Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

28 Ara 2014

2. Sunum: Teknolojinin Çocuklara Zararları / Hamide Hicret Tuna


TEKNOLOJİNİN ÇOCUKLARA ZARARLARI

  “Teknoloji benden aldıklarını bana geri versin, ben teknolojinin bana bütün verdiklerini geri vermeye hazırım.” diyor bir yazar güzel bir sözünde.

  Her gün hızla gelişen teknoloji, hayatımıza kattığı yeniliklerle bizden çok şey kapıp götürebiliyor. Zamanımızı, amellerimizi alıyor kimi zaman bizden. Çocuklarımızı, gençlerimizi alıyor… Asrın bu büyük imtihanı karşısında Müslümanca durabilmek, Müslümanca kalabilmek hedefimiz. Çabalarımız bunun için…

   Öncelikle şunu belirtelim ki, maksadımız burada teknolojiyi kötülemek, yeniliklere karşı çıkmak, kendimizi tamamıyla soyutlamak değil. Yaşamımıza bir anda giren ve biz daha ne olduğunu anlamadan çocuklarımızı da kuşatan bu fırtınanın zararlarını öğrenmek ve ona göre kendimizi ve çocuklarımızı daha fazla muhafaza etmeye çalışmak... Bir şeyin ne kadar zararını bilirsek, tedbirimizi o derece iyi alırız.

   Konumuz kapsamlı olması dolayısıyla aslında başlı başına bir konferans konusu. Biz burada vakit kısıtlığından, daha çok erken çocukluk dönemi ve ilkokul çağındaki çocuklarımızın üzerindeki zararlara, etkilere değineceğiz.

   1980’ler Türkiye’nin bilgisayarla tanıştığı dönemdir. Televizyon daha önceki yıllarda evlerdeki yerini almışken, 80’lerde kişisel bilgisayarlar evlere girmeye başlamış, daha sonra süratle yayılmıştır. Ve son yıllarda tabletler, akıllı telefonlar, dokunmatik ekranlar… Teknolojinin hızla geliştiği bir dünyaya açıyor gözlerini artık çocuklarımız. Yetişkin beyinler bu hıza ayak uydurmakta zorlanırken, çocuklar nasıl etkileniyor?

   0-3 YAŞ DÖNEMİ

   Öğrenme ve hatırlamanın yaşamın ilk haftalarında başladığı tahmin edilmektedir. Bebeğin doğumundan 3 yaşına kadar olan dönem zihinsel gelişimi açısından oldukça önemlidir. Ve çocuğun bu evrede televizyon, tablet, bilgisayar, herhangi bir ekranla tanışması doğal gelişiminde birçok problem ortaya çıkaracaktır. Kimi araştırmacılara göre ekranla tanışabilme yaşı 2, kimisine göre de 4 iken, genel görüş 3 yaş ve daha sonrası olması gerektiği yönündedir.

Peki Oluşacak problemler nelerdir?

1) Dil gelişimi: Ekranla erken tanışmak, dil gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bebeklerin dil gelişim becerileri ancak insan insana iletişim ile gelişir ve öğrenilir. Beyin hücreleri arasındaki bağlantılar ancak bu şekildeki uyaranlarla kurulur, uyarılmayan beyin hücrelerindeki bağlantılarda ise gerileme görülür. Az gelişmiş bir dil becerisi de çocuğun öğrenme yeteneğini tümüyle etkilemektedir.

   Yapılan bir araştırmada televizyon izlettirilerek vakit geçiren 6-8 aylık çocukların, izlemeyenlere göre günde 6 ila 8 kelime daha az öğrenebildikleri ve beyin gelişimlerinin izlemeyen çocuklara göre yavaşladığı saptanmıştır.

 2) Dikkat dağınıklığı: Gelişmekte olan beyin henüz bir yetişkinin beyinsel işlevlerini gerçekleştirememektedir. Yetişkin algısına göre bir akış içermekte olan televizyon, çizgi filmler karşısında çocuk, gördüğü hızlı görüntüler arasında anlamlı bağlar kuramadığından dikkati kesik ve kopuk olarak gelişir. Ekrandaki hareketlerin hızlı ve çabuk olması, bir objeye ya da olaya odaklanamama, konsantre olamama sorunlarını beraberinde getirir. İleriki yıllarda dikkat dağınıklığı, hiperaktivite gibi rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Ve hatta iki yaş öncesi çok fazla çizgi film, reklam, klip izlenmesi çocukları otizme kadar götürebilmektedir.

 3- Yaşıtlarıyla oyun oynamak yerine teknolojik araçlarla oynayan çocukların küçük motor kas gelişimleri yeterli seviyeye ulaşamamaktadır.

  Sosyal hayatta akranlarıyla uyumlu birliktelik ve el becerilerinde en büyük sorunu yaşayanlar, 3 yaşından önce teknolojiyle tanışan çocuklardır.

  Çocuk ne kadar küçük kullanmaya başlarsa, teknolojinin verdiği zarar o kadar büyüktür.

 3-7 YAŞ DÖNEMİ

  Bu yaş aralığında çocuk başkalarının bakış açısını kavrayamaz. Sadece kendi görüşleri önemlidir dünyasında. Somut düşünme bu dönemin başlıca özelliğidir. Bu dönemde çocuklar ekranda gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak, olduğu gibi algılarlar. Çocukta henüz soyut düşünce gelişmediği için gördüklerinin bir film ya da hayal olduğunu anlaması oldukça zordur.

   Amerika’da bir çocuğun bir kaç yıl önce kendisini Süpermen zannederek balkondan atlaması, yine 2002 yılında Gaziantep’te bir çocuğun pokemonlara özenerek kendisini evlerinin penceresinden atması, küçük çocukların izlediklerinden nasıl etkilendiğine ve gerçek ve sanalı nasıl karıştırdıklarına yönelik haberlerden sadece bir kaçı…

¨Çocuklar davranışları izleyerek öğrenirler. Örnek alır, taklit ederler. Neyin hayal neyin gerçek olduğunu anlamayan çocuk; şiddet uygulayan çizgi film kahramanlarının filmin sonunda somut bir ceza almamasını, kanlı bilgisayar oyunlarındaki kahramanların sürekli yeniden dirilerek (!) savaşa devam etmesini doğru değerlendiremez. Bu kahramanların davranışlarını örnek alıp modelleyebilir.  Ve çocukta, şiddetin yaygın olduğu, olağan bir baş etme yolu olduğu düşüncesi gelişerek, merhametsizlik, şiddete duyarsızlık ve saldırganlaşma gibi ruhsal bozukluklara neden olabilir.

  2004 yılında İzmir’de yedi yaşındaki bir çocuğun oyun oynarken anlaşamadığı dokuz yaşındaki arkadaşını bıçaklayarak öldürmesi, vakıanın ne kadar vahim olduğunu göstermektedir.

¨Ayrıca korkular, kaygılar bu çocukluk döneminin en önemli boyutlarıdır. Bazı korkular bir filmden, bir masaldan etkilenmeyle oluşurken, bazı korkuların kaynağı da çocuğun hayal gücüdür.

  Çocuğun çok fazla televizyon seyretmesi dünyayı korkutucu bir yer olarak algılamasına ve daha kaygılı bir çocukluk geçirmesine sebep olur.

   Ekrandaki korkunç görüntüler ve sesler çocukların belleklerinde kalıcı bir biçimde saklanır. Hatta bu görüntüleri izledikten sonra, kendi kendilerine zihinlerinde aynı görüntüleri defalarca canlandırabilirler. Bundan sonra da çocuklarda, aşırı korku, kısa veya uzun vadeli uyku problemleri, gece kabusları, yalnız kalamama, zarar görme korkusu, çeşitli böcek ve hayvanlara karşı fobiler gelişebilir.

   Nörolojik yani beyinsel gelişme açısından en önemli dönem olduğu düşünülen bu yaşlarda teknolojik aletlerin zararları elbette bu kadarla sınırlı değil.

  Şimdi de hem 3-7 yaş dönemi, hem de 7 yaş sonrası dönemi kapsayan zararlara genel olarak değinelim.

   
FİZİKSEL ZARARLAR

   Önceden çocuk olmak deyince, sokakta oynamak, koşmak, yorulmak, ağaçlara tırmanmak gelirdi aklımıza. Şimdilerde ise çocuklarımızın çoğu, ellerinde tablet, bilgisayar, cep telefonuyla sanal bir âlemde koşmadan, yorulmadan, terlemeden, hatta düşmeden geçiriyorlar çocukluklarını.

 Oysa çocuk hareket ederek büyür. İçerisindeki coşkun enerjiyi hoplayıp zıplayarak, bir oyundan diğerine koşturarak atar. Ve maalesef kullanılmıyorsa bu enerji, çoğu zaman probleme dönüşür. Gerek fiziksel gerekse psikolojik sorunlarda, hareket etmemenin ve fiziksel enerjiyi doğru kullanmamanın payı oldukça büyüktür.

 ¨Ekran karşısında fazla hareketsiz kalma, çocuklarda duruş ve iskelet yapısında bozukluğa, baş, boyun ve sırt ağrılarına, yorgunluk hislerine sebep olmaktadır.

  Bunun bir örneği Amerika’da yaşanmıştır. Hava kuvvetleri hastanesindeki iki çocuk uzmanı, ebeveynleri tarafından getirilen 30 çocuktan oluşan bir grupta görülen kronik yorgunluk, iştah kaybı, baş ağrısı ve kusma gibi şikâyetler karşısında hayrete düşmüşlerdir. Sonra bu çocukların günde altı saat televizyon izlediğini, bu sürenin hafta sonu on saate kadar çıktığını keşfetmişlerdir. Aşırı televizyon seyretmenin çocukların durumuyla bir ilgisi olabileceğinden kuşkulanarak ebeveynlere televizyon izletmeyi tamamen kesmelerini önermişlerdir.

   Ebeveynleri öneriye tam uyan 12 çocuk için sonuçlar çok etkileyicidir. Belirtiler iki-üç hafta içerisinde kaybolmuştur. Ancak diğer 18 çocuğun ebeveyni öneriye uymamış ve çocukların günde iki saate kadar televizyon izlemelerine izin vermişlerdir. Bu bile çocukların günlük izleme sürelerinde önemli bir azaltma oluşturduğundan, çocuklar üç ila altı hafta içinde rahatsızlıklarından kurtulmuşlardır.

¨Hareketsizlik aynı zamanda obeziteye de yol açmaktadır. Çocuğun uzun süre hareket etmeden oturması, kilo alımını etkileyecektir. İzlenen reklamlar da bunda etkindir.

Liverpool Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre çocukların televizyonda izledikleri yiyecek ve içecek reklamları, abur cubur istemelerini ve yemelerini %134 etkilemektedir.

¨Ekranla fazla muhatap olma göz rahatsızlıklarına yol açabilmektedir. Normalde dakikada 30 defa göz kırparak göz yüzeyi sağlıklı tutulabiliyorken, bilgisayarın hipnotik gücü ile ekran karşısında 5 veya 6 defa göz kırpılması gözyaşı film tabakasının bozulmasına sebep olabilir. Göz aralığının fazla açık kalması, göz yüzeyindeki gözyaşı film tabakasının daha fazla buharlaşarak gözün kurumasına, kızarmasına, kanlanmasına ve hatta bulanık görmeye neden olabilmektedir.

¨ Ekranın bir zararı da erken ergenliğe sebebiyet vermesidir. Nedir erken ergenlik? Çocuğun ruhsal olarak hazırlıklı olmadığı çok erken yaşlarda ergenliğe girmesidir. Son on yılda dünya genelinde, son beş yılda ise Türkiye’de erken ergenlik hızla artmaktadır.

  Doktorlar erken ergenlik yaşının 6-7 yaşlarına kadar düştüğünü söylerken, kimi uzmanlar 3-4 yaşlarında ergen hastalarının bulunduğunu iddia etmektedirler.

  Kadın-erkek ilişkilerini tema alan çizgi filmlerin, yetişkinlere yönelik dizi ve programların çok erken yaşlarda çocuğun dünyasına girmesi, çocukta küçük yaşlarda kadınsı veya erkeksi tavırlar sergilemeye başlamasına sebep olur. Hal ve hareketlerin değişmesi, duyguları da aynı oranda etkiler. Duygular bedensel gelişimi tetikler ve vücut erken ergenlik belirtileri vermeye başlar.

  Ayrıca bilimsel araştırmalar, televizyon ışınlarının hormonları etkilediğini ve erken ergenliği tetiklediğini ortaya koymuştur.

¨Radyasyona maruz kalma sonucu pek çok sağlık sorunları gelişebilmektedir.
   Uzmanlar akıllı telefonlar, tablet bilgisayarların parlak ışığına karşı insan beyninin çok hassa olduğunu ve çok fazla zaman geçiren çocuklarda ilerleyen dönemlerde farklı sağlık problemlerinin ortaya çıkabileceğini düşünüyorlar.

ZİHİNSEL, SOSYAL VE DUYGUSAL ZARARLAR

¨Ekran karşısında uzun zaman geçiren çocuklar kendilerini ifade etme, akranlarıyla ilişki kurma ve sosyal hayatta etkili olma konusunda güçlük çekmektedirler. Etrafa karşı ilgisizlik, seslenince bakmama, göz kontağı kuramama, kendi halinde olmaya çalışma gibi davranışlar görülebilmektedir.

¨Çocuk televizyona veya çizgi filme soru soramadığı için, bu durum çocuğun bir süre sonra olayları düşünmesini, eleştirmesini engelleyebilir. Seyircilik, gerçek olaylara doğrudan doğruya karışmaktan kaçınmak gibi davranışlar gelişebilir.

¨Ve oyun… Oyun çocukların en önemli öğrenme araçlarından birisi ve çocuğun sosyal başarısı için gerekli davranışları geliştirme ve uygulama aracıdır. Oyun oynamaları gereken vakitleri; bilgisayar, tablet, televizyon karşısında geçiren çocukların oyun üretebilme becerileri de bundan önemli derecede etkilenir. Ekran karşısında çocuk, hem zihnen hem de bedenen tamamen pasif durumdadır. Karşısında sürekli hareket, değişim, heyecan vardır. Bu hareketlilik ve hıza alışan bir zihin için gerçek dünya, durağan, sıkıcı gelmeye başlar. Katılım gerektiren çeşitli oyun ve oyuncaklar onu mutlu etmez. Bunlarla kendi kendini oyalayamaz.

Otuz beş yıllık deneyimi olan bir öğretmen şöyle diyor:
“Çocukların oyunlarında daha fazla pasiflik var. Birşeylere ilgi duyuyorlar ama eğer onunla oynamak için birşeyler yapmaları gerekiyorsa, anında ondan vazgeçiyorlar.”

  Ve televizyonun hem henüz yaygınlaşmadığı dönemde hem de daha sonrasında öğretmenlik yapmış bir anaokulu öğretmeni ise gözlemlerini şöyle ifade ediyor:  “Öğretim tarzımı geçen yıllara göre büyük ölçüde değiştirmek zorunda kaldım.  Geçmişte çocuklar kendi aktivitelerini başlatabiliyorlardı. Şimdi ise çocukların her şeyi benim önermemi ve başlatmamı beklediklerini hissediyorum. Benim başlattığım aktiviteleri yapıyorlar ve eğer ben hiçbir şey önermezsem önerene kadar bekliyorlar. Sanki çocuklar sahneden çekilmiş gibi…”

¨Televizyon, çizgi film ve reklamların bir başka zararı, çocukların kısa ve basit mesajları algılamaya alışmalarına, dinleme yetilerinin zayıflamasına, dikkat yoğunluklarının azalmasına, dolayısıyla düşünme yeteneklerinin ve hayal kurma becerilerinin körelmesine sebep olmasıdır.

   Virginia Üniversitesinden bir profesör şöyle diyor: “Bazı öğretmenler çocukların göze hitap etmeksizin anlatılan bir hikâyeyi kavrayamamalarından şikâyetçiler. Televizyon çocuğun zihninde bazı sahneleri canlandırma kabiliyetini sildi.”

  Birinci sınıf öğretmeni de şikâyetini şöyle dile getiriyor: “Çocuklara resim göstermeksizin bir öykü okuduğumda derhal ‘canlandıramıyorum’ diye yakınıyorlar. Ben okumaya başladığımda ya konuşmaya başlıyor, ya da etrafta dolaşıyorlar.”

¨Ekranın çocuklarda görülen bir diğer zararı, çocukların saldırganlaşması… İzlenilen çizgi film hiçbir şiddet görüntüsü içermese de, tablet veya bilgisayarda oynanan oyunun içeriğinde şiddet olmasa da, uzun süre karşısında kalan çocukta elinde olmadan bir agresiflik, saldırganlık hali meydana gelebilmektedir.

   Yapılan bir mülakatta anneler, çocuklarının ekran karşısında vakit geçirdikten sonraki hal ve hareketlerini anlatmışlardır. Huysuz, saldırgan, mızmız, aşırı enerjik olduklarını, çılgınca etrafta koşuşturduklarını, öfke nöbetleri geçirdiklerini, kendilerini kontrol edemediklerini ve normal hallerine dönmelerinin vakit aldığını ifade etmişlerdir bu anneler.

  Stanford Üniversitesi, Kaliforniya’da iki farklı okulda 192 ilkokul öğrencisiyle bir araştırma yapmıştır. Buna göre araştırmacılar, çocukları oyun sahasında gözlemledikten, ebeveynleri ve yaşıtlarıyla mülakatlar yaptıktan sonra tüm katılımcılara bir ‘saldırganlık puanı’ vermiştir. Sonra bir okul, çocukları televizyon ve teknolojik oyunların kullanımını azaltmaya motive edecek bir program uygulamaya koymuş, altı aylık süre içerisinde çocukların ekran karşısında geçen süreleri üçte bir oranında azalmıştır. Diğer okul çocukları ise her zaman olduğu gibi televizyona ve teknolojik oyunlarına devam etmişlerdir.

  Sonuçta tekrar puanlama yapıldığında ekranla daha az muhatap olan çocukların saldırganlıklarının azaldığı, diğer grubun saldırganlığının ise önceki düzeyde kaldığı tespit edilmiştir.

  Elbette içeriğinde şiddet görüntüleri içeren çizgi film veya oyunlar çocuklardaki saldırganlığı daha da artırmakta, çevrelerindeki insanlara karşı, duyarsız, acımasız, merhametsiz hale getirmektedir.
  İnternetin çocuklarımızdaki zararlarına kısaca değinecek olursak…

¨Tablet ve akıllı telefonların küçük büyük herkeste yaygınlaşmasıyla, çocukların internete erişimi de kolaylaştı. Bu da müstehcen yayın ya da şiddet içeren internet sitelerine tesadüfen girebilmeleri, yaşlarına uygun olmayan görüntülerle karşılaşabilmeleri gibi sıkıntıları beraberinde getirdi. Türkiye’de 9-16 yaş arası çocuklarda yapılan araştırmaya göre çocukların yaklaşık %13’ü internette cinsel içerikli fotoğrafla karşılaştığını belirtmiştir.

¨Kitap okuma alışkanlığını yok etmesi, çocukların araştırmacılık yönlerini zayıflatması, tembelleştirmesi ve en önemlisi de zaman israfına sebep olması internetin farklı boyuttaki zararlarıdır.

   Yapılan bilişsel testlere göre, günümüz 11 yaş çocuklarının 15 yıl önceki yaşıtlarına göre 2 yıl geride olduğu sonucu, teknolojinin zararının boyutunu biraz olsun göstermektedir.

  Bu noktada da en büyük görev anne ve babalara düşmektedir. Uzmanlar tablet ve cihaz bağımlılığı olan çocukların genelinin aile yapılarına bakıldığında, ebeveynlerden en az birinin cihaz bağımlısı olduğunu kaydetmektedir.

   Ebeveynler önce kendilerinde ve daha sonra çocuklarında artık bir şeyler yapmalı, bu gidişata dur demelidirler. Yetişen neslin hem madden hem manen yok olup gitmemesi için önlemler almalı, çözümler aramalı, alternatifler uygulamalıdırlar.

 Hamide Hicret Tuna 




    

1 yorum:

  1. bilmediğimiz ne kadar çok zararı varmış teknolojik aletlerin. araştırmanız ve bilgilendirmeniz için teşekkürler...

    YanıtlaSil