Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

3 Mar 2015

Çocuklar Önce Dilden Gelir


ÇOCUKLAR ÖNCE DİLDEN GELİR

Genç bir kadındı. Gençliğini daha bir fark edilir kılan ninesinden armağan cümle oldu.

"Ninem" dedi "dokuz çocuk dünyaya getirmiş."

Dünyaya getirmiş.

Meclisteki herkes biraz mahcup biraz pişman tekrar etti. Dünyaya getirmiş. Dünyaya. Dünyaya.

Dildeki pişmanlığın rengi biraz önce dokuz torun sahibi 80 yaşındaki teyzenin "Genimin biri hiç çocuk yapmadı" ifadesinden arta kalan tını ile ses verdi.

Herkes her vesile ile "yapıyordu".

Teknoloji çağında çocuk dahi "yapılıyor"du ve hiç kimse bunu yadırgamıyordu, genç kadın aile yadigarı ifadeyi tekrarlayana kadar.

Bir müddet dünyaya çocuk getirmek ile çocuk yapmak ifadelerinin çağrışımları etrafında dönen sohbet, genç kadının "Ninem her birimizi 'Seni veren Allah'ıma kurban olayım' diye kucağına alırdı" ifadesiyle yeni bir pencere kazandı. "Benim ninem de, benim dedem de, benim annem de" diye katıldı her biri.

Evet çocuklar böyle sevilirdi.

"Hala böyle seviliyor" dedi genç kadın. "Ben kızımı böyle seviyorum. Kızım da evcilik oynarken bebeklerini böyle seviyor."

Hala...

İki ifade. İki tasvir. Dilin mahrem ile, metafizik alem ile kurduğu bağ. Ya da kurulu bağları imha eden seküler frekans.

Dokuz torun sahibi yaşını almış, umur görmüş "teyze"den beklenen ifade, henüz otuzlu yaşlarına yeni varmış olan genç kadının dilinden dökülünce, fark ediliyor değişmekte olan.

Mana yaşta saklı değildir. Kıyafette hiç saklı değildir. Mana dilde saklıdır. Dil, öteler ile bağımızı diri tutan penceredir.

Dile öylesine düşüvermiş gibi görünen "çocuk yapmak" tabilir öteler ile bağı koparan eşkıya hükmündedir oysa.

"Çocuk yapılınca" proje kapsamında hızla ürünleştiriliyor.

Oysa dünyaya çocuk getiren kendisinin bir aracı olduğunun farkında.

Gelen emanettir, annenin bedeni o emaneti gaybdan buraya getiren vesiledir.

...

Kim neyi nasıl söyler? Aynı cümle niye bazılarının dilinde derin bir anlama bürünür, bazılarının dilinde teneke tınısına?

Sorunun cevabı Ataullah İskenderani'de saklı. El-Hikemu'l-Ataiyye'de.

Buyurun:

"İnsanın dili kalbinin tercümanıdır. Kalp, saf ve ağyarın bulantılarından temizlenmiş olursa üzerine manevi nurlar işrak eder ve o nisbette dilin tercümanlığı ile nurani sözler söylemeye başlar. bu sözler işitenlerin kulaklarına girince kalplerindeki bağlar açılır, Hakkın nidasınını işitirler ve icabet ederler."

Zehra Özdemir






Nihayet Dergisi Ocak sayısından alıntılanmıştır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder