Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

27 Kas 2015

Nazar ve Korunma Yolları


NAZAR VE KORUNMA YOLLARI

İnsanı tesir altına alan, hasta eden bazı vakıalar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir. İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hattâ ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir. Nazar haktır; nazara inanmak günah değildir.

Göz değmesi hakkında rivayet edilen hadisler, bunun hak ve gerçek olduğunu açıklığa kavuşturmakta ve nazara karşı yapılması gereken hususları da ortaya koymaktadır. Yani nazar, bazılarının zannettiği gibi "batıl" bir inanç değil, hak ve gerçektir.  İbn Abbas'tan rivayet edilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır:

“Nazar haktır, kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”(1)

Nazara uğramanın, kişiyi helaka götüren yönünü Peygamberimiz (sav)'den öğreniyoruz. Câbir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmaktadır:

“Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”(2)

Nazar konusundaki tavrımızı belirlememiz açisından asrı saadette geçen şu olayı burada zikretmemiz faydalı olacaktır;

Sahabîlerden Amr bin Rebia, Sehl bin Huneyf’i yıkanırken görür, nazar eder. Sehl çarpılmış gibi yere yıkılır. Alıp Peygamberimiz (sav)'in bulunduğu yere götürürler. Durumu öğrenen Peygamberimiz (sav) “Kimden şüphe ediyorsunuz?” diye sorar. Sahabîler, Amr bin Rebia’nın ismini verirler. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) Amr’a;

“Sizden biriniz neden din kardeşini öldürüyor? Biriniz kardeşinde beğendiği, hoşuna gittiği bir şey gördüğü zaman ona mübarek olması için dua etsin (Mâşallah, Bârekallah gibi sözler söylesin)” buyurur.

Daha sonra Peygamberimiz (sav) bir miktar su ister ve nazar eden Amr’ın abdest almasını emreder.(3)

NAZARDAN NASIL KORUNURUZ?

 1- Sabah ve akşam koruyucu dua, evrad ve zikirlere devam edilmelidir.

Onları okuyan kimseyi Allah (c.c.) nazardan muhafaza buyurur. Okunacak sure ve dualar çoktur.
Bazıları şunlardır: Fatiha Suresi, Ayetü'l-Kürsî, Felâk Suresi, Nâs Suresi.

Nazara karşı okunacak duaları da şu şekilde sıralayabiliriz:

"Yarattığı şeylerin şerrinden Allah (c. c.)' in tam olan kelimelerine sığınırım." (4)

"Bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan, kem gözlerden Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığınırım. Hiçbir iyinin ve kötünün yapamadığı ve Allah (c. c.) 'in yaratıp vücuda getirdiği bütün şerlerin şerrinden, gökten inenlerin ve göğe çıkanların şerrinden,yerde bitenlerin ve yerden çıkanların şerrinden, gecenin ve gündüzün fitnelerinin şerrinden, iyilik için kapı çalan hariç, gece ve gündüz her kapı çalanın şerrinden Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığınırım. Ey Rahman (olan Allah'ım)" (5)

''Bir kul her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç defa şu şekilde dua ederse, o kişiye hiç bir şey zarar veremez.  Bu: "İsmiyle beraber bulundukça yerde ve gökte hiç bir şeyin zarar veremeyeceği Allahın ismiyle, O her şeyi işiten ve bilendir.'" duasıdır." (6)

İnsanların durumlarına bakan kimse, nazar konusunda onlarda bir umursamazlık olduğunu görür. Oysa ki, bilhassa bebeklerin ve küçük çocukların şeriata uygun dualarla nazardan korunmaları gerekir. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'ı şu dua ile koruyordu:

"Sizi, bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan, kem gözlerden, Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığındırırım." (7)

Yine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, torunları olan Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'a hitaben şöyle derdi: "Şüphesiz ki, sizin atanız (İbrahim Aleyhisselâm) İsmail'i ve İshak'ı bu kelimelerle koruyordu." (8)

2- Nazar değmesinden korunma yollarından biri de, kişinin korktuğu ve şüphelendiği kişilerin yanında güzelliklerini teşhir etmemesidir. Hz. Osman b. Affan (r.a.) çok güzel bir çocuk görmüştü. Bunun üzerine, onu nazardan korumak için çocuğun velisine şöyle dedi: "Bu çocuğun çenesine siyah boya sürerek onun güzelliğini kamufle ediniz.''

3- Görüp beğendiği bir şey hakkında, gören kişinin bereketle dua etmesi de nazardan korunmanın bir başka yoludur. Bir kimse, kendi gözünün başkasına zarar vermesinden korkarsa, ona baktığı zaman şöyle demelidir: "Allah (c.c.) onu sana mübarek etsin." (9)
Veya şöyle demelidir: "Ya Rabbi! Ona mübarek eyle." (10)
Yahut şöyle demelidir: "Mâşâallah (Allah ne güzel yapmış) Allah'tan başka kuvvet (sahibi) yoktur." (11)

GÖZ DEĞMESİNDEN SONRA NELER YAPILABİLİR?

Yukarıda, nazar değmemesi için alınacak tedbirler ve korunma çareleri açıklanmıştı. Nazar değdikten sonra da şeriata uygun çareler vardır. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bu hususa işaret eden deliller bulunmaktadır.

Şu sure ve ayetler dua maksadıyla okunmalıdır.
a) Fatiha Suresi,
b) Ayetü'l-Kürsî,
c) Felâk Suresi,
d) Nâs Suresi, Resulullah (sav) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”(12)
e) Ayrıca Cebrail Aleyhisselâm'ın, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'e okuduğu ve öğrettiği şu dua okunmalıdır:
"Allah (c. c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Sana eziyet veren her şeyin şerrinden, Her nefsin yahut hased edenin kem gözünün şerrinden Allah (c.c.) sana şifa versin. Allah (c.c.)'in ismi ile sana rukye ederim" (13)

Yine Resûlüllah (s. a.v.) Efendimiz'in bir hastalığı olduğu zaman Cebrail Aleyhisselâm gelir ve şu duayı okurdu: "Allah (c.c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Allah (c.c.) bütün hastalıklardan sana şifa versin. Hased ettiği zaman hased edenin şerrinden ve bütün kem gözlülerin şerrinden (seni korusun.)" (14)

Cenab-ı Hakk'ın ihsan ettiği sağlığı, güzelliği, nâil olduğu nimetler ve sair sebeplerle göz değmesine hazır olan kimse, daima tedbirli olmalı ve kendisini teşhir etmemelidir.

Özellikle anneler kendi güzelliklerini ve bilhassa kız çocuklarının güzelliklerini aşırı derecede teşhir etmemelidirler. Çünkü bunun sonucunda birçok üzücü olaylara şahit olunmaktadır.

Resûlüllah (sav) Efendimiz Esma binti Umeys (r.a.)'a hitaben şöyle buyurmuştur: "Bana ne oluyor ki, kardeşoğullarının cisimlerini zayıf görüyorum! Yardıma muhtaç duruma gelmişler." [Müslim, Câbir b. Abdullah (r.a.)'dan rivayet etmiştir] 
Bunlar Hz. Cafer b. Ebu Tâlib'in çocukları idiler. Esma dedi ki: "Onların bir hastalıkları yok. Fakat onlara nazar değdi." Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "(O halde) sen onlara rukye yap. (okuyup üfle.)" (15)

Peygamberimiz (sav)'in tatbik ve tavsiye ettiği mânevî ilaçlardan başka yollara başvurup şifa aramak mü’mine yakışmaz. Cahiliye devrinde Araplar bazı hastalıklardan dolayı boyunlarına ve kollarına çeşitli âlet ve boncuklar takarlardı. Deva ve şifayı da o taktıkları şeylerden beklerlerdi. Şirk kokan, İslam inancına uymayan bu nevi işleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim (korunma maksadıyla) bir şey takarsa bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir.”(16)

Böylece takılan o şeyin bir fayda vermeyeceği, ayrıca kişinin bütün ümidini bizzat ona bağlamasıyla da inancına zarar geleceği anlaşılmış oluyor. Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Peygamberimiz (sav)'in haram saydığı bazı şeyler arasında nazarlık takınmak da sayılmaktadır.(17)


Ummu Musa

Kaynakça
1. Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3
2. Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’den naklen)
3. İbni Mâce, Tıb: 32, Müsned, 3: 447
4. Ebu Davûd, Tıp, 19; Dârimî, İsti'zan, 48; Muvatta, İsti'zan, 34; Ahmed b. Hanbel, 4/430
5. Buharî, Kitabü'l-Enbiya, 10; Müslim, Kitabu'z-Zikr, 54, 55
6. ibn mace dua 14
7. Buharî, Abdullah b. Abbas'dan rivayet etmiştir.
8. Buharî, İbn-i Abbas'dan rivayet etmiştir.
9. Benzer ifade ile bk. Ebu Davud. Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn-i Mâce, Ezan, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/281.
10. Benzer ifade ile bk. Müslim, Zühd, 74; Ebu Davud, Vitir, 31; Nesaî, Zekât, 12; İbn-i Mâce, Zühd, 8; Ahmed b. Hanbel, müsned, 3/108, 188, 5/77.
11. Ebu Davud, Edeb, 101
12. Ebu Davud, Tıb: 34
13. Buharî, Kitabu't-Tıb, 38; Müslim, Kitabu's-Selam, 40; Ebu Davud, Kitabu't-Tıb. 19; Tirmizî, Kitabu'l-Cenâiz, 4; İbn-i Mâce. Kitabu't-Tıb, 36. 37; Ahmed b. Hanbel, Müsned. 6/332
14. Müslim, Hz. Âişe (r.a.)'dan rivayet .etmiştir.
15. Ahmed b. Hanbel. Müsned, III/333.
16. Tirmizi, Tıb: 24
17. Neseî, Zînet: 17


6 yorum:

  1. Allah razı olsun, ziyadesiyle istifa ettim..

    YanıtlaSil
  2. S.A değerli anneler size bir şey danışmak istiyorum, sıbyan perisi diye bir şey var mıdır, varsa mahiyeti nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleykum selam kardeşim, peri ve perinin hiçbir türü İslam'da yoktur. Bunlar hurafedir. Selametle.

      Sil
    2. Acaba bu konuyu daha önce hic duydunuz mu? Duymadıysanız araştırıp da mı cevapladınız? Benim araştırdığım kadarıyla lohusaya musallat olduğu iddia edilen üç harfliye verilen isim. Ben de böyle şeylere itibar etmiyorum. Kayinvalidem - tarikat mensubu olarak- birtakim muskalar yazdırıp bana getirmişti birkaç yıl önce, ben kabul etmedim tabiki. Fakat aklıma geliyor zaman zaman, size danışmak istedim ama özensiz bir cevap gibi geldi bana... Tabi sizi meşgul ettiysem kusura bakmayın... selametle.

      Sil
    3. Kardeşim, hurafeleri duymakla değil gerçek kaynakları bilip bilmemekle sorumluyuz. Böyle bir şeyin varlığını iddia eden bize Kur'an'dan yada sahih sünnetten delil getirmelidir. Biz Kur'an'da ve sahih hadiste görmediğimiz bir mesele hakkında elbette hurafe deriz. Halk arasında lohusalık döneminde bu tarz şeylerin musallat olacağı şeklinde hurafe bir anlayış vardır fakat temeli yoktur. Olayın aslı ise, psikolojik olarak zayıf bir halde bulunan kadının, bir takım şeylerden etkilenmeye daha müsait olduğudur. Onun için bu dönemde de dua ve tesbihatı bırakmamalı, sürekli Kur'an dinlenilmeye çalışılmalıdır. Zararlı insanlardan ve ortamlardan (tv ve benzeri şeylerden) uzak durulmalıdır. Anne dikkat ettiği sürece, Allah'ın izniyle cinler kendisine veya çocuğuna hiçbir şekilde zarar veremez. Selametle.

      Sil
    4. Teşekkür ederim cevabınız için. Allah razı olsun.

      Sil