Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

2 Eyl 2015

Hikaye Kitaplarıyla Başımız Dertte / Ev Okulu Notları 3. Bölüm


HİKAYE KİTAPLARIYLA BAŞIMIZ DERTTE
(Ev Okulu Notları 2. Bölüm) 

Kitaplarla dostluk kurmayı becerebilmiş her anne, kuşkusuz çocuklarının da birer kitap dostu olmasını ister. Böylece neredeyse doğumlarının ilk aylarından itibaren çocuklarının ilgisini çekecek, gerek görsel gerekse içerik bakımından güzel yayınlar aramanın derdine düşer..

Fakat maalesef pek çok kitap 3 yaş üzeri çocuklar hesaba katılarak hazırlanmıştır.

6-7 aylık:

Genelde 1 yaş üzeri etiketiyle satılan "hayvanlar, meyveler, araçlar" vs. gibi karton yada bez kitaplar bu aylardan itibaren çocuğa okunabilir. Özellikleri hayvanların, çıkardıkları seslerle birlikte tanıtılması, çocuğun çok kısa bir süre içinde o hayvanları tanımasını ve aynı sesleri taklit etmesini sağlar.

12-18 aylık:

Kitaplarla birlikte küçük masallar dönemi artık başlamıştır. Kitabı görsel olarak kullanır fakat kurguyu tamamen biz seçeriz. Bol sesli, mimikli, hareketli hikayeler çocukların fazlasıyla dikkatini çeker. Bu anlamda yine hayvan hikayeleri ilk sıradadır.

2 yaş sonrası:

Kendisi de kısmen konuşmaya başlayan çocuk, artık konuşulanların neredeyse tamamını anlayacak duruma gelmiştir. Monoton bir okumadan sıkılır fakat aktif ses ve mimiklerin eşlik ettiği bir okuma, görselle birlikte ilgisini çeker.

İşte bu safhada kitap arayışlarımız daha bir yoğunluk kazanır. Çünkü bizim için kitaplarla tanışmak, 3 yaş sonrasına ertelenebilecek bir şey değildir. Karakter eğitimi, ahlak, duyarlılık vs. pek çok şeyin yanı sıra görsele okumanın eşlik ettiği aktivitelerden çocuğun zekasının gelişimini de bekleriz.

Bazı pedagoglar; "O yaşta bir çocuk ne anlar masaldan hikayeden? Görerek öğrenecek. Bırakın doğaya, kediyi köpeği oradan öğrensin, kitaplardan değil" diyorlar. Bu önermenin doğruluk payı olmakla beraber, büyük şehirlerde apartman dairelerinde yaşayan milyonlarca insan açısından hiçbir gerçekliği yok.

Bundan 80 sene önce sakin bir köyde, hayvanlar arasında yaşıyor olsaydık, hiçbirimiz bu yaştaki çocuklara kitap okuma ihtiyacı hissetmeyecektik. O zaman günün pek çok saatini bizimle birlikte bahçede, tarlada geçiren çocuğumuza hayatın içinden kısa dersler vermek yeterli olacaktı.

Bizim hayat realitemizde ise; yüz metrekareden oluşan beton duvarların arasında sıkışmış bir vaziyette, o kıpır kıpır çocukları büyütmek var. Hem sıkılmasınlar diye türlü şeyler üretmek zorundayız, hem de doğadan veremediğimiz bilgiyi, birikimi evde vermek durumundayız.

...

Son bir yıldır gerek kitap fuarlarında gerekse sık sık gittiğimiz kitapçılarda sadece çocuk kitaplarını incelemekle meşgulüm. Gayr-i İslami yayınevlerini zaten eledikten sonra İslami yayınevlerinden çıkan kitaplara bakmaya çalışıyorum.

Genelleme yapmıyorum fakat benim görebildiklerim açısından hikaye kitaplarıyla başımız ciddi dertte.

Hikaye kitapları seçimiyle ilgili çok soru alıyoruz. O kardeşlerimiz için kısaca şunları söyleyebilirim:

1-Cinli, perili, büyülü vs. efsanevi kitaplar olmamalı. (Sadece bu yaş için değil ilerisi için de en sağlıksız kitaplar böyleleri)

2-Kötülüğü, kurnazlığı, hilekarlığı öğreten kitaplar olmamalı. (Bazı kitaplarda kötülük, kurnazlık o kadar ilgi çekici bir tarzda anlatılıyor ki, bazı çocuklar ilgilenmese de eğilimi olan çocuklar direkt olarak oradaki olumsuz tavrı modelleyebiliyorlar. Çocukların masum hayatına nasıl bir anlatımla olursa olsun kötülük sokulmamalı. Basit sanılan şeyler bile. Örneğin bir tilki neden tavukları yemeyi planlasın ki? Bu 2-3 yaş dönemi çocuğu için son derece korkunç ve vahşice bir şey.)

3-Olumlu davranışları, çok abartılı olumsuz sonuçlarla anlatan kitaplar olmamalı (Örneğin, banyo yapmayı sevmeyen karga sonunda kaşıntıdan uyuz olur, derken bütün tüyleri dökülür, ucube bir yaratığa dönüşür, herkes ondan rahatsız olur, kimse onunla beraber olmak istemez, toplumdan tecrit edilir, sonunda doktor amca bir takım ilaçlarla birlikte banyoyu önerince, iyileşir ve tüyleri yeniden çıkar. Yine dişlerini fırçalamak istemeyen çocuk, asık suratlı bir doktor amcanın korkunç pensesiyle pek çok dişini kaybeder vs.)


-Bir Küçük Hikaye Analizi-

 Pamuk ile Tekir, ormanda yaşayan iki kedicik.. Pamuk çok düzenli, Tekir çok dağınık. Pamuk bahçıvan, Tekir bir ağa evinde garson.

Çok önemli davetlilerin olduğu bir gün, Tekir hazırlanır işe gider. Mutfağa girdiğinde arkadaşları kendi aralarında onu gösterip tuhaf tuhaf bakar, gülüşürler. Misafirlere meyve suyu ikram etmeye girdiğinde ev sahibi Hoşibik, onu misafirlerin yanında azarlar ve "Sen git servisi başkası yapsın" der.

Tekir, yapılan davranışlara hiçbir anlam veremez. Sonunda aynaya bakarken terliklerini fark eder. Biri mavi, diğeri kırmızı iki farklı terlik giymiştir. Çok utanır. Koşar eve ve ayakkabılarını arar. 

Arkadaşı Pamuk da ona yardım eder. Bu arada düzenli olmanın gereklerine dair nasihatlerde bulunur. Sonunda ayakkabıyı bulurlar. Tekir de başına gelen bu talihsiz olay (ceza) sonucu, bir daha düzenli olmaya karar verir!

Bu çok sıradan bir hikaye.. Eminim hepimizin evinde buna benzer niceleri var. Bir davranışı öğretmek için mutlaka kahramana ağır bir ceza verilir ve sonucunda o davranış kazandırılır!

Bazı arkadaşlar "Biz çocuk eğitimi konusunda çok donanımlı değiliz, nasıl seçici davranacağımızı bilemiyoruz" diyorlar. Doğrudur fakat biraz gayretle pek çok konuda hassasiyet sahibi olacağımızı düşünüyorum.

Burada en önemli şey, annenin empati yeteneğinden mahrum olmaması: Yani "Çocuğum, giymiş olduğu yanlış bir kıyafetten dolayı arkadaşları tarafından aşağılansa, alay konusu haline getirilse, büyükleri tarafından azarlansa ne hisseder?" diye düşünebilmesi.

Çocuk ilk önce utanır, sonra topluma uygun davranmaya başlar, sonra ne zaman toplum standartlarının dışında bir şeyle karşılaşsa, kendisine yapılan o davranışı acımasızca bir başkasına yapar.

Bugün bunu gözlemenin en iyi yolu okullardır. Bir çocuğun boyu kısa veya uzun ise, şişman ise, ayakkabısı eski ise, kulakları kepçe ise, gözlüklü ise, saçları kazıtılmış ise mutlaka ona bir lakap takılır, mutlaka rencide edilir, mutlaka utandırılır! Hem de kendi yaşıtları tarafından..

Onun için biz çocuklarımıza tertip, düzen vs. her ne öğretmeye çalışıyorsak, bunu toplumun tecridinden korktuğu, toplumun alaylarından korunmaya çalıştığı için yapan karakterleri anlatmamalıyız. Bizim çocuklarımız yeri geldiğinde yamalı elbiselerle insan içine çıkabilmeli ve bundan dolayı utanmamalı. Farklı bir şey gördüğü zaman, onunla dalga geçecek bayağı bir ahlaka sahip olmamalı. Onlara anlattığımız kahramanlar da bu üstün ahlaka sahip kişiler olmalı.

Onun için eldeki kitapları sadece görsel olarak kullanıp içeriği tamamen kendimiz belirlememiz gerekiyor.

Biz, yukarıda bahsi geçen hikayeyi anlatırken kesinlikle alay edilen, kovulan, azarlanılan noktalarına temas etmiyoruz. Sadece Tekir kedi dağınık, eşyalarını düzeltmek istemiyor. Fakat sonunda çok istediği ayakkabısını bulamadığı için, kendisi bu durumdan rahatsız oluyor. Eşyalarını düzenledikçe bunun aslında gözünde büyüttüğü kadar zor bir şey olmadığını, hatta çok daha rahat ve kolay olduğunu görüyor. Bir şeyini bulmak istediğinde artık zorlanmıyor, buna kendi iç disipliniyle karar veriyor, nihayet düzenli olmak onda bir alışkanlık haline geliyor..

Bunun yanı sıra hikaye kitaplarında bazen İslami hassasiyetlerimize uygun olmayan şeyler (Örneğin Yılbaşı, doğum günü kutlamak) veya argo sözler olabiliyor. Anneler titizlikle bunları ayıklayarak doğum günü için gelen pastayı rahatlıkla misafire ikram edilen pastaya dönüştürebilmeli.. Uygunsuz ve kaba sözleri daha nazik ve kibar olanlarıyla değiştirebilmeli.

Bu arada konuyla yakından ilgili olduğu için Sevgili Ummu Salim'in "Çocuklarla Kitap Okuma Yöntemi" isimli yazısını okumanızı tavsiye ederim..

Hem İslami hem de insanî (pedagojik) olarak güzel kitap tavsiyeleri olan kardeşlerimiz varsa, yorumlarda belirtebilirse çok memnun oluruz..

Selam ve dua ile..


Ummu Reyhane



Not: Ülkemizde çocuk kitapları başlı başına bir sektör.. İşin ilginç tarafı ise, ufacık kitapların tamamının, isminin önünde bol ünvanı, etiketi olan uzmanlar (!) tarafından incelenip onaylanmış olması.. İnsan sormadan edemiyor, "Bu nasıl uzmanlık? Nasıl çocuk psikolojisinden anlamak?" diye.. 


6 yorum:

  1. Adem güneş in onayladığı hikaye kitapları çok güzel.. Örneğin arkadaşım olmadan su bile içmem diye bi kitap.. Kızım defalarca anlattırdi. Sayfaları kartondan olduğu için küçüğünuze de kullanabiliyoruz.. Bu hikayede fil ormanda uğur böceğiyle karşılaşıyor ve su arıyorlar birlikte. Suyu bulduğunda fil içmiyor arkadaşlarının gelmesini bekliyor. Uğur böceği çok şaşırıyor fillerin dostluğunu paylaşmasini çok seviyor.. Vs

    YanıtlaSil
  2. Bir de bence biraz uğraşıp bu işi kendi uydurma yeteneğimizi kullanarak yapabiliriz. Her anne az çok dikiş yapıştırma yapabilir. Küçükler için hatta yakın çevresindeki nesnelerin kişilerin fotoğraflarını soğuk preste kaplatip bebek kitabı yapabiliyoruz. Hem de dil gelişimi için güzel oluyor banyoda bile kullanılabilen silinebilen bi kitap oluyor..kitap deyince çok şey yazasim geldi su an :) pikniğe gittiğimizde örneğin yanımıza kağıtlar alip doğada bulduğumuz yaprak ot çöp yapıştırıp bi hikaye uydurabilriz. Hem bi ani olarak kalır.. Açıkçası ben bunu kurban bayramı için yapmayı planlıyorum.üç yaşındaki kızım için bi bayram kitabı yapıcam ins. Gittiğimiz misafirliklerden birer ani toplayıp örneğin bi şeker kağıdı bi hediye bi fotoğraf bunları yapıştırark bi kitap yapcas. Çünkü yaşadıği olayları hatırlamaya bayılıyor çocuklar..

    YanıtlaSil
  3. semerkand çocuk yayınlarını tavsiye ederm. kitapları çok güzel oluyor

    YanıtlaSil
  4. Allah razı olsun. çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Bende oğluma kitap okurken değiştirdiğim yerler oluyordu ama değindiğiniz konuyu hiç düşünmemişim. Yazınızı okuduktan sonra okudugumuz hikayelerin gidişatı hep aynı onu gördüm. ya kurt pembe kulagın peşinden koşuyor korkunç bir şekilde yada zavallı yaramaz zıp zıp kuşların gagalamalarına maruz kalıyor. oğlum o bölümlerde üzüldüğünü söylemişti. bizde o kısmı okumuyorduk artık değiştirerek okuyacagım inş. Sizinde kitap tavsiyeniz var mı bu konuda aydınlatırsanız sevinirim

    YanıtlaSil
  5. Allah razı olsun. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Bende oğluma kitap okurken değiştirdiğim yerler oluyordu ama değindiğiniz konuyu hiç düşünmemişim. Yazınızı okuduktan sonra okudugumuz hikayelerin gidişatı hep aynı onu gördüm. Ya kurt pembe kulagın peşinden koşuyor korkunç bir şekilde yada zavallı yaramaz zıp zıp kuşların gagalamalarına maruz kalıyor oğlum o bölümlerde üzüldüğünü söylemişti bizde o kısmı okumuyorduk artık değiştirerek okuyacagım inş. Sizinde kitap tavsiyeniz var mı bu konuda aydınlatırsanız sevinirim

    YanıtlaSil