Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

25 Nis 2015

Öfke Kontrolü / Mehtap Kayaoğlu (Kitap Özeti)


ÖFKE KONTROLÜ

Kitabın Adı: Öfke Kontrolü             
Yazarı: Mehtap Kayaoğlu
Yayınevi: Nesil Yayınları                 
Sayfa Sayısı: 216  
   
Öyle bir misafir düşünün ki, evinize geliyor annenizle tartışmanıza, eşinizle aranıza soğukluk girmesine, çocuğunuza bağırıp çağırmanıza sebep oluyor. İş yerinize geliyor; çalışma arkadaşlarınızla aranıza problemler ekiyor, patronunuzun size haksızlık yaptığını düşündürüyor. Gittiğimiz her yerde gelip işleri bozuyor. Bu misafiri gönül rahatlığı ile kabul eder misiniz? İşte bu soru ile başlıyor yazar kitabına. 

Kitabın yazarı Mehtap Kayaoğlu “Öfke kontrolü eğitimi” veren bir psikolog danışman. Kitapta öncelikle öfkenin ne olduğunu tanımlıyor bize. Öfkenin hayatımıza etkilerini, bize kaybettirdiklerini tek tek anlatıyor. Sonra bu duyguyu kontrol etmenin çeşitli yollarını doyurucu örneklerle anlatıyor. Kitabın ele aldığı konunun hakkını verdiği için şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Öfke konusu hem insan ilişkilerinde hem de çocuk eğitiminde çok önemli olduğu için mutlaka bilgi edinmemiz gerektiğini düşünerek kitabın özeti sunuyorum sizlere;

Öncelikle "öfke nedir" sorusunun cevabı ile başlayalım; Öfke sağlıklı bir duygudur. Öfkedeki ana sıkıntı, öfkenin varlığı değil kontrol edilemediği için saldırganlığa dönüşmesidir. Öfkenin bir oluşum aşaması vardır. Beklentiler ile elde edilenler birbiriyle örtüşmediğinde insanın içinde öfke birikmeye başlar. Sorunlarını ne kadar az kelime ile ifade ediyorsa o kadar da artar içindeki öfke. Derken öfkeli olmayı öğrenir yavaş yavaş. Daha sonra öfkenin işine yaradığını görür. Yani evde isteklerinin yapılmadığını düşünen eş, bağırıp çağırdığında işlerin istediği gibi gittiğini görür. Zamanla herkesin sadece öfke dilinden anladığını zanneder. Bu noktada öfke işine yarıyor gibi görünse de aslında pek çok sorunu beraberinde getirir.

Yazar, öfke davranışı gösteren kişilerin bilinçaltında benzer düşünce kalıplarının olduğunu ifade ediyor. Evet, şimdi sayacağımız düşünce kalıpları zihnimizde yer etmeye başladığında davranışlarımızda öfke kaçınılmaz oluyor.

“Bana haksızlık yapılıyor!” Eğer birileri tarafından sürekli haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsanız dikkat! Çünkü zihinde sürekli incitildiğini, haksızlığa uğradığını kurgulamak kişiye artık öfkeden başka bir seçenek bırakmaz.

“Karşımdaki insanlara haklılığımı ispatlamalıyım!” Öfkeli insan kendisini birilerine açıklama ihtiyacı hisseder. Haksızlığa uğradığınızı düşünüp haklı olduğunuzu ispatlamak için çırpınıyorsanız, bunu yapamadığınızda da rahat edemiyor, uykularınız kaçıyorsa, kendi kendinize söyleniyor, kendi kendinizi yiyip bitiriyorsanız öfkeyi hayatınıza davet ediyorsunuz demektir.

“Yapılan incitmelere dayanacak gücüm kalmadı!” Sanki herkes ve her şey üzerinize geliyormuş gibi hissederseniz gücünüzü tüketirsiniz. Buda aynı şekilde öfkeye davetiye çıkarmaktır.

- “Saygı duyduğum değerlere saldırıyorlar!” Değerlerinize saygı gösterilmediğini düşünüp bu duruma öfkeleniyorsanız şöyle düşünmelisiniz; Aslında kimse kimsenin değerlerine zarar veremez. Çünkü değerlerimiz bizim içimizdedir. Onları yaşadığımız sürece değerlidirler. Bir başkasının saygı duymaması onun saygınlığını gidermez. Eğer böyle düşünmezse kişi, tuttuğu takıma laf söylendi diye sinir krizi geçirebilir.

- “Kaderim niye böyle ezilme üzerine kurulmuş?” Oysa kimsenin kaderi ezilmişlik üzerine kurulmamıştır. Bu yanlış bakış açısı her şeyin faturasını kadere yüklemeye götürür kişiyi. Buda aslında çaresizlik ve öfke oluşturur.

“Değerli değil miyim? Niye kimse bana değer vermiyor?” Eğer başkalarının sizin hakkınızdaki fikrini haddinden fazla önemsiyorsanız hayata karşı öfkeli olmaya devam edersiniz. Aslında önemli olan kişinin kendisini nasıl gördüğüdür.

“Bende varım, ama kimse farkında değil!” Öfkeli kimse insanlardan uzaklaştığı için görünmediğini zanneder ve öfke patlamaları ile kendini fark ettirme yoluna gider.

 - “Beni sürekli aşağılıyorlar!” Birilerinin sizi aşağı gördüğünü düşünüyorsanız ve insan ilişkilerini hep üstünlük-alçaklık üzerine bina ediyorsanız, öfke kaçınılmazdır. Diğer insanların sizi aşağıladığını düşündüğünüz için sürekli bir öfke hali yaşamaya başlarsınız.

- “Ben haklıyım!” Öfkeli insan her zaman haklıdır. Aksini söyleyene de gününü gösterir. Her olayda kendinize bir haklılık payı çıkarmaya başladıysanız aman dikkat!

“Karşımdakini sindirirsem bana bir şey yapamaz!” “Buraların kabadayısıyım ben. Benim sözüm geçer!” Böyle düşünüyorsanız bağırıp çağırarak elde ettiğiniz ayrıcalığı gerçek saygı ile karıştırıyorsunuz demektir.



İşte öfkeli insanların benzer inanışları bu şekilde. Elbette öfkenin nedenleri çok fazladır. Hem de sayılamayacak kadar çok. Yazar bunlardan uzun uzun bahsetmek yerine bizim için daha kolay bir şey yapıyor. Öfkenin tüm insanlar için hiç değişmeyen beş temel özelliğini şöyle sıralıyor;

1- “Hiçbir öfke, öfkenin yaşandığı ‘an’ı temsil etmez!” Kimi zaman büyük sorunların getirdiği öfkeler yaşanıyor, kimi zamanda incir çekirdeğini doldurmayacak konularda öfke yaşanıyor. Her iki durumda da aslında o anda yaşanan öfke sadece o anı temsil etmiyor. Mutlaka bağlantılı olduğu, öfkeyi tetikleyen başka bir olay oluyor. Örneğin iş yerinde sorun yaşayan birinin evde eşine öfkelenmesi gibi. İki olay birbirinden ayrıştırılmadığında öfkeli davranışlar oluşuyor.

2- “Alınganlık ve olayları kişiselleştirmek” Öfkelilerin en tipik ortak özelliği alıngan olmalarıdır. Her olayı kendi üzerine alıp kişiselleştirirler. İşte bu da öfkenin temel özelliğidir.

3- “Kontrolümü kaybediyorum” kaygısı. Herkes işler istediği gibi ilerlesin ister. Oysa her an herkesin başına aksilikler gelebilir. Bu aksilikler kontrolümüzü kaybettiğimiz anlamına gelmez. Örneğin arkadaşı ile buluşacakken buluşma yerinde bekletildiğinde bu duygu devreye girer ve “beni umursamıyor mu acaba? Eskiden daha dikkatli davranırdı, peki şimdi ne oldu?” gibi kontrolü kaybettiğini düşündüren fikirler arkadaşına öfkeli davranmaya sebebiyet verir.

4- Tehdit altında hissetmek. 

5- Öfkeyi yaşam biçimi haline getirmek. Daha önce bahsettiğimiz gibi kişi öfkenin işine yaradığını, burnundan soluduğunda herkesin isteğini yerine getirmek için koşuştuğunu gördüğünde artık bunu yaşam biçimi haline getirir. Öfkeden başka sorun çözme yollarını çıkarır hayatından.  Oysa bu noktaya ulaşmak kişiye çok büyük kayıplar getirir.

Yazar, öfkenin beş temel özelliğini ele aldıktan sonra önemli bir başlık daha atıyor; 
Öfkenin diğer duygularla ilişkisi. Duygularını sağlıklı yaşamayı bilmeyen kişiler diğer duygularının yerine de sık sık öfkeyi kullanırlar. Nasıl mı oluyor bu? Yazar şöyle anlatıyor;

- Örneğin; Öfke ve endişe; Konuyu şu örnek çok güzel özetliyor. Ayşe Hanım, eşi Ömer beyi bekliyor. Bir saat önce aradığında eşi yolda olduğunu söylemişti, en fazla 20 dk içinde gelmesi gerekirken eşi, hala gelmiyor. İki saat sonra kapı çalıyor ve Ayşe Hanım kızgın bir şekilde; “Nerede kaldın?” diye soruyor. Ömer Bey kapıyı açar açmaz hesap soran hanımına sinirleniyor ve; “Ne bağırıyorsun be? Kör müsün, geldik işte” sonra diyalog şöyle devam ediyor; “Bağırmıyorum, esas sen bağırıyorsun.” “Ya bırak Allah aşkına, her akşam aynı şey, güler yüzle karşılasan şaşardım zaten” “Gülecek yüz bıraksaydın, güler yüzle karşılardım.”

Ayşe hanımın öfkeli bir şekilde “nerede kaldın?” demesinin altında aslında endişe duygusu var. Peki Ayşe Hanım duygularına dikkat etseydi diyalog nasıl gelişirdi? İşte şöyle olurdu;

“Hoş geldin canım.” “Hoş bulduk hayatım” “Merak ettim seni, iyisin değil mi? Her şey yolunda mı?” “Evet, evet yolunda. Gelirken bizim Hüseyin ağabeyi gördüm. Bir şeyler sordu. Seni de bu yüzden arayamadım kusura bakma, o yüzden geç kaldım.” “Aman sen iyi ol da sorun değil canım…”

Peki Ayşe Hanım değil de Ömer Bey duygularını kontrol edebilseydi ne olurdu; “Nerede kaldın? 20 dk. demek iki saat demek mi?” “Canım karıcım benim, merak mı etmiş beni?” “Aman ne merak edeceğim seni her zamanki halin” “Yok yok, ben biliyorum kızmış biraz bana geciktim diye ama, bunun nedeni başıma bir şey gelmesi endişesi. Bizim Hüseyin Abi ile karşılaştım o yüzden geç kaldım. Ama harika yemeklerinden yemek için sabırsızlanıyorum, soğumuştur ama senin yemeklerin soğukken bile harika” Ayşe hanım bu sözlere karşı artık surat yapar mı? “Tabi ki çok merak ettim seni. Ben hemen şimdi ısıtırım yemekleri, sıcak ye” gördüğümüz gibi birinin duygusunu kontrol etmesi bile öfke patlamasını engelliyor.

- Bir diğer örnek; Öfke ve üzüntü. Üzüntü duygusunu nasıl öfke olarak yansıtabileceğimizi de güzel bir örnekle anlatıyor yazar. Fatma Hanım iki yıl önce annesini kaybediyor. Bu duruma o kadar üzülüyor ki farkında olmadan eşinin kendi annesi ile görüşmesine sinir olmaya ve kendi üzüntüsünü ona öfke olarak yansıtmaya başlıyor.

Bu konuda yazar şunun altını çiziyor; öfkenize bir soru sorun. "Bu neyin öfkesi?  Ve öfkelendiğim bu olayda aslında ne hissediyorum? Aldığınız cevap hangi duygunuzu öfkeye çevirdiğinizi gösterecek.
Yazar sonrasında öfkenin zararlarını ve yararlarını tek tek ele alıyor. Öfkenin zararları şu şekilde;

- Öfke ile vücuda stres yüklenir. Aşırı stres bildiğimiz gibi her hastalığın sebebidir. Günümüzde yaşanan pek çok hastalığın altında sinir, öfke ve üzüntü yattığını artık herkes biliyor. 

- Öfke seviyemiz arttıkça çevremizdeki insanların bize tolerans seviyesi düşer.

- Öfkenin karar üzerinde çok olumsuz tesiri vardır. Sonrasında pişman olduğunuz kararlara baktığınızda bu kararları çoğunlukla öfkeli anlarınızda aldığınızı fark edeceksiniz.

- Öfke kişiyi daha çok çaresiz hissettirir. Öfkeli davranışlar çeşitli sorunlara ve performans düşüklüğüne yol açar. Çünkü bir sorun çıktığında iki seçeneğe sahip oluruz 1. “Hay Allah nereden çıktı bu?” 2. “Nasıl çözümleyebilirim?”  hangi seçeneğe odaklanırsanız beyniniz o yönde çalışmaya başlar. Eğer birincisine ise o zaman bütün olumsuz duygular beyninize hücum eder ve sizi çileden çıkarır.

- Öfkeli insanın neye, ne zaman, nasıl tepki vereceği kestirilemediğinden çevresindeki insanlar yavaş yavaş ondan uzaklaşır. Daha izole bir hayat yaşar. Bununla birlikte kendisi de her şeye öfkelendiğinden dolayı sosyal çevreden uzaklaşmaya başlar. “Gidip şuna sinir olacağıma gitmem rahat olurum daha iyi” der. Denize gidecektir kumlara kızar, bir etkinliğe katılacaktır organizasyona kızar, derken kendini her şeyden çeker.

- Yapılan öfkeli davranışların ardından pişmanlık yaşanır. Öfke bi anlamda pişmanlıktır. Kızgınken kırdığımız insana karşı vicdan azabına gömülürüz. Özür dilemenin yollarını ararız.

- Kişiler öfkeli davranışlardan sonra genelde saygınlıklarını kaybederler. Böyle kimselerin yüzlerine bir şey söylenmese de arkalarından olumsuz konuşmalar yapılır.

- Aşırı öfkelenen insanlar etrafındakileri gereğinden fazla kırdıklarını düşündükleri için çoğunlukla geri adım atmak zorunda kalırlar. Mesela öfkelenip çocuğunu döven bir anne sonrasında çocuğuna karşı aşırı pişmanlık davranışlar sergiler hatta karşısında ağlar. Aslında bu durum onu dengesiz yapar. 

Kitabın ikinci bölümünde öfke ile baş etme yöntemlerini ele alıyor yazar. İlk olarak, öfke kontrolünün aslında öfkeyi unutmak, belli etmemek veya yok saymak olmadığını, ancak sonradan pişman olunacak tepkilerden kaçınmak ve doğru yöntemlerle kalıcı çözümler üretmek olduğunu vurguluyor. Sonra da şu yöntemlerle öfkenin kontrol edilebileceğinden bahsediyor;



Öfkeyi gevşeyerek yok etmek. Öfke bir anda "pat" diye gelmez. Her insan öfkelenmeye başlayacağını hisseder. Gelmeden önce hem bedende hem de duyguda değişimler başlar. Bunun için öfkelenince; “Elim ayağım titredi, kan beynime sıçradı” denir. İşte tam bu noktada bu fiziksel belirtiler kontrol altına alınarak öfke engellenebilir. Bunun en iyi yolu da gevşeyeme çalışmaktır.  Derin bir nefes almak, içimizden ona kadar saymak, iyi şeyler düşünmek, o ortamdan uzaklaşmak ve öfkeyi doğru ifade etmeyi öğrenmek. İşte bu tutum vücudumuzu kontrol etmemizi sağlar.

Öfkelenmemek için kendini sakinleştirmek. Öfkenin beş aşaması vardır. 1- Kişiyi öfkelendirecek bir olay gerçekleşir. O olayın da mutlaka geçmişe dayanan olumsuz bir yönü vardır. 2- Yavaş yavaş fiziksel belirtiler başlar, kalp hızlanır, nefes değişir. 3- Sonrasında öfke patlaması gelir, bağırma ve kızma başlar. 4- Patlamadan sonra kişinin kendini ifade ettiğini vs. düşünerek rahatlama süreci başlar. 5- Sonrasında da bu rahatlık sonra erer ve derin bir pişmanlık başlar.

Yaşadığımız bütün öfkeli çıkışları düşünelim. Hepside bu aşamalardan oluşur. Eğer kişi ilk aşamada kendine olumlu telkinler vererek doğru bir davranış sergilemeyi başarırsa ikinci aşamayı ve diğerlerini yaşamaz. Ya da ikinci aşamada kendini sakinleştirirse devamını yaşamaz. Yani burada bizi sakinleştiren bir iç sesimizin olması gerekir. Kimisi birinci basamakta kendini sakinleştirirken kimisi de en son basamak olan pişmanlık sürecine girmeden kurtulamaz. Eğer bu iç ses özetin başında bahsettiğimiz düşünce kalıplarından biri olursa o zaman öfke kaçınılmaz olur.

Bilişsel ifadelerle öfkeyi yatıştırmak. Bu başlığı daha iyi anlamamız için şu örneği veriyor yazar; Ayşe Hanım eşinin çoraplarını salonun ortasına atmasından bıkmıştır. Ona “10 yıldır şu çorabı ortalığa atmamayı öğrenemedin, sen ne biçim adamsın” der, durur.  Eşi ise bu yakınmaları hiç umursamaz. İşte tam o bağırma sırsında Ayşe hanımın bağırmayı ve 10 yılı karıştırmayı bırakıp eşine düz komut vererek isteğini söylemesi bilişsel hata yapmamasıdır. Sadece “Çorabını banyoya götürür müsün?” demelidir. Çünkü çok ve eleştirel olarak dile getirdiği için eşi artık bilgi ile alakalı “duygu körlüğü” yaşamaya başlamış ve söylenenleri umursamamıştır.

Sonuç olarak; “Öfke kontrolü” bir Müslüman olarak acilen hayatımıza oturtmamız gereken önemli bir konu. Kitapta bu konu ile ilgili pek çok sorunun cevabını bulabilirsiniz. 

Günümüzde pek çok anne-baba, çocuklarının "öfkeli, sinirli, hırçın, agresif ve saldırgan" olmasından şikayetçi. Peki bunun sebebi ne? Kitaba bir de bu açıdan bakmakta yarar var. Belki de problemin büyük kısmı, anne-babaların öfkelerini kontrol edememelerinden kaynaklanıyor..

İnşallah okur ve istifade edersiniz. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere... Allaha emanet olun…

Ummu Ruveyda


1 yorum:

  1. Allah razı olsun.en kısa zamanda alirim inşallah bu kitabı.çok ihtiyacım var.gün geçtikçe daha da öfkeli bir eş ve anne olmaya başladım.kendimi kontrol edemiyorum artık.

    YanıtlaSil