Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

10 Ağu 2015

0-3 Yaş Çocuklar İçin Dil Eğitimi / Ev Okulu Notları 2. Bölüm



0-3 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN DİL EĞİTİMİ
(Ev Okulu Notları 2. Bölüm) 

Rasulullah (s) şöyle buyurdu: "Hiç şüphe yok ki sözde, büyüleyici bir tesir vardır."* 

Müslüman anne-babalar olarak elbette çocuklarımızın sadece dini eğitimleri ile sorumlu değiliz. Dini eğitimin yanı sıra, bireysel ve sosyal hayatta ihtiyaç duyacakları pek çok şeyin ilk eğitimini vermek de bizlere düşüyor.

Erken dönemde dikkat edilen küçük şeyler, ileriki yaşlarda çocuğumuzun pek çok sene önde olmasına vesile olabiliyor. Elbette "zeka, gelişim vs." gibi kelimeler telaffuz ederken "Dahi çocuk yetiştirmek, deha zekalar ortaya çıkarmak" gibi son derece modern ve narsist bir zihin algısından söz etmiyorum.. Amacımız dahi çocuk yetiştirmek değil.. Sadece Allah'ın çocuklarımıza vermiş olduğu zekayı, beceriyi, yeteneği, anlama ve kavrama kabiliyetini ortaya çıkarmak ve bu yolda onlara rehberlik etmek..

a-Bebek İşaret Dili:

Bir annenin, bebeğinin dilinden anlaması demek hiç şüphesiz onun işini yarı yarıya kolaylaştıracaktır. Aslında pek çok anne, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde bebeğiyle işaretlerle anlaşma yoluna gider. Fakat bunun bilinçli bir şekilde yapılması, bir çok açıdan daha faydalıdır.

Şöyle ki, anne doğumundan itibaren bebeğiyle konuşurken el ve yüz hareketleriyle belirli işaretler kullanabilir. Örneğin su içmekten söz ederken, elinde bardak varmışçasına ağzına götürmek, uykudan bahsederken ninni sesi veya başını yastığa koyma işareti yapmak, büyük bir nesneyi anlatırken ellerini havada kocaman açmak, küçük bir nesneyi anlatırken parmaklarıyla minicik bir yuvarlak yapmak gibi..

İşaret dilini ne kadar fazla şeyde kullanabilirsek çocuğumuzun "kendisini ifade edebilme" becerisine o kadar hızlı ve erken katkıda bulunmuş oluruz. Çünkü bebekler dilden önce mimikleri ve vücut hareketlerini öğrenirler. Bir bebeğin tedirginliği, sevinci, korkusu, acısı vb. pek çok hissi yüzünden anlaşılabilir. Anne, bu mimik ve hareketleri ne kadar zenginleştirebilirse, bebek de kendisini o kadar erken ifade eder.

Pek çok bebek, anlaşılamadığı için huzursuz, pek çok anne de anlayamadığı için mutsuzdur. İşaret dilini geliştiren bir çocuk 6-7 aydan itibaren isteklerini vücut diliyle belirtmeye başlar. Bunları güzel bir şekilde takip edebilen bir anne de, bebeğine ihtiyaçlarına kolaylıkla cevap verir.

Bebek ile ebeveyn arasındaki konuşma, kesinlikle bebeğin göz hizasında, onun gözlerine ve bütün vücut hareketlerine odaklanarak yapılmalıdır. Bebeğin konuşmaya veya hareket etmeye başladığı anlarda, anne susmalı ve bebeği dinlemelidir.

Elbette istisnaları olabilir fakat bebeklikten itibaren değer verilerek konuşulan ve dinlenilen çocukların, kendilerini gerek vücut dili gerekse sözel olarak çok daha erken ve etkin olarak ifade edebildiklerini tecrübe ediyorum.

b-Doğru ve Düzgün Telaffuz:

Çocuklar özellikle 1 yaşlarından sonra küçük kelimelerle konuşmaya başlarlar. Dillerinin tam olarak dönmediği bu sevimli dönemlerinde, yanlış telaffuzları büyükler tarafından coşkuyla karşılanır, sürekli tekrarlanarak çocuğun unutmaması sağlanır, hatta evde o şeyin adı, diğer aile bireyleri arasında da çocuğun yanlış telaffuzu ile anılır. Yıllar geçer de bir çocuk "portakal" kelimesini hala "porkatal" olarak telaffuz etmeye devam eder!

8-10 yaşına gelir, arkadaşları arasında alay konusu olur!

Böylesi bir davranış, çocuğun dilini geliştirmek şöyle dursun, onda olan kabiliyetlerin körelmesine sebep olur. Onu sadece evde ailesinin anlayabildiği, sosyal ve gerçek yaşamla hiçbir irtibatı olmayan tamamen anlamsız bir dile mahkum eder!

Onun için çocuğun istediği kadar dili dönmesin, telaffuz edemesin, ebeveyn daima doğru telaffuzu kullanmalıdır. İlk dönemden itibaren de çocuğa doğru telaffuzu heceletmek için çaba harcamalıdır. Bebekçe konuşmak, bebeğe yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.


c-Kelime Dağarcığı:

Yapılan araştırmalar; Türkçe'de 100 bin kelime olmasına rağmen Üniversite mezunlarının bile 200-300 kelime ile hayatlarını idame ettirdiklerini ortaya koyuyor. Üniversite mezunu olmayan veya entelektüel faaliyetlerde bulunmayan pek çok kişi ise 100-150 kelime ile yaşamını sürdürüyor.

Bu gerçekten çok korkunç bir tablo. Kitap okumayan, televizyon ve internetin başından ayrılmayan, cep telefonlarına bağımlı bir nesil elbette bundan öteye gidemez.  Böyle bir gençlikten de ne yazar çıkabilir, ne edebiyatçı, ne şair, ne sanatkar, ne fikir adamı, ne de hatip!

Çocuklar ilk kelime dağarcıklarını tabii ki anne-babalarından oluştururlar. Çocukların kelime hazinelerini geliştirmek için şunlara dikkat edilebilir:

1-Bebekliklerinden itibaren çocuğumuza nesneleri isimleriyle söyleyelim. Pek çok kimse "Bunu, şunu" diye işaret eder. Evet işaret dili önemli fakat işaretle birlikte eşyanın isimlerini öğrenmesi de çok önemli.

Bunun yanı sıra çocuğun dikkatini öğrenmeye çekmeli. 0-3 yaş döneminde çocuklar zaten genellikle annelerinin yanında bulunurlar. Bu anları iyi değerlendirerek sürekli bir öğrenmeye dönüştürmeli. Mesela mutfakta yanımızda bulunan çocuğumuza "Şimdi bıçağı aldım. Bıçaklar keskin olur. Bu elimdekinin adı ne biliyor musun? Rende. Bununla şimdi havuçları rendeleyeceğim. Bunlar da soğan. Bak üç tane. Hadi beraber sayalım. Bir, iki, üç. Koklamak ister misin? Soğan gözleri yakar. Gözün yaşarmasın diye şimdi biraz kenarda dur" gibi basit fakat içinde pek çok eşyanın ismini içeren konuşmalarla çocuğumuzun kelime hazinesine katkıda bulunabiliriz.  Sadece bu da değil elbette, duyusal zeka ve matematiksel zekayı da geliştirmiş oluruz.

2-Çocuğu dil konusunda küçümsemeyelim. Zihinlerini ne kadar açarsak, ne kadar beyin sınırlarını zorlarsak ilerisi için o kadar iyi. Bu yüzden evdeki entelektüel dil çok önemli. Özellikle 2 yaşından sonra çocuklara kütüphaneyi belli başlı eserleriyle tanıtmalıyız. "Yavrum Kur'an'ımı verir misin? İmam Buhari'nin Sahih'ini uzatabilir misin? Bak bu okuduğum kitap vardı ya, Kur'an Tarihi, bu yeşil kitap. Bunu bitirdim. Şimdi bugün yeni kitabıma başlıyorum. Bak bakalım neymiş bu İmam Gazali. Bunun rengi de mavi."

Birilerine çok anlamsız gelebilir. Sonuçta Buhari'yi istediğimiz zaman ilk etapta "Hangisi?" diye soracak. Muhtemelen başka bir kitap getirecek. Fakat birkaç denemeden sonra Buhari'nin hangisi olduğunu öğrenecek. Birileri Kur'an tarihi, Hadis usulü, akaid, fıkıh, İslam felsefesi, tasavvuf, edebiyat, sinema ve bu alanlara dair tabirleri 30'lu yıllarında ancak duyarken, bizim çocuğumuz kullandığımız dil vesilesiyle bunları 3 yaşında iken duymuş olacak.

Mahiyetini anlaması önemli değil. Fakat kulak dolgunluğu denilen şeyin, inanın ilerisi için hayatın yarımını olmasa da çeyreğini oluşturduğu kesin. İnsan alışkın olduğu şeylere öğrenmeye daha yatkın, zihin önceden gördüğü, duyduğu kavramları anlamada daha mahir oluyor.

3-Yetişkinlerle yapmış olduğumuz sohbet ve muhabbetlere çocuğun şahit olması da dil eğitimi için önemli. Anne-babanın aralarında kaliteli bir sohbet geliştirmesi, kenarda oynayan veya bir şekilde araya giren çocuğun dil gelişimi bir yana, dünya görüşü, ahlak yapısı vs. pek çok şeyini etkiler.

Konu-komşu veya akraba hakkında dedikodu yapan bir anne-babanın çocuğu, en kısa zamanda bakarsınız kocaman bir adam gibi bir çocuğun gündeminde asla olmayacak olan dedikodu malzemeleriyle meşgul olur. Televizyon gündemi, diziler, oyuncular, şarkıcılar vs. muhabbet edilen bir evde, çocuğun tanımadığı oyuncu kalmaz. Onlarla ilgili en ahlaksız detaylara varıncaya kadar her şey çocuğun zihnine işlenir.

Onun için kendi dilimizin ne durumda olduğunu görmek istiyorsak, çocuğumuzun diline bakalım. En önemli gündemimizin ne olduğunu bilmek istiyorsak da çocuklarımızın gündemlerine bakalım.

d-Şiir Dinlemek veya Ezberlemek:

Şiir, çocukların dili kullanmaya karşı duyarlılıklarını artırır. Yorumcunun okurken duraklaması, ses tonunun inip çıkması, ağlamaklı olması, öfkelenmesi vs. pek çok duyguyu sadece ses tonuyla verebilmesi çocuk için dikkat çekicidir.

Taklit becerisi olan veya dilsel zekası daha ön planda olan çocuklar, dinledikleri şiiri taklit etmeye, zamanla kısa parçalar halinde ezberlemeye başlarlar.

Kur'an'ı farklı seslerden ve farklı makamlarda dinleyen çocuk da aynı şekilde dikkat kesilir. Hatta okuduğu ayette ağlayan bir imam, daha 7-8 aylıkken bile çocuğun dikkatini çeker.

Onun için dil gelişimi, tonlama ve sesi kullanma ile de mutlaka takviye edilmelidir.

Peygamberimiz (s) faydalı şiiri tavsiye eder, ashabın şairlerini de şiir okumaları için teşvik ederdi. Bunun için zaten öncesinde de sözel kültürün hakim olduğu ashab, çocukların kelimeleri doğru telaffuz etmelerine, şiir okumalarına, büyüklerin meclislerine ve ilim halkalarına katılmalarına büyük önem verirlerdi.  

 e-Nezaket:

Şüphesiz dilin en önemli hususlarından biri de nezakettir. Dili nezaketle kullanmayan bir insanın duygularında veya davranışlarında nezaketli olmasını bekleyemeyiz.

Kimi aileler şiddet dili kullanır. Ses tonlamaları yüksek, konuşmaların büyük bölümü emir ve yasak kiplerinden oluşan, kendisini dinletemediği için daha da bağıran, oflayan puflayan bir dil.. 

Haliyle böylesi bir şiddet diline kızgın el hareketleri, sürekli şekilden şekile giren mimikler, çatık kaşlar, kasılmış bir vücut dili ve ani hareketler eşlik eder.

Böyle bir ebeveynin çocuğu dilde ve davranışlarda sahte nezaketi öğrenir. O da işine geldiğinde kullanmak için. Nezaket onun dilinde ve hayatında yer bulamaz.

Kimi aileler de rica dilini kullanır. Ses tonları daha yumuşak ve düşük, konuşmalarının tamamı "Yapabilir misin, yapabilir miyim?" şeklindedir. Bunların el ve kol hareketleri daha itidal üzere ve sakin, yüz mimikleri ise daha esnek ve yumuşaktır. 

Rica dili üzere büyüyen çocuklar şiddet dilini ihtiyaç halinde, yani çok öfkelendikleri zaman kullanırlar. Genel seyir ve gidişatları sükunet üzere olur. 

Böylesi çocuklar duygu dünyalarında da daha kırılgan ve hassastırlar. Özensiz bir çevre içinde bulunduklarında kendilerine kasten yapılmasa dahi pek çok davranıştan rahatsız olur ve içten içe kırılırlar.

Heidegger; "Dil varlığın evidir" der.

Dil, insanın evidir.. İlk yurdu, ana vatanı.. 

En önemli ve ilk basamakları çocuklukta inşa edilir ve hayat boyu da insana eşlik eder. 


Ummu Reyhane

                                                                                                                                      >> devam edecek

 *Buhari/Nikah 47.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder