Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

27 Nis 2015

Çocuğun Sünnet Edilmesi


ÇOCUĞUN SÜNNET EDİLMESİ

1. SÜNNETİN SÖZLÜK MANASI

Hitan (sünnet) sözlükte; tenasül uzvunun ucunda ki derinin kesilmesi anlamına gelir.
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

''Doğuştan insan ruhuna yakışan hususlardan bir kısmı şunlardır: Ağzı su ile yıkayıp çalkalamak, buruna su çekip temizlemek, bıyıkları (dudaklara sarkan kısmını) kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altının kıllarını gidermek, etekteki kılları gidermek ve sünnet olmak.'' (1)

Diğer bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

''Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etekteki kılları gidermek, bıyıkları kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altında ki kılları gidermek.'' (2)

Peygamberimiz (s.a.v) bütün bunları fıtrattan saymıştır. Fıtrat ise genelde iki kısma ayrılır.
Kalbe bağlı olan imani fıtrat ; Bu Allah'ı bilmek ve ona iman etmektir. Ameli fıtrat ki hadiste belirtilen hususlardır. Birincisi ruhu arındırır, kalbi temizler. İkincisi bedeni temizler, görünümü süsler. Böylece bedenin başta gelen fıtratı, sünnet olmak sayılır.

2. SÜNNETİN HÜKMÜ

Fıkıh alimleri, sünnetin vacip veya sünnet olduğu konusunda farklı görüşler ortaya koymuştur. Sünnet olduğunu savunanların delili Rasulullah'ın (s.a.v) şu hadisidir:

''Sünnet olmak erkekler için bir sünnet, kadınlar için fazilettir.''(3)

Vacip kabul edenlerin delilleri ise ;

''Useym b. Kelb'in babasından onun da dedesinden yaptığı rivayette: "Peygambere geldim ve Müslüman oldum" dedim. Bunun üzerine o şöyle buyurdu: "O halde küfrün kıllarını kendinden temizleyip at (başını tıraş et) ve sünnet ol.'' (4)

''İslam'a giren kimse yaşı büyükte olsa sünnet olsun.'' (5)

''Sünnetsiz kimsenin namazı kabul olunmaz, kestiği yenilmez.'' (6)

hadisleridir.

3. SÜNNETİN VAKTİ

''Rasulullah (s.a.v) Hasan ve Hüseyin için akika kesti ve yedinci günlerinde onları sünnet ettirdi.'' (7)
Sünnetin ne zaman yapılacağı hususunda bir takım ihtilaflar vardır.

Bu konuda ki bir kısım hadislerin doğumun yedinci gününü sünnet günü olarak tayin etmesine rağmen, cumhur bunu istihbab manasında anlayarak belli bir vakitle sınırlandırmamak gerektiği, hele küçükken sünnet etmenin vacip olmadığı hükmüne varmışlardır.

Sünnetin ileri yaşlarda olması gerektiğine inananların delillerinden biri Buhari'nin şu hadisidir:
''İbn Abbas'a soruldu. Hazreti Peygamber vefat ettiği zaman sen ne kadardın? Cevaben "O zaman ben sünnetliydim" der ve ilave eder: "O zamanlar, idrak edinceye kadar erkekleri sünnet etmezlerdi.''

Doğumun ilk gününden başlayıp yedinci günü, 7 - 10 yaş arası, buluğ yaşı gibi çeşitli vakitler üzerine yapılan ihtilafı Maverdi şöyle neticeye bağlar:

''Sünnet için iki vakit mevcuttur:

1. Vakt-i vucub: Buluğ çağıdır. Sünnetin, ergenlik vaktinden sonraya bırakılmaması gerekir.

2. Vakt-i istihbab: Buluğdan önceki yaşlardır. Tercih edilen, doğumun yedinci gününde yapılmasıdır. İmam Nevevi de doğumun yedinci günü sünnet etmeyi müstehab sayardı.

Burada anne-babaya düşen; çocuğun sünnetini onun doğumun ilk günlerinde yerine getirmeyi düşünmesi ve bunun daha uygun olduğunu bilmesidir. Böylece çocuk akletmeye başlayıp temyiz çağına gelince kendini sünnetli bulmuş olur, ileride kendi kendini bu hususta hesaba çekmez ve içinde bir üzüntü ve ürküntü duymaz.


4. ÖNCEKİLERİN SÜNNETİ

Kelime-i Şehadette olduğu gibi Müslümanla kafiri birbirinde ayıran bir alamet olarak telakki edilen sünnet ameliyesini ilk olarak İbrahim (as) yerine getirmiştir.

''Hiç kuşkusuz ilk misafir edinen, ilk don giyen ve ilk sünnet olan İbrahim Peygamberdir.''(8)
Böylece sünnet olmak İbrahim (as)'den sonra bütün Peygamberlerde ve onlara uyanlarda devam edip gitmiştir. 

''Dört şey vardır ki bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.''(9)

5. SÜNNETİN HİKMETİ VE FAYDALARI

1-Sünnet fıtratın başıdır. İnsanın doğuştan buna ihtiyacı söz konusudur. Aynı zamanda İslam'ın şiarı, şeriatın ünvanıdır.

2- Sünnet Allah'ın, İbrahim Peygamberin dili ile meşru kıldığı, hakka bütünüyle yönelik dinin tamamı (tamamlayıcısı) dır. Bu öyle bir dindir ki, kalpleri tevhid ve iman boyasıyla boyamış, bedenleri fıtratın özelliklerinden olan sünnet gibi hasletlerle süslemiştir.

3-Sünnet Müslümanı, Müslüman olmayandan ayırt eder. Allah'a kulluğun bir ikrarı, emirlerine uymanın, hükmüne boyun eğmenin belirtisidir.

4-Sünnet paklığı celbeder, nezafeti sağlar, insana bir süs verir, fiziksel yapıyı güzelleştirir ve şehveti dengede tutar.

5-Sünnetsiz kimse abdestini ve namazını bozmaya kendini arzetmiş olur. Çünkü kesilmedik kalan deri organın baş kısmını tamamıyla örtmektedir. İdrar, altına girince onu gidermek hayli zordur. O halde taharetin sıhhati sünnet olmaya bağlıdır, bu bakımdan selef ve haleften bir çoğu sünnetsiz olan kimsenin imametini yasaklamışlardır.

6-Sünnet ile kesilen deri sebebi ile kişi bir takım yağlı ifrazattan kurtulur, kılıf altında şişmeye ve kokuşmaya imkan vermez.

7-Çocuğu ne kadar erken sünnet edersek o nispette gece altına kaçırmasını önlemiş oluruz.

6. SÜNNET MERASİMİ

Bazı rivayetler bizzat Hz. Peygamber (s.a.v) devrinde sünnet ameliyesi ile ilgili olarak ziyafet verilmediğini kaydederse de, diğer bir kısım ve senetçe daha kavi olduğu kabul edilen rivayetler, ashabtan bir çoğunun sünnette eğlenceye de yer veren hususi bir merasim yaptıklarını ifade etmektedir.

''Abdullah'ın rivayetine göre babası Hz. Ömer bir çalgı (def) sesi duyunca endişelenir, ancak bunun düğün veya sünnet eğlencesi olduğu söylenince sükut ederdi''(10)

Buhari el-Edebü'l-Müfred'de Abdullah b. Ömer'in iki oğlunu beraberce sünnet ettirip koç kestiğini, Ümmü Atıyye'nın kız kardeşi Aişe'nin de sünnet edilenleri eğlendirmek için def çalan Adiyy'i çağırttığını kaydeder.

Sünnet merasimini, anlam zemininden kaydırarak "gösteriş ve ihtişam" törenine çevirmek ise, müslümana yakışan bir davranış değildir. Kişi, (eğer tören yapmayı düşünüyorsa) yaşadığı çevreyi ve davet ettiği insanların maddi durumlarını göz önünde bulundurarak başka çocukların ve ailelerin rencide olmasına fırsat vermeyecek şekilde mütevazi bir merasim düzenlemelidir.

Ummu Musa 





1. Buhari, libas, 51
2. Buhari, libas 64 ; Müslim tahare 49
3. Ahmed b. Hanbel 75 ; Ebu Davud edeb 167
4. Ahmed b. Hanbel 415; Ebu Davud tahare 129
5. Zühri
6. Sünen-i Kübra 8/324
7. Beyhaki Şuabu'l-İman 6/204
8. Muvatta Sıfat'un-Nebi 4
9. Tirmzi Nikah 1
10. el-Metalibü'l-Aliye 2/53


Not: "Anne-Çocuk Fıkhı" bölümümüze hazırlayacağı yazılarla aramıza katılan sevgili kardeşimize ilk yazısı vesilesiyle "Hoşgeldin" diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz. (Editör)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder