Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

23 Şub 2016

Babam Hiç


BABAM HİÇ
Babam hiç "Hayır." demedi bize. 
Neyin isteneceğini, nasıl istenmesi gerektiğini öğretirsen; hayır denilmesine gerek olmayacak şeyler istenirse, hayır deyip reddetmene gerek kalmaz ki... 
'İhtiyaç'ın ne demek olduğunu ve alışverişlerimizde ihtiyacımız olanı almayı öğretti. Ve biz ailecek yaptığımız market alışverişinde öğrendik nasıl alışveriş yapılacağını. Son kullanma tarihi... Markası... Helal mi/güvenilir mi? Boykot mu değil mi? Bazen o bakmayı unuttu, biz uyardık. Özür diledi ve özür dilemeyi de öğretti bize... 
Benim annem babam bana "Başını ört" demedi hiçbir zaman. Annem başıma sevdiğim eşarbını örttü, babam "çok yakışmış" dedi. İlkokul beşinci sınıftan üniversiteye geçene kadar kullandığım siyah şalım en sevdiğim başörtümdü ve babamın hediyesiydi. O zamanlar şimdiki gibi değildi seçenekler; bıkmadan, saatlerce, dükkan dükkan gezip "Merve'nin beğeneceği eşarp" bakındığımız zamanlar da çok oldu, şikayet etmedi babam. Çok mızmızlanınca "Ama ben işimi gücümü bıraktım, sizin için geziyorum" dedi, yeterliydi. Çocuktuk, bir şekilde uygun olmadığını düşündükleri bir kıyafet geçtiyse elimize "Giyme." veya "Giyemezsin." demediler hiç. Yakışmadığını söylediler sadece, yetti. 
Onlar Kur'an okudu, tefsir derslerine gitti. Bize de "Bu yaz hangi yatılı kursa gitmek istersiniz?" dediler. Babam anneme döndü, "Kızın hafız olacakmış" dedi, güldük, iddialaştık, yarışa girdik, "Olucam tabi, görürsün sen." dedi oradan bir küçük kız. 
Kursa götürdüler, bitince almaya geldiler. En az okul derslerine verilen önem kadar önemli olduğunu hatta daha da önemli olduğunu gösterdiler Kur'anî derslerin. "Kitap oku" demediler, kitap hediye ettiler. Aldıkları kitaplarla öğrettiler kitap okumamız gerektiğini de öğrenmemizi istediklerini de... Hastalandığımızda hastane dönüşü eczaneden önce dükkana uğrayıp kitap alıp eve öyle geldiğimiz zamanlar da oldu. Babamın eve poşetler dolusu kitaplarla geldiği zamanlar çoktu, kitapçı çocuğu olmak şanstır. 
Bayram hediyeleri, tatil hediyeleri, başarılı olduğumuz sınavlar için hediyeler, karne hediyeleri... Hepsi "İçine dua-nasihat yazılmış, iliştirilen ufak notla 'kıymetli kızımıza' denilmiş kitaplardı bizim için. Haftalık, aylık dergiler gelirdi eve. Babamın getirdiği poşette bulamadığımızda, unuttuğunda üzülürdük. "Bilgisayar oyunu oynanmaz" denmedi, yeni gelen oyun cd'sinin İslami bilgi yarışması birlikte yapıldı, 'bilgisayarda oyun'un nasıl olması gerektiği öğretildi. Radyo dinledik, birlikte takip ettiğimiz İslami radyo programları oldu, "Televizyon olmadan da olur, hem de çok güzel olur"u gördük. Evdeki cd'ler, çizgi filmler, filmler, belgeseller bize "Ne izlenmeli?" örneğiydi. "Onları dinleme, o şarkılar güzel değil." demediler. Alternatiflerini öğrettiler. Mustafa Cihat'la tanıştırdılar, Eşref Ziya'yla, Ömer Karaoğlu'yla tanıştırdılar. Çocuk ilahileri buldular, İslami müzik cd'leri aldılar. Arabada dinleyeceğimiz cd'leri birlikte doldurduk. Birlikte marş söyledik, birlikte ezgi dinledik. Hem de o zamanlar internet hayatlara uzaktı, youtube insanlara yabancıydı, 28 Şubat'tan yeni çıkılmıştı. Yemeklerden sonra Elhamdulillah'ın sonuna eklediği dualarla dua etmeyi öğretti. Dua ettiğini hissettirdi, amin demeyi öğretti. 
Ne zaman bir şeylere sızlansak, "Açlıktan ölen insanlar..."ı söyledi, "Suriye'de sizin kardeşleriniz, Filistin'de kardeşleriniz." dedi. O an utanıp, ona uzaktan sarılıp, belki içimizden ağlamışızdır. Afrika'yı öğretmedi bize, Nepal'iMoro'yu öğretmedi. "Bakın bakalım internetten, kurbanınızı nereye göndermek istersiniz, seçin." dedi. Gittik, baktık, araştırdık, öğrendik. "Yetimlere de yardım etmelisiniz." demedi, yetim sponsorluk belgesini eve getirdi, "Yetim kardeşiniz..." dedi. 
Ve benim için en önemlisi, 'tatile giden Müslüman' olmadık biz hiç. Babamın işi dolayısıyla katılması gereken fuarlar olurdu, uygunsa ailecek gidilirdi. 'Müslümanca yaşamak' olmalıydı bizim hayatımızın anlamı ve 'sade hayat'tı müslüman hayatların en güzel süsü. Modern hayatların kapitalist tuzaklarının tatil köyleri ve tatil anlayışları bize göre değildi, bize yakışmazdı. İnsanlar tatile neden giderdi ki? Dinlenmek için mi? Dinlenme anlayışımız farklıydı bizim. Birlikte vakit geçirmek için mi? Biz zaten birlikte vakit geçiriyorduk; akşamları, haftasonları, babamın eve gelmesine yakın dükkana gidip eve onunla döndüğümüz zamanlar... Gezmek için mi? Her 'Pazar'ı ve hatta bazen 'Perşembe öğleden sonraları' da bizimdi babamızın. Köyler, piknikler, kırlar, ormanlar, parklar... Fırsat buldukça ve mümkün oldukça zaten gezerdik. Ki zaten gezmeliydik, gezdirmeliydi ve "Müslüman nasıl gezmeli?"yi de göstermeliydi, gösterdi. Kıstaslarımız namaz vakti oldu mesela, hayatın namazlara göre düzenlenmesi gerektiğini gördük. 
Önümüze geçti imamımız oldu, yanımızda durdu arkadaşımız. Ama yeri gelince "Ben senin arkadaşın mıyım?!" demesini de bildi. 
Birileri 'ergenlik' dediğinde, "Ne ergenliği..." dedi babam, "Bizim de ergenliğimiz vardı." dedi annem... 
"O öyle değil." demediler, "Bak böyle daha iyi." dediler 
"Öyle olmaz." demediler, "Sence de böyle daha iyi olmaz mı?" dediler. Yasaklamak yerine "Ben olsam öyle yapmazdım" dediler. Olumsuz yorum yapmak yerine, "Sen bilirsin ama ben olsam şöyle yapardım." dediler. 
"Çocuğum kitap okumuyor." 
"Kızım liseye geldi, hâlâ başını örtmüyor." 
"İstediğimi yaptıramıyorum, beni dinlemiyor." 
O çocuğu kim yetiştirdi? O çocuk hayatı nerede, nasıl, kimden öğrendi? 
Ben çok mu biliyorum? Hayır. Belki de gayba taş atıyorum... Allah'a sığınırım. 
Yap deme, örnek ol. Yasaklama, alternatif sun. Eleştirme, daha güzelini göster. 
Şimdi birileri diyor ki; 
Suç kimde? 
Bunu babama söylediğimde "Ama Nuh peygamber..." diyor, Allah'a sığınıyorum. 
Kaç çocuk yetiştirdim? Hiç. 
Ama dertlenenleri gördükçe, şikayetlenenleri dinledikçe içim susmuyor. 
Söyleme, yap. 
Nefsimi temize çıkarmaktan Allah'a sığınırım. Teorilerimizi pratiğe dökmeyi nasip etsin Allah. Emrettiği gibi dosdoğru kılsın bizleri... 
"Ey Rabbim! Beni öyle yönlendir ki, bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükredeyim; ve razı olacağın iyi işler yapayım. Soyumdan gelenleri de salih kimseler kıl. Ben sana yöneldim, ve elbette ki ben sana teslim olanlardanım; müslümanlardanım." Ahkaf suresi,15.
"O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetecek, başından aşkın derdi vardır." Abese suresi, 34-36.



Misafir Kalem: Merve Eren

6 yorum:

  1. Maşallah, Allah ana babanıza rahmet etsin. Hepimize böyle ana baba olmayı nasip etsin. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. maşallah.rabbim doğruyu önce bize öğretsin

    YanıtlaSil
  3. Allah razi olsun .Böyle babalarin sayisini Mevla Teala cogaltsin.Çok faydali bir yazi olmus.ozellikle Söyleme yasa sozu cok istifade edecegimiz bir sozdu.

    YanıtlaSil
  4. Masallah sabah namazi sonrasi okudum zihnen saf olunca daha iyi anladim Elhamdulillah oyle guzel konular okuyorum ki anlatamam Hayat dersi bu konu Alabilene Emir etmek yerine Hal ile kendine Emir etmek aslinda evladina dolayli emir demek super :) Rabbim Annenize Babaniza Rahmet etsin İnsallah Hakkiyla yasayabilmek

    YanıtlaSil
  5. Selamunakeykum dertli anne babalar için metod türünde bi yazı olmuş maşallah çok güzel dertli büyüklerin arkadan gelenlere ornekligi olmuş insllah bizde örnek oluruz örnek nesil yetistiririZ lakin ben böyle yazılar okuyunca çok duygulaniyorum çünkü böyle bi ailede buyumedik bilemedik onlarda bilmiyorlardı biz de bi şekilde büyüdük bi yol aldik inşallah Rabbim ayaklarımızı dine üzere sabit kilsin

    YanıtlaSil