Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

22 Ara 2014

"12 Yıllık Evliyim, Çocuğumuz Olmadı.." (Özel Röportaj)


"12 YILLIK EVLİYİM, ÇOCUĞUMUZ OLMADI"


Anneler olarak sürekli çocuk hakkında konuşuyoruz..
Yeri geliyor, bakımı, bezi, maması, odası, eşyası oluyor konuştuklarımız..
Yeri geliyor; duyguları, hissiyatı, eğitimindeki hassas noktaları..

Biz kendi dünyamızda bunca şey konuşuyoruz.. Peki etrafımızda anne olamayan kadınlar, çocuk hakkında neler düşünüyorlar? Biz anneleri gördükçe neler hissediyorlar? Çocuğa bakışları nasıl?

Bu röportajda, çocuk özlemiyle tutuşan o insanların dünyasına dair sorulamayanları sorduk, konuşulamayanları konuştuk.. 

Biz faydalandık, umarım sizler için de faydalı olur:

-Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

-Adım Sevim, 32 yaşındayım, Kütahyalıyım. On iki yıllık evliyim, çocuğumuz olmadı, ev hanımıyım.

-Bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için öncelikle size çok teşekkür ederim. Bu söyleşide sizinle konuşacağımız konuları, aynı durumdaki başka bir kişiyle konuşmamız mümkün olmazdı. Açık yürekliliğiniz ve desteğiniz için ayrıca teşekkür ederiz.

-Rica ederim. İnşaallah bu röportajdan beklemiş olduğunuz verimi alırsınız. Bir faydam olursa ben de çok memnun olurum.

-Biz “Müslüman Anneler” ekibi olarak annelerle röportajlar yapıyoruz. Onlara çocuk eğitimi, çocuk eğitimindeki zorluklar vs. pek çok soru yöneltiyoruz. Bir de aynı toplumda aramızda bulunan ve anne olmayan bayanlar var. Hiç kimse onlara annelik hakkında veya çocuklar hakkında ne düşündüklerini, dahası ne hissettiklerini sormuyor. Sanki onlar özellikle bu tarz konulardan ve gündemlerden uzak tutulmaya çalışılıyor ve daima dışarıda bırakılıyor.
Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

-Annelik, evli olan her hanımın arzu ettiği bir duygudur. Ama Allah dilediği kimseleri de çocuksuzlukla imtihan ediyor. Evliliğimin ilk yıllarında bu durum beni çok rahatsız etmemişti. “Nasıl olsa ilerde olur” diye düşünerek daha rahat davranıyordum. Çevredeki insanların sormasına ve çeşitli yorumlarına da çok kulak asmıyordum.

Fakat zaman ilerledikçe insanların fazlasıyla bunaltması, “Acaba hiç çocuğumuz olmayacak mı?” diye beni tedirgin etmeye başladı.

-İnsanların bunaltması derken?

- Yani insanlar bu konuda çok düşüncesiz sorular soruyorlar. Mesela evleniyorsunuz daha iki hafta üç hafta geçmeden kimisi güya espri yaparak kimi patavatsızca; “Var mı bebek?” diye sormaya başlıyor.

Aradan birkaç ay geçince ve bebeğin olmadığını gördüklerinde bu defa “İstemiyor musunuz yoksa? Düşünmüyor musunuz?” diye soruyorlar. Üstelik bu soruyu çok daha edepsizce “Çocuk yapmayı düşünmüyor musunuz?” şeklinde soruyorlar. Yani ben bilmiyorum, siz daha iyi bilirsiniz ama "çocuk yapmak" ne demek? Anlamıyorum hiç. Haşa Allah diler, yaratır, onun dışında çocukları olanlar sanki çocuklarını kendileri mi yaptılar?

-Yani evlilikte özel hayatın bu kadar gözlem altında tutulması ve ortaya saçılmasıdır değil mi insanı en çok rahatsız eden?

-Aynen. Kendisi evlenir evlenmez çocuğu olan ve bu durumu hiç yaşamayan bir insan bu soruları sorarken karşı tarafın duygularını hiç düşünmüyor. Belki bende bir hastalık var, çocuğum olmayacak. Belki eşim rahatsız, belki kimseye söyleyemeyeceğimiz bir nedenden ötürü çocuk sahibi olmak istemiyoruz. Neden insanlar tekrar tekrar bunu sorarlar ki! Üç ay önce sormuşsun, geliyorsun bir daha soruyorsun. Birkaç yıl geçtikten sonra hele iyice iş çığırından çıkıyor. Artık onca insanın arasında çok rahat; "Sorun kimde, sende mi, kocanda mı?" diye soruyorlar. Bu soruya ne diyebilir ki insan?

-Peki, eşiniz bu durumu nasıl karşılıyor?

-Eşimden Allah razı olsun, bu konuda çok desteğini gördüm. İlk başlarda insanların bana yaşattığı bu tarz şeyleri onunla hiç paylaşmadım. Yani bilmiyorum, sanki paylaşırsam kendimi ona karşı kötü hissederim veya onu üzerim diye çekindim. Daha sonra o, bendeki moral bozukluğunu ısrarla sorunca hissettiklerimi, yaşadıklarımı paylaştım. Eşim dışarıdaki insanların duyarsızlıklarına tabi ki çok sinirlendi. “Ya nasıl bu kadar özel hayatımıza dâhil olmaya çalışıyorlar diye!” Sonra beni sürekli teselli etti. “Allah dilediği zaman verir, vermese bile ben seninle çok mutluyum” diyerek bu süreçte hep yanımda oldu.

Aradan sekiz-on sene geçti. Öncesinde “Çocuğunuz olmuyor mu, doktora gidin, falancaya gidin, tüp bebek düşünmüyor musunuz?” diyen insanlar, bir takım tedavilerin sonuç vermediğini gördüklerinde, yüzüme karşı “Kocanın evlenmesine izin vermiyor musun yoksa?” demeye başladılar. Hatta çok yakın akrabalarımdan bazıları, bu konuda eşimi ikna etmeye çalışmışlar, aracı olmaya kalkmışlar. O, hiçbirini kabul etmemiş. 

Tabi ben bunları çok sonradan duydum, eşim söylememişti. Sonrasında ben kendim eşime gerçekten, samimiyetle; “Evlenmek istersen kesinlikle benden yana çekinme” dedim. Bir kadın böyle bir şeyi hiç kolay söyleyebilir mi? Kolay kabullenebilir mi? Ama beni bu kadar bunaltan insanlar, eşimi de bunaltmışlardır ve belki o da sonunda pes edip böyle bir şey düşünür ve beni üzmek istemediği için bana söyleyemez diye önce ben söyledim. Ama eşim, “Başka biriyle evlendiğim zaman sanki çocuğumun olacağı garanti mi? Hem Allah böyle bir imtihan verdiyse neden buna itiraz edeyim? Ben seninle sadece çocuğum olsun diye mi evlendim? Bu bencillik olmaz mı?” diye bana kızdı.. Ve bu mesele böylece aramızda kapandı.

Bu arada kayınvalidemden bahsetmeden geçmek istemiyorum, Allah ona cennetin en güzel mekanlarını nasip etsin. Geçen yıl vefat etti. 

-Amin.

-Benim bu konuya üzüldüğümü ister istemez biliyordu. Bir gün bana dedi ki; "Kızım, kocanı çocuğun gibi sev. Onun üzerinden ilgiyi eksik etme. Üzülme Allah büyük." 

Vefatından sonra eşimle kayınvalidemi yadediyorduk. Sonradan öğrendim. Eşime de; "Oğlum, karını çocuğun gibi sev, şımart. Siz birbirinize yar olduktan sonra çocuk olsa ne, olmasa ne? Al işte kaç kardeşsiniz, yine babanla kaldık baş başa" demiş.

-Allah rahmet etsin. Gerçekten erdemli insanmış.. Müsaadenizle son bir iki soru daha sorabilir miyim?

-Tabii ki buyrun. 

-Sizce uzun süre çocuğu olmayan bayanlar, çocuklara karşı sevgi ve ilgiyi kaybediyorlar mı?

-Bence hiçbir kadın kendi kendine o duruma gelmez. Ama insanlar sonunda becerip zorla o hale sokuyorlar. Mesela bir yakın arkadaşınızın çocuğu olacağında, herkes sizden saklıyor, sonra söylemek zorunda kaldıklarında, “Acaba ne tepki gösterecek?” dercesine gözünün içine manalı manalı bakıyorlar. Hâlbuki siz bu habere çok seviniyorsunuz, arkadaşınızın mutluluğunu paylaşıyorsunuz, çocuğa özene özene hediye alıyorsunuz. Onlar da sanki kıskanmanız, rahatsız olmanız gerekirmiş gibi çocukla ilgili mevzuları yanınızda konuşmamaya ve ona gelen hediyeleri yanınızda açmamaya çalışıyorlar. Siz ortama geldiğinizde hemen konu değişiyor, susuluyor. Fark ettiğinizi anlarlarsa, hemen “Üzülme, Allah sana da hayırlısını versin” falan gibi duaya başlıyorlar.

Hatta bayramda seyranda, sokakta karşılaşmada bile, sanki yapılacak başka dua yokmuş gibi, herkesin yanında “Allah sana hayırlı evlatlar versin” diye dua ediyorlar. Dua etmek tabi ki kötü bir şey değil ama böyle yıllar geçmiş hala aynı konuyu insanın yüzüne vurmak, insana kendisini kötü hissettirmek de çok yanlış bir şey. Madem o kadar üzülüyorsunuz, gece yarısında kalkın, açın elinizi Allah’a, yapın duanızı! Yani aslında insanların bu durumu doğal kabullenmeleri gerekir. En rahat ettiğim ortamlar, bu durumu tamamen doğal kabul eden, bana acıyarak ya da iğneleyerek bakmayan, bunu hiç mevzu yapmayan insanların bulunduğu ortamlar. 

-Sizinle aynı imtihanı paylaşan kardeşlerimize neler tavsiye etmek istersiniz?
                           
-"Hiç takmasınlar" diyeceğim ama bu ilk başlarda pek mümkün olmuyor. İster istemez bir şeylere üzülüp dert ediyorsunuz. Ben yine bu konuya çok üzüldüğüm bir gün kendi kendime dedim ki, “Beş sene oldu, insanlardan çekmediğim kalmadı, yirmi beş sene olsa ne değişecek? Sanki insanlar daha mı anlayışlı olacaklar, benim imtihanıma destek mi olacaklar? Ben kendimi değiştirmedikçe insanların değişeceği yok.” Böyle düşündükçe aklıma Hz. Aişe annemiz geldi. Bakın şimdi bile "annemiz" dedim. Hâlbuki o hiç anne olmamış bir kadındı. Çocuğu yoktu ama genciyle yaşlısıyla ümmetin bütün fertlerine annelik yaptı, öğretmenlik yaptı. Hiç kimsenin öğrenmediği ilmi öğrendi Peygamberimizden.

Ve karar verdim. Artık kendime daha ciddi ve daha önemli meşgaleler bulup insanların lafını sözünü boş verecektim. Genç kızlığımdan beri hafızlık yapmak hep hayalimde vardı ama fırsat bulamamıştım. Eşimle konuşup hemen bir hafızlık hocasıyla anlaştım. Kur’an okudukça, ezberledikçe hayatımda o kadar bereket oldu ki, insanların bütün yaptıkları aklımdan silindi gitti. 

Sonra Rabbim’in yardımıyla ezberimi tamamladım. Bu defa da Kur’an’ın anlamını öğrenmek üzere ciddi ciddi tefsir araştırmalarına ve okumalarına başladım. Ve böylece Allah önümü açtı. Çok güzel insanlarla karşılaştım, çok güzel dostlarım oldu. Onların çocuklarına öğretmenlik yaptım. Beraber insanları eğitmek amacıyla faaliyetler yaptık. Hala da bunlara devam ediyoruz. 

Tabi bu arada dua etmeyi hiç bırakmadım. Zekeriyya (a.s) bu konuda bizim örneğimizdir. Onca yaşlılığına ve hanımının kısır olmasına rağmen, Allah duası sebebiyle ona Yahya’yı verdiyse bize de elbet bir çocuk verir. Yirmi sekiz yıl sonra çocuğu olan insanlar tanıdım. Bu konuda ümitsizliğe düşmek bize yakışmaz, Allah kime ne vereceğini en iyi bilir.

Kardeşlerime tavsiyem, insanların sözlerine aldırmasınlar. Eşleriyle uyum içinde olmaya gayret etsinler. Çünkü bazen böylesi imtihanlar evliliği zorlayabiliyor. Kendilerine farklı meşgaleler bulsunlar. Kadınların boş boş oturmalarından, gereksiz konuşmalarından uzak dursunlar. Çocuk Allah’ın bir nimetidir. Bu, benim olmuş, arkadaşımın olmuş fark etmez. Birileri bilerek veya bilmeyerek bizim durumumuzdaki hanım kardeşlerimizi çocuktan soğutuyorlar, kendi çocukları olmasa bile yakınlarının çocuklarına ilgi göstersinler, onlara annelik yapsınlar, öğretmenlik yapsınlar. Çünkü insanın çocuğa karşı hissiyatını kaybetmesi kendisine vereceği en büyük cezadır. Buna asla fırsat vermesinler.

-Allah razı olsun, bu güzel tavsiyeler ve söyleşi için çok teşekkür ederiz. Açıkçası konuşmaya başlarken konunun hassasiyetinden dolayı böylesine açık ve özverili bir sohbet olacağını tahmin etmiyordum. Size çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Allah yardımcınız olsun.

-Allah razı olsun. Ben teşekkür ederim.


Ummu Reyhane

6 yorum:

  1. bu güzel röportajı düşünen, hazırlayan ve katkıda bulunan herkese çok teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  2. anne aday adayı25 Aralık 2014 00:38

    Allah razı olsun Sevim abladan.. çok bereketli bir ropörtaj olmuş gerçekten.

    YanıtlaSil
  3. Allah razi olsunnn benimde cocugum olmuyor rabbim dileyen herkeze nasip etsin hep etrafimiz elalem telleri ile cevrili aslinda hic takmamk gerekiyor rabbimin nasip ettigine inaniyorlar nasip etmediğini inanmiyorlar bole bi toplumuz var ne yazikki rabbim herkezin gonlunden geceni nasip etsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah imtihanını kolaylaştırsın sevgili kardeşim, en yakın zamanda hayırlı evlatlarla gözlerinizi aydın etsin.. Selametle..

      Sil
    2. Allah razi olsun sagolun rabbim isteyen herkeze nasip etsin

      Sil
  4. yazıyı göz yaşları içinde okudum kendime örnekler çıkardım inşallah Rabbim tüm evlat hasreti çekenlere hayırlı evlatlar ikram etsin...

    YanıtlaSil