Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

29 Kas 2016

Tesettür Tecrübeleri: Bir Kız Çocuğu Tesettüre Nasıl Alıştırılır?

TESETTÜR TECRÜBELERİ: Bir Kız Çocuğa Tesettüre Nasıl Alıştı(rılır)? 

“Kaç yaşından beri kapalısın? Ne zamandır tesettürlüsün? Ne zamandan beri böyle giyiniyorsun?” ... Özellikle belli bir yaşa gelmiş kız evlada sahip olan ve kızının artık başını örtmesini arzu eden teyzelerden, ablalardan sık sık duyduğum ve her defasında da ne cevap vereceğimi, ne söyleyeceğimi bilemediğim için cevapsız bıraktığım ya da geçiştirdiğim sorular… Bu soruların cevabını gerçekten bilmiyorum sanki ben hep başörtülüymüşüm, hep tesettürlüymüşüm gibi…

Küçükken annemin başıma örttüğü örtülere duyduğum “aferin!”ler bir başka “aferin!”di. Ne zaman annem başımı örtse, çok yakışmış derlerdi, çok güzel olurdu; çok güzel olduğunu söylerlerdi. Annem başımı örterdi, babamın yanına giderdik, markete, parka giderdik… Bazen dışarıda görenler anneme “Çok yakışmış ama yaşı daha çok küçük!” dediklerinde, daha bir sıkı tutardım annemin elini, hiç sevmezdim o teyzeleri… 1-2 yaş fotoğraflarıma baktığımda da başımda örtü olan fotoğraflar görüyorum, hatta bence en çok o fotoğraflarda gülüyorum.

Benim çocukluğumda, iyi miydi kötü müydü bilmiyorum, böyle tesettür mağazaları, tesettür dükkânları, tesettür fırsatları yoktu. Biz babamla benim seveceğim başörtüler, uzun etekler, elbiseler bulmak için dükkandükkan gezerdik. Yıllarca kullandığım ve hâlâ sakladığım en sevdiğim o siyah şal benim ilk şalımdı ve babamın hediyesiydi.

28 Şubat’ın vurduğu çocukluklardandı benimkisi. Yasaktı, yasak diyorlardı; öyle duyuyorduk. Başörtülü öğretmenlerimiz yoktu bizim. Başörtülü doktorlar, mühendisler tanımazdık biz o dönemler. Varsa da ev hanımıydı hepsi, bilmiyorduk. Mücadelenin peruklu hikayelerini dinlerdik zaman zaman, gözü yaşlı anılara şahit olduğumuz olurdu. Birlik olacağımız, güç bulacağımız, anlaşacağımız başörtülü arkadaşlarımız da pek yoktu. En bilinçli ailelerin kızları için bile aşılması zor bir eşikti ‘örtü’. Ertelenmesi teklif edilebilirdi mesela. (!) Belki de bizim için en zor olan buydu: 'başörtülü arkadaş'sızlık...

O zamanlar 5.sınıfı bitirmeyenler için Kur'an kursları da yasaktı. Ya da gayriresmiydi, derme çatma yerlerdeydi ve de gidenler suç işlerdi. Biz kursa gidemesek de çok küçükken öğrenmiştik Kur’an okumayı ve 12 yaşımızdan önce gidemediğimiz kurslara 5.sınıftan sonra, 6.sınıftan sonra, 7’den ve 8’den de sonra her yıl gittik; yatılı Kur’an kurslarında geçerdi yaz aylarımız. Kurs hocamızın inisiyatifiyle ve belki inisiyatifinden de büyük cesaretiyle, yaşı henüz tutmayan kız kardeşimin benimle beraber kursa geldiği ve gizli gizli kaldığı, denetimler oldukça saklandığı o yazı unutamam. Sadece kızlara da has değildi tabii bu, erkek kardeşim de yatılı Kur'an kursuna giderdi. Ama İslam kursta kalmazdı, eve gelirdi. Haftasonları bir araya geldikçe mahreçlerimizi yarıştırırdık, ezberlerimizi kıyaslardık; o bize imam olurdu, namaz kılardık. Tesettürümüz de kursta kalmazdı, bizimle gelirdi. Kur’an terk edilmezdi, yaz tatillerine hapsedilmezdi. Yaz tatillerinde olan Kur’an okumalar okul varken de devam ederdi, Salı ve Perşembe günleri Kur’an ders günlerimizdi. Ve tabii bizim için tesettür de 'yazlık' kalmaz, yıl boyu devam ederdi. 12 yaşını bitiremeyenlerin Kur'an kursuna gitmesinin yasak olduğu o dönemde, kursta zaten pek de kalabalık olmayan Kur'an sınıfının yaş ortalamasını aşağı çekenlerdendim. Öyle ki, derste başını örtüp dersten sonra açan, tesettürü kursta bırakıp evine öyle giden ablalar, başörtülerini nasıl bağlayacaklarını bana sorarlardı. Benden yaşça büyük o ablaların başlarını benim örttüğüm olurdu.

Tesettürün boyutlarını da, annemin cama-balkona en alelacele koşuşlarında bile örtüsüne çekidüzen verişinden, pardüsesiz bahçeye bile inmeyişinden öğrenmiştim. Birinde evde misafir varken kollarının hafif sıyrılıp bileklerinin açıldığını gördüğümde annemi uyardığımda gülerek "Ama o benim amcam..." deyişini unutmuyorum. Ve tesettürüne dedemin yanındayken bile gösterdiği o özene hâlâ şahit oluyorum. "Başörtü arkadan bağlanmaz, arkadan bağlandığı yerde ona zaten gerek yoktur. Bilekler de dirsekler de mühimdir; gelişigüzel açılamaz. Ve rengârenk örtüler, capcanlı renkler, parıl parıl motifler tesettüre yüktür..." Bunları bana kimse söylemedi, ben annemle yaşayarak gördüm, bizzat görerek öğrendim. Daha 4.sınıfa yeni geçtiğinde ona hediye ettiğim pembe renkli, boncuklu başörtüye "Abla bu dışarıda örtülür mü!?" tepkisi veren kız kardeşime de ben söylemedim ve başka kimse de söylemedi. Evet, kimse bana başımı örtmemi söylememişti ama nasıl oldu bilmiyorum örtü hayatımın hep içindeydi. Tesettür hayatımın kıyısında, köşesinde, ilerisinde, ertesinde değil merkezindeydi. Bir bayram öncesi, annemle çıktığımız bir bayramlık alışverişinde uzun etek ararken, "Bu yaşta çocuğa niye öyle şeyler giydiriyorsun? Yaşına uygun şeyler alsana..." demişti tanımadığımız bir kadın, üzülmüştüm; unutmuyorum. Babam akşam eve geldiğinde, çok güzelmiş diyerek beğendiğini söylediğinde ise dünyalar benim olmuştu.

Niyetime tesettürü koyup başıma örttüğüm şapka ve boynuma doladığım atkı kış sevincimdi, koridorda bile öyle gezdiğim olurdu okulda ama yine de "En sevdiğim mevsim kış." diyemezdim evi olmayanları düşündüğümden. Ortaokuldayken okula da başörtülü giderdim. Birinde bir arkadaşım "Bu ne kız..." demişti başıma örttüğüm şalı gösterip. O gün hiçbir şey söylememiştim ama bugün olsa cevap da veririm. Okulda, tesettürüm için girmediğim sıralar, katılmadığım törenler çoktu. Kaçtığım protokoller, dereceye girdiğim yarışmaların ödülünü alamadığım günler de çoktu. Şimdi daha 8.sınıfta okula pardüsesiyle giden, alacağı bütün ödülleri örtüsüyle alabilen kız kardeşim o günlerimizin duasıdır belki de.

Başörtülü öğretmenler, doktorlar, mühendisler yoktu dedim ya;biz de eğitimimizden de örtümüzden de vazgeçemeyeceğimizden kendi ülkemizden hicret etmek zorunda kalacağımız günlere hazırlardık kendimizi "...öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya..." şiirleriyle, üniversite hayallerimizi yurtdışına gönderirdik. Çünkü bilirdik; tesettür başlı başına bir mücadeleydi ve vazgeçilemezdi.



Demem o ki, tesettür eğitimi, babayla anneyle aileyle olur; daha bebekkenhatta daha doğmamışken edilen dualarla başlar. Tesettürlü bir anne modeli ve tesettüre teşvik eden hatta yeri geldiğinde annenin tesettürünü de şekillendiren bir baba modeli tesettür ve örtünme hassasiyetlerinin temelidir. Sözle yönlendirme yerine davranışla örneklik ve müdahaleyle uyarı yerine takdirle teşvik, hayat boyu devam edecek bir tesettür anlayışı ve vazgeçilmeyecek bir tessettür bilinci yerleştirecektir. Ve tesettürün başlangıç noktası da yoktur. Daha tesettürün emredildiği yaşa yıllar varken hediye edilen başörtüler, uzun elbiseler; hiç değilse annesinin örtüsünü başına alan kız çocuğuna söylenen "Aferin!"ler tesettürlü yarınlara yatırımdır. Henüz tek haneli yaşlarındayken takıların, tokaların yanında süslü kapalı kıyafetlerle, çiçekli-renkli başörtülerle de giderilen hevesler, ergenlik çağında gelecek kolaylıktır. Gelişigüzel yaşanan yıllardan sonra, artık büyüdü beklentisiyle çocuğunun tesettüre yönelmesini ve tesettürlü bir hayat tarzını seçmesini isteyen anne-babalar çocuklarının omzuna yılların yükünü bir anda yüklemeye çalıştıklarının farkında olmalıdır. Çocuklarını tesettürlü bir hayat tarzıyla yaşayan bir ailede yaşatıp, örneklikleriyle, teşvikleriyle ellerinden gelen her şeyi yaptıktan sonra onlar için sabırla dua etmeye koyulan anne-babalar, üzerlerine düşeni yapmış demektir.

İslam'ın kalesi bildiğimiz mü'min ailelerin Meryemce adanan; haliyle, tavrıyla, duruşuyla, bakışıyla cihad ettiğinin farkında olan, görüldüğünde Allah’ı hatırlatanlardan olmaya talip salihamü'minelerle tesettürü kuşanması duasıyla...

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’min kadınlara söyle, dışarı çıkarken dış örtülerini üzerlerine alsınlar, vücutlarını örtsünler. Onların özgür ve iffetli tanınmaları ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur.” [Ahzab-59]

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; namus ve iffetlerini korusunlar. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler.” [Nur-31]

"Bir kız ergenlik çağına geldiği zaman, yüzü ve elleri dışındaki yerleri göstermesi caiz olmaz." [Ebu Davud, Libas: 33]



Misafir Kalem: M.E. 

4 yorum:

  1. Ahzab 59 da cilbablarini (çarşaf) takinsinlar olacak..farz olan tesetturun izhari açısından bir kelimenin değişmesi farzin şeklinin güzel anlaşılması için hayati..dış ortumuZ-CARSAF

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim, tesettürle ilgili diğer yazılarımıza da göz attıysanız eğer, biz sadece tesettürün çarşaf olarak algılanması taraftarı değiliz. Burkalı kardeşlerimiz de tesettürlüdür, peçeli kardeşlerimiz de, pardüseli kardeşlerimiz de. Önemli olan ana ilkelerdir ki, "bol olması, gösterişsiz olması, rengi koyu olması, dikkat çekmemesi, vücut hatlarını belli etmemesi, süs ve aksesuar bulundurmaması" gibi. Bunlara uygun olduğu sürece herkesin tercihine saygılı olmamız gerekir. "Allah bu ayetten bunu murad etti" demek, büyük yanlış olur.
      Selametle.

      Sil
  2. Böyle kıymetli bir site için yürekten teşekkürlerimi sunarım acizhane bende yıllardır evimde talebe yetiştiren evimi tabir yerinde ise bir darül erkama cevirdik ve egitimleri ev ortamımızda yapıyoruz sizi takip ediyorum calısmalarınız bereketli daim olsun saygılarımla dua ile kardeşlerim .....Avusturya- wien

    YanıtlaSil
  3. Yine çok güzel bir yazı... Lütfen yazılarınızı ihmal etmeyin. Şahsım adına bilhassa çocuk eğitimine dair yazılarınızdan çok faydalanıyorum. Selam ve dua ile...

    YanıtlaSil