Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

25 Haz 2015

Bilinçli Alışkanlık


BİLİNÇLİ ALIŞKANLIK

 Uzun zamandır büyük-küçük birçok hayatı, alışkanlıkları, gündelik tavırları, ahlâkları gözlemliyorum kendi çapımda…

 Kendi davranışlarımı sorguluyorum, çocuklarıma yerleştirmeye ya da alıştırmaya çalıştığım kazanımlara bakıyorum…

 Büyüklerdeki gerek dünyaya, gerek hem dünya hem de ahirete ait sorumluluklara karşı oluşan bilinçlilik ya da bilinçsizliği, duyarlılık ya da duyarsızlığı, alışma ya da alışmamayı zihnimde gözden geçiriyorum…    
                           
 Nasıl oluşmuş, yerleşmiş, kolaylaşmış, ya da neden zor geliyor, ihmal ediliyor, bir türlü benimsenemiyor diye…

 Bir çok davranışın, ahlâkın, ibadetlerin, becerilerin, biz çok küçükken bize yerleştiğini hepimiz biliyoruz. Hatta yerleşmeyen, sonradan alışmaya çalıştığımız şeylerin bizi ne kadar zorladığını da…
 Bu yüzden anneler olarak, geç kalmamamız, sonrasında da acele edip birden yüklemememiz gereken, çocuklarımıza hayatın her alanında yavaş yavaş yerleştireceğimiz, ilmek ilmek dokuyacağımız bir çok şey var…

 Tabi güzel bir örneklik için, işe önce kendimizden başlamalıyız…

 Hayatın her anıyla ve her yönüyle, gelişigüzel yaşanmayacağını; bizim hal ve tavırlarımızdan, ânı güzel kullanmamızdan, yaptığımız işin hakkını vermemizden, oturup-kalkmamızdan, giyinip-kuşanmamıza, evin düzeninden, sabah-akşam saatlerini değerlendirmemize kadar her şeyden çocuklarımız anlamalı, fark etmeli…

  Yapılan her işin büyük bir ciddiyetle yapılıp sahiplenilmesiyle, öylesine, gelişigüzel yapılması arasındaki farkı, çocuklar henüz çok küçükken de anlarlar…

 Yavrularımıza boylarından büyük sorumluluklar vermeyelim, ama yapabilecekleri şeyleri en güzel şekilde yapmaya alıştıralım.

 Kazandırmaya çalıştırdığımız davranış ne olursa olsun, onu ‘bilinçli bir alışkanlığa’ dönüştürelim. Yaptığının ne olduğunu, niçin yaptığını bilsin, ama hayatına öyle yerleşsin ki, farkında olmadan yapıverdiği, onsuz yapamadığı bir alışkanlığı haline gelsin…

 Daha ayrıntılı açıklayacak olursak; meselâ namaz 7-10 yaş arası, yavaş yavaş yerleştirilen bir ameldir. Ama başlangıcı daha çocuk doğmadan önceye kadar uzanır. Sonra çocuk, günün beş vakti anne-babasını, büyüklerini, büyük bir ciddiyetle bu amele devam ederken görür ve fiili olarak da 7 yaşında bu amele başlatılır. Üç sene boyunca alıştırılır. Daha sonra hem zihnen, hem rûhen, hem de bedenen onsuz olamayacağı bir alışkanlığı edinmiş olur. Bununla beraber namazın önemi, sûrelerin anlamı ve benzeri konularla bilinçlendirilerek, bu alışkanlık öylesine değil, bilinçli olarak yaptırılır ve kalıcılaştırılır.

 Namaz örneğimizdeki gibi bir çok amel, sorumluluk, ahlâk da yavaş yavaş, ama büyük bir dikkat, sabır ve sebatla yerleştirilmelidir.

 Meselâ, günün farklı yönleriyle her anını bilinçli bir şekilde kontrol etmede, dualar ve günlük zikirler bizim için önemlidir.

 Sabah-akşam duaları, yemeğe başlama-bitiş, tuvalete giriş-çıkış, eve giriş-çıkış, kıyâfetini giyerken, güzel ve hayret verici bir şey görünce, korkunca, uyurken, uyanınca vs. yapılan dualar…

 Peygamber (sav)’in bize öğrettiği bu dualar, yaptığımız her işi bilinçli yapmayı, her an Rabbimiz’in gözetiminde olduğumuzu unutmamayı da bize hatırlatır.

 Fakat, büyük bir üzüntüyle itiraf etmeliyiz ki, bir çok bilinçli müslümanın hayatında bu duaların çoğuna rastlayamıyoruz. Belki bir kasıt yok ama, maalesef toplum olarak küçüklükten ezberleyip alışmadığımız için, ilerleyen yaşlarda da ya sonradan hayatımıza girdirmeye çalışıyoruz, ya da alıştığımız gibi duasız devam ediyoruz…

 Burada şunu da belirtelim; küçüklükten alışmadığımız şeyler büyüyünce asla bize yerleşmez veya sorumlu değiliz diye bir şey yok elbette. Sadece çok daha fazla uğraşmamız gerekir…

 Dinimizin direği namaz ve ibadetin özü-beyni dua örneğimizden sonra, son olarak da genel sorumluluklardan bahsedelim…

 Aynı dua ve namaz örneğindeki gibi, gerek kız gerek de erkek çocuklarımız; fıtratları gereği sorumlu oldukları iş, davranış ve ahlâkı, anne-babalarının gösterdikleri örneklikler, yönlendirmeler, büyük bir ciddiyetle çalışıp kazandırdıkları alışkanlıklarla edinirler.

 Çoğu zaman aşırı fedâkârlıkla (!) çocuklarına sorumluluk vermeyen, yavrusuna kıyamadığını söyleyen, ileride nasılsa öğrenip yapacağını düşünen, her işi kendi yapan annelerin çocukları, gördüğüm kadarıyla, hayatın getirdiği sorumluluklara alışmakta ciddi anlamda zorluk çekiyorlar.

 Evet, ileride yapmak zorundalar, yapıyorlar da… Ama, kimi zaman çevrelerindeki insanları da zorlayarak…

 Bir kız çocuğu, evlenmesine yakın ev işlerini öğrenirse, alışma ve acemiliğini evlendikten sonra mı yapacak?

 Ya da hiç sorumluluk almamış bir erkek çocuğu,  evlendikten, bir evden sorumlu olduktan sonra, oflana puflana, elinin ucuyla mı sorumluluklarını yerine getirecek?

 Küçücük bir tamiri yapamayacak, henüz 9-10 yaşlarında alışmış olması gereken kimi alışverişler, kocaman baba olunca kendisine zor gelecek, hiç alışmadığı için misafir ağırlayamayacak, iki yemek yapmak dünyanın işiymiş gibi ağır gelecek, hele bir de çocuk olunca işler yığılıp kalacak, nereye nasıl yetişeceğini bilemeyecek ve bunalıma girecek çocuklar yetiştirmek istiyorsak, onları hiçbir şeye alıştırmayalım…

 Ama, iki yaşında oyuncaklarını toplayabilen, çöpleri çöp kutusuna atan, dört yaşında kıyâfetlerini –düzgün olmasa da- katlayan, altı-yedi yaşlarında kız-erkek odasını toplayan, kimi zaman süpüren, sofrayı kurmaya yardım eden, küçük bir şey bozulunca onaran, dualarla, her an Rabbi’nin adıyla, O’nun istediği gibi; yaptığı işi en güzel bir şekilde, hakkıyla yapan çocuklar yetiştirmek istiyorsak, her an dikkat gerektiren zorlu ama güzel bir yola girdiğimizi bilip, işe önce kendimizden başlayalım…

 Son zamanlarda hep aklımda; küçükken annem derdi:
 “Yavrum, size on defa söyleyeceğime ben bir kerede yaparım. Ama sizin alışmanızı istiyorum. Siz işten değil, iş sizden korksun…”

 Yaptığı her işi en güzel bir şekilde yapan, sorumluluğunun bilincinde, takva sahiplerine önder çocuklar yetiştirmemiz duasıyla…

                                                             Ummu Salim
     




2 yorum:

  1. baslarda koruyucu anne olmamdan dolayi simdi 4 yasindaki ogluma sorumluluklarini yaptiramiyorum.uzerini giymesi cikarmasi,ayakkabini giyip cikarmasi ve buna benzer bircok seyi yapmamakta diretiyo anne sen yap diyo.sen yapabilirsin buyudun artik dedigimde agliyo yapmiycam diyo.ogluma sorumluluklarini nasil kazandirabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen baştan itibaren sorumluluk konusunda hassas davranmış olsak da, kimi çocuklarda bir dönem böyle sıkıntılar görülebiliyor kardeşim. Sabırla, inatlaşmadan o dönem atlatılabilir. Çocuk sayısı birden fazla olan bir anne olarak, her çocuğun sorumluluk almak konusunda da aynı olmadığını söyleyebilirim. Ama hem alışmaları, hem aralarında ayrım olmaması için, bazen birisine bir kez söylediğim sorumluluğu, diğerine on kez söylemiş olabiliyorum. Zor da olsa, zamanla sorumluluklarına alışabiliyorlar. Kimi zaman onu överek teşvik etme, kimi zaman peygamberimiz ve sevdiği kişilerden örnek vererek 'onlar da kendi işlerini kendileri yapardı' diye örnek vermek etkili olabilir. Allah yardımcınız olsun...

      Sil