Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

2 Tem 2015

Kolay Misafir Ağırlamanın Püf Noktaları


KOLAY MİSAFİR AĞIRLAMANIN PÜF NOKTALARI

Bugünlerde çok misafirim geliyor elhamdulillah..

"Elhamdulillah" diyorum, çünkü misafir berekettir, lütuftur, rahmettir, nimettir..

İnsan; müslüman kardeşlerine hizmet etmenin, bedeni gücünü Allah'ın sevdiği bir iş uğruna sarfetmenin, evini, gönlünü ve tüm imkanlarını seferber etmenin hazzını yaşar.. Çünkü paylaşmak, 
çoğalmak demektir.. Cimriliklerin, kendi başınalıkların, bencilliklerin, dar kalıpların, dar gönüllerin zincirini kırmak demektir.. Onun için müslümanlar arasındaki ziyaretleşmeler "olmazsa olmaz"larımızdandır..

Peki hangi misafir? Hangi ağırlama?

Üç gün öncesinden beri yiyecek-içecek hazırlığı yapılan, geç vakitlere kadar börekler, baklavalar açılan, soğuk içecekler, hafif tatlılar, sütlüler, ağır yemekler, çorbalar, etliler, sıcaklar, soğuklar hazırlanan misafirliklerden bahsetmiyorum tabii..

Evde gergin havaların estiği, "mahcup olmamak" adına kılın kırk yarıldığı, çocukların ayak altında dolaşmamaları için mutlaka bir çizgi film başına oturtulduğu, kazara kalkıp da annenin yanına geldiklerinde, gözlerine dahi bakmaya vakit bulamayan annenin azarıyla karşılaştıkları ağırlamalardan söz etmiyorum..

Ev içi bütün programların askıya alındığı, çocukların acil yemek ve tuvalet dışındaki bütün ihtiyaçlarının görmezlikten gelindiği, seslerin yükseldiği, emirlerin ve direktiflerin yağdırıldığı gelip gitmelerden de bahsetmiyorum..

Çünkü misafirin ve ağırlamanın en makbul olanı, külfetsiz olandır. Onu geçelim İslam, evlilikteki mehirden tutun da sofra harcamasına kadar her şeyin külfetsiz ve masrafsız olanını tavsiye etmiştir..

Fakat ne yazık ki, son dönemde biz müslümanların maddi imkanlarının çoğalmasıyla sofradaki çeşit sayısı da bir hayli artırmış durumda..

Bir kardeşimizi ziyarete gitmeye korkar olduk. Telefonlarda "Lütfen zahmet etme kendine" demekten ve sürekli boşuna konuşmuş olduğumuzu görmekten yorulduk.

Misafir geldiğinde; sofra adabının, çeşit sayısının değiştiğine dair bir ayet-hadis var da ben bilmiyorsam mazur görün lütfen.. Zühdü, sadeliği, azla yetinmeyi tavsiye eden onca Peygamber ve ashab (a.s) kavline rağmen misafir geldiğinde bütün bu hassasiyetleri rafa kaldırmamızın nedeni nedir Allah aşkına?

Ben deyivereyim; mahalle baskısından başka bir şey değil.


Çünkü misafirini beş çeşitle ağırlayan bir hanım, başka zaman o arkadaşına gitmeye kalksa onu beş çeşit yapması için bir şekilde baskı altında tutmuş olur. "Yok ne alakası var? Ben fırsat buldum da yaptım, yoksa asla önüme ne konulduğuna önem vermem" diyebiliriz. Doğru da söylüyoruzdur.

Fakat aslolan fırsat bulduğu için, imkanı olduğu için böyle israfa kaçmak değil, imkanı olmasına rağmen yapmamak, yapanları nazik bir dille uyarmaya çalışmak olmalı değil mi?

Sahi siz de rahatsız değil misiniz, söylemeye dilim varmıyor ama sofralarımız Peygamber sofrasından daha çok Karun sofrasına benzemiyor mu?

Efendimiz (s.a.v)'in hayatına baktığımızda, O: "Ben açlığımı ne ile giderdiğime önem vermem" (İbni Mübarek, Kitabu'z-Zühd) buyururdu. Kendisi için özel bir şey hazırlanmasını istemez, ashabına da bu konuda örneklik ederdi.

Bir gün kendisine büyük bir kap içerisinde bir miktar  bal ile süt getirilmişti de şöyle buyurmuştu:

"Ne güzel. Bir içimde iki çeşit içecek ve bir bardakta iki çeşit katık. Hayır, benim ona ihtiyacım yoktur. Yanlış anlamayın. Ben ona haramdır demiyorum. Fakat kıyamet günü  Allah’ın beni dünyanın ihtiyaçtan fazla olan nimetlerinden sorumlu tutmasını istemiyorum."(Heysemi)

Fakirlikten ve yoksulluktan dolayı kendisine şikayette bulunan ashabına:

-Öyle bir zamana ulaşacaksınız ki, önünüzden bir kap kaldırılıp bir kap konulacak, Kabe'nin örtüsü gibi elbiseleriniz olacak, buyurmuştu. Ashab:

-O gün mü bizim için daha hayırlıdır, yoksa bugün mü? dediklerinde de:

-Hayır, bugün sizin için daha hayırlıdır, buyurmuştu. (Müstedrek)

Ne olur, hanımlar olarak Peygamberimizin yemek ve sofra ile ilgili nasihatlerine de kulak verebilsek. Biz "Sofraya arpa ekmeğiyle su koyalım" demiyoruz. Her dönemin şartlarının ve getirdiklerinin farkındayız.

Fakat 10 çeşitten oluşan sofralar içimizi sızlatmıyor, bizi ürpertmiyor ve korkutmuyorsa, oturup kendi halimize ağlayalım! Sevdiklerimizle aramıza giren bunca uçuruma ağlayalım! Sevenin sevdiğiyle beraber olacağı umudumuza yeniden ağlayalım!

Kabul etmeliyiz ki, müslümanlar olarak bu konuları, gündemleri epey bir gerimizde bıraktık. Zamanında yokluktan dolayı bir tek bulgur pilavıyla misafir ağırlayabilen, bir yumurtayı dört kardeş arasında pay eden annelerin çocukları olarak, 5-6 çeşit yemeğin arasında "Bunları istemiyorum" diyen çocuklar yetiştiriyoruz.

Sofraya koyduğumuz her yeni çeşitle çocuklarımızın nefislerini daha da azdırmış, beklentilerini çoğaltmış, kanaatlerini ve şükürlerini de azaltmış oluyoruz.

"Bugün sadece yemekte bu mu var?" diyen, misafir geleceğinde hanımının başına dikilip de "Daha şunu da yap, bunu da yap. Benim görevim getirmek, senin görevin yapmak" diyen erkekler, babalar! Yuvalarımızda zalimler tarafından boğazlansın diye semiren tavuk yürekli çocuklar büyütmeye başladık, memnun musunuz?

İnsan bazen fark edemiyor, gafletine geliyor. Bazen arkadaşlarımızın külfetli sofraları "Acaba yetmez mi, hadi çocuklar şu çeşidi yemezse, yanına biraz da şundan mı olsa?" gibi sorularla zihnimizi meşgul ediyor.


Fakat ne yazık ki "takva sahiplerine önder olmak için" dua eden bizler, dostlarımıza da bu konuda örnek olmakta geç kaldık.

Şimdilerde elhamdulillah bizim evde misafir ağırlamak çok kolaylaştı.

Hiç önceki günden hazırlık falan yapmıyoruz. Misafir gelmeyecekmiş gibi hayatımıza devam ediyoruz. Kitap okuyoruz, çocuğumuzla oynuyoruz, parka çıkıyoruz, hiç istifimizi bozmuyoruz.

Öğlen ziyareti ise menü belli : 1 tatlı 1 tuzlu + sınırsız çay

Akşam yemeği  : Çorba + yemek + salata (çok kalabalık ise fazladan pilav)

Akşam ziyareti  : Tek çeşit tatlı + sınırsız çay (bazen sadece çay)

Sabah kahvaltısı : (Börek, kızartma, menemen, yumurta) gibi ana kahvaltılıklardan sadece bir tanesi + kahvaltılıklar + sınırsız çay

Temizlik konusunda da rahatız, sağolsun şimdiye kadar hiçbir misafirimiz parkelere bal döküp de yalamaya kalkmadı. Çoğu zaman sadece odaları süpürüyoruz, bazen kitaplıklar tozlu kalıyor, bazen aynalar lekeli kalıyor.

Olsun. Ama misafir gelse de her sabah dualarımızı dinleyebiliyoruz, hatimde kaldığımız cüzü takip ediyoruz, hikaye kitabımızı okuyoruz, oyun oynuyoruz, sohbet ediyoruz. Ev halkını mağdur etmiyoruz.

"Misafir geldi çocuğumun huyu değişti, ilgisiz kaldı, misafirin yanında beni bunalttı" gibi sıkıntılardan da maksimum derecede kurtuluyoruz.

Daha ne olsun?

Bir de bütün bunları Allah'ın rızasını kazanmak, Peygamber'in sünnetine tabi olmak, iyilikte önder olmak, lükse kaçmamak, israf etmemek ve kanaatkar olmak niyetiyle yapabilirsek ne mutlu bize; ELHAMDULİLLAH..


Ummu Reyhane

27 yorum:

  1. Bende bu konuda hep düşünmüşümdür, mümkün mertebe abartiya kaçmam, israf olmasin diys gayret ederim. Eşim yukarda tarif edildiği gibi zalim olmasada, bu yetecek mi? Yanına şunu da yapsan, bunu da yapsan. Az oldu, yetmez gibi şeyler söyleyebiliyor. Kendisinde zaten (yeni yeni kabul etti) yemeğe zaafı var, ve bunu yenmek istiyor. Tam bir gurmeci. Ne yapacağım bilmiyorum. Bir yandanda hadisi serifler var, mealen: " 3 güne kadar misafirinizi çok güzel ağırlayin, bilhassa ilk gün" diye. Bu durumda, ummu reyhanin paylaştığı, sabah, öğlen, akşam ki menüler gerçekten çok az gelmiş oluyor kanaatimce. Hatta bu derdimi paylaşmistim bir hadis hocasiyla, oda: "mecbur bazen 5-6 çeşit yapacaksin, kizim kalabalığı nasıl doyurmayi düşünüyorsun değilse" diye geçiştirmeli, tatmin etmeyen bir cevap vermişti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim, eşinin yemek konusunda sıkıntısı olan hanımlar, onu razı etmek için yapmalılar elbette. Güzel dille asgariye indirebiliyorlarsa ne mutlu. Fakat yemekten dolayı bütün bir aile huzurunu tehlikeye atmak, yapılacak şey değil.
      Diğer yandan mealen söylediğiniz şekilde hadislerden ben haberdar değilim. "Misafirlik üç gündür. Ondan fazlası ise sadakadır." hadisi var Efendimizin. "Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin" hadisi var. Yoksa çok güzel ağırlamak, ilk gün daha da özenmekle ilgili sahih bir rivayet bilmiyorum. Bulursanız lütfen bizi de bilgilendirin. Bu hadislerdeki ikram da normal bir ikram, şatafat ve lüks kesinlikle değil.
      Çok çeşitli sofralara alıştığımız için menü az gelmiş olabilir. Fakat kalabalık misafire bir çeşitten bol miktarda yapmak mümkün. Hatta öyle yapmalıyız ki, zihinlerimizdeki "az çeşitle doyulmaz" tabusunu yıkabilelim. Selametle.

      Sil
  2. Zeyneb Ubeyde2 Temmuz 2015 12:14

    Kesinlikle katılıyorum.

    YanıtlaSil
  3. Ben de farkettim ki tek çeşit yapılan tatlı yada yemeği yiyen misafirler daha huzurlu eve gidiyorlar. Bir de beğenip 2. tabak isteme şansları oluyor o zaman da ben çok mutlu oluyorum :D faydalı bir yazı Allah razı olsun. Böyle insan yalnız olmadığını anlıyor.

    YanıtlaSil
  4. Allah razi olsun kardes tpolumun derdine deginmissin.Bir akrabamiz var abartili sofrasi mesur.bana geldiler bi gun kendi kendime bildigimi okuyacagim kimsenin yaptiginin aynisini yapmak zorunda degilim diye.zaten bir de bebegim var.Misafir geldi elhamdulillah sofrada herkesi doyuracak kadar hazirlanmis.Ama bir soguk mu desem ilik mi desem bir ruzgar.hazirlananlar sanki azimsandi.

    YanıtlaSil
  5. ay çok hoş :) işte bu kadar kolay.aslinda kimse istemiyor çok yapmayi da iste millet ne der derdimiz var hep.

    YanıtlaSil
  6. Keşke dediğiniz gibi olabilse, ama artık çok çeşitli ve şatafatlı sofralar, tabaklar misafirler tarafından da beklenir oldu. Sanki az yapınca onları geçiştiriyormuşuz, özenmiyormuşuz gibi algılanabiliniyor. Bazen de aslında kendimizi ortaya koymak, ne kadar becerikli olduğumuz övgüsünü almak için, nefsimizi hoşnut tutmak için de yapıyoruz.

    YanıtlaSil
  7. Bu yazı doğru bir konuya dikkat çekmiş olsa da inandırıcılığı artırmak amacıyla biraz fazla abartılmış ne yazık ki... Misafire karşı bu kadar umarsız olunması hele de bu kadar bolluk zamanında imkan varken yapılmamasını Kur'an'a sünnete bağlamak da ne oluyor? Allah aşkına akşam vakti evine HABERLİ gelmiş misafire tek tatlı ikram ederken belki aile fertlerinden birinin karnının aç olabileceği aklınıza gelmez mi? Öğlen yemeği yada iftar vaktinde tek çeşit yemek ya çok tuzlu olur ya kötü olur yada yanarsa mahçup olmayacak mısınız? Allah'ın verdiği nimetlerden sofranın ortasına salatasını, karpuzunu, kızartmasını, böreğini koyup 2 çeşit yemekten de kalmayacak kadar yapıp hiç israf etmeden yedirip içirip, tertemiz evinizde misafir ağırlamayı İslam dışına kim çıkarıyormuş? İfrattan da tefritten de Allah'a sığınalım... Sevgi ve selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim, abartılarda gözümüzün olmadığı, sadece yapmaya çalıştıklarımızı kardeşlerimize tavsiye ettiğimizi bilenler bilir. Onun dışında biz misafirlerimizle gönül ilişkisi kurmaya çalışıyoruz ve bunu "onların rahat etmesi" üzerine tesis ediyoruz. Acıktığını bana söyleyemeyen bir misafirim varsa, bu gönül ilişkisini tesis edemediğim için kendimi suçlarım. Tam aksine gece geç vakitlerde, sabahın ilk ışığında ansızın kurduğumuz, koyduğumuz sofraları bilirim.
      Elhamduillah misafirlerimiz tarafından hiçbir zaman "umursamaz" algılanmadık. Gerektiğinde "açım bir şeyler hazırlasak" denildi. Gerektiğinde biz "Tok musunuz ama biz açız mutfağa girelim" dedik. Tam aksine evimize ilk defa gelmesine rağmen teşekkür eden, "Böyle de olabiliyormuş, kendimizi ne kadar zora sokuyoruz" diye hayıflanan açık yürekli kardeşlerimiz oldu. Gücümüz yettiğince elhamdulillah misafirlerimizin midelerini de gönüllerini de doyurmaya çalıştık. Mutfakta gereksiz yere harcayacağımız vakti, onlarla sohbet ederek geçirdik.
      Bu kadar bolluk varken, böyle bir sofrayı Kur'an ve sünnete ben bağlayabiliyorum. Arap yarımadasının pek çok bölgesinin fethedildiği o bolluk dönemlerinde, dağ gibi altınların mescidin ortasına yığıldığı o günlerde göz yaşlarına hakim olamayan "Bizden öncekilere bu halde nasıl kavuşacağız" diye dertlenen Ömer'leri, sofrasından göz yaşıyla kalkıp da "Darlıkla denendik sabrettik, bollukla denendik sabredemedik" diyen nicelerini bildiğimiz için, bizim nazarımızda bu konu bizzat sünnetle ilgilidir. Dahası için zühd ve rekaik bablarına bakabilirsiniz.
      Kur'an ve sünnet; ansiklopedik bilgi değildir. Siz eğer "Sofraya iki tabak koyun" şeklinde bir delil arıyorsanız elbette bahsettiğim şeyler sizi bağlamayacaktır. Modern İslam algısı, "iki kere iki dört eder" anlayışından oluşur. Gözüyle görmediği şeyleri, hassasiyetten saymaz. Biz yapabilsek de yapamasak da sahabenin yaşayışı, o dilden öte gönülden gelen hassasiyetler başımızın tacıdır.
      Selametle.

      Sil
    2. Selamun aleykum. Mine kardeş galiba sizin eliniz boş gönlünüz hoş. Ben 3 küçük çocuk sahibi bir anne olarak zaten nefes dahi almaya zamanım kalmıyor. Birileri misafirlik için haber edecek diye telefon zilinden korkar oldum. Hele de akrabaysa. Üç dört çeşit yapmama rağmen kayınvalidem, eltim az olmuş, bununla kim doyar diyorlar. Benim ve benim gibi pek çok insan ya ailesinden ya da misafirlerinden baskı görüyor. Şimdi bunu mu Allah emretti söyleyin. Bu muydu sünnet. Ayağımın dibinde ağlayarak benden ilgi bekleyen çocuklarımı başımdan savmak zorunda kalıyorum. bir tek misafir için üç dört gün yoruluyorum, çocuklarıma yaptığım haksızlık için ağlamaktan yoruluyorum. Misafir gittikten sonra öpüp koklayıp onlardan özürler diliyrm. Ta ki yeni misafir kabusuma kadar.
      Bırakın birileri söylesin bunları. Keşke eşlerimiz kayınvalidelerimiz de okuyabilse bu güzel yazıyı. Keşke okutmaya cesaretimiz olsa. Bana da dua edin kardeşlerim. Çocuklarını çok seven ve kendisine ait hiçbir şey istemeyen bir anneyim. Yeter ki birileri "el alem ne der" diye hayatımı alt üst etmese. Allaha ametn olun.

      Sil
    3. mutedil insan olmak iyidir inşallah hanımlar.

      öncelikle tebrik ederim, sırf ayşe hanıma gittiğinde altı çeşit yapılmıştı diye onu misafir ettiğinde yedi çeşit yapacak olan hanımların belki de söyleyemediklerini yazmışsınız. bazı arkadaşların zannettiği gibi bu yazıda ne misafiri umursamamak ne de ikramdan kaçınmak olduğunu düşünmüyorum. okurken benim algım bu yönde olmadı en azından. bu yazıda sadelik var, tevazu var, patlayana kadar yememek ve sünnete riayet etmek var.

      zaten o özene bezene yaptığınız abartılı sofralar silinip süpürülmüyor ne yazık ki. günümüzde bir de beğenmemek var. kusur bulmak, kıyaslamak hasıl oldu insanımızda. allah ıslah etsin.

      yani mutedil insan olmak iyidir allahın izniyle hanımlar. denge unsuru hayatımızda hep olmalı, selamlar.

      Sil
    4. Yureginize saglik Allah daha cok veriyor.

      Sil
  8. Gerçekten ben de ne zamandır bunları düşünüyordum. Misafir gelmesini istemez olduk. Eskiden çok çeşit yoktu samimiyet vardı. Şimdi çok çeşit var, riya var.. İslamın güzellikleri hayatımızdan çıkınca misafir de külfet oluyor gözümüzde..

    YanıtlaSil
  9. Kitabuz Zuhd vel Ahlak kitabinizdan beri sizi seviyoruz Ummu Reyhane...yaziniz cok keyifliydi. Elhamdulillah biz evimizdr az ile yetinen gittigi yerlere de AZ'ı tavsiye eden bir aileyiz. Ortadan yer iki cesitle doyariz. Kinayanin kinamasindan korkmayiz dogru bildigimizi yapariz. Selametle...

    YanıtlaSil
  10. Bu, gerçekten muslümanın hayatında olması gereken bir tarz. Artık kendine gelme zamanı gelmiş Müslümanın. Hatta geçiyor.. mahalle baskısı dediğimiz olayı biz kendimiz yapmayalım da başkalarına. bizim olmazsa olmazlarımız olmasın da ...ancak o zaman taşlar yerine oturacaktır siz bile bir menü sunmuşsunuz ne yazıkki ..! ?öyle misafirlerimiz var ki ne yazık ki bizde olmadığını bildikleri bir çeşidi kendileri getiriyorlar peki buna ne dersiniz misafir umduğunu değil bulduğunu yer kardeşim diyebiliyor musunuz hayır kafa yapılarının hızla acilen değişmesi gerektiğine inanıyorum yirmi küsür senedir bunun mücadelesi içinde olan biri olarak bu konuda ne acıdır ki çevremdekiler hep yanlış değerlendirip misafir ağırlama zevkimi kırdılar selametle kalın...

    YanıtlaSil
  11. Selamün aleyküm. Çok önemli bir konu çünkü aşırı derecede israf var Gıdada. Ben bu konuya mümkün olduğunca dikkat ederim. Misafirimiz yoksa ümmü reyhane Hocamızın menüsünü uyguluyoruz genel olarak. Misafirimiz gelirsede çok farklı davranmam Elhamdülillah ya fazladan Börek Yaparım ya da bazen sarma. Ama çorbamı ve tek çeşit yemeğimi bolca Yaparım , yanınada salata doyana kadar yiyebilirler, bundan daha bol ikrammı olur. Eşimde hiç yemek düşkünü değil, sadece Çorba ve meyve ile doyar. Bazen bayan arkadaşlar gelince çeşidi arttırdığımı düşünüyorum. Ama artık tek çeşitten fazlaca yapılacak. Eskiden kısır yapayım, kek tatlı bide Börek derdim ama bitti. En mantıklısı tek yada iki çeşitten bolca ikram etmek. Bence birazda gereksiz gün toplantılarını bırakmak en iyisi olacak.

    YanıtlaSil
  12. Selamün aleyküm. Sevgili ümmü reyhane hocam kitabüz Zühd ve ahlak kitabınızı okudum. Bu güzel yazıdan sonra kitaptada bulunan bir konuda açıklayıcı bilgi isteyecektim. Evlerimiz konusunda ; ben inşallah bahçeli bir ev yaptırmak niyetindeyim. Evler o kadar büyük ve bol odalıki, ne yapmalıyız. Ben kendimce düşünüyorum; erkek ve kadınların ayrı oturması için ( misafir için) iki oda gerekli, bir mutfak, bir kız bir erkek çocuk var ayrı odalar gerekli, bir yatak odası, annem bende kalıyor mahremiyetine uygun olcak şekilde bir oda ona. Diyorumki ne kadar çok oldu!? Bu konuda ne düşünüyorsunuz ? Allah sizlerden razı olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleykum selam sevgili kardeşim,
      Evinizi günümüz şartlarında sağlamlık ve kullanılabilirlik açısından mümkün seviyede harcama yapabilirsiniz. Çünkü Allah, yapılan işin sağlam ve güzel yapılmasından hoşnut olur. "Güzel" derken, kesinlikle şatafat, gereksiz teferruat, lüks, süs, boyama, iç mimari işlerini kast etmiyorum. Sağlam fakat sade bir yapıdan bahsediyorum..
      Genişlik hususuna gelince; Rasulullah (s.a.v) "Geniş ev, Ademoğlunun saadet kaynağıdır" (Ahmed) buyuruyor. Buradaki geniş evi, hem mekan olarak hem de misafirin bol ağırlandığı, çocukların çok olduğu, gönlün geniş olduğu anlamlarında anlayabiliriz.
      Buna göre evinizin odasının fazla olması, eğer niyetiniz hayır ve Allah yolunda kullanmak ise size (Allahu a'lem) bir sıkıntı oluşturmaz. Çocuklarınızı, annenizi, misafirlerinizi rahatlıkla düşünerek plan yapabilirsiniz. Haremlik selamlığın uygulanması, haliyle odaların sayısının da fazlalaşmasını beraberinde getiriyor. Döşemeniz sade, evinizin içindeki eşyalar sade oldukça geniş bir ev, insana rahmet olur inş.
      2-3 katlı evi olup da bir dairesini yardıma muhtaç mülteciler için seferber eden kardeşlerimiz var. Bir dairesini müslümanlara kurs yapsınlar, kreş yapsınlar, insanlar burada ilim öğrensin diye açan kardeşlerimiz var. Bugün müslümanlar mekan konusunda sıkıntı çekiyorlar. 70-80 metre karelik apartman daireleri, toplu faaliyetlerin yapılmasında engel teşkil edebiliyor.
      Niyetiniz; Allah'ın size vermiş olduğu malı, mülkü, hayır hasenatta kullanmak olursa, lüks ve israfa da kaçmazsanız inşaallah bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.
      Allah yardımcınız olsun.

      Sil
    2. Allah razı olsun , bu cevabınız benim için yeterli oldu inşallah . Selam ve dua ile

      Sil
  13. Allah razı olsun ..yazı gerçekten toplumsal bir yaraya dönüşmüş konuya değiniyor.Dediğiniz gibi önemli olan misafirlerimizle gönül bağı kurabilmemiz..biz kimi zaman meyveyle kimi zamanda kuruyemiş ve çay ile ikramımızı yaparız ve bol bol sohbet ederiz..çocuklardan dolayı zaten anneler strese giriyor ne yapacagım nasıl yetiştirecegim diye misafir gelmeden sıkıntıya giriyorlar.bundan dolayı muhabbete doymuşluğumuz yetiyor ayrılırken.

    YanıtlaSil
  14. Kardeşim eşim işsiz bu verdigin menu bile bizim icin luks.ve bana gelen misafirin haddi hesabi yok.esik arayipta misafir gelecek dediginde sordugum ilk soru bayan da var mi sorusu. Var derse basimdan asagi kaynar sular dökülüyor moralim bozuluyor ben ne ikram edecegim peki diye sordugumda sinirli bi sekilde ÇAY diyor. Erkek misafirlerin hiç bi kulfeti yok ama bayan kardeslerimiz bu konuda cok sıkıntılılar Allaha karşı samimi olanini daha hic görmedim.bayan misafir kabul etmiyorum artik dedigimde esimle huzursuzluk oluyor. Gercekten artik cok bunaldim. Beni Allah icin ziyaret etmeyen gelmesin kardesim sanki pasta borek yemeye geliyor millet artik cok yoruldum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah yardımcınız olsun kardeşim, Allah helalinden bol rızık ihsan etsin, misafirlerinize de anlayış lutfetsin.. Amin.

      Sil
    2. Amin Allah razı olsun kardeşim

      Sil
  15. Allah razı olsun hepiniz çok güzel yorumlamışsınız "misafir meselesi"ni.zira misafir artık mesele hali e geldi günümüz şartlarında.en iyisi herşeyi tadında bırakmak.yani sürekli misafir olmak ya da sürekli misafir ağırlamak insanların hem günlük sorumluluklarını kısıtlıyor hem de sıkıntıdan başka birşey değil.az ve öz olmalı hayat.selametle kalın

    YanıtlaSil
  16. Yazdiklariniza kelimesi kelimesine katiliyorum ve uyguluyorum lakin bazi kendini bilmezler tarafindan cimri ( ikram yapmayi sevmiyor) ve pis ( aynalar kitapliklar tozlu kaliyor yerden bal yalayamiyoruz çünkü ) olarak nitelendiriliyorum... kendileri gosteris yapmiyor ben cimri ve pisim :(

    YanıtlaSil
  17. Agzina saglik ne güzel demissin:)

    YanıtlaSil