Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

18 Nis 2015

Bebeğimle Adım Adım / 4. Bölüm


BEBEĞİMLE ADIM ADIM
(Hamilelik Günlüğü 4. Bölüm)
".. Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler şahının hayalleri.."

Nurullah Genç’in zaman zaman okuduğum, her defasında farklı kıtasına vurulduğum “Yağmur” şiirini geçenlerde tekrar okurken, gözüm bu mısraya takıldı.. Daha önce hiç anlamına odaklanmadığım bu satırlar, şimdi içinde bulunduğum durum sebebiyle olsa gerek, adını koymakta zorlandığım garip bir şeyler kıpırdattı içimde..

Müslüman aileye gelişiyle müjde olan her bebek, aslında şeytanın, yani o ateşler kralının hayallerini paramparça ediyor. İşte secdeye uzanacak taptaze eller, duaya duracak diller. Hepsi şeytanın içten içe ümidini köreltiyor.

O secdelere uzanacak minicik ellerin anne-babaları olabilmek ise, bir yandan bize bir umut olurken, diğer yandan da endişemizi, sorumluluğumuzu, gayretimizi ve tevekkülümüzü artırmamız gerektiğini hatırlatıyor...

Bu sözlerle bir nebze ifade etmeye çalışayım kendimi ve asıl yorumu sizin yüreğinize bırakayım, şiirin tadını kendi damağınızda daha iyi hissedebilesiniz diye..

Bu günlerde “Hiçbir şey için geç kalmış olmayayım” diyerek daldan dala atlıyorum.. Kafam karıştı, bebek bakımı ile ilgili mi araştırmalıyım, eğitimi hakkında mı bilgileneyim, yoksa bir yandan yemek mi yemeliyim? :) Bilemez oldum…

Herhangi bir sağlık problemi yaşamadan 17. haftayı tamamladık elhamdülillah..Doktorumuzun cinsiyet tahminini öğrendikten sonra teyzeleri, halaları hazırladıkları örgü iplerinin renklerini seçip iş başı yaptılar bu hafta… :)

Bu haftalarda hamileler üçlü test uygulaması yaptırabiliyorlarmış, doktorumuz bize de sordu. Tabi ki çocuğumuzun sağlıklı olup olmadığını merak ediyoruz ama testi yaptırdıktan sonra ya üzüleceğimiz bir sonuçla karşılaşırsak?

İmanımızın gereği; “Allah’ın bahşettiği bir canın yaşam hakkı hususunda fikir sarf etmek bile ne haddimize!” diye düşünürüz, müdahale ettirmek aklımızdan dahi geçmez Allah’ın izniyle, geçmemeli zaten..

Peki, o zaman hamileliğin sonuna kadar annenin psikolojisini yıpratmaktan başka ne işe yarayacak bu test? Eğer bebek engelliyse bile neden anne bu süreci daha mutlu ve pozitif geçirmesin..

Tabi bu benim kendi düşüncem. Bebeğin rahatsızlığını öğrendikten sonra hastalık hakkında bilgi edinmek, doğana kadar psikolojik destek almak istedikleri için testi yaptıran kardeşlerimin seçimlerine de saygı duyarım elbette.

Ama biz, bu testler sonucunda engelli teşhisi konmuş lakin doğduğunda bebekte hiçbir sıkıntının görülmediği pek çok örneğe de şahit olduk ve duyduk, bu sebeple böyle yıpratıcı bir riski almaya değmediğine karar verip testi yaptırmadık.


Bir de aşılar… İlk aşımın vakti geldi galiba, etrafımda yaptırmak istemeyen arkadaşların maruz kaldıkları sıkıntıları duydukça telaşlanıyorum. Bu konuda elimizde pek Türkçe kaynak da olmadığı için henüz ümmetçe net bir karar alamıyoruz. Yaptıranların da, yaptırmayanların da kendilerine göre haklı sebepleri var, bunları iyice araştırıp öyle karar vermeliyiz.

Mazimize dönüp baktığımızda “keşke” diyeceğimiz şeyler yapmış olmamak için Rabbimizden yardım dilemeliyiz, çünkü biz aciz kullar, hiçbir bilgiye tümüyle vakıf olabilme kudretine sahip değiliz.

Fakat üzülerek belirtmeliyim ki, gerek ortamlarımızda gerekse sosyal medyada, aşı ile ilgili bir konuşma açıldığında anneler iki ayrı gruba bölünüp birbirlerini "ihmalkarlıkla" suçlar, daha da ötesi birbirlerinin "anneliklerini" sorgular duruma geliyorlar. Bu çok acı verici bir tutum.

Her anne, çocuğu için mutlaka en iyisini ister. Aşı gibi konular üzerinden "annelik" sorgulaması yapmak, karşısındaki anneyi herkesten daha fazla anlaması gereken annelere hiç yakışmıyor.
Farklı kaynaklardan, farklı kültürlerden, farklı korkulardan veya rahatlıklardan beslenerek aşı yaptırma veya yaptırmama konusunda bir karara varıyoruz. Hiçbirimizin yaşadığı bir diğerine benzemiyor.

Güvendiği doktorlara danışıp mümkün mertebe aşıların riskleri konusunda haberdar olan, zorunlu gördüklerini yaptıran, sakıncalı gördüklerini yaptırmayan, her halükarda ortaya bir "hassasiyet" koyan annelere, sırf "aşı yaptırıyor" diye cephe alamayız.

Aynı şekilde yine aşı karşıtı doktorlardan bilgi alıp araştırmalarını bu minval üzere ilerleten annelere de çocuklarının sağlıklarını düşünmeyen, onları ateşe atan, sorumsuz, vicdansız ebeveynler muamelesi yapamayız.

Eleştireceksek hiçbir konuda sorgulaması, araştırması olmayan, körü körüne her şeyi kabul eden anneleri yapıcı bir şekilde eleştirip onları araştırmaya ve sorgulamaya teşvik edelim.

Açıkçası ben de aşı gibi sağlık açısından kritik bir konuda yönlendirme yapmaktan çekinirim ama araştırmanızı tavsiye eder, ümmetçe salahiyetimiz için dualarımda müslüman kardeşlerimi anar ve ben de dualarınızı beklerim…

Sitemizin de yayınladığı Gimdes’in “Çocuklarımızı aşılatalım mı, aşılatmayalım mı?” ismindeki araştırma yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

17 haftalık bebeğin boyu yaklaşık 13 cm. ağırlığı ise 140 gr. kadarmış ve bu haftadan itibaren bebekteki kalsiyum depolama işlemi hızlanıyormuş, bu sebeple kalsiyum içeren gıdaları bolca tüketmemiz gerekiyormuş.

Artık bizi duyabiliyorlarmış ve dışarıdan gelen yüksek sesler bebeğin hareket etmesine sebep olabiliyormuş, tecrübeli anneler artık bebeğin hareketlerini hissedebilirlermiş, şimdilik bana dünyanın en güzel hissi bu gibi geliyor, 

Doğup minicik elleriyle ellerimizi tuttuğunda neler hissedeceğimi ise şimdiden hayal dahi edemiyorum..


Rabbimiz bizlere salih/saliha, sağlıklı nesiller lutfetsin.. Allah’a emanet olun.. Dualarınızda unutmayın.. 

Zeynep Tarık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder