Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

26 Mar 2015

Çocuğun Manevi Eğitimi / Ali Çankırılı (Kitap Özeti)


   
         ÇOCUĞUN MANEVİ EĞİTİMİ

Özetini yapacağımız kitap Pedagog Ali Çankırılı’ya ait. 181 sayfadan oluşuyor. Yazar kitapta çocuğun maddi-manevi gelişim evrelerini dikkate alarak doğru bir dini eğitim vermenin yollarından ve öneminden bahsediyor. Kitap üç bölüme ayrılmış; 

Birinci bölümde; çocuğun anne rahmindeki günlerinden itibaren gelişim evreleri ele alınıyor. Manevi eğitim sürecinde bu evrelerin bilinmesinin ne kadar önemli olduğunun altı çiziliyor.

İkinci bölümde; çocuğa Allah inancı nasıl verilir? Allah, en doğru şekilde nasıl anlatılır? Çocuğun Allah’la ilişkisi nasıl pekiştirilir? İşte bu soruların cevabı veriliyor. 

Üçüncü bölümde ise; çocuğun manevi eğitim alabilmesi için gerekli olan duygusal, zekayı geliştirici etkinlikler ve oyunlara yer veriliyor. Bu bölümde çocuğumuzla birlikte oynayabileceğimiz geliştirici pek çok oyun önerileri bulunuyor.

İlk olarak birinci bölümde bahsedilen çocuğun anlama, kavrama ve gelişme evrelerine bakalım; Çocuğun öğrendiklerini algılamasına, bilgileri belleğe depolayabilmesine, öğrendiği bilgiyi anlamlandırmasına, bilginin kısımları arasındaki ilişkileri tanıyabilmesine çocuğun bilişsel gelişimi deniyor. Bilişsel gelişim ise birbirini takip eden şu dönemlere ayrılıyor;

Duygusal hareket dönemi: Doğumdan ikinci yaşın sonuna kadar devam eder. Yeni doğan bebek dış dünyayı keşfetmede duygularını kullanır. Çevresinde olan biteni duyguları ile kavrayıp reflekslerle tepki verir. Örneğin acı hissettiğinde ağlar, bağırır. Sonra ise yavaş yavaş refleksten amaçlı davranışlara geçer. Ağlamak yerine acı veren şeyden kaçmaya, saklanmaya başlar.

Altı aylık bir bebek bu süreçte gözünün önünden bir eşya kaldırılıp başka bir yere götürüldüğünde o eşyanın evrenden tamamen silindiğini düşünür. Ancak dokuz aydan sonra göremese de bu eşyanın götürüldüğü yerde varlığını sürdürdüğünü anlar.  Dokuz aydan önce annesi odadan çıktığında onun yok olduğunu düşünerek ağlamaya başlar. Ama ileriki aşamalarda bunun böyle olmadığın anlar ve daha az tepki gösterir. Yani çocuk bu süreçte deneme yanılma yöntemiyle öğrenir.

İşlem öncesi dönem: İki yaşından yedi yaşına kadar olan süreçtir. “kavram öncesi evre” ve “sezgisel evre” olarak ikiye ayrılır. Birinci evre 2-4 yaşları arası, ikincisi ise 4-7 yaş arasındaki süreç. Kavram öncesinde çocuğun zihinsel kapasitesi ve kelime dağarcığı sınırlıdır. Bu nedenle simgesel düşünür. Düşünme biçimi mantık dışıdır. Örneğin, bardakta su varmış gibi içer, tahtaya at diye binip koşturur, kâğıda bir şeyler çizer, ne olduğu sorulduğunda bunun ev olduğunu söyler. O bütün bunları kendi zihninde var edip hayal gücü ile tamamlar. Sezgisel evreye geçtiğinde ise objeleri belli özelliklere göre sınıflandırmaya başlar. Örneğin küpleri renklerine göre sınıflandırmayı başarır.

Çocuğun işlem öncesi dönemde şu özelliklere sahip olacağını bilmeliyiz:

Benmerkezcidir; Çocuk kavram öncesi dönemde benmerkezcidir. Her şeyi kendi açısından değerlendirir. Empati yapamaz. Başkalarını düşünemez. Ama sezgisel döneme geçtiğinde yani dört yaşından sonra bu davranışları terk eder, arkadaşlarının da isteklerini yapmaya, çevresine uyum sağlamaya, her şeyin kendisine ait olması isteğinden sıyrılmaya başlar.

Değişmezlik; Bu dönemde çocuğun görsel izlenimleri düşüncesine etki etmez. Özellikle değişmezlik ilkesini kavramada güçlük çeker. Örneğin maddenin şekli değiştirilse de kütlesinin değişmediğini kavrayamaz. Küçük bardaktaki su büyük bardağa boşaltıldığında suyun azaldığını düşünür.

Tersine çevrilmezlik; Küçük bardaktaki su büyük bardağa boşaltıldığında suyun azaldığını düşünür ancak tekrar aynı bardağa döküldüğünde seviyenin aynı olacağını düşünemez.

Bütünleştirme; Çocuk birbiri ile ilgisi olmayan olaylar arasında bağ kurar. Örneğin "güneş neden düşmüyor" diye sorulduğunda “Sıcak olduğu için düşmüyor” diyebilir. Yedi yaşından sonra ise anlama ve akıl yürütme becerisi geliştiği için bütünleştirme de kaybolur.

Bitiştirme; Aralarında sebep sonuç ilişkisi bulunan iki olayı bu ilişkiye önem vermeden yan yana getirir. Hangisinin sebep ya da sonuç olduğunu önemsemez. Örneğin; “bisikletim kayboldu çünkü bisiklete binemiyorum” diyerek sonucu sebebin önüne alabilir.

Özelden özele akıl yürütme; Çocuk bu dönemde tümden gelim ve tüme varım akıl yürütme becerisini gösteremez. Bunun yerine doğrudan özelden özele benzetme yapar. Örneğin; güneşin canlı olup olmadığı sorulduğunda hareket ettiği için canlı olduğunu söyler ancak buradan genele gidip her hareket edenin canlı olduğunu söylemez. Mesela hareket etse dahi bulutun canlı olmadığını, onu rüzgârların devindirdiğini söyleyebilir.

İşte çocuktaki bu evreler anne baba tarafından takip edilerek onun içinde bulunduğu şartlara göre manevi eğitim verilmelidir. Bu süreçlere göre manevi eğitim verilmediği takdir de çocuk kendisine öğretilenleri kavrayamaz. Çocuğa duygusal yönü olmayan mekanik bilgiler öğretilebilir ancak bu, o inançları içselleştirdiği anlamına gelmez.

    Ne yazık ki pek çok Müslüman aile din eğitimini çocuğun birkaç davranışı kendilerinden gördüğü gibi tekrarlamasına indirgemiş durumdalar. Klasik olarak çocuğa önce; "Seni kim yarattı?" gibi soruların cevabı ezberletilir. Ardından, “Subhaneke” den başlayarak namaz sureleri ezberletilir. Sonra da kuran öğretilmeye başlanır. Bununla birlikte namaz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır bilgileri ezberletilir. Ancak anne babalar çocuğun sadece bunlarla manevi olarak ilerleyeceğini sanır. Hâlbuki çocuğun ruhuna hitap edilmeden verilen bilgiler bir süre sonra terk edilir.

Oysa din eğitimi denildiğinde akla gelmesi gereken yaşına göre ve kavrayabileceği bir şekilde Allah’ı anlatmak, onu sevmesini sağlamak, merhamet, sorumluluk, doğruluk, ibadetlerin değerini anlamasını, anne babasına ve çevresine güzel muamele etmesini sağlamak gibi pek çok konunun ele alındığı uzun bir süreç akla gelmelidir.

Kitabın ikinci bölümü; Çocukta Allah inancı nasıl gelişir?
Çocuklarda sanatsal bir düşünce biçimi vardır. Bu nedenle gördüğü her şeyin bir insan eli ile yapıldığını düşünür. Güneş, ay, yıldız gibi büyük şeylerin daha büyük ve güçlü bir insan eliyle yapıldığını düşünebilir. Soyut zekâsı geliştikçe de Allah'ın en büyük ve en güçlü olduğu ve her şeyi tek başına yarattığı inancını kolayca kabul eder. Ayrıca soyut zekânın işlemeye başladığı okul yaşına kadar her şeyin canlı olduğunu düşünür. Bu nedenle Allah’ı büyük bir insana benzetebilir. "Allah nerede oturuyor? Evi var mı? Neden göremiyoruz? Allahın çocukları var mı?" gibi sorular sorabilirler. Yetişkinler bu soruları anlayışla karşılamalıdırlar.

Çocukların Allah hakkında en sık sorduğu sorulardan birisi de “Allah ne kadar büyük?” sorusudur. Bunu anlatırken şu örneği verebileceğimizi söylüyor yazar; “Büyük insan” derken ne kastederiz? Boyu ve kilosunu değil de yaptığı işlerin iyi ve büyük olmasını kastederiz. İşte Allah'ın büyüklüğünden bahsederken de onun yaratmasının, bilgisinin ve merhametinin büyüklüğünü kastederiz. Bununla birlikte büyük insanlar bizden daha bilgili ve becerikli olsalar bile onlar da göğü, yıldızları, ağaçları yaratamaz. Bütün bunları, yani her şeyi yaratan Allah’tır. Yani O her şeyden büyüktür.

Çocukların sordukları başka bir soru da “Allah’ı neden göremiyoruz?” dur. Buna da şöyle bir diyalog geliştirebiliriz; 
Çocuk: Anne neden Allah’ı göremiyoruz? 
Anne: Gözlerimiz her şeyi görebilir mi? Şu evin arkasını görebiliyor muyuz? Havada bulut varken güneşi görebiliyor muyuz? Ama havada bulut varken de güneşin orada olduğunu biliyoruz değil mi? Peki içinde oturduğumuz bu ev kendi kendine olur mu? Hayır. Biz evimizi yapan adamları görmedik ama evi inşa ettiklerini biliyoruz değil mi? Bir ev bile kendi kendine olmuyorsa dağlar, ovalar, denizler nasıl kendi kendine meydana gelir?

Yazarın sık sık dile getirdiği konulardan biri de; Allah inancının sevgiye dayandırılarak verilmesi. Çocuğun asla Allah ile korkutulmaması. Çocuğumuz “Anne yaramazlık yaptığımda Allah beni sever mi?” Diye sorduğunda şöyle örneklendirmeler yapabiliriz; “Sen bir yaramazlık yaptığın zaman hoşuma gitmiyor üzülüyorum. Ama yine de seni seviyorum değil mi? İşte Allah da yaramazlık yapsalar bile çocukları sever. Sözümü dinlemeyip yaramazlık yaptığında özür diliyorsun. Bende seni affediyorum. Allah'ın hoşuna gitmeyecek bir şey yaptığında da “Özür dilerim Allah’ım! Beni affet” dersen Allah seni affeder. Allah özür dileyen çocukları çok sever.”

Çocuklarımıza önce cenneti olan Allah’ı anlatmalıyız. Çocuk soyut kavramları daha iyi anlayacak zihinsel olgunluğa eriştiğinde adalet kavramı çerçevesinde cehennemi anlatabiliriz.   

Çocuk ve Dua

Çocuklara en erken dönemde dua anlayışını öğretmeliyiz. Araştırmalara göre çocukta dua anlayışı üç aşamada gelişmektedir;

5-7 yaş arasında çocukların duası taklitten ibarettir. Duanın Allah'a yapıldığını bilir ancak nasıl gerçekleşeceğini kavrayamaz. Duası kabul olmadığında bir yaramazlık yaptığı için kabul olmadığını sanabilir.

7-9 yaş arasında duanın sadece isteklerden ibaret olmadığını, verdiği nimetlerden dolayı Allah'a teşekkür etmek anlamına da geldiğini kavramaya başlar. Bu süreçte çocukların bu duyguları pekiştirilmeli ve şükretmeleri sağlanmalıdır. Diğer yandan hiç kimsenin yeteri kadar iyi kulluk yapamayacağını, bu yüzden de bazı duaların kabul olmayacağını düşünebilir.

10-12 yaş arasında duayı “Allah ile kul arasında özel bir konuşma” olarak tanımlayabilir. Bütün bu yaşların her birinde çocuk dua ile iç içe tutulmalı, her gün dua etmesi gündeme getirilmeli,  onun anlayabileceği şekilde duanın kabul olacağı anlatılmalıdır. Kabul olmaz ise de bunun hayırlı olduğu anlatılmalıdır. 

Allah İnancında Babanın Etkisi:

Baba korkusu ile büyüyen, kuralcı baskıcı aile tiplerinde yetişen çocuklarda Allah korkusunun gelişmediği görülmektedir. Çünkü çocuk nazarında Allah ve baba otoriteyi temsil eden, Kural koyan, terbiye eden, cezalandıran bir yapıya bürünür. Çocuk babasından korkup uzaklaştığı gibi Allah'tan da uzaklaşmaya başlar.

Bunun tam zıttı olarak babası tarafından her istediği yapılan çocuklarında büyüdükleri zaman Allah'ın emir ve yasaklarına karşı lakayt davrandıkları görülmektedir.

Aynı şekilde çocuğunun dindar olması için onun duygu ve gelişimini göz önünde bulundurmadan motomot ne yapması gerektiğini öğreten, bunları sürekli tekrarlayan, çocukluğunu yaşamasına izin vermeyen, gevşek davrandığında yetişkine kızar gibi kızan, dini konularda hiçbir telorans göstermeyen babaların çocukları da sırf babalarını memnun etmek için ibadet ederler. Aslında pek çok çocuk yanlış eğitimin sonucu olarak manevi nokta da babasını idare etmektedir. Hata yapmasına tahammül edemeyen babalarının yanında hiç hata yapmamaya özen gösterirler.

Ancak yaptıkları iyi davranışların amacı babalarının kızmasından korunmak olduğu için maneviyatları gelişmez. Bir süre sonra kötü davranışlar sergilemeye başlarlar. Baba ise bu değişime anlam veremez. Ancak işin aslı çocuk öncesinde de zaten güzel davranışları içselleştirmemiştir. Baba çocuğun manevi eğitimi boyunca zorlayıcı olmaktan kaçınmalı, önce onunla ilişkisini ve birlikteliğini güzel yapmalı, sonrasında ise onun yanında örnek davranışlar göstermelidir. Hata yaptığında bunun normal olduğunu söyleyerek idareyi çocuğa teslim etmelidir.

Kitabın üçüncü bölümünü ise; yazar, çocuğun manevi gelişimini sağlayan bazı uygulamalara, oyun ve etkinliklere ayırmış ve konuyu burada noktalamış.

Okuyup istifade etmeniz temennisi ile…

Allaha emanet olun.


Ummu Ruveyda

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder