Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

29 May 2016

Doğuma Hazırlık 2. Bölüm / Doğum Ortamı Nasıl Olmalı?

DOĞUM ORTAMI NASIL OLMALI?

13-Sakin ve huzurlu bir doğum için en uygun doğum ortamı nasıl olmalıdır?

İdeal doğum ortamı için ilk şart mahremiyettir. Mahremiyet doğumu başlatan ve doğum boyunca etkisini sürdüren oksitosin hormonunun salınımı için gereklidir. 
İkinci şart annenin yanında bulunacak destekçilerin (baba, anneanne gibi) doğuma inanan sakin kişiler olmasıdır. Destek olurken yargılamamalı ve olumsuz yorum yapmamalıdırlar ki annede güvensizlik ve başarısızlık hissi olmasın.

14-Annenin odaklanması ve dolayısıyla da transa geçmesi üzerinde doğum ortamının doğrudan etkisi olduğunu söylüyorsunuz. Bu iki kavramdan bahseder misiniz?

Doğumda odaklanma ve kendini bırakma çok önemli.  Eğer içindeki hormonların aktif olarak çalışmasına izin verilirse ve kendini bırakmayı biliyorsa, ayrıca kendine de güven dolu mahrem bir ortam hazırlanırsa, kadında içe dönüş oluyor. İşte o anda odaklanma ve konsantrasyonu görüyoruz. 

Kadın sanki transa geçiyor. İşte gerçek doğal doğumun kadını getireceği son nokta budur. Bu aşamaya geçtiği anda zaten tereyağından kıl çeker gibi doğum kolaylaşıyor, rahim ağzı çok kolay açılıyor.İnancı ve güveni verdiğiniz zaman, bütün kadınların geleceği son nokta doğal doğumdur.

Belki de bu yüzden ev doğumları ve köy doğumları eskiden kolaydı. Şehir ve hastane doğumlarının zor olmasının en büyük nedeni, kadınların kendilerini rahat bırakmaması ve transa geçememesidir.

15-Doğumda odaklanmayı olumsuz etkileyen faktörler nelerdir?

Ortamdaki ısı, ışık ve gürültü ayarının doğru yapılmaması ve mahremiyetin bozulması doğumda odaklanmayı engelliyor. Aşırı ışık beynin kortikal bölgesini (yani düşünen beyni) uyardığı için bütün içgüdüsel ve içerideki doğum fonksiyonlarını yöneten ilkel beynin çalışmasını da baskılıyor. Bu yüzden doğal doğumlarda ışığın az seviyede tutulması tercih ediliyor. Aşırı gürültü, anne adayına çok soru sormak, fazla konuşmak ve espri yapmak da doğumda odaklanmayı olumsuz etkiliyor. Ancak,en önemlisi mahremiyetin bozulmasıdır. Mahremiyeti bozulan bir kadın dışarıdan her şeyi tehdit olarak algılıyor ve doğumu gerçekten de anında duruyor. Açık kalan bir kapı, bazen sert konuşan bir hemşire, ebe ya da fazla otoriter olan bir doktor da doğumda odaklanmayı olumsuz etkileyebiliyor.

16-Doğumda mahremiyet kavramını biraz açabilir misiniz?

Mahremiyetin sağlanmadığı bir doğum meşakkatli geçer. Hastanelerde doğum ortamları bol ışıklı, sık sık içeri girilip çıkılan odalar şeklinde oluyor ve doğum yapacak kadının yanında gerekli gereksiz kalabalık oluşuyor. Doğum masaları kapıya doğru bakıyor. Kadın en mahrem halinde, bizim sevmediğimiz ayaklı masaya sırt üstü yatırılıyor, çıplak vücudu kapıya doğru, gelen geçenin görebileceği bir tarzda duruyor. Böyle bir ortamda bir kadından içgüdüsel olarak doğal doğum yapması beklenemez. Bu tip şartlarda kadınların doğumu genellikle duruyor veya kasılmalara rağmen rahim ağzı yeterince açılmıyor.  

Doğum yapan kadına danışılmadan yapılan müdahaleler, doğum sonrası travma şeklinde hatırlanıyor. Yerli yersiz verilen suni sancılar, erken ıkınmaya zorlamalar, anne adayına danışılmadan dışarıdan yapılan tüm müdahaleler doğumu sekteye uğratıyor.  

Doğumun iki aşaması vardır; birincisi açılma dönemi, ikincisi doğum. Kadının istediği kişilerle, istediği ortamda doğum yapabilmesi gerek. Bunun için kendine ait oda sağlanmalı. Güven duymalı. ‘Kapı açılır mı, içeri kim girecek’ diye korkmamalı. İşte böylesi ortamlarda kadın içe dönebiliyor ve doğal doğum gerçekleşebiliyor. Güven ve mahremiyet sarsıldığı anda, doğumun doğal gidişatı da bozulmaya başlıyor.

17-Yapılan yanlış, doğumun sadece fiziksel bir eylem olarak görülmesi. İşin zihinsel boyutu hep göz ardı ediliyor, değil mi?

Doğumun fiziksel zorlukları 100 hamilenin en fazla 5’inde çıkıyor. Geri kalan kısmında zihinsel engeller doğumu zorlaştırıyor. Fiziksel olarak; bebek nasıl geleceğini, rahim de nasıl iteceğini biliyor. Yol da buna göre hazırlanmış.  Bu yüzden beden, bebek ve rahim hepsi bir uyum içinde çalışıyor. Yeter ki doğal haline bırakılsın.

18-Doğal doğum düzenini alt üst eden her şeyin kadın doğum uzmanlık alanının ortaya çıkmasıyla başlamış olduğunu düşünmek yanlış mı olur?

Aslında doğru. Her şey doğuma fiziksel ve mekanik bir şey olarak bakmakla başladı.  Bunun ardından da kadınlar sırt üstü yatarak doğum yapmaya zorlandılar. Çünkü doktorun bebeği çekerek çıkarmasını bir kurtarıcılık olarak görmeye başladılar.  Bununla birlikte doktorların doğumlarda egemenlikleri arttı ve böylece doğumdaki müdahaleler arttı. Ev doğumlarının yüksek oranda yapıldığı ve ebelerin ön planda olduğu Hollanda gibi ülkelerde normal doğum oranları yüksek,  bebeklerde de doğum sonrası problem çıkma oranları düşük.  Hâlbuki bizim gibi ülkelerde, doktorların kontrolünde olan doğum oranları arttıkça hem sezaryen oranları arttı hem de doğumdan sonra bebeklerde problem çıkma oranları istenilen kadar azalmadı.


19-O halde tıp eğitiminde bir eksiklik olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet. ‘Bir hamileye doğumun doğal ve normal gitmesi için hangi şartlar sunulmalıdır’ diye eğitimler olsa da çok az ve önemi vurgulanmıyor. Doktorlara hep doğumun neresinde sorun çıkar ve bunları nasıl önlersiniz diye eğitim veriliyor. Hâlbuki doğum öncesi felsefeler ve doğuma saygı çok önemlidir. Yani siz doğumu kendi haline bırakırsanız, sadece ve sadece doğumun başlaması izin verirseniz birçok doğum çok kolay olacaktır. Ama biz bunu yapmıyoruz. 40 haftası dolan bir hamileye, önünde normal doğum için daha 2 hafta varken sanki yarın bebeği ölecekmiş gibi yaklaşıyoruz.  Çünkü doktor da, anne de, baba da, anneanne, babaanne de doğumdan korkuyor. Bu korkuyu bir kenara bıraksak, ne zaman başlarsa başlasın desek, ama yine önlem için tıbbi tetkikleri yaparak güven vermeye devam etsek ve doğumlar kendiliğinden başlasa her şey çok kolay olacak.

20-Jinekologlar hamilelik ve doğum sürecini hastalıklar açısından mı değerlendiriyor?

Onlar doğum eğitimlerini nerede, nasıl bir problem çıkar ve ben nasıl yardımcı olabilirim diye alıyorlar. Doğum eğitimi aldıkları hastanelerde birçok doğum müdahaleli geçiyor. Ancak; anne ve bebeğe saygılı doğum eğitimleri ve sağlıklı bir doğum için anneye sunulması gereken hizmetler ebelik okullarının müfredatında var. Ama o da değişmeye başladı. Artık ebeler aktif rol almadıkları için sadece takip eden kişiler olarak görevlendiriliyorlar.

21-Doğumda anne adayına ‘dokunmanın önemi’ nedir?

Anne adayının doğumda en büyük ihtiyaçları şefkat, dokunulmak, saygı ve destektir. Anne adayına ‘seni anlıyorum’ mesajı verecek küçük dokunuşlar doğum ağrısını otomatik olarak yüzde 50 düşürür.

22-Doğumlar duygusuz hale mi geldi demek istiyorsunuz?

Evet, elbette.

23-Doğumda NST cihazıyla ağrı ölçümleri yapılıyor. 80-100 gibi numaralandırılıyor ve anneye bu söyleniyor.  Bu tip derecelendirmeler annenin odaklanmasını olumsuz etkilemez mi?

Bu aletin sorunsuz hamilelerde sürekli kullanımının kanıta dayalı tıp açısından bir yararı yok. Hatta negatif etkileri bile gösterildi. En büyük negatif etkisi sezaryen oranlarını arttırması oldu.  Ağrı değerlerine bakarak normal doğumdan korkan kadınlar sezaryen oluyorlar. Doktorlar doğumu sadece bu alete bakarak değerlendirmezler.  Bazı kadınlarda makinede düşük ağrı seviyesi görünüyor ama hemen doğuruyor; bazısında çok yüksek görünüyor ağrı bile hissetmiyor. Ama maalesef doğum personeli bu ağrı değerlerini aileye fazla vurgulayarak göz korkutuyorlar. Sürekli NST sadece riskli bebeklerin takibi için kullanılır.  Normal seyrinde geçen bir doğumda ara ara NST ile kalp atışlarına bakılması yeterli olacaktır. Bu noktada annelere bir tavsiyem var: Doğumu kontrol etmeye çalışmayın, siz sadece kendinizi rahat bırakın. O zaman basit kasılmalarda bile rahim ağzı kolayca açılacaktır.

24-Odaklanmayı arttırmak ve doğumun ilerleyebilmesi için başka neler önerirsiniz?

Egzersizler, hızlı derin gevşemeler, nefese odaklanma gibi konular önemli. Ilık duş almak da doğumda çok etkili!  37-38 dereceleri geçmeyen ılık duşa girmek beynin hissedilen doğum ağrılarını algılamasını azaltıyor.

25-Bazı anne adayları doğum surecinde TV izleyebiliyorlar. Bu odaklanmayı bozmaz mı?


Doğum surecinde televizyon izlemek kadar yanlış bir şey yok. Doğumun gidişatını olumsuz etkiliyor. Doğum içe döneceğimiz bir şey olmalı. Korteksi, yani beynin düşünen kısmını çalıştırmamak lazım… 

Doğumun en büyük engeli, düşünen beyindir.  Kimler daha zor doğum yapıyor biliyor musunuz? Kontrol etmeyi seven kadınlar…  Bu tip insanlar kendini bırakmaktan korkarlar. Çünkü o her şeyi kontrol etmeyi sever. Hâlbuki onun işi doğum yapmak olmalı.Doğum yapmayı kaçırıyor bu kadınlar. Oysa doğum kendini bırakmak üzerine kurulu bir şeydir. Doğumda mümkün olduğunca düşünen beyni saf dışı etmeniz, içerideki ilkel beynin aktif olmasını sağlamanız gerekmektedir. Bunun için de sizi düşünceye sevk edecek, yorum yaptıracak şeyleri ortadan kaldırmanız gerekir. Televizyon da bunlardan biridir.

Ummu Ömer

("Dr. Hakan Çoker'le 100 Soruda Doğal Doğum" isimli kitaptan özetle aktarılmıştır.) 

2 yorum:

  1. Yazilanlar cok dogru. Burda yazilan tum olumlu seylerin aksini birebir yasadim ve ikinci bir dogumu goze alamiyorum. Oglum su an 19 aylik ve ben yasadiklarimi hala unutamiyorum. Dogum benim icin tam anlamiyla bir travma oldu. Ama bunun sorumlusu ilgisiz kaba hemsireler, mahremiyet nedir bilmeyen ebeler, odalara rahatca girip cikan erkek stajyer ogrenciler. Dwvlet hastanelerinde genel durum bu. Rabbim herkese oncelikle mahremiyet ortami olusmus anlayisli kisileein destegiyle hayirli saglikli dogumlar nasip etsin. Herseye ragmen evlat sahibi olmak cok guzel bir duygu.

    YanıtlaSil
  2. Oglunuz henuz.kucuk. zamanla.unutacsksiniz bunlari.insaallah. hm.ikinci dogumlar dha kolay ve daha guzel geciyor biiznillah :)
    Devamli eski yecrubeyi dusunerek kendi enerjinizi harcamayin. Bir imtihandi ve gecti... Allah daha hayirli zamanda hayirli evlatlar versin.

    YanıtlaSil