Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

25 Ara 2014

Demet Tezcan'la Annelik Üzerine (Özel Röportaj)


DEMET TEZCAN'LA ANNELİK ÜZERİNE

Demet Tezcan; Akit, Özgün Duruş ve Milat gazetelerindeki yazılarından bir çoğumuzun tanıdığı bir ablamız. Kayseri doğumlu, evli ve üç kız evladı annesi. Yayınlanmış beş eseri bulunuyor.

İsmini sıkça duyduğumuz ve çalışmalarından az çok haberdar olduğumuz Demet abla geçenlerde düzenlenen birkaç konferans vesilesiyle Konya'ya geldi. Bir öğrenci evinde kendisiyle tanışma ve muhabbet etme fırsatımız oldu. Üç kız annesi tecrübeli bir hanımı bulmuşken bu fırsatı kaçırmayım  dedim :) ve kendisine Müslüman Anneler sitesi için bir röportaj ricasında bulundum. Demet abla isteğimi reddetmeyip sorularımı cevapladı. 

Müslüman Anneler için faydalı olacağını düşündüğüm bir röportaj oldu. Kıymetli cevaplar ve not düşülesi tavsiyeler aldım. Vaktini ayırdığı için kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Öncelikle kaç yaşında anne oldunuz? Annelik tecrübelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

On dokuz yaşındaydım anne olduğumda. Şimdi üç çocuğum var. Her birini büyütürken ben de büyüdüm. Her biri bir başka tecrübeyi yaşattı. Her birinde anneliğin farklı hallerini yaşadım. 

İslami mücadelede aktif bir kadın olarak eşlik-annelik ve çalışma hayatını dengede tutabiliyor musunuz?

Dengede tutmaya çalışıyorum diyeyim. Bu hengamede dört dörtlük bir düzenden söz edemem ama hayat da öyle değil mi? Tüm insanlık hallerimizle hep bir yanımız eksik, bir yanımız yarım, bir yanımız tatminsiz… Hiçbiri diğeri için feragat edilebilir, feda edilebilir değil. Hayat geçip giderken kulluk sorumluluğu içinde bir düzen tutturmaya gayret ediyorum diyelim. Ev halkının alışık olduğu ve ona göre konumlandığı bir düzenden söz edebiliriz. Şunu biliyorum ki anne olarak, geceni gündüzüne katarak da kendini evladına adamış olsan yine de mutmainlik duygusu taşımazsın zaten.

Özellikle çocukların daha küçük olduğu dönemlerde bu tarz faaliyetler nasıl mümkün olabilir?

Bence anne sorun yapmıyorsa çocuk da sorun olmuyor. Çocuklarımın hiçbir yaş dönemini bir şeyler yapmak için engel olarak görmedim. En küçüğüm ilk kalabalık toplantısına katıldığında on üç günlüktü.

Bazı anneler, çocuktan önceki faaliyetlerini aynı şekilde devam ettirmek istiyorlar fakat elbette çocukla aynı hızda devam etmesi imkansız. Böyle olunca çocuk engelleyen, kısıtlayan bir şey haline dönüşüyor annenin gözünde. Ne çocuklarına ne de yaptığı işe kendini veremiyor. Sürekli bir yetersizlik ve boşluk içinde hissediyor.. Böyle annelere ne tavsiye edersiniz?

Üç çocuğumun üçü de benim faaliyet alanımda büyüdü diyebilirim. Yeri geldi birlikte yönetim kurulu toplantıları yaptık, yeri geldi kermes, yeri geldi eylemin birinden bir diğerine koştuk, yeri geldi basın toplantısı masasına oturduk birlikte. Hepsi büyüdü bugünlere geldik şükür. Çocuklarımızı yaptığımız çalışmalardan soyutlamadan, uzak tutmadan kendi meşguliyetimizi, davamızı, kavgamızı da onların nazarında daha anlaşılır kılabiliriz diye düşünüyorum.

Üç kız çocuğu annesisiniz. Bu çağda kız çocuğu yetiştirmek daha bir özen ve hassasiyet istiyor. Kız çocuğu annelerine ne tavsiye edersiniz?

Bence çocuğun cinsiyetinin önemi yok. Bu çağda ve her çağda kızınızın nasıl dindar olmasını, ahlaklı, erdemli olmasını istiyorsanız oğlunuzun da öyle olmasını istersiniz. Mesela biri kendini bakışlardan, diğeri kendi bakışından kendini koruyacak. Kulun Allah’a karşı sorumluluğunda iki cins de aynı derecede hesaba çekilecek. Tavsiyeye gelince bunun yemek tarifi gibi ben denedim harika oldu diyebileceğiniz bir tarifi yok. Çocuğunu cehennem ateşinden korumaya çalışan her anne gibiyim ben de. Onlar neye çabalıyorsa ben de ona çabalıyorum.

Son dönemde İslami camiada bazı hoca efendiler erken yaşta evliliği teşvik ediyorlar. Kimileri gençlerin kötü ortamdan korunması için bunları haklı buluyor. Fakat küçük yaşta evlenenler de evliliğin yükünü taşıyamama, sorumluluk alamama gibi bazı eksiklikler ortaya çıkıyor ve buna bağlı olarak daha evliliğin ilk yıllarında boşanmayla sonuçlanan evlilikler biliyoruz. Sizce nasıl olmalı?

Boşanmaların küçük yaşta evlenme ve ondan dolayı evliliğin sorumluluğunu alamama ile doğrudan ilgili olduğunu düşünmüyorum. Eğer öyle ise Anadolu da geçmişte yapılan tüm küçük evliliklerin uzun ömrünü neye bağlayacağız? Yahut bugün otuzunda evlenip birkaç yıl içinde boşananları nereye koyacağız? Bana göre mesele yaş meselesi değil hayata bakış, hayattan-eşten beklenti ile ilgili ve bunda sekülerleşmemizin de çok büyük payı var. 

Röportaj: Merve Kuntoğlu

1 yorum:

  1. Acikcasi bu bayanin kim oldugunu bilmiyorum belki topluma cok faydali bir insandir ama verdigi cevaplarda sert,tepkisel..herseye karsi gelmeye alismis bir insan gordum..insallah yaniliyorum..

    YanıtlaSil