Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

17 Şub 2017

Doğum Süreci Nasıl Olmalı


DOĞUM SÜRECİ NASIL OLMALI

41.Doğum Süresince Hormonların Aktif Olarak Salgılanmasından 
Bahsettiniz. Hangi Hormonlar Bunlar?

Doğumu doğallığına bıraktığınızda, yani kendi başlayan bir doğumda üç hormon; annelik güdüleri, annelik davranışları ve anne-bebek bağlanmasından sorumludur. Bunların başında ‘oksitosin’ geliyor. Bu çok değerli bir hormon! Çünkü hem doğumdaki kasılmalardan sorumlu hem de hayatın birçok döneminde kadın ve erkeğin kanında salgılanıyor. Bu hormonun ayrıca iyileştirme faktörü var. Antistres hormonu, sevgi hormonu olarak da biliniyor. Anne bebeğini doğururken anne ve bebekteki kan tamamen oksitosin içeriyor, yani sevgi hormonu salgılanıyor. Diğer bir hormon da ‘endorfin’. Endorfin içimizde uyuşturucu görevi görür. Herhangi bir ağrı durumunda, bu ağrının azalması için sağlanır. Hem mutluluk verici hem de hissedilen ağrıları azaltan bir hormon. Bu sayede dayanıklılık artıyor. Doğum anında oksitosin le birlikte salgılanan endorfin hormonu vücuda adeta doğal anestezi, ağrı kesici oluyor. Bir de ‘adrenalin’ hormonu var. Bazı koşullarda doğumu durdurabildiği için aslında bu hormonu pek sevmiyoruz. Ama bir yandan da anneye ekstra bir güç de katıyor. Bu sayede anne ne kadar yorgun olursa olsun, doğum yapacak gücü kendinde bulabiliyor. Planlı sezaryen yapan bir anne bu hormonların tüm olumlu etkilerini kaybediyor.


42.Doğum Anında En Büyük Korkulardan Biri de Ağrı Çekmek. Oysa Kimi Anneler Fazla Ağrı Hissetmediklerini Söylüyor. Ağrılara Dayanmak İçin Neler Önerirsiniz?

Ağrı dediğimiz duygular bebeğin başının rahim ağzını germesinden kaynaklanıyor. Ama bu ağrı annenin eğitim seviyesi, doğumu algılayışı, kültürel inanışları ve doğuma hazırlığı ile çok alakalı. Eğer yola ‘ağrıya dayanma’  gibi negatif bir açıdan bakarak çıkarsanız, zaten başarısız olmaya adaysınız demektir. Bu ağrılar aslında annenin dostudur. Çünkü ağrı sayesinde güvenli bir yere ulaşıyorsunuz, ağrı sayesinde endorfin salgılıyorsunuz. Yani doğum ağrısı aslında doğuma yardımcı bir ağrı. Tek yapmanız gereken onunla savaşmayı bırakıp, onu kabul etmek ve olumluya dönüştürmek.


43.Kimileri 4 Saatte, Kimileri 3 Günde Doğum Yapıyor. Bu Nasıl Oluyor?

Aslında doğumlar 3 gün sürmüyor. Doğum başlayıp duruyor. Bazen suyu doğum başlamadan önce geliyor ve bekleniyor. Bunları topladığınız zaman 3 gün sürüyor. Yani aktif doğum dönemi 3 gün sürmüyor. Uzun süren doğumların altında annenin korkuları, kendini tehlikede hissetmesi ve bunlar nedeniyle hormonların olumsuz etkilenmesi yatıyor.


44.Doğumda Müdahale Kavramını Açabilir misiniz?

Anneyi aç bırakmak, serum takmak, vajinal kesi, vakumla bebeği almak, lavman, epidural anestezi, Nst, suni sancı gibi yöntemler dışarıdan müdahaledir. Şayet ciddi bir gereksinim olmazsa bu müdahaleler doğumun ‘doğal’ seyrini sekteye uğratır. Bu müdahaleler hastanelerde rutin olarak yapılmaya başlandı. Biz rutin olmasına karşıyız. Zaten doğal doğumu savunan herhangi biri gerekli müdahaleye hiçbir zaman karşı koymaz. 


45.Doğumda Ağrıyı Azaltan İlaç Dışı Yöntemler Nelerdir?

Bunlar, nefes tekniği, anne adayına dokunmak ve anne adayının tekrarladığı kelimeler. Bunlar annenin gittikçe daha fazla içe dönmesini ve odaklanmasını sağlıyor.  Diğer teknikler; doğum topu üzerinde sallanmak, değişik spiral kalça hareketleri yapmak, sıcak ve soğuk duş almak, varsa doğum havuzuna girmek, sıcak veya soğuk kompresler. Artık ispatlanmış olarak bunların birçoğu annelerin hissettikleri ağrıları belli ölçüde azaltıyor. Zaten amacımız annelerin hiçbir şey hissetmeden doğum yapmaları değil, kontrol edebilecekleri derecedeki kasılmalarla doğum yapmaları.


46.Nefes Alma Sorunu Yaşadığını Belirten Kadınlar Doğal Doğum Yapabilir Mi?

Bence nefes sorunu olan kimse yok. Kısa nefes alan kişiler var. Bu kişiye biraz nefesi anlatıp biraz da yönlendirirseniz bu kişiler de uzun nefes almayı öğrenirler. Doğumda nefes çok önemlidir. Nefes sayesinde bebeğin ve aktif çalışan kasın oksijenlenmesi sağlanıyor. Bu kaslara doğru oksijen gittiği zaman hem rahmin ağrılı çalışmaları engellenmiş hem de bebek kalp atışları bozulmamış oluyor. Bir diğer önemli konu da,  nefes annenin zihnini meşgul ediyor. Bu noktada nefese odaklanmak çok önemli! Nefes almaya odaklandığınız zaman zihninizde meşgul olduğu için bedenden gelen ağrı sinyalleri azalmış oluyor. Sadece nefese odaklanarak ağrı yüzde 50-80 arasında azalabilir.  Doğumda nefes çalışmalarında üç faktör çok önemlidir: 1.Karın nefesini kullanmak(karnı balon gibi şişirmek), 2.Gevşemek, 3.Yavaş ve derin nefeslere odaklanmak. Gerisini bebek ve rahim birlikte uyum içinde çalışarak halledeceklerdir.


47.Her Bebeğin Doğar Doğmaz ve Kordonu Kesilmeden Annesinin Kucağına Verilmesini Savunuyorsunuz. Ama Genelde Böyle Yapılmıyor. Bu Gerçekten Çok Mu Önemli?

Çocuk doğar doğmaz sorunu yoksa annesinin kucağına, onun çıplak tenine neden bırakılmıyor? Bir kere bebek o ilk nefesini aldıktan sonra annesinin kucağına bırakırsanız annenin kolları refleks olarak kapanıyor ve konuşmaya başlıyor ’Yavrum, canım!’ diyor. Bu bebek için tanıdık bir ses. Başı annesinin göğsündeyken kalp atışını duyuyor, o da tanıdık. Kafasını kaldırıyor anneye bakıyor ve onu ilk defa görüyor, tabi siz kordonu hemen kesip onları ayırmazsanız. O kordon annenin doğan yavrusunu kucağına alabileceği uzunlukta.  Amaç budur. Memelilerin doğumuna baktığınızda hiçbir memelinin kalp atımı durana dek, kordonu hemen kesmediğini; durduktan sonra ısırarak kopardığını görürsünüz. Bağlamazlar bile ve hiçbir şey olmaz. Çünkü plasentadan gelen kalp atımı durunca oradaki, kan pıhtılaşıyor. İşte böyle yapılan bebeklerde de güven duygusu oluşuyor. Böylece bebek “ evet annemin yanındayım, evet biraz farklı burası, ama güvenli bir yer!” diye hissederek kendini rahat bırakıyor ve ağlaması duruyor. Sadece nefes alıyor. Doğduktan sonra bebeği anneden ayırmanın psikolojik yan etkilerinin yanı sıra fiziksel yan etkileri de var.  Bir bebeğin doğar doğmaz bağırsak florası sterildir.  24 saat içinde bağırsak florası mikroplar tarafından işgal edilir.  Eğer bebeği annesinin kucağına verir ve onun cildiyle temas ettirirseniz, bağırsak florasına aile mikropları, yani dost mikropları yerleşir. Bu sayede bebeğin bağırsak sistemi çok iyi bir başlangıç yapar. Ama siz bebeği steril olma adına, korumak adına anneden uzaklaştırırsanız o zaman bebeğin ilk tanıştığı mikroplar hastane mikropları olur. Ve bunun sonucu da alerjik problemler ve gaz problemleri bebekte görülebilir. Ayrıca bebekleri doğar doğmaz yıkamak gerekmez. Tamamen görüntüsel bir nedenden dolayı yıkıyoruz. Yıkarsanız bebeğin anne karnından çıktığında cildinin üstünde var olan ‘verniks’ isimli yağ tabakasını erkenden yok etmiş oluyorsunuz. Bırakalım bu tabaka bebeğin üzerinde bir süre kalsın. Çünkü bu yağ tabakasının önemli, bir görevi var, o da ısı kaybını önlemesi.  Bebekler bazen biraz kanlı doğabiliyorlar. Bunları yumuşak bir bezle silmek yeterli. Tüm bu anlattıklarımıza ‘Ten Tene Temas’ diyoruz ve bu doğum anında anne ve bebeğin hakkıdır.


48.Doğunca Bebeklerin Poposuna Neden Vurulur?

Eskiden bebekler doğar doğmaz ağzındaki sıvılar aksın, nefes alsın diye ayaklarından baş aşağı tutulur ve ayaklarına ya da poposuna vurulurdu.  Bu uygulamalar demode oldu. Şimdi biz sadece bebekleri yatay tutup sırtını sıvazlıyoruz.


49.Doğum Sonrası Nasıl Olmalı?

İnanmayacaksınız ama doğumdan sonra anne için her şey bitiyor. 1 dakika içinde iyileşmiş oluyor. Vajinal doğumda tabii… Eğer kadın aktif, desteklendiği ve istediği gibi bir doğum yaparsa, ne kadar yorulursa yorulsun doğumdan sonraki iki dakikada sanki yenilenmiş oluyor. Bazıları 20-30 saat doğum yolculuğu yapıyor. Ama o yorgun kadına bakıyorsunuz 24 saat uyumuyor ve bebeğini emzirebiliyor. Bu güç de işte doğumdaki hormonlardan geliyor.


50.Doğum Sonrası Depresyon Neden Oluyor? 


Doğal doğum yapanlar doğum sonrası depresyonu kolay atlatır. Çünkü salgılanan hormonlar anneye ayrı bir güç veriyor. Anne doğumdan güçlü bir kadın olarak çıkıyor. Ama bu yetmez, doğum sonrası ortam da ruh halini çok etkiliyor. Bu yüzden annelere doğum sonrası yakınlarından birkaç hafta destek almalarını öneriyoruz. Annenin işi emzirmek, yemek yemek ve dinlenmek olmalı. Misafir yoğunluğu bu rutini kesintiye uğratabiliyor. Anne bu yoğunlukla ilgilenirken dinlenmeyi öteliyor ve bu bebeğe de yansıyor. Bebekte gaz sorunu ve ağlama başlıyor. Bu da annede doğum sonrası depresyona neden oluyor. Bir yandan da şu var: Doğum sonrası atmosfere giriliyor. Anne eski hayatına dönmeye çalıştığında işler karışıyor. Dönemezsiniz! Bundan en çok etkilenenler daha çok iş kadınları, müdürler, yöneticiler oluyor. Doğumdan sonra kendini bırakmanın ve bebeğe uyum sağlamanın zorluğunu yaşıyorlar. Oysa artık patron bebek! Her şeyi ona göre yapmaları lazım. Doğum sonrasını rahat atlatabilirlerse bundan sonrası çok kolay olur.  

Ummu Ömer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder