Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

29 Tem 2015

Peygamberlerin Çocuk Eğitimi / Esan Gül




Kitabın Adı: Peygamberlerin Çocuk Eğitimi    
Yazarı: Esan Gül
Yayınevi: Çıra Yayınları             
Sayfa Sayısı: 192


Kitabın ilk baskısı "Peygamberler Çocuklarını Nasıl Eğitti?" ismiyle yayımlanmıştır.






PEYGAMBERLERİN ÇOCUK EĞİTİMİ
Hakkında yazmak istediğim kitap Esan Gül’e ait “Peygamberler çocuklarını nasıl eğitti?” isimli bir fikir kitabı. Kitabı ilk gördüğümde bende isminden dolayı hemen bir ilgi uyandı. Biran önce okumaya koyuldum. Peygamberler çocuklarını nasıl eğitmişti? Kitap bu sorunun cevabını verirken ilk önce kısaca peygamberlerin hayatlarından tek tek bahsediyor, zaman zaman ayetlere yer veriyor ve sonunda da evlatlarına yaptıkları tavsiyeleri ele alıyor.
Kuran mesajını ulaştırırken o mesajı daha kolay içselleştirmemiz için peygamberlerin hayatlarını anlatır. Ayetler arasında sefere çıktığımızda her sayfada ve her surede örnek bir şahsiyetle karşılarız.  Bu şahsiyetler bizi hayatlarının en gizli anlarına buyur ederler.
Onların yaşadıkları imtihanları, iniş ve çıkışları, olaylar karşısında verdikleri tepkileri okurken birden hiç bilmediğimiz ufuklara açılırız. Kendi sorunlarımızın, hatalarımızın ve daha da önemlisi yürümemiz gereken yolun farkına varırız. Onlara bakarak kendi içimize doğru yürümeye başlarız. Öyle bir an gelir ki, bütün çıplaklığı ile keşfederiz gizli yanlarımızı… İşte o an Kur`an üzerinde yaptığımız okuma ve tefekkür gerçek hedefine ulaşır.
Hayatı onlarla okumak bizim için bir ayrıcalıktır. Onlarla yürümek, onlarla düşünmek ve onları anlamak bulunmaz bir fırsattır. Çünkü onlar Allah’ın bizim için seçtiği, tekrar tekrar gündem ederek zihnimize kazıdığı örneklerdir. İlk Müslümandan kıyametten önceki son Müslümana kadar herkesin onlarla ilgili daima anısı ve tefekkürü olmak zorunda.  Her konuda dönüp örneklerimize bakmaktan başka çaremiz yok... Özellikle de en zor mesele olan insan eğitimi konusunda...
İşte sırf bunun için tek başlarına anlatılmadılar bize… Yakup daima Yusuf’uyla birlikte kazındı zihnimize, Zekeriya Yahya’sı ile çıktı karşımıza, İbrahim İsmail’iyle göründü ayetlerde, Nuh Kenan’ı ile titretti içimizi, Hanne Meryem’i ile ufuk açtı zihnimizde.
Onların da eğitmekle, inşa etmekle sorumlu olduğu çocukları vardı, onlar da insandı, onlar da evlatları ile imtihan oldular... Bu yüzden peygamberlerin çocuklarına verdikleri eğitim  bu kıssaların aralarına yerleştirilerek evlatlarının yollarını aydınlatmak için gösterdikleri çabalar anlatıldı ayetlerde...
Tabii ki bu anlatımın en önemli parçası evlatları ile kurdukları diyalogların yanısıra onlara örnek olmalarıdır. Çok iyi biliyoruz ki eğitim kişinin kendini eğitmiş olması ile doğru orantılıdır. Peygamberlerin çocuklarına verdikleri eğitimin kalitesini aslında kendi şahsiyetlerinin kalitesinden anlayabiliyoruz.
Bir baba düşünün ki her daim rabbine içli içli gizlice yalvaran… "Rabbim, bana Senin katından temiz bir nesil bağışla" “ Ey Rabbim! Sana dua etmekle hiçbir zaman bedbaht olmadım." diyecek kadar müracaat edeceği kapının bilincinde olan ve o kapıdan hiç eli boş çevrilmediğini söyleyen…
Bir baba düşünün ki evlatları kalbinin sevgilisi olan en küçük yavrusunun kana bulanmış gömleğini getirdiğinde isyanlardan isyan beğenmek yerine  “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır.” diyerek rotasını dosdoğru bir yöne çeviren... “Ben üzüntü ve tasami yalnız Allah’a açarım.” diyerek Allahtan başka kendisine dost ve yardımcı olmadığının bilincinde olan…
Bir baba düşünün ki daha gençlik çağında “Sizden de, Allah’ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum.” diyerek babasından ve çevresinin yanlış inançlarından uzaklaşan... Rabbinin emri geldiğinde evladına “Yavrucuğum! Ben rüyamda seni boğazlıyor olduğumu görüyorum bir düşün, ne dersin?” diyerek çocuğu ile birlikte boynunu Allah`ın hükmüne uzatarak teslim olan…
Bir baba düşünün ki yavrusunu dizinin dibine oturtup ona vereceği ilk nasihatı şöyle olan: “Oğlum Allah'a ortak koşma. Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür. Oğlum, eğer yaptığın iş hardal tanesi kadar bile olsa ve bir taş iҫine girse, Allah onu ortaya çıkarır. Muhakkak ki, Allah en gizli işleri bütün inceliğiyle bilir, O her şeyden hakkıyla haberdardır. Oğlum, namazını dosdoğru kıl. İyiliği tavsiye et, kötülükten sakındır. Başına gelene sabret. Şüphesiz ki bunlar uğrunda azim ve sebat edilmeye değer işlerdendir. Gururlanıp insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve övünenleri sevmez. Yürüyüşünde mutedil ol. Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, şüphesiz ki, eşeklerin sesidir."
Ve bir anne düşünün ki yıllarca sabırla evlat bekleyen, tam da evlat sahibi olduğunda eşini kaybeden, buna rağmen bunalıma girmeden, sıkıntılarda boğulup asıl görevini unutmadan geceleri rabbine dua eden… Duasında “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et.” diyerek yavrusu için en mübarek yolu hedefleyen... “Onu ve onun zürriyetini, taslanmış şeytandan Sana sığındırırım” nidası ile daha doğmadan karşılaşacağı tehlikelere karşı Allahtan yardım dileyen...

Haklarında Allah’ın; “Çünkü biz onları temiz bir hasletle, halis yurt düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.” buyurduğu babalar ve anneler düşünün…
Böylesi emaneti ciddiye almış anne ve babaların çocuklarına verecekleri eğitim nasıl olmuştu sizce? Peki böyle insanların çocuklarına verdikleri eğitimi birkaç madde ile özetlemek mümkün mü acaba?
Hem kendini inşa edememiş, hala hastalıklarını tedavi edememiş, bir adım öne bir adım geriye giden, Rabbi ile iletişimini tam kuramamış, nefsinin isteklerinin kölesi olmuş hem de evladı için yapması gerekenleri yapma noktasında tutukluk yaşayan ebeveynler bu maddelerden ne kadar istifade edebilir ki?
Kendi nefislerimizde devrim yapmadan, irademizi kuvvetlendirerek boş işlerden uzaklaşmadan, rahatımızı bozmadan, sarsmadan, sarsılmadan, “Ne derler?” kaygısından kurtulmadan ve “Benim imkânlarım yok vs.” mazeretlerinden sıyrılmadan “peygamberler şöyle şöyle çocuk eğitmiş” dememizin bize ne faydası olacak? Önce bu sorunu cevabını vermemiz gerekiyor.
Sonuç olarak kitabı okumanızı tavsiye ediyorum ancak kitabın birtakım eksik yanlarınıda belirtmeden geçemeyeceğim. Yazar, Peygamberlerin hayatlarından bahsederken hiçbir kaynak göstermemiş dahası bazı İsrailiyat bilgilerine genişçe yer vermiş. Konuyu yeterli bir şekilde ele aldığını düşünmesem de giriş için okunabileceği kanaatindeyim. İnşaallah bu alanda daha faydalı ve sağlam kaynaklara dayanan çalışmalar yapılır. 
Aslında kitaptan da ziyade peygamberleri yeniden okumanızı, onların hayatlarına “ben bunları zaten biliyorum!” demeden birde çocuk eğitirken tekrar bakmanızı tavsiye ediyorum…
Selam ve dua ile…
Ummu Ruveyda

1 yorum:

  1. Allah razı osun... Özellikle bu iki paragraf için...

    "Hem kendini inşa edememiş, hala hastalıklarını tedavi edememiş, bir adım öne bir adım geriye giden, Rabbi ile iletişimini tam kuramamış, nefsinin isteklerinin kölesi olmuş hem de evladı için yapması gerekenleri yapma noktasında tutukluk yaşayan ebeveynler bu maddelerden ne kadar istifade edebilir ki?
    Kendi nefislerimizde devrim yapmadan, irademizi kuvvetlendirerek boş işlerden uzaklaşmadan, rahatımızı bozmadan, sarsmadan, sarsılmadan, “Ne derler?” kaygısından kurtulmadan ve “Benim imkânlarım yok vs.” mazeretlerinden sıyrılmadan “peygamberler şöyle şöyle çocuk eğitmiş” dememizin bize ne faydası olacak? Önce bu sorunu cevabını vermemiz gerekiyor."

    YanıtlaSil