa, giyinme işi de o kadar sadeleşir.”
“Giysileri sadeleştirdiğinizde geçiş dönemlerini de kolaylaştırmış olursunuz. Böylece çocuğunuzu hem çok fazla seçeneğin getirdiği yükten kurtarırsınız hem kişisel ifadesinin de yavaş ama kesin bir şekilde gelişmesini sağlarsınız.”
“Giyimde çeşit ve modaya uygunluk, genellikle ergenlik öncesi çocuklardan ziyade anne babaları için önemlidir. Çocukların kimliklerini oyun esnasında geliştirmeleri, takındıkları dış görünümden çok daha önemlidir. İnanın ki, çocuğunuz o güçlü benlik bilinciyle ergenliğe ulaştığında, kendini zaten moda ve başka araçlarla mutlaka ifade edecektir.”
“Çok fazla uyarıcı, duyuların çok fazla yüklenmesine neden olur. Evinizde sadece seslerin tonunu ve şiddetini azaltmayın, aynısını ışıklar ve kokular için de yapın.” 

“Çocuklarınız küçükken, yerleri halı kaplamak ve odaların tavanlarını kumaşla kaplamak işe yarayabilir. Bu da basit bir öneri ama ben, bir çocuğun günün sadece ufak bir bölümünü mum ışığında geçirmesinin çok önemli olduğunu fark ettim. Uykuya geçerken, özellikle de çocuğunuz geceleri korkmuyorsa lambaları yavaş yavaş eksiltin, hatta gece lambalarını bile kapatın; böylece uyku kalitesi artar ve uyku daha besleyici olur.”
“Ev hayatınızın ritmini arttırmak, çocuklarınızın hayatlarını sadeleştirmenin en etkili yollarından biridir.”
“Hedefiniz ritim ve ritüel olmalıdır; öngörülebilirlik ise başarabileceğimiz bir şey olabilir. Hayatınız ne kadar yoğunsa, çocuklarınız ritim duygusuna o kadar çok ihtiyaç duyuyorlar ve bundan o kadar çok faydalanacaklar.”
“Ertesi günle ilgili beklentileri ve ruh halini sadece anlattıklarınızla değil, anlatma şeklinizle de belirlersiniz: rahat bir ortamda, göz teması kurarak, telaşsız bir şekilde, rahat bir havada.”
“Nezaket, evde öngörülebilirlik zemini oluşturmanın en basit yollarından biridir. Çalışma programınızı kontrol altına alamazsanız, kafanız ve günleriniz çok dolu olsa bile, nezaket sayesinde bir çeşit öngörülebilirlik oluşturabilirsiniz.”
“Zamanımızı ve ilgimizi dağıtan şeylerden – sınırsız medya, aktiviteler gibi- biraz uzak durarak duygusal kapımızı sevdiklerimize açabiliriz.”
“Bir ailede arzu edilen şey, paylaşılan bir ilgi alanına, aktivitelere ya da sohbetlere bağlı olmayan bir  huzur duygusudur.”
“Aranızdaki ilişkiye güvenmek, çocuğunuza her zaman onun yanında olduğunuzu göstermek, ergenlik dönemini ve başka zor zamanları her ikiniz için de kolaylaştırabilir.”
“Yemeği çocuk hazırlamışsa, bunu atması ya da reddetmesi pek olası değildir.”
“Araştırmalara göre, aileler yemeklerini ne kadar birlikte yerlerse, çocukların okulda başarılı olma, meyve ve sebze yeme, kelime haznelerini geliştirme ihtimalleri de o kadar artıyor; sigara ve içki içme, uyuşturucu kullanma, depresyona girme, astımla boğuşma veya yeme bozuklukları geliştirme ihtimalleri de o kadar azalıyor.”
“Yiyeceklerin amacı çocuğunuzu beslemektir, eğlendirmek ya da heyecanlandırmak değil.”
“Ergen yaştaki çocuğunuzun gün boyunca neler yediğini veya yaptığını kontrol edemezsiniz. Ama evde olup bitenler konusunda kararlı ve kesin davranabilirsiniz. Ve unutmayın ki, ritim ve öngörülebilirlik sayesinde, ‘evde olanlar’ zaman içinde doğal gelecektir.”
“Çocuklar daha az bunaldıklarında, hayatları daha öngörülebilir hale gelip daha kontrollü olduğunda, yiyecekler üzerinde kontrol kurma ihtiyaçları da azalır.”
“Evdeki yiyecekleri sadeleştirdiğinizde, küçük çocuğunuza çok çeşitli ve sağlıklı yiyecekleri denemesi ve iyi tercihler yapmayı öğrenmesi için zaman tanımış olursunuz.”
“Çocuğunuzun yeni bir yiyeceği denemesini istiyorsanız, bunu en azından sekiz kez denemesini sağlamalısınız."
“Bir bebeğin ya da küçük bir çocuğun gün içindeki uyku saatleri onun için doğal emniyet sübaplarıdır. Çocuk, gün içinde sakin sakin uyumanın çok faydasını görür. 8-9 yaşındaki bir çocuk bile, günün ortasında bir saati, ister dinlenerek ister sessizce oynayarak olsun, sakin geçirmenin faydasını görür.”
“Bir çocuğun meşgul olurken ‘kendini kaybettiği’ herhangi bir aktivite, onun gerilimini azaltır ve gün içinde yaşadıklarını beyninde işleyebilmesi için gereken zihinsel rahatlığı ona sunar.”
“Yatma saati bir ailenin en dokunulmaz ritimlerinden biri olmalıdır.”
“Çok sayıda oyuncak yaratıcılığı nasıl engelliyorsa, çok fazla planlanmış aktivite de çocuğun kendini yönetme, yalnız zaman geçirme ve kendi kendine yetebilme becerisini engeller.”
“Çocukların programlanmamış serbest zamana ihtiyaçları vardır. ‘Hiçbir şey’ yapmamak için amuda kalkmak için, dondurma arabasının yol boyunca dümdüz gitmesini nasıl sağlayabileceğini düşünmek için zamana ihtiyaçları vardır.”
“Çocuklarımızı ‘nadasa bırakmak’ boş zaman ve dinlenmek demektir. Zamanı, öylesine takılarak geçirmek demektir. Dalgın dalgın durmak, boş boş bakmak demektir.”
“Size, çocuğunuzun can sıkıntısına tek ve düz bir tepki vermenizi öneririm: ‘Birazdan yapacak bir şey bulacaksın.’ Çocuklarımızın can sıkıntısını kendi başarısızlığımız gibi görmeye alışmışız. “
“Bir çocuğa sıradan olanaklar sağlandığında gerçekten sıra dışı bir yetenek ortaya çıkabilir. Ama ilgi alanları çok fazla zorlandığında, çok hızlandırıldığında ve çok genç yaşta başlatıldığında genellikle tükenir. Sıra dışı olmaya zorlanmak, en sevilen şeylerin ve en büyük tutkuların bile daha başlarken bitmesine neden olur.”
“Eğer çocuğun mutluluğu tiz seslere -sıra dışı olaylara ya da sıra dışı bir yeteneğe- bağlı değilse o zaman gerçek bir armağana sahiptir: sıra dışı bir karakter. Her anın değerini bilerek ve sıradan geçen günlerin basit keyfini sürerek yaşayacaktır. Bundan daha iyi bir şey hayal edebiliyor musunuz?”
“Çocukların spor yapmalarına karşı olmadığımı belirtmek isterim; sadece spora erken yaşta başlanmasına ve çok fazla yapılmasına karşıyım. 10 veya 11 yaş altı çocukların, serbest ve planlanmış oyunlar oynamaya vakit ayıramaz bir halde organize sporlarla meşgul olmaları, gelişimleri için son derece önemli olan çeşitli oyun aşamalarından geçebilmelerini engeller.”
“Serbest oyunda başarılı olmak, oyunun eğlenceli bir şekilde devam etmesi demektir. Problemlerin bazen içten, bazen dıştan çözülmesi gerekir. Sporda ise, problem çözme genellikle haricidir; koçlar, hakemler ya da anne babalar tarafından yönetilir. Çocukların kendi başlarına yönettikleri oyunlar, duygusal zekalarını geliştirir. Organize sporlar sınırları yüzünden, çocukların çok küçük yaşta çok fazla kurala maruz kalmasına neden olur ve oyun oynamanın gelişimsel aşamalarından geçmesini engeller. “
“Özellikle çocuğun ergenlik çağına girerken spora ‘tövbe etmesi’ gerçekten çok üzücüdür, çünkü bu dönemde organize sporlar ona gelişimsel anlamda çok fazla fayda sağlayacaktır. Ergen yaştaki çocuğunuzun yoğun bir şekilde sporla meşgul olmak yerine, ergenlik döneminde ‘popüler’ görülen başka şeylerin peşinden koşmasını mı tercih edersiniz?”
“Bir çocuğun yaşı ne kadar küçükse, boş zamana olan ihtiyacı o kadar fazladır. Bir çocuğun herhangi bir etkinliğe duyduğu sevgi, onu bu etkinliği çok fazla ve çok erken yaşta yapmanın yol açtığı etkilerden korumaya yetmez.”
“Endişelenmek anne babalara özgü bir durumdur, ama ebeveynliği tanımlayan bir duygu olmamalıdır.”
“Gelecekte başarılı olmak ile hayata daha az teknoloji odaklı ve daha fazla insan odaklı başlamak arasında bir ilişki vardır, çelişki değil.”
“Çocuklarımızın günlük hayatlarını sadeleştirmenin en önemli adımlarından biri, evinizdeki ‘ekranları’ azaltmaktır. Televizyon, planlanmış aktivitelerinizi sadeleştirerek elde ettiğiniz serbest zamanı yutar.”
“Bebekler etkileşim halinde olmaya ihtiyaç duyarlar; çevrelerine etki etmek isterler (bir şeylere dokunmak, hissetmek ve hareket ettirmek gibi) ve ‘problem çözmeye’ ihtiyaç duyarlar. (Mesela ceee oyunundaki ‘nereye gitti?’ problemi gibi.) Televizyon, bu üç önemli etkileşim biçiminden hiç birini sağlayamaz.”
“Televizyonun sunduğu aşırı uyarıcılarla kıyaslandığında, gerçek hayat yavaş gelebilir, çocuklar da bu duruma can sıkıntısı ve ilgisizlikle tepki verebilirler.”
“Çocuklar anne babalarının duygularıyla beslenirler.”
“Çocukların, dünyanın iyi bir yer olduğunu ve geleceğin onlara vaatlerde bulunduğunu bilmeye ihtiyaçları vardır.”
“Teknoloji yüzünden mahremiyet ile bağımsızlık, müdahale etmek ile aşırı müdahale etmek arasındaki çizgiler bulanıklaşmıştır.”
“Az konuşun. Çocuklarımızı genellikle sözcüklere boğarız. yaptıkları her şeyle ilgili konuşarak bunların farkında olduğumuzu onlara göstermek isteriz. Oysa ne kadar çok konuşursak o kadar az farkına varabiliriz. Ne kadar çok konuşursanız o kadar az dinliyorsunuz demektir.”
“Bazı anne babalar çocukları için açık bir kitap olmak isterler, dürüst olmayı her şeyi anlatmakla eş tutarlar. Ama saygı, biraz mesafeli olmayı gerektirir. Daha az konuşmanın bir yolu da çocukları yetişkinlere özgü konulara dahil etmemektir.”
“Herhangi bir şey söylemeden önce kendinize şu üç soruyu sorun: Doğru mu? Nazik mi? Gerekli mi?”
“9 yaş altı çocuklarla, onların duyguları hakkında çok fazla konuşmayın.”
“Bir çocuk neyi sevdiğini ve ona neyin hitap ettiğini, ancak az şeyi olduğunda öğrenebilir.”
“Çocuğunuzdan istediklerinizi sadeleştirdiğinizde -daha az istekte bulunup ama kendinizi daha net ifade ettiğinizde- bu istekleri daha az üstelemek zorunda kalırsınız.”

3 yorum:

  1. Cazakellahu hayran.

    YanıtlaSil
  2. Cevirisinden hiç hoslanmayip yarıda bıraktım. Kitabı okumaya gerek yok bu özet yeter bence :)

    YanıtlaSil
  3. Ben kitabı almak istiyorum ulaşamıyorum yok hiçbir yerde.Satışı ile ilgili bilgisi olan yazabilir mi ? Hediye olarak vermek istiyorum.gabserkan@gmail

    YanıtlaSil