Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

10 May 2016

Tuvalet Üçlemesi (1. Bölüm)


TUVALET ÜÇLEMESİ
(1. Bölüm)

İstanbul’da sıcak ve yapış yapış bir Ağustos akşamı. Bütün pencereler açık, perdeler hareket etmiyor. Allah’tan bugün çocuk çok geç kalmadan uyudu. Hemen masamın başına geçiyorum.

Sinemada Üçlemeler üzerinde düşünürken bugün, Kieslowski’nin Renk Üçlemesine takılmıştım. Mavi, Beyaz, Kırmızı. “Akşam olsa, düşüncelerimi şöyle derleyip toplayıp bi yazabilsem.”

Annem aradı: “Kızım başla artık, daha ne bekliyorsun? 2,5 yaşına geldi. Hem ileride daha da zor olur sana.”

Bir kulağım arkadan usulca gelen müzikte, Eleni Karaindrou, Sonsuzluk ve Bir Gün’de denize karşı pencerede tüller uçuşuyor. Annem; “Kızım, istersen gel beraber halledelim tuvaletini.” diyor

“Tamam anne bakıcam ben. Haberleşiriz yine.” diyorum. Tarkovski’nin Zaman Zaman İçinde açık kalmış masamda. Gözüme ilişen paragraf:

“Asla ikinci okun olmasın, ikinci atışına güvenirsen, birincide dikkatsiz olursun. Her zaman yalnızca tek şansın olduğunu düşün ve hedefini ilk ve tek okunla vur.” (Bezginliği Giderici Notlar’dan)

Müziği kapatıyorum yavaşça. Kitapları, filmleri üst üste kenara yığıp boşaltıyorum önümü. Sanırım başlıyorum artık. Renkler Üçlemesi üzerine bir deneme yazmak üzere iken, iki buçuk yılda ortalama üç bin bez değiştirdiğim gerçeği ansızın dikiliyor karşıma.

"Ansızın" mı dedim, aslında o kadar da ansızın sayılmaz. Bizim bebe iki yaşına geldiğinden beri bu meseleyi düşünüyorum ben. Bir şiirin en can alıcı dizesinde, bir filmin en etkili sahnesinde. 

Düşünüyorum, okuyorum, yazılan kitaplar, anne blogları, tecrübeler dinliyorum.

İçten içe hazırladığımı sansam da kendimi, aslında her gün bu gerçekten kaçıyorum. Bana bir çocuğa ne öğret derseniz deyin ama “tuvalet öğret” demeyin yaa.

Kolay geçmedi bu iki buçuk yıl ama bu seferki annelik sınavım sanki. Korkularım, huzursuzluklarım dört bir koldan üzerime yürüyor. “Ne olacak bi üç bin bez daha değiştirsem” diyorum bazen gemileri yakıp. Bazen de “Yapabileceği bir şey için ona yol göstermezsem haksızlık olmaz mı?” diye soruyorum.

Bir de meselenin mahalle baskısı yönü var. Tamam ben annem kadar becerikli değilim, anneannem, babaannem kadar da. İddaalarım yok, deniyorum, yanılıyorum, öğreniyorum, baştan alıyorum, yeniden yürüyorum anneliğimde. Ben buyum, bu kadarım.

“Aa hala mı bez takıyor bu çocuk? Ayıp canım kocaman oldu!”

“Altına mı yaptın, ıyyh çok pis kokuyor, tuvalete yap artık” vb. türlü cümlelerle çocuğuma ve bana yol gösteren (!) kıymetli mahallemin sakinleri peşimi bırakmıyor. Eğer meselenin oraya geleceğini sezersem direkt “O bizim özel meselemiz. Bu konuyu kimseyle konuşmuyoruz” diyorum çocuğum mahcup olmasın diye. Kimseye söz hakkı yok. Babası alıyor, ben temizliyorum, o yapıyor, biz memnunuz halimizden, kime ne?!  Bazen de ben yetişemeden olanlar oluyor. Sonra “Anne ben teyzemi sevmiyorum, bana pis dedi” diyen bebeye anlat anlatabilirsen teyzesini sevmesi gerektiğini.

Ha bir de kıyaslamalar var ki sormayın gitsin; “Osman daha ikisine basmadı, pırıl pırıl paklandı maşaallah” Yahu ablacım etme eyleme kendine de, çocuğuna da. Birkaç ay sonra ise “Nazar oldu çocuğa herhalde, basbayağı temizlenmişti. Geri döndü beze” diye hayıflanıyorsun.

Aslına bakarsanız oğlum 6 aylıkken aldım ben lazımlığını ve alıştırma külotlarını. Niyetim ufak ufak başlamaktı. Günde iki saat bezsiz bebek olurdu, yakalarsam sevinirdim, kaçırırsa temizlerdim. Farkındalık kazanırdı. Lakin o dönem bir pedagog dinliyorum, adam üstüne basa basa “2 yaşından önce hazır olmaaaz, boşuna çocuğa “taktı çıkardı” yapmayın, kafası karışmasın” diyor. Öyle mi? Öyle. Şimdi içimden bildiğim bütün hayır (!) duaları okuyorum zat-ı muhtereme.


Onun yüzünden almış olduğum “Bezsiz Bebek” kitabını bile okumamıştım. Daha zamanı var diye. İki yaşına gelince okudum kitabı, ara ara da hala evirip çeviriyordum elimde. Şimdi aldım geldim ve koydum yeniden önüme. Birkaç saat zamanım var. Altını çizdiğim satırları yeniden gözden geçirdim. Birkaç yazı okudum tekrar. Lazımlığı çıkarıp koydum banyoya, çamaşırları hazırladım. Kendimi hazırladım. Cümlelerimi, sabrımı, öfkemi yeniden bi yokladım.

Niyet ettim, sabah ola hayrola!

Tek seferde bitmeli bu iş. Kim bilir belki de bütün anneleri ezikleyeceğim, el aleme kasım kasım kasılacağım bi tuvalet hikayesi olur bizimkisi. “Yav ne abartıyorsunuz o kadar. Biz üç günde hallettik. İletişimi iyi kurmalı. Çocuğu sıkmamalı. Vıdı vıdı bıdı bıdı” diye konuşur dururum ortalıkta. Bayan Tuvalet İletişimcisi olarak bol keseden akıl dağıtırım millete. Hadi inşaallah…

1.Gün:

Sabah erkenden kalktım. Halıları topladım. Kanepelere, minderlere muşamba serdim. İçimden tekrarladım; “Her yere yapacak, yapabilir, bu işi öğrenmesi için yapması ve hissetmesi gerek.”

Uyanır uyanmaz aldım kucağıma. Gözlerim ışıl ışıl; “Annecim benim bi fikrim var; istersen sen de artık büyükler gibi çişini tuvalete yapabilirsin, bu bezi artık çöpe atalım. Seni rahatsız etmesin. Ben sana çok güzel çamaşırlar aldım.” dedim. “Tamam” dedi ne desin yavrucak. Zaten arada tuvalete girmeye özenirdi biz girip çıkarken. Ben de müsaade ederdim.

Neyse bezi attık, oturdu lazımlığa, bekledi, baktı. “Gelmiyor” dedi kalktı. Çamaşırı giydirdik. Yarım saat ila bir saat arasında yeniden götürmeliyim mutlaka. 5 dakika geçmedi altına yaptı.

Güzel. Yapmadan öğrenemez. İlk adımı attık o zaman. Temizledim, giydirdim, bıraktım. Dört tane alıştırma külodu almıştım. 2 saat içinde hepsi kirlendi. Normal çamaşırlara başladık. Hava çok sıcak, evdeyiz, ikinci bir kıyafete gerek yok, rahat rahat dolaşıyor şimdilik.

Akşam oldu ve ben tek bir tuvaleti dahi yakalayamadım.

Uyuduktan sonra kendimi yeniden hizaya çekmeye çalışıyorum yarın için; “İlk gün bu, daha dur hemen pes etme. İlk üç gün hiç fark etmezmiş çocuk. Sabret.”

2.Gün:

Bizim bebe lazımlığa oturmuyor, lazımlığı banyoda kullanmak istemiyor. Diğer alaturka tuvalete gitmek istiyor. Tamam, belki orası daha iyi olur. Belki çömelme pozisyonunda kaslarını çalıştırması daha kolay olur. Onun için ısrar etmiyorum ben de.

Ama onun niyeti başka. Suyla, süpürgeyle, maşrapayla oynamak. Suyu oradan oraya fırlatıp süpürgeyle etrafa dağıtmak. “Önce çişini yap, sonra suyu açıp temizlersin oğlum” diyorum. Bekliyor, “Hadi gelsin” diyor, gelmiyor.

Onu tuvalette yalnız bırakmam imkansız. Ya tuvalet maşrapasından su içmeye kalkıyor, ya lazımlığı çevirip kafasına takıyor, ya tuvalet süpürgesiyle ayaklarını süpürüyor. 

Yeminle söylüyorum, bu bebelerde akıl yok. Muhakeme yok. “Benim çocuğum çok akıllı” derken zekadan başka bir şey kastedmiyoruz aslında.

Akşam olup da kendimi kanepeye attığımda üstümden dozer geçmiş gibi hissediyorum. Gün boyu neredeyse kendime ve eve dair hiçbir şey yapmadan sadece tuvalet başı bekledim. Girdiği tuvaletten çıkması zaten 15-20 dakikayı buluyor. “Oğlum, insanın tuvaleti olmasa bile bu kadar zamanda yine gelir” diyorum. Onunki gelmiyor. Ama çıkar çıkmaz hemen bir yere yapıveriyor. Önce paçalarından sızan çişe bakıyor, sonra yerde oluşan gölete. Sevinçle bana sesleniyor “Annee, annee işte yaptım çişimi.”

“Hah aferin yavrum, çok güzel. İşte onun aynısını tuvalete yapacaksın tamam mı? Buraya değil.” diyorum. “Tamam” diyor.

Tuvalet başı beklemekten arta kalan zamanımı, oraya buraya yaptığı çişleri temizlemekle geçiriyorum. Sil, bir daha sil, bir daha. Az detarjan koy bir daha sil. İyi ki kaldırmışım halıları diyorum, yoksa ne yapardık.

Çişini orta yere yapan bebeyi çok fazla kıpırdatıp sarsmadan banyoya taşıyorum. Fıskiyeyi açıp eline veriyorum, o biraz oyalanırken taşıma esnasında damlama yapıp yapmadığını kontrol ediyor, ilgili bölgeleri silip temizliyorum. Sonra bebenin belden aşağısını yıkayıp tekrar çamaşırını giydiriyorum.

Akşam olunca bir kova dolusu çamaşırı sudan geçiriyorum. İkinci kez deterjanlı sıcak sudan geçiriyorum. Sonra makinaya koyuyorum. Yatmadan hepsini balkona seriyorum. Ve bugünkü faslı kapatmanın huzuruyla yatağa giriyorum.

Bu arada söylemeyi unuttum; bugün iki defa küçük tuvalet yakaladım. Sanırım yavaş yavaş oluyor.


3.Gün:

Tuvalet görmek istemiyorum. Tuvalette saatler geçiyor. Bizim bebe halinden çok memnun, sularla oynuyor. “Anne şarkı söylesene, hadi bana masal okusana” diyor.

“Çocuğu tuvalete oturtun birlikte masal okuyun, şarkı söyleyin” önerileri bana hiç sıcak gelmiyor. Bir-iki denemedim değil ama bu sefer tuvalet, ihtiyaç giderme yeri değil bir yaşam alanına dönüşüyor. Şuraya iki raf kitaplık çaktırtsam, kenara da bir müzik seti koydurtsam, ilerde bi de ekran koyarız tam olur. Nasıl olsa akşama kadar 2 metrekarelik alanda geçiriyor vaktimiz.

Bi zahmet çocuk orayı eyleşme, oynaşma yeri olarak görmesin kardeşim. İşini yapsın ve çıksın. Gerçi çocuklara niye kızıyorsam ben de. Eline telefon veya gazete almadan tuvalete girmeyenler varmış. Kadın utanmadan sıkılmadan “Whatsap mesajlarımı sabah tuvaletteyken cevaplıyorum ben” diyor.

Eh, çok iyi ediyorsun. Lütfen bana bir daha mesaj atma.

“Vakti boşa gitmesinmiş hanımefendinin” Ya akşama kadar orada burada geçen zamanın boşa gitmiyor da, tuvaletteki on dakika mı boşa gidiyor? Allah sana ihtiyaç giderme gibi bi nimet vermiş. Bu işi kolaylıkla icra edebilmeni lutfetmiş. Bunları düşün. Hani hemoraid olup da yapamadığın zamanlardaki sıkıntılarını. Şükret içinden, hamdet. Sonra “Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani (Benden bu sıkıntıyı giderip bana afiyet veren Allah’a hamdolsun)” duasını öğren. Bi iş yaparken işini yap yani. Elin işte gözün oynaşta olmasın!

Neyse efendim bize dönelim şimdi.

Hava çok sıcak. Salonda dahi zor nefes alırken tuvalette, banyoda insana fenalık geliyor. Yorgunum, halsizim.

Oğlum ne kadar beklersek bekleyelim, tuvalette yapmıyor. Çıkınca yapıyor ve yaptığına seviniyor. Benim her halükarda onun tuvaletini yapmasını beklediğimi sanıyor ve sevinçle gelip haber veriyor. “Tamam annecim” diyorum, “Sıkıntı yok, şimdi temizlerim. Ama buraya değil, tuvalete yapman gerekiyor.”

Keyfi yerinde. Baskı yok, zorlama yok, kızıp bağırma yok.

Alıştırma külotları direkt dışına sızdırmadığı için çok fazla hissettirmiyor, bezin bir alt formatı sanki. Belki bu şekilde olması da bizi geriletebilir diye düşünerek onları da çıkardım aradan. Artık yaptığı anda bacaklarından aşağı sızıyor, aşağıda küçük bir gölet ve onu fark etmemesi imkansız.

Beni bu düşünceye vardıran şey bugün yaşadığımız olay; telefonla konuşuyordum, onu yalnız bıraktığım sadece beş dakika. Kakasını yapmış külotuna. Sonra bisikletine binmiş, hareket ettiği için biraz oraya biraz buraya taşmış ve yerlere bulaşmış kakası. Bisikletle üzerinden geçmiş. Geldiğimde gördüklerime inanamadım. O ise neşe içinde bisikletini sürmeye devam ediyordu. Düşündüm, “Ne kadar farkında acaba” diye. Hemen aldım, bonyoya sokup yıkadım çocuğu. Sonra bisikletini. İkisini diğer odaya koydum. Ardından defalarca sildim parkeleri deterjanlı sularla.

Çok şükür kızmadım. Bunları yaşayacağımı biliyorum ama çok yorgunum. Günümün yarısı tuvalette onu beklerken, diğer yarısı da oraya buraya yapmış olduğu çişini, kakasını temizlerken geçiyor.
Allah’ım sen bize yardım et.

4. Gün:

Uyanır uyanmaz tuvalete götürmeye çalışıyorum üç gündür, gitmiyor. İstiyorum ki, sabah tuvaletini yaparken belki biraz daha farkında olur kaslarının. Olmuyor. Uyandığında ilk yarım saatini kucağımda dinlenerek geçiriyor, bir nevi üzerimde pinekliyor ve bu keyfinden hiç geri adım atacağa benzemiyor.

Her şey devam, ilk günkü gibi. Bir-iki çiş yakalayabilsem kazara, gerisini hep dışarıya yapıyor. İçine veya dışına yapmasında değilim. Hangi kaslarını çalıştırarak çişini yapabileceğini henüz bilmiyor. Kendiliğinden gelen bir şey sanıyor. Ve onun halinden bunu gözlemleyebilmem, şu an için çok mutluluk verici. Çünkü bunu göremesem muhtemelen her yaptığı çiş için gitgide çileden çıkardım.

Bütün gün boyunca sadece bir-iki çiş denk getirebiliyorum tuvalete. İçimden “normal” diyorum.
“Yapabilirsin annecim” diyorum. “Küçükken ben de bilmiyordum, sonra öğrendim. Olur bak böyle kazalar” falan.

Sanki yapınca mahçup oluyormuş gibi davranıyorum, yüzüne bakıyorum, bir suçluluk duygusu yakalasam diye. Yok be anacım nerdeee. Ama pedagog amcalar öyle dememişlerdi. Mahçup olurmuş falan. Çatır çatır yapıyor, üstüne basıyor, umrunda da değil.

Bugün yaptığı çiş göletinde zıplayıp duvarlara sıçratıyordu. Yani o kadar da değil deyip can havliyle fırladım yerimden. Sesim biraz sert "Ne yapıyorsun oğlum ya" dedim. Bizim bebe iletişimi fazlasıyla kapmış. "Bi şey olmaz anne, temizlersin" demez mi? 

Yuh artık!



5. Gün:

Bizim bebe bugün her yere şırıl şırıl şırlıyor. Hava soğuk değil, üşütmesi imkansız. Terliyor bir taraftan, bir taraftan su, meyve suyu, karpuz.

“Sıvı alımını azaltın” demiş çok bilmişler. İyi de nasıl yapayım. “Annee suuu” diye geldiğinde, “Yavrum su içme, al ekmek ye” mi diyeyim? Nedir yani bu işin püf noktası. Zaten kendim gidip de eline su şişesi tutuşturmuyorum, eee o zaman?

Yaptığına ettiğine takılmıyorum, üzerimde ilginç bir sükunet var açıkçası. Benden değil, Allah’tan biliyorum. Tam bir kabullenişle taşıyorum, temizliyorum, giydiriyorum, yıkıyorum, asıyorum.

Ama beni çileden çıkaran bir başka mesele var ki, kaç gündür onu söyleyemedim size. Bizim oğlan bezden çıkınca maalesef pipisini fark etti. Ve daha kötüsü, “bi bakıp dokunup geçeyim” demedi. Eli hep orada.  

Allah’ım, bi dakika yalnız bırakamıyorum çocuğu. Yanındayken bile sürekli eli gidiyor. Ellerini meşgul etmeye çalışıyorum. Kaç gündür yapmadığımız el faaliyeti kalmadı, kesiyoruz, biçiyoruz, yoğuruyoruz, yapıştırıyoruz. Normalde pek hazzetmediğim bu işlerden de artık gına geldi. Eline kuruyemiş tarzı şeyler veriyorum. “Napıyorsun” demiyorum, “Elin neden orda” diye sormuyorum, “Çek elini” diye uyarmıyorum.

Bugün beş dakika mutfak toplamaya kalktım, arkamdan gelmiş “Anne bak kocaman oldu” diye. Beynimden aşağı kaynar sular döküldü. Tamam o çocuk, hiçbir şeyin farkında değil ama hadi ya merak duygusu, haz almaya dönüşürse? Kafayı yemek üzereyim.

Şimdi ne yapsam ne etsem dedirtme bana Ya Rabbi, yardım et.

6.Gün:

Bir hafta olacak. Tuvalet eğitimi konusunda bir arpa boyu yol alamadığımızı itiraf etmek durumundayım. Ha umrumda mı, değil zaten.

Ben hala beni paranoyak eden meselenin peşindeyim. Kaç gündür rüyalarım kabus dolu. El kadar çocuk yakında gözüme sapık görünecek. O kadar beynimin kablolarını yaktım yani. “Bi şey demeyeyim” diye kendimi kastıkça daha beter sinirlerim bozuluyor. Olur olmadık yere ağlayasım var
.
Arkadaşlarımla konuştum, pek yaşamamış onlar. Bir-iki olmuş ama devam etmemiş. “Ben napayım şimdi” diye soruyorum. 

Biri bi şey dese.

Biri “Tuvaletin de eğitiminin de canı cehenneme” falan dese.

Sonunda Ayşe Teyze “Sen bilirsin ama istersen” diye nazikçe yol verdi bana. Aman Allah’ım, sen misin onu diyen? Ben de sanki ilk günden beri biri gelip de “Tak bezi” desin diye bekliyormuşum. Bi sevindirik oldum ki anlatamam.

Gülerek kapattım telefonu. Hemen yatak odasına giderek bez paketini bağrıma bastım. “Allah’ım! Bezi icat edene de, üretene de, satana da, dağıtana da, toplayana da” diye bol bol rahmet okuyacaktım ki, “Yav bu işin ucunda gavuru var müslümanı var” diye ağırdan alarak “Sen bilirsin artık Allah’ım!” diye sustum.

Ortalıkta dolaşan bebeyi yakalayıp hemen taktım bezi. Ohh sana şükürler olsun Allah’ım! Ne büyük nimetler içindeymişim de farkında değilmişim.

Eşimi arayıp bez sipariş ettim J  

Annemi aramadım tabii ki, hayali bile “Daha gül sen, gül gül, acınacak haline gül” diyor. Ama bugün hiçbir şey huzurumu kaçıramaz.

Akşama bu ilk başarısızlığımı kutlamalıyım. 

Tuvalet Üçlemesi'nin ilk faslını kapatıp gönül rahatlığıyla Renk Üçlemesi'ne geçebilirim artık.

Mavi.

Bayan Tİ  


14 yorum:

  1. Selam. Bayağı da uğraşmışsınız ya. Benımki de 2 yaş 4aylık. Bir başlasam diyordum. Ama şu makaleyi okudukdan sonra biraz daha beklicem qaliba tuvalet eğitimine. 😳

    YanıtlaSil
  2. Surekli inatla altina kaka yapmaya devam eden oglumu, hic sevmedigi sicak suyla banyo yaptırdı babasi. O oldu bir daha yapmadi..fazla.nezaket fazla pedogoji canimiza okuyor :)

    YanıtlaSil
  3. affff tuvalet eğitimi korkulu rüyamız:) kızım 30 aylık oldu nerden başlasam bilemedm daha önceki denemeler bnm sabırsızlığımla son buldu. bizdemi problem var derken çocuğun kasları hazır oolunca hemen öğrenebileceğini okudum bi yerlerden acaba onumu beklesem diyorum kendime. tabi son bi kitap var okuyacağım bi pedegog tavsiye etmişti STRESSİZ TUVALET EĞİTİMİ. bide onu okuyalım bakalım.

    YanıtlaSil
  4. Bende oğluma iki buçuk yaşında iken eğitime başladım dediğiniz gibi başta çok kötü bir dönemdi fakat yılmadım ya şimdi ya da bi daha zor alıştırırım dedim ve 3 haftada tamamladım eğitimi size bir ip ucu veriyim ben lazımlığı ilk zamanlarda hep olduğumuz odaya koydum oyun oynayıp sonra 15 dakikaya bir oturtturuyordum böylece alıştı elhamdülillah

    YanıtlaSil
  5. Yazı tarkovskiyle başlayınca dedim kesin ümmü reyhane bu.ama okumaya devam ettikçe "bu üslup onun tarzı degil" dedim. Bitirene kadar aynı ikileme sürekli düştüm sonundaki ismi görünce kafam durulur diyordum ama yanılmışım bayan ti yorumlara oldukça açık bir rumuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de "edebiyat-sinema onun yazısıdır" derken, aynen dediğiniz gibi üslup onun değil gibi. Ummu reyhane bu kadar komik biri değil ya. Bu arada yorumları okursa, "her gördüğünüz rumuzu ben sanmayın" başlıklı bir yazıya konu olabiliriz. Aman ha diyorum :)))

      Sil
  6. Önceden haber vererek başladık şu kadar gün sonra bezelye bay bay diyeceğiz dedim o gün geldi başladık 3 gün zor geçti bir kez koltuğun üstünde kaka gormuslugum mevcut ama hiç bunaltmadim öğrendi şükür bence önceden haber verin

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. ah cok guzel anlatmissiniz cok guldum tamamen cocukla alakali kimi erken kimi gec ogreniyor ama oglumda bende zorlandim ilk iki gunde farkina varamiyorsa tekrar beze donmek mantikli Allah u Teala butun anne babalarin yardimcisi olsun.

    YanıtlaSil
  9. Benim kızım da 19 aylık daha ama ben şimdiden napcam diye düşünceler içerisindeyiz bi an once öğrensin istiyorum çünkü Kakashi yapınca eğer ben farkına varmadan ve 15 20 dk kalırsa fena şekilde pisik oluyor nasıl yapmam bilemiyorum doğduğunda beri pisik sorunumuz geçmedi azcık beklese fena şekilde kızarır kabariyo ve bazen de silersen kanıyor lac defa bez markası değiştirdim yok beden filan değil sorun cildin hassas olmasi galiba e bende her vakit farkında olamayabiliyorum öyle olunca pisik de kaçınılmaz oluyor... yani biraz daha büyüyünce farkına varir mi bilemiyorum şimdi yaptığının farkında değil tamam ama hiç rahatsız da olmuyor altı ıslak olarak kalınca napcam bilemiyorum ama su an icin tuvalet eğitimi bize çok uzak çünkü yaptığını bilmiyor üstelik altındaki islaklikda rahatsız etmiyor takî pisip yanana kadar

    YanıtlaSil
  10. Cok güldüm ya cok güzel yaziymis

    YanıtlaSil
  11. elamun aleykum darısı basımıza











    selamün aleyuküm darısı başımıza 9 5 2 yaşında cocuklarım var büyügü

    bitirirsek in

    YanıtlaSil
  12. 3 Yaşındaki oğluma 1ay önce mahalle baskisina daha fazla dayanamayıp tuvalet eğitimine baslattim. Ben yazsam aynı şeyleri yazardim. Biraz önce karalar baglamiş bir sekilde google'da "oğlum sürekli pipisiyle oynuyor" diye bir arama yaptim. Kendimi böyle bir arama yaparken bulacak son kisiydim diye dusunurken de yazınıza rastladim. Cise alıştı alismasina ama kakayi hala yaptiramadim ve orasiyla oynama konusunda da kafayi yemek uzereyim. Rabbim biz annelerin yardımcısı olsun. :)

    YanıtlaSil