Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

5 May 2015

Çağımızın Yükselen Mesleği Annelik!


                                       ÇAĞIMIZIN YÜKSELEN MESLEĞİ ANNELİK!

Fıtrat; yaratılışın şifresi, özü ve programıdır. Bu program, insanın dünyaya ilk adım attığı andan itibaren kusursuz bir şekilde işler. Ta ki insan bu fıtrata muhalif davranana kadar. Örneğin; tesettür fıtridir. Buna kainat dahi şehadet eder. En değerli ve nazik meyvelerin, koruyucu bir kabuk ile çevrelenmesi bizlere gösterir ki, kıymetli olan muhafaza edilmelidir. Aynen bunun gibi annelik de fıtridir. Günümüzde her ne kadar kıymeti düşürülmeye ve kariyer basamaklarında bir engel olarak görülmeye başlansa dahi. Anne, toplumun manen ve maddeten sağlıklı olmasının en önemli sebebidir. Zira toplum; ailelerle, aileler ise annelerin önderliğinde idame edilir. Bu noktada  J. J Rousseau’nun Emile kitabındaki tespitini paylaşmakta yarar görüyorum. 

"Herkesin asıl görevine dönmesini istiyorsanız, işe annelerden başlayın. Neden olacağınız  değişiklikler sizi şaşırtacaktır. Her şey art arda bu ilk bozulmadan gelir. Tüm tinsel düzen bozulur, yüreklerde doğallık yok olur, evlerin içi canlılığını yitirir, doğmakta olan bir ailenin dokunaklı görünümü artık kocaları bağlamaz, yabancılar saygı duymaz, çocukları görülmeyen anneye daha az saygı gösterilir. Artık ailelerde ortak bir mekan yoktur, alışkanlık artık kan bağını güçlendirmez. Artık ne anneler, ne babalar, ne çocuklar, ne erkek nede kız kardeşler vardır;birbirlerini pek az tanılarken, nasıl sevsinler ki? Herkes artık yalnızca kendini düşünür…" 

Eserinde çocuk eğitimini konu alan yazar, daha ilk sayfalarda anneye seslenmiş ve onun bu eğitimde ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Peki bu kadar kıymetli ve bir o kadar da önemli bir vazife, neden angarya olarak görülür? Veyahut daha dünya ile yeni tanışmış bir bebek,  neden bakıcıyla vakit geçirmek zorunda kalır? Zaruri durumlar bahsimiz haricinde olup, anlatmak istediğimiz kısım henüz vazifenin farkında olmayan anneler ve anne adaylarıdır.

Problemleri teşhis etmeye çalıştık, şimdi ise çözüm yöntemlerini hep birlikte mukayese edebiliriz .. Kendi nokta-i nazarımda müşahede ettiğim en tesirli çözüm; fıtratlara yani İslamın emrettiği yaşam tarzına geri dönmektir. Zira medeniyet birçok konuda yanlış anlaşıldığı gibi bahsettiğimiz konuda da  yanlış anlaşılmış ve başarılı kadın; sosyal hayatta sınırsız aktif, ailesi her zaman ikinci planda olan biri olarak tanımlanmıştır. Bu durum ise üzerinde gereğinden fazla yük bulunması sebebiyle psikolojisi bozulmuş kadınları, dağılmış yuvaları ve birçok tehlikeyle karşı karşıya kalmış çocukları netice vermiştir.

İslamın tanımladığı kadın ise elbette ki imkanları nispetinde ilim sahibi, gerektiği ölçülerde ve İslamın çizdiği daire içerisinde bir rolü olan, ailesini bir çok dünyevi menfaatin üstünde tutan bir modeldir. Daha da somutlaştırmak için, evladı dünyaya mal olmuş bir anneyi ziyaret etmekte fayda var.

Beşikte bir bebek ve onu sallayan annesi. . Annenin ağzında iki cümle:
-" Ben,  seni  kelime-i tevhidle sallıyorum, sen de Bizans surlarını sallayacaksın…"   

Dünyayla yeni tanışmış bir bebeğe bu denli büyük bir ufku veren,  Fatih Sultan Mehmed’in annesi Hüma Sultan…

Birde çocuk denecek yaşta,  alimlerle girdiği ilmi münazaraları kazanan ve 14 yaşında icazet alan Bediüzzaman’ın annesinin kendisi üzerinde bıraktığı tesiri O’nun dilinden dinleyelim:

"Ben bu seksen sene ömrümde,  seksen bin zatlardan ders aldığım halde,  kasem ediyorum ki,  en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi,  merhum validemden aldığım telkinat ve manevi derslerdir ki,  o dersler fıtratımda,  adeta maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum."

İslam tarihinde daha bunlar gibi birçok kıymetli anneyi örnek olarak verebiliriz. Bu konuyla ilgili söylenmesi gereken daha çok söz varken, şimdilik bu kadarla yetindikten sonra, son bir reçete verip, akla kapı açıyoruz.  Seçim sizin…

"Mim" siz medeniyet,  tâife-i nisâyı yuvalardan uçurmuş,  hürmetleri de kırmış,  mebzul metâı yapmış.  Şer'-i İslâm onları,  Rahmeten dâvet eder eski yuvalarına.  Hürmetleri orada; rahatları evlerde,  hayat-ı âilede.  Temizlik zînetleri; haşmetleri hüsn-ü hulk,  lûtuf ve cemâli ismet,  hüsn-ü kemâli şefkat,  eğlencesi evlâdı…

                                                                       

                                                                           Misafir Kalem / Ummu Atıyye

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder