Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

12 Ağu 2016

Doğuma Hazırlık 3. Bölüm / Doğumda Gevşeme ve Hareket Özgürlüğü


DOĞUMDA GEVŞEME VE HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ

26-Anne adayının kendisinin doğumda sakinleştirebileceği teknikler nelerdir?
Rahatlamayı, gevşemeyi ve bırakmayı öğrenebilirler. Anne adayının bu üçünü yapabilmesi için HypnoBirthing denen, annenin kendi kendine gevşemesi ve korkularını gidermesi üzerine kurulu uluslararası bir teknik kullanılabilir. Bu yöntem hipnoz yöntemini kullanarak zihni belli bir uyarı sonrası gevşetiyor. Bu eğitimi alan anneler, öncelikle dillerini değiştiriyorlar. Yani, doğumda sancı, ağrı, su kesesinin patlatılması gibi negatif kelimeler yerine; doğum dalgalarından, bebeğe kavuşmaktan bahsediyorlar. Kurtulmaktan değil de sakin bir şekilde doğum yapmaktan bahsediyorlar. Burada önemli olan zihnen hazırlanmak.
27-HypnoBirthing’de ne gibi teknikler kullanılıyor?
Kendine ait nefes teknikleri var. Genellikle karın nefesine odaklanılıyor. Nefes isimleri şöyle: Gevşeme nefesi, dalga nefesi ve doğum nefesi. En temel klasik doğum nefeslerinden biri, yani nefesini tutup patlarcasına ıkınmak yok. Bunun yerine gevşemeye ve ilerleyen bebeğin ilerlemesine yardımcı olan bir nefes tekniği kullanılır.  Bu yöntemde anneye “ıkın”, “it” gibi kelimeler kullanılmıyor. Çünkü genellikle buna gerek kalmıyor. “Acaba ıkınmadan nasıl doğum olur” sorusunun cevabı ise şu: “bu teknikle bütün doğum yolu öyle bir gevşiyor ki bebek sadece rahmin itmesiyle kayarak dışarı çıkıyor.” Özellikle yurt dışındaki anneler doğuma inandıkları için onların yarım saatte doğurayım gibi bir beklentileri yok. Ne kadar sürerse sürsün bebeğin aşağıya inişini sabırla, sadece nefes alıp vererek bekliyorlar. Bu şekilde doğumlar kendi zamanında ve ritminde oluyor. Bundan dolayı da daha az stresle dünyaya geliyor bebekler. Ancak Türkiye’deki annelerin buna pek sabrı yok…
28-Doğumda gevşemenin yanı sıra hareket özgürlüğü de çok önemli. Bunu biraz açar mısınız?
Doğumda aktif olmak gerekiyor ve bunu tüm dünya kabul ediyor. Geçmişte doğumlara baktığımız zaman kadınlar doğum sırasında hep aktifmiş. Kimse sırt üstü yatarak doğurmamış. Anadolu’ya, Avustralya’ya, Afrika yerlilerine, hatta Kızılderililere baktığımızda da bu böyle. Bunlar binlerce yıldır bize aktarılan bilgiler ancak, biz bir çırpıda bu bilgileri sildik ve kadınları yatarak doğum yapmaya mahkûm ettik.  Halbuki istediği şekilde hareket etme özgürlüğü verilirse, kadın rahat ettiği pozisyonu zaten bulacaktır. Ama bu özgürlüğü kadının hissetmesi lazım, sadece vermekle olmuyor.
29-O halde yardımla değil, kendini rahat bırakabilen bir anne içgüdüsel olarak da aktif olabiliyor aslında, değil mi?
Evet, doğum bir yandan zihinsel bir yandan mekanik bir şey. Böylesine mekanik bir şeyde doğumun gidişatını kolaylaştıracak hareketler, anne ve bebek yararınadır. Hareket özgürlüğü ile dik pozisyonlara geçersiniz ve yerçekimi etkisiyle bebek daha kolay aşağıya iner. Ayrıca yaptığınız hareketler sonucunda pelviste oynamalar olur. Ve pelvis içindeki uçların daha genişlemesini sağlarsınız, böylece bebeğin aşağı kayması kolaylaşır. Bu yüzden hareket özgürlüğü, doğum boyunca hissettiğiniz bütün pozisyonları özgürce uygulamanız demektir.
30-NST cihazını hareket özgürlüğü açısında değerlendirir misiniz?
NST cihazına bağladığınız anneyi sürekli yatağa bağlamış ve sırt üstü yatmaya mahkum etmiş olursunuz.  Bu da hareket özgürlüğünü olumsuz etkileyerek doğumun ilerleyişini kısıtlamaya başlıyor. Bunun yanında olumsuz etkisi ise, kanıta dayalı tıp açısından ispatlanan tek etkisi, sezaryen oranlarını artırmak! Doğum anında NST’ye bağlı iken meydana gelen anlık küçük düşüşler., genellikle korku ile karşılanarak daha erken sezaryene neden oluyor. Peki bu cihazı hiç kullanmayalım mı? Gerekli durumlarda, 15 dakikalık bir yazdırma şeklinde kullanılabilir.  Karşı olduğumuz nokta bu aletin doğum boyunca sürekli kullanılmasıdır.
31-Doğum için hastaneye gelen anne adayına serum takılmasının da hareket özgürlüğünü kısıtladığından bahsetmiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz?
Maalesef serum hastanelerde rutin olarak kullanılıyor. Geçmişten gelen bir alışkanlıktır bu. Geçmişte özellikle anestezik ilaçların yan etkilerinin çok olduğu durumlarda, tok karınla ameliyata girmek zorunda kalan kadınlarda, ameliyat esnasında kusmalar sırasında kusmuğun akciğere geçmesi sonucu bazı sorunlar yaşandı. Ama o dönemde hem ilaçlar hem ameliyat şatları biraz kötüydü. Şimdi ise ameliyat şartları düzeldi, anestezi ilaçları değişti, artık kusmaya bağlı akciğerlere birşeyler bulaşması oranı çok düştü. Amerikan Anestezi Derneği’nin yaptığı çalışmada da tok veya aç hamilelerin acil sezaryenlerinde ortaya çıkan sorunların birbirine yakın olduğu gösterildi. Hamileleri her an ameliyata girebilir diye aç bırakıyorlar. Aç kalınca da halsiz düşeceğini bildikleri için serum takıyorlar.  Doğal doğum savunucuları olarak bizler, doğum sırasında hamilelerin sıvı veya çok hafif katı yiyecekler almasını savunuyoruz.
32-“Kadınları sırt üstü doğum yapmaya mahkum ettik!” dediniz. Bu pozisyonu neden sevmiyorsunuz?
Çünkü bu duruşta bir anne adayının tam bir teslimiyet hali söz konusu! Özellikle sırt üstü durmak, bebeğin kalbe dönen ana damarlara baskı yapmaya neden oluyor. Yine bu duruş nedeniyle anne adayı yerçekimini ve kasların hareket özgürlüğünü kullanamaz duruma geliyor.  Bunun değişmesi gerekiyor. Annelerin eğitilmesi ve doğuma hastalık veya kurtarılma duygusuyla bakmaması gerekiyor. Doğum anında panik olmaması, kendine güvenerek ve içgüdülerini takip ederek ıkınması gerekiyor. Doktorların ise “kontrol etmezsem o doğum olmaz” psikolojisinden çıkıp hem bebeğe hem anneye ve rahme güvenmesi gerekiyor.  Biz doktorlar izin verirsek zaten doğumlar kendi kendine oluyor. Sabretmek ve korkuyu yenmek gerekiyor. Şimdi annenin kendi kendine doğum yapması kavramını görünce doktorla şöyle düşünecek: ”Ya derin yırtıklar olursa…” Bütün doktorların bu korkusu vardır. Halbuki bütün çalışmalar bunu reddediyor. Çalışmaların hemen hemen hepsi; kendi haline bırakılmış, zorlanmamış, yavaş ilerleyen, sakin yapılan doğumlarda büyük yırtıkların hemen hemen hiç olmadığı, olsa bile en fazla vajinal kesi yapılmış doğumlarla aynı seviyede olduğunu gösteriyor. Çıkması çok zor denilen bebekler bile ufak yırtıklarla doğabiliyor.   
33-Sırtüstü pozisyona alternatif doğum pozisyonları neler?
Diz-dirsek pozisyonu pelvisi en çok açan doğum pozisyonudur.  Diğerleri yarı yatar, topun üstünde, ortası açık doğum sandalyesi veya taburesindeki pozisyonlardır. Bunlar hem doktorun müdahalesini kolaylaştırır hem de aktif doğum pozisyonlarıdır.  Yan yatış pozisyonu da hem doğumu kolaylaştırır, hem de doktorun müdahalesine izin verir.  Baktığımız zaman sağlıklı ilerleyen bir doğumda diz-dirsek pozisyonu en ideal pozisyonu en ideal pozisyondur.
Ummu Ömer


("Dr. Hakan Çoker'le 100 Soruda Doğal Doğum" isimli kitaptan özetle aktarılmıştır.) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder