Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

6 Kas 2016

Altın Günü Faciası


ALTIN GÜNÜ FACİASI

5472782. Geleneksel Akraba Günü törenlerine hepiniz hoşgeldiniz. 20 yıldır hiç aksatmadan ayda bir oturduğunuz akrabalarınız bu hafta size geliyor. Şimdi sakince elinizdeki tüm işleri yere bırakın ve "gün"e odaklanın. Öncelikle en temel vazifemiz asla hastalanmamak olmalı. Şu bir hafta boyunca sağlıklı beslenmek ve soğuk almamak fevkalade önemli. Hastalanırsanız işler ortada kalır. Bir de ülkede bir darbe, patlama, olağanüstü bir olay yaşanmaması ve akrabalardan birinin ölmemesi için bol bol dua etmelisiniz. Mazallah herşey hazır olmuşken, mesela "gün"e önceki  gece kötü bir haber alırsanız hazırlıkların hepsi boşa gider, toplanamazsınız. 

Bir diğer ehemmiyet arzeden husus pastaların klasik tariflerden seçilmemesidir. Katılımcıların hiçbiri daha önce yapılmış bir pastayı yapmamalı ve herkesleri hayrette bırakacak, tarif yazmak için sıraya sokacak farklı/orjinal/şahane ürünler ortaya konmalıdır. 

Düzenli temizlik yapan (hergün ev süpürüp toz alan) biriyseniz, hazırlıklar bir hafta öncesinden başlayabilir. Önce pasta listesi hazırlanır. Büyük bir alışveriş merkezine gidilerek eksik malzemeler temin edilir. Pastayla birlikte onun sunumu da elbette çok önemlidir. Tabaklar, bardaklar, çay kaşıkları,  çay bardakları, çay tabakları, çatallar, kaşıklar, meşrubat bardakları, salata ve meze kaseleri hepsi takım ve parlak, çaydanlıklar kireçsiz ve lekesiz olmalıdır. 

Bir köşesine çay damlayan halınız varsa derhal yıkamaya verilmeli, kırlent yüzleri ve perdeler mutlak surette yıkanmalı, duvarlar illa ki silinmelidir. Banyoda abdest almak isteyen olabilir diye banyo fırçalanmalı, namaz kılmak isteyen olabilir diye seccadeler temizlenmeli, kanepenin arkasına birşey düşer de almak isterler diye kanepe arkası süpürülmeli, bıçak isteyen olursa diye bıçaklar ozona yatırılmalı, misafirlerden biri mutfağa girdiğinde kazara biz buzdolabını açmış olursak diye buzdolabının rafları bir güzel ciflenmelidir. 

Tüm bunları başarıyla tamamlayan katılımcılar "gün"e üç gün kala kıyafet seçimine başlayabilirler. Kıyafetlerin daha önce giyilmemiş yeni kıyafetler olması makbul olsa da komşudan/arkadaştan ödünç  alınmış bir kıyafet de seçilebilir. Katılımcımız ev sahibi olduğundan kıyafeti fazla abartılı olmamalı, sade ve şık parçalarla güzel bir kombin yapılmalıdır. 

Artık "gün"e iki gün kalmıştır. Tek bir şey hariç herşey hazırdır:pasta. Pastaların taze olması çok önemlidir. En fazla bir gün öncesinin akşamı yapılmış olabilir. Buzluktan çıkarılmamalıdır zira buzluk kokusundan zehirlenip ölen misafirler olabilir. Pastalar bir gün önce yapılmaya başlar ve pastalarda hata payı sıfırdır. Yapılan bir pasta istenilen kıvamda olmamışsa o ya çöpe atılmalıdır yada çocukların beslenme çantasına koymak üzere buzluğa. Pastalarda asgari sınır altı çeşit olup azami sınır bulunmamaktadır. Tatlı ve tuzlu sayıları eşit olmalı ve pastalar birbirini dengeleyici nitelikte olmalıdır. (Örneğin tatlılardan biri sütlü tatlıysa diğeri hamurlu olmalıdır) 

Vee işte her şey hazır olmuş ve beklenen gün gelmiştir. Misafirler yavaş yavaş gelmeye başlar. Her gelen çantasından ayakkabısını çıkarır çünkü çorapla gezenin ağzına biber sürülmektedir. Misafirler pardösülerini askıya asla kendileri asamazlar. Ev sahibi olarak o sırada Kaf dağının ardında def-i hacet yapıyor olsanız bile koşup yetişmeli, o montu siz asmalısınız. Herkes geldikten sonra mevsimine göre bir içecek ikram edilmelidir. İkili sohbetler apartmanı sallamaya başladığında çayın altını açmanız ve tabakların bir bir içeri gitmesiyle sükunet yavaş yavaş yayılır ortama. Önce pastalar inceden inceye süzülür. Herkesin zihnini o soru delicesine meşgul etmektedir "acaba hangisini tabakta bıraksam?". Zira tabaklarını silip süpürenler yan bakışlar atılarak şiddetle kınanır. Pastaların sükuneti yavaş yavaş dağılırken konu kiloya gelir. Ortama kilo vermek istemeyen bir kişinin girmesi de yasak olduğundan herkes kendi diyet macerasını, uzak durduğu şeyleri, veremediği kiloları, uzmanların tavsiyelerini anlattıkça muhabbet koyulaşır. Ama tabi hep böyle sıradan şeyler konuşulmaz. Biraz da gündeme değinilir. Paralel yapının ne kadar tehlikeli olduğu, aslında biliyor musunuz bugüne kadar hiçbirinin o adamı (fg) zaten sevmediği, para verirken de zaten içlerinin rahat etmediği. .yada o günün gündemine dair konular konuşulur durur. Tabi ki tüm bunlar olurken ev sahibinin muhabbetin acayipliğine dalma lüksü yoktur. Çünkü o boşalan çay bardaklarını daha son yudum boğazdan geçerken anlamalı ve hemen doldurmalıdır. Arada bir de "bişey de yapamadık kusura bakmayın" "ay şu pastam aslında daha güzel oluyordu" der ve tabaklarındakileri bitirmeleri için sonu gelmeyen ısrarlarda da bulunursa ev sahipliği görevi tamamlanmış demektir. 

Çay faslı bittiğine göre misafirler yavaş yavaş ayrılmaya, bir dahaki bol pasta yemeli ve kilolardan dert yanmalı günlerde buluşmak üzere vedalaşmaktadır. 

Ev sahibi için artık yapılacak tek bir şey vardır. Kollarını bacaklarını açıp yatmak ve dibi tutan pilavlar, içini çekmeyen kekler, köşesi ikram edilmeyen börekler, kırılan yemek takımları hatrına bir dahaki sene sıra kendisine gelene kadar Allah'ın canını alması için dua etmek. 


Misafir Kalem: Merve Kuntoğlu

2 yorum:

  1. Iyimis kardesim seni su maceradan kurtarmak laxim😊

    YanıtlaSil
  2. Çok iyi tespitlerle dolu.. halbuki gerçekten sıla i rahim yapabilsek güne ihtiyaç kalmayacak ve sünnete uysak çeşit çeşit yiyecek de yapilmayacak...

    YanıtlaSil