Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

24 Haz 2015

Suriyeli Muhacirler Bizim İçin Külfet Mi, Nimet Mi?


SURİYELİ MUHACİRLER BİZİM İÇİN KÜLFET Mİ, NİMET Mİ?

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

"Muhakkak ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişi altından bir sadaka ile (çarşı pazar) dolaşır da bunu kendisinden sadaka olarak kabul edecek tek kişi dahi bulamaz." (Buhar, Müslim)

Türkiye'de yaşayan müslümanlar olarak refah seviyemiz yükseldikçe bu hadisin işaret ettiği söz konusu zamana yaklaşıyoruz galiba. Özellikle büyük şehirlerde, merkezi semtlerde yaşayan müslümanlar, kapısını çalacak bir fakir, bir garip bulmakta güçlük çekiyorlar.

Son yıllarda -hepimizin bildiği üzere- Suriye, Mısır, Gazze olayları, ülkemize akın akın mültecinin gelmesine neden oldu.

Ensar olmayı seçenlerimiz vardı. Tıpkı Medine'li ashabın yaptığı gibi muhacir kardeşlerine sadece mallarını değil gönüllerini de pay edenlerimiz vardı..

Çekimser davrananlarımız oldu, güven duymayanlarımız, "Bana ne?" diyenlerimiz..

Kimi oyunlara kanıp da "Gitsinler ülkemizden" diyecek kadar duyarsızlaşanlarımız oldu..

Velhasıl herkes bir tavır ve tutum seçti kendine.. Nihayetinde herkes seçiminden sorumlu olacaktı..
Savaş sadece onların imtihanı değildi. Bizim de buna karşı tavrımız ve tutumumuz sınanıyordu..

Mültecilerin gözleri, gönülleri, kalpleri Şam'da, Halep'te, İdlib'te atıyor. "Bir an önce savaş bitse de gitsek" diyerek gitme hayalleri kuruyorlar. Gece-gündüz bunun için Allah'a yalvarıyorlar. 

Onlarcasıyla tanıştım; hiçbirinin de "Türkiye güzelmiş, daha refah bir ülke. Savaş bitse de biz burada kalırız" dediğini duymadım.

Yani onlar "misafir" olduklarının farkındalar. Allah'ın izniyle zafer gelecek ve o harabe olmuş şehirlerine yeniden dönecekler. Yeniden imar edecekler evlerini. Yeniden ayağa kalkacaklar.

Fakat biz onların "misafir" olduklarını, "burada gelip geçici" olduklarını tam anlamıyla idrak edemiyoruz.

Onların bizim için bulunmaz bir fırsat, bir ecir kapısı, bir sevap aracı olduğunu anlayamıyoruz.

Bu Ramazan bir Besmele çekmeliyiz. Bir başlangıç yapmalıyız.

Belki gelecek Ramazan'da elimizden kaçıracağımız bu sevap imkanına bir an evvel tutunmalıyız.

Bu insanlar bizim aramızda yaşıyorlar. Bodrum katlarında, çatı katlarında, hapishane pencereleri gibi az bir ışığın sızdığı odalarda, rutubet kokularının arasında..

Kendileri gibi mazlum insanlarla bir arada..

19 yaşındaki genç hanım eşini şehid vermiş. O yaşlı teyze 3 oğlunu birden. Biri çocuklarını bırakmış bombardıman altında. Biri kucağında bebeği kimsesiz kalmış.

Ne acılar ne hikayeler.

Dil bilmemize gerek yok. Bütün mazlumların dili birdir.

Acıların göz bebeklerindeki titreşimlerini anlamak için dile değil gönle ihtiyaç var.

Sanmayalım bizden malımızı, paramızı istiyorlar. İstedikleri sadece bir kardeş eli, ağlayacak bir dost omzu, bir ses, bir nefes..

Ne olur bu Ramazan çocuklarımızın minicik ellerinden tutup onların gönüllerine misafir olsak.

Ne olur bir akşam kendi soframıza o garipleri misafir etsek.

Ne olur bir tas çorba uzatsak, bir kucak dolusu kardeşlik, bir avuç dua..

Yardım derneklerine banka havaleleriyle veya sms yoluyla infak yapmaktan inanın daha çok makbule geçer bu. Onlar da olsun elbette. Fakat kaç sıfırlı olursa olsun, hiçbir banka dekontu bir mazlumun gözlerindeki sevinç kadar mutlu etmez insanı.

Banka dekontları bir nebze insanın içini serinletirken, vicdanını rahatlatırken ne kadar verirsek verelim mazlumların gözleri, vicdanımızı hep daha fazla muhasebelere sürükler. Daha çok hassaslaştırır, inceltir bizi..

Belki önümüzdeki yıllarda çocuklarımızla kapısı çalınacak bir mazlum bulamayacağız.

Belki onlara infak eylemini öğretecek tek bir alanımız dahi olmayacak.

Onun için "Fırsat bu fırsattır" deyip harekete geçelim.

Acı görmeden, zorluk görmeden, yokluk görmeden olgunlaşması mümkün olmayan çocuklarımız için elimizdeki bu imkanı kaçırmayalım..

Deneyelim bir,

Belki bizim de katılaşmış kalplerimiz incelir,

Namazlarımıza, oruçlarımıza, amellerimize bir huşu eli değer..

Ne dersiniz,

Belki de rahat döşeklerde aradığımızı sandığımız fakat ne hakkıyla aramayı ne  kapısını çalmayı ne de eşiğine yüz sürmeyi bir türlü beceremediğimiz Rabbimizin rızası o kırık kalplerin, gönüllerin arasındadır..

Ummu Reyhane




NOT:
Suriye halkının dinden imandan mahrum, gaspçı, ahlaksız, namussuz insanlarına bakarak bütün bir halkı töhmet altında bırakanlar, "Ama onlar da şöyle" diye yorum yapacak olanlar, lütfen zahmet etmeyin. 
Her şey cinsini çeker. İyiler, daima iyiliği ve güzelliği görürler.
Biz işimize bakalım!















4 yorum:

  1. Allah razı olsun ..Elbette gözleri vatanlarinda buna bütün kalbimle inanıyorum ..biz ailece başka ülkeye yavaş yavaş düzen kurarak yerleşmiş olmamıza rağmen gözlerimizi vatanimizdan ayiramiyoruz..hep bir umut var içimizde durum duzelse de bir an evvel gitsek evimize diye..o yürek yabancı olduğunu yük olarak göründüğünü ve buna benzer bir takım duyguları eminim ki her zaman hissediyordur..bırakmayın birakmayalim..öyle güzel ki Ensar bulmak..öyle zor ki muhabir olmak..Selam sevgi dua ve umut ile.

    YanıtlaSil
  2. Ne buyuk bi imtihan hem bize hem kardeslerimize..

    YanıtlaSil
  3. Verilmesi gereken keffaret parası vardı, şehrimizde de suriyeli kardeşler, 3 eve gittim bu vesile ile, parayi oyle zor aliyorlar ki, hele aileden biri kesinlikle kabul etmedi de bu keffaret, diyince Allah kabul etsin diyerek aldılar, evin daha yeni yetme oğlunun onurlu bir tavirla, hayır biz para istemiyoruz diyisini hâlâ unutamıyorum... sorsak birçok insan dilenci saniyor oysa, işlerine geliyor belki de buna inanmak...

    YanıtlaSil
  4. Tüm Müslüman anneler çocuklarımızla beraber durmayalım, zaman ensar olma zamanı. Her Şehirde bu kardeşlerimizden var, arayıp bulalım. Selam ve dua ile

    YanıtlaSil