Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

10 Ara 2015

Kendine Ait Olmadan, Allah'a Ait Olamazsın Çocuk..


KENDİNE AİT OLMADAN, ALLAH’A AİT OLAMAZSIN ÇOCUK..

Bir proje kapsamında sisteme girildi çocukluğumuz.. Gençliğimiz an be an kayda alındı..

Dört bir yandan çevrilmiş sınırlarda hapsolmuş bulduk kendimizi.. Oraya aittik biz.. Bizi kurgulayan, tasarlayan, ölçen, biçen, var eden, varlığımıza anlam veren (!) oraya..

Müslüman ailelerde çocuklar farklı yetişiyor sanmasın kimse.. Kimse aldanmasın “İmanlı, ahlaklı, bilinçli, erdemli, dinine ve ümmetine faydalı bir nesil” gibi tepeden tırnağa nefs kokan sözlere..

Oysa sözcüklerin dışında hiçbir şey farklı değil..

Herkesin kendini ispat edeceği alanları farklı sadece..

Kimse bilmez, orada iddia sahibi annelerin emelleriyle büyür çocuklar..

Kusursuz babaların en ulvi ihtiraslarıyla..

Oradaki çocukların en büyük zorunluluğu “başarmak”tır. Başardıkça takdirler, övgüler düzülür..

Gururlanmaktan önce gururlandırmayı öğrenir çocuklar.. Utanmaktan önce utandırmayı.. Kendine yakışanı ayırt edemeden daha, ailesine nasıl yakışıksız kaçtığını.. Suçlanarak değersizleşmeyi, değersizleştikçe karşı tarafı haklı görmeyi..

Orada “Kınayıcının kınamasından korkmayan” ideal insan hikayesi, “ailesini el-aleme mahçup etmeden yaşama” olarak formüle edilir..

“Benim oğlum, benim kızım, bizim mahallenin çocuğu, bizim medresenin talebesi, bizim cemaatin üyesi” diye sürekli aidiyetler örülür etrafına.. Sonunda ise illa ki Allah’ın adı alet edilir işin içine; “Allah da razı olmaz böylesinden” denilir..

Bir defa oraya aitse kişi, hata ihtimali yoktur, seçeneği, tercihi, kararı, dahası kendisi yoktur..

Orada ufacık hataların ne ağır bedelleri olduğunu çok iyi bilir çocuklar.. “Sen müslüman bir ailenin çocuğu olduğun halde nasıl bunu yaparsın?” diye çıkmazlara itilir.. Anlamaz çocuk, etrafına öyle kutsal bir duvar örülmüştür ki.. İtiraz etse “dine kafa tutuyor” sayılacak, sussa her an biraz daha kendi olmaktan çıkacak..

Orada “kendini bulmasına” fırsat verilmeksizin “bir davaya nefer olması” beklenir çocuklardan..

Öyle de olur nitekim, zamanla mükemmel bir dava adamı çıkar ortaya.. Yaşıtları gülüp eğlenirken o ne çok okumuş, yazmış, çalışmış, başarmıştır..

Şimdilerde herkesi kayıt altına almaya çalışan o baskın davranışlarından tanırsınız onları.. En yakın dostlarına bile yargılayıcı bakışlarından..

Hiçbir ortamda rahat olamazlar onlar.. Bir türlü “kendileri” gibi davranamazlar.. En insani duyguları, refkleskleri, mesela içten bir gülümsemeyi, özlemeyi, göz yaşı dökmeyi “zaaf” görme şehvetine karşı koyamazlar. Kendi ulvi (!) meseleleri dışında herkesi ve her şeyi içten gelen sahici bir tavırla “basit” addederler..

Dimdik görünürler, kararlı, tutarlı, yıkılmaz, sendelemez gibi..

Hiç kalpleri yokmuş gibi.. Hiç çocuk olmamışlar gibi..

Oysa katılıktan kupkuru olmuştur içleri.. Damarlarında çatırdayan o ses, unutturmuştur gönüllerinde inleyen biçare çocuğun sesini..


Ben bu mahallenin çocuğuyum..

O babanın oğlu, o annenin kızı, o medresenin talebesi, o cemaatin üyesi..

Müslüman olmakla, "İslamcı olmak" arasındaki o derin uçurumu kavradığım günden beri, geçmişin izleriyle boğuşuyorum.. Gözlerimde hayata karşı biriken nefreti, alnımda kemikleşen çizgileri silmeye uğraşıyorum.. 

İslamcı olmak, 21. Yüzyılın hastalıklarından soyutlamıyormuş insanı.. Vahye karşı rasyonel bir bakış, insana karşı materyalist bir tutum sergilemekten alıkoymuyormuş..

Meclislerde Hasan ve Hüseyin’e karşı şefkatten, Enes’e merhametten, Zeyd ve Bilal’e özveriden bahsedecek birileri.. Oysa bir tek şeydi Efendimizin (s) etrafındakilere muamelesi; kabulleniş..

O’nun tek yaptığı; insan olma, kendini bulma gayretini ve fıtrattan gelen bütün içgüdüleri engin bir ufukla, dingin bir duruşla kabullenmekti..

Şimdi ben onca geçmişi hatırlarken gözlerinin önünde, vazgeçtim bütün iddialarımdan çocuk.. Sen benim projem değilsin.. Ne sevaplarımı ispatlayabilirim senin üzerinden, ne günahlarımdan sıyrılabilirim..

Bana ait değilsin.. Bunca temizliğinin içinde, benim o kirlenmiş ben’ime ait değilsin..

“Neden hata payı yok hayatımda” diye diye büyüdüm ben.. Kendimi bulabilmek için onca yol gittim, yol bulmak, yola varmak umdum.

 Anladım ki, kişi kendisini bulmadan, kavramadan, anlamadan, bir davaya ait kılamaz varlığını..

Kendisine ait olamayan Allah’a ait olamaz..

Kendisine varamayan Allah’a varamaz..

Kendisinin yani fıtratının sesini duyamayan, Allah'ın da sesini duyamaz.. 

Şimdi sen boş ver bütün aidiyetleri, temsil etmeleri, onurlandırmaları, mahcup etmeleri..

Bil ki, nefsin mutmain olursa ve varlığın hayatınla anlam kazanırsa, tüm benliğinle sadece Allah’a ait olur ve yine sadece O’na dönersin çocuk..


Ummu Reyhane






4 yorum:

  1. Cok derin manalar iceren bir yazi olmus.peki insan kendini nasil bulur ki.. tamamen sertbest birakilirsa sasmaz mi? Aidiyetlik hissi verilmezse yanlis bi yere aidiyet duyma ihtimali olmaz mi ? Nasil cikacaz bu isin icinden biraz daha acsaydiniz keske.kabul ettik ama kafamiz karisti :((

    YanıtlaSil
  2. Selamün aleyküm. Bu yazıda Müslüman ailelerin çocukları üzerine Kurduğu aşırı bir baskıdan bahsetmişsiniz. Peki bilinçli Müslümanlar olarak tamamen serbestte bırakamayız. Çocuklarımızı nasıl yönlendirelim, onlarla nasıl konuşalım? Allah sizden razı olsun ümmü reyhane kardeşim

    YanıtlaSil
  3. Değerli kardeşlerim,
    Kastımız, kesinlikle çocuğun doğruyu yanlışı ayırt etmesi hususunda başıboş bırakılması değildir. Diğer pek çok yazımız göz önünde bulundurulduğunda, İslami ve ahlaki eğitimin ilk bebeklik günlerinden itibaren hassasiyetle gözetilmesi gerektiği dikkat çekecektir. Nitekim eğitimin ilk basamağı, alışkanlık oluşturmaktır.
    Fıtratı korumak ve fıtrata rehberlik etmekle sorumlu olan kimi ebeveynler, zamanla bunu bir baskı rejimine dönüştürürler. Kendi mükemmelliyetçi ve aşırı idealist düşüncelerini, çocuğun zayıf omuzları üzerine yüklerler. Çocukları üzerinden kendilerini ispat etme çabası güderler. Ve bunu İslam adına (!) yapmış olduklarını zannederek büyük bir yanılgı içine düşerler.
    İşimiz; fıtratı başıboş bırakmak değil, ona rehberlik etmektir. Onun temiz kalması için, onu her şeyden hatta kendi heves ve ihtiraslarımızdan bile korumaktır.
    Allah yar ve yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
  4. Gercektn cok guzel aciklamissiniz simdiden cocugumuz ne olacak diye bir suru planlar yapiyoruz hafiz olsun doktor olsun avukat olsun,hersey olsun istiyoruz neden cunku bizim adimiz yukselecek falanin,oglu falanin,kizi ....Rabbim kendi heves ve ihtiraslarimizdan da korusun cocuklarimizi...

    YanıtlaSil