Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

24 Kas 2014

Sevgisiz Kucaklarda Büyümesin Çocuklar



SEVGİSİZ KUCAKLARDA BÜYÜMESİN ÇOCUKLAR
İsminin önüne bilmem kaç tane ünvan yazılmış, çoğu anne baba olmamış hatta evlenmemiş, çok bilmiş bay ve bayanların kreşler hakkında yazdıkları yazıları okuyorum. Çocuk kaç yaşında kreşe verilmeli sorusunu,  kalın kitaplardan öğrendikleri acayip kelimelerle anlatmaya çalışıyorlar. Çocuk kreşe üç yaşına geldiğinde verilmeliymiş. Çalışan anneler, 2 yaşında verebilirlermiş. Sayfalarca anlatım, güya uzmanlaşmış ve kalıplaşmış soğuk cümleler, uzadıkça uzuyor…
Kimse henüz ağzı süt kokan bir çocuk neden kreşe verilir? Verilmeli mi, verilmemeli mi diye sormuyor?
Yazılara onlarca yorum yapılmış. Bazı annelerin yaptığı yorumlar kanımı dondurdu.
Biri çocuğuna banyo yaptırırken çocuğun vücudunda hafif morluklar görmüş. Çocuk, ağladığı zaman öğretmenin parmağını sıktırdığını ve çok acıttığını söylemiş ama anne olan kadın:
“Öyle dövdüklerini sanmıyorum, alışsın diye biraz hırpaladılar sanırım” demiş. Annelik çocuğunun kılına bile zarar verilmesine tahammül edememektir oysa…
Bir diğeri, “Çocuk devamlı ağlıyor, önce bu kadar ağlamazdı” demiş. Ve çoğu her sabah çocuklarını ağlayarak kreşe bıraktıklarını yazmışlar.
Hele bir izleyicimin her sabah ağlayarak kreşe giden 2 yaşında bile olmayan bebeğinin dayak yediği için ağladığını sonradan öğrendiğini anlatan maili bir anne olarak beni kahretti.
Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda, çocuk gelişimi mezunu genç kız, okul öncesi öğretmeni olarak atandı. Yüksek okul okumayanlar, özel kreşlerde çalışmaya başladı. Eskiye nazaran çocuk sayısı azaldığı halde neden son yıllarda ihtiyaç bu kadar arttı? Ne oldu da aileler bebek yaştaki çocuklarını bir kreşe verme ihtiyacı hissettiler?
Burnuma pis kokular geliyor. Birilerinin sinsice ellerini oğuştururken bu işten hatırı sayılır bir rant elde ettiğini düşünüyorum. Her tarafta mantar gibi kreş türedi. Türlü yollarla çocuğunuzu almak için sizi ikna etmeye çalışan kurumlar, görebileceğiniz her yere cezbedici reklamlar koyarak annelerin kafalarını çelmeye çalışıyorlar.
Çocuğunuz sosyalleşecek, özgüveni gelişecek, paylaşmayı öğrenecek, diğer çocuklardan bariz bir farkla ayrılacak!…
Peki tüm bunları kim öğretiyor çocuğa? Sizin eğitimli dediğiniz çoğu yeni mezun, anneliği tatmamış, çocuk yetiştirme konusunda hiç pratiği olmayan, okuduğu bir kaç kitap, bir kaç ay stajla öğretmen olan kişiler nasıl oluyor da çocuğunuzu yetiştiriyor? Bir çocuğu sağlam temellere oturtmak adına çocuğunuza ne veriyorlar?
Boyama yapmak, resim yapmak, makas tutmayı öğrenmek, şarkı söylemek, arkadaş edinme becerisi, motor gelişimi falan filan… Bunları kreşe gitmeyen çocuklar öğrenemedi mi? Bir anne çocuğuna bunları vermekten aciz midir? Ya da bunları o yaşta öğrenmeyen çocuklar, ilerde resim yapamadı, makas tutamadı mı?
Anneler ilk çocuklarına karşı daha sabırsız olurlar. Hele hiç anne olamamış biri çocuklara karşı son derece tahammülsüzdür. Siz evinizde bir veya iki çocukla ilgilenemezken, evli bile olmayan bir kızın küçük bir salonda 15 çocuğa gerçek manada bir eğitim vereceğini, sevgi ve ilgi göstereceğine nasıl inanırsınız?
Çocuğunuzu bıraktıktan sonra orada çocuğunuza nasıl davranılıyor, bunu bilmeniz çok zor. 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı okullarda kamera sistemine düzenleme getirdi. Anaokulu ve kreşlerde sınıflara kamera konulamıyor artık. Siz yanında yokken çocuğunuzun ruhu kaç kez acıtılıyor bilemezsiniz. Belki dayak yemiyor ama bir çok kez döver gibi bakışlara maruz kalıyor. İncitici sözler duyuyor. Altı değiştirilirken, kıyafeti giydirilirken hırpalanıyor. Bazen çekiştiriliyor, iteleniyor… En az beş yaşına kadar anne sıcağını her an hissetmesi gereken çocuklar, günün büyük bir çoğunluğunu yabancı ellerde geçiriyor. Karnı doyuyor belki ama ruhu aç kalıyor.
Bir çocuk neden kreşe verilir?
“Her insanın hayat şartları elbette farklıdır. Her insan kendi şartları doğrultusunda değerlendirilmelidir. Kocası, ailesi tarafından çalışmaya  zorlanan, maddi açıdan gerçek anlamda sıkıntı çeken ve çalışmak zorunda olan anneleri anlıyorum. Ve onları konudan ayrı tutuyorum.”
Geçim sıkıntısı olmadığı halde çalışmak isteyen, “Boşuna mı onca sene okudum, niye evde oturayım?” diyen, önüne geçilmez arzu ve ihtiraslarına çocuklarını kurban veren anneleri asla haklı bulmuyorum. Bir kadın hem çocuk yapar(!), hem kariyer yapar ama ikisinin birden hakkını vermesi neredeyse imkansızdır. Çocuk fedakarlık ister. Sabırla yoğrulmak ister.
Önemli olan çocukla her an beraber olmak değilmiş. Günde 1 saatte olsa kaliteli beraberlik yeterliymiş! Kadın akşama kadar çalışacak. Yorgun argın eve gelecek. Yemekti, işlerdi derken, tahammülü tükenecek, birde çocuğuna kaliteli zaman ayıracak öyle mi? Ben buna ancak gülerim…
Dışarda çalışmayan bir anne ne kadar işi olursa olsun, en azından evdedir ve çocuk kendisini güvende hisseder. Arada bir gelip annesine bir şeyler sorup cevap alması, annesinin ara sıra yanağına bir öpücük kondurması, çocuğa yeter. Hele anne biraz bilinçliyse, o yaşlarda çocuğa neler neler verilir. Yeter ki biraz gayret edilsin.
Gerek tanıdığım çalışan annelerden, gerekse okuyucu maillerinden anlıyorum ki, çalışan annelerin çocukları yeteri kadar ilgi ve sevgi görmüyor. Hem çalışıp, hem anneliğinin hakkını veren hanımlar ise, gereğinden çok daha fazla eziliyor, yıpranıyor. Dikkat ettiniz mi, kreşlere giden çocuklar daha sık hasta olurlar. Çünkü çoğu kez kendisini güvende hissedemeyen, istemeye istemeye orada bulunan çocuklar hastalıklara karşı vücut dirençlerini kaybederler.
Kreşler çocukların idareten, avutulsun diye bırakıldığı yerler. Eğitimli gibi görünen ama aslında çocuk dilinden asla anlamayan kişiler çocuklarınızı avutuyor. Sizde kendinizi  çocuğum sosyalleşiyor, özgüveni gelişiyor diye onlara teslim ediyorsunuz.
Kreşe  değil de, bakıcıya verilen çocuklar da  en az diğerleri kadar ilgisiz ve mutsuz oluyorlar. Anneanne, babaanne dahi olsa, çocuğa annesi kadar sevgi veremez. Zaten çocuklarını büyütüp rahat etme yaşına gelmiş büyüklere çocuk baktırmakta bence onlara büyük bir haksızlık oluyor.
Ev hanımı olduğu halde çocuklarına bakmaktan aciz olan, türlü bahanelerin ardına sığınarak, evladını başından atarcasına, kreşe veren anneleri ise anlayan var mı bilmem ama ben anlamıyorum.
24 saat, günlük yapılması gereken her işe  yetecek bir zamandır. Ev hanımları Tv başında, komşu dedikodularında zaman geçirmek yerine zamanlarını çok değerli hale getirebilirler. Çocuklarımızla mutlu olmayı öğrenmek zorundayız. Onları fazlalık gibi değil, her zaman bizi mutlu eden bir armağan gibi görmeliyiz.
Yaşlı anne ve babaları huzur evlerine yatırmak nasıl bir ayıpsa, annesine çok muhtaç olduğu küçük yaşlarda çocuğu bir kreşe vermek de en az o kadar ayıptır. Biz bu değiliz! Ne dinimize, ne örfümüze uymayan, bize sunulan ithal hayat tarzlarını yaşıyoruz hepimiz.
Kimse doğruları söylemek istemiyor. Tamam kadın uygun şartlarda okusun, donanımlı olsun. Fakat ne olursa olsun "KADININ YERİ EVİDİR" diyemiyor kimse. "5 yaşına kadar çocuk evinde annesinin dizinin dibinde büyümelidir" diyemiyor. “Kreş nasıl olmalıdır?” diye tartışılırken, “Olmalı mıdır?” sorusunu kimse sormuyor. Çocukların ruhunda anneden saatlerce ayrı kalmak nasıl bir etki bırakır, kimse düşünmüyor.
Bir nesil kayboluyor. Sevgisiz, acımasız, alakasız çocuklar ve gençler, birbirinden kopuk anne babalar, yalnızlaşan evler toplumun vicdanını kanatıyor.
Asli vazifemizi yeniden hatırlamak, yuvalarımıza, çocuklarımıza yeniden sarılmak ertelenemez bir ihtiyaç haline geldi.
Çalışan kadın çocuğundan günün büyük bir kısmı ayrılmak, kreşe veya bakıcıya vermek zorunda. Bu çocuklar anne sevgisine doyamıyor. Her istedikleri alınarak, sevginin dolduramadığı eksiklikler tamamlanmaya çalışılıyor. Doyumsuz çocuklar çoğu kez mutlu evlilikler yapamıyor, daha tahammülsüz ve asabi oluyorlar.
Kadın evine yakışır. Duygularınızdan önce mantığınızı harekete geçirin. Kimler sizin dışarda olmanızı istiyor?  Siz dışarda olunca kimler menfaat sağlıyor iyi düşünün. Sizin çocuğunuzun doğru eğitilip eğitilmediği, düzgün bir insan olup olmadığı kapitalist sistemin umurunda değil. Sistem sizin üzerinizden elde edeceği menfaatlere bakıyor.
Fillerin tepişmesinden çimenler ezilirmiş. Büyüklerin ihtirasları çocukların ruhlarını yaralıyor. Çocuğunuza kendiniz bakabilmek için imkanlarınızı zorlayın. “Boşuna mı okudun?”, “Evde oturmak için mi, temizlik yapmak için mi onca yıl çaba harcadın?”, “Çocuğunu ver bir çocuk yuvasına” diyenlere kulaklarınızı tıkayın. Evinize giren bir maaş varsa rızık endişesi çekmeyin. Allah’a tevekkül edin.
Niyetinizi temiz ve sağlam  tutun. Evladınızı kimselere bırakmayarak en önemli vazifeyi yapıyor olacaksınız. Kimsenin indinde ne olduğunuz, hangi kariyere sahip olduğunuz değil, çocuğunuzun gözünde nasıl bir anne olduğunuz önemli. Sımsıkı sarılın evladınıza, hep yanında, yakınında olduğunuzu hissettirin. Sevgisiz kucaklarda, çocuğun ruhu acıkır…  Onu öyle doyurun ki sevgiye, öyle değer verin ki ona, hayat boyu  “Benim annem!” derken gözleri ışıldasın.
Unutmayın, dünyanın bütün süslü teyzeleri toplansa, bir anne etmez!

15 yorum:

  1. Maşaallah çok güzel bir yazı tüm anneler okumalı... Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. merhaba. 1,5 yaşından 7 yaşına kadar anaokulunda büyümüş biriyim. sonrası zaten zorunlu eğitim. yani ben 1,5 yaşımdan beri evde değilim, okuyorum. Annemden ve babamdan yana bir gün bile sevgisizlik hissetmedim. haksızlık ediyorsunuz. gerçekten önemli olan kaliteli zaman geçirmek. evde 24 saat çocuğuyla olan kadın artık bıkıp yoruluyor bütün gün çocukla uğraşmaktan bunları da görüyoruz. pek çok krese gonderilmemis arkadaşımın ailelerine/annelerine bakıyorum aralarında bizimki kadar sıcak bir muhabbet yok. 7 yaşında annesinden ayrılan çocuk okula da alışamıyor keza, ailesinden bir anda ayrılınca kendini güvensiz de hissediyor. ben 6 yaşında artık normal okula gitmek istiyorum diye üzülürdüm. okay başladığımda benden mutlusu yoktu.
    anne olmamamis insanlar bu konuyu yorumluyor diye kızıyorsunuz ama bu konuyu yorumlaması gerekenler anneler değil evlatlar. kreşe gidip gayet mutlu bir çocuk geçirdim kısacası. hayırlı günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim, hiçbir şey hatırlamadığınız o minicik yaşınızda annenizden ayrılarak duyarlılığınızı kaybetmişsiniz maalesef..
      Eğer anneyseniz (anne olursanız) ve biraz duyarlılığınız kalmışsa kendi çocuğunuzu o yaşta kreşe bırakırken yaşayacağınız acı tecrübeler, geçmişte neler yaşadığınızı size hatırlatacaktır..
      Allah bu ümmetin çocuklarına merhamet etsin..

      Sil
    2. neden iyi tecrübeler de edinilebileceğini kabul etmiyorsunuz; şayet ortam iyi değilse küçücük yaştaki çocuğun psikolojisine etkisi çok büyük olur evet, ama gayet sevgi dolu bir ortamda mutlu bir şekilde 5 senemi geçirdim ben. arkadaşlarımı pek hatırlamıyorum ama İzmir'den taşınana kadar her öğretmenler gününde ana okuluma gidip o değerli öğretmenimi ziyaret ettim ben. her sene bakın çocuklar bu ablanız da eskiden buradaydı diye tanıtıldığım çocuklarla oynadım vs. ki hiç de islami kaygıları olmayan herhangi bir anaokuluydu orası.
      bunun için duyarlılığımı kaybettiğim neden düşünülüyor? geçmişime dair hatırladığım çok güzel bir çocukluk geçirmiş olmam. ki 1,5 yaşında anaokuluna başlamama rağmen, ana okulunda geçirdiğim vakitleri pek anımsayamıyorum bile. sanki hiç anaokuluna gitmemişim, hep evde annemle vakit geçirmişim gibi.
      haklı yanlarınız var lakin lütfen genellemeyin. her anaokulunda büyüyen çocuk duyarsız, sevgisiz yazık değil, her annesiyle evde büyüyen çocuk da sevgiye doymuş, süper değil. bunun aksi örnekleri gayet görüyoruz ki bana en yakın örnek de benim. asla mutsuz bir çocukluk geçirmedim aksine çocukluğuma dair en fazla hatırladığım şey annemin bana olan sevgisi.
      bunu kabul etmenizi ve saygı duymanızı bekliyorum.

      Sil
  3. bir insan düşünün; hiç avakado yememiş ve avakado hakkında yorum yapıyor, çok güzel meyvedir diyor...sultan merve kardeşim belki şuan kendinde eksiklik hissetmeyebilir ve kendini mutlu atfedebilirsin ama annenin yanında yetişmek bir ayrıcalıktır...bunu da anneye doymuş olanlar anlar...
    ben de anneyim..anaokulunda çalışmış bir eğitimci olarak küçücük çocukların ne kadar acınası halde olduklarına hep şahit oldum...çocuğum doğduktan sonra iş hayatıma ara verdim..şuan onunla haşır neşir olmak; kokusunu sürekli içime çekmek ve her istediğimde onu öpüyor olmak dünyanın en güzel duygusu...bıkmak da ne kelime , babannesine bile gitse bi kaç saatliğine, deli gibi özlüyorum onu...yorulabiliriz ama bıkmak çok yanlış bir ifade olur..bunu da gerçekten anneliği sindirebilenler anlar..Amacım yargılamk değil aksine evladınızı da 1,5 yaşında kreşe verirsiniz belki diye yazdım bunları...
    rabbim anneliğin hakkını verdirsin bizlere ki cennet ayağımızın altına serilebilsin..selametle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben anneyle büyüme hakkında yorum yapmıyorum, çünkü annemle değil anaokulunda büyüdüm ve tatmadığım bir duygu; her ne kadar ben annesiz büyüdüğümü düşünmesem de. ancak siz tatmadığınız bir duygu olan anaokulunda büyümek hakkında yorum yapıyorsunuz. haliyle bu avokado örneğini kimin için verdiğinizi anlayamadım.
      anaokulu anılarımda da hiçbir kötü anım yok hatta anaokulu öğretmeni ne kadar çok sevdiğimden yukarıda cevap olarak bahsettim. tabi her anaokulu için durum aynı olmayabilir, lakin her çocuk için de acınası durumdadır diyebileceğimizi düşünmüyorum.
      Rabbim hayırla büyütmeyi nasip etsin size de çocuğunuzu. Allah'a emanet olun

      Sil
  4. Okul öncesi 4 çocuğu olan bir anne olarak ben de, çocuklarımdan ayrılma zamanı gelmeden o güzel vakitleri en güzel şekilde geçirme tarftarıyım. Günler çok yoğun geçiyor, evet.. Geceler çoğunlukla uykusuz, ya da az uykulu..
    Yemek, temizlik arası kimi zaman bir kaç sayfa kitap okuyabiliyoruz. Anaokullarındaki gibi her gün ve her çeşit faaliyet yapamıyoruz ama, haftada ya da on gün de bir bebeğimiz uyurken yaptığımız sulu boya, parmak boyası gibi çalışmalarımız, çocukları öyle mutlu ediyor ki, o günü iple çekiyorlar. Bazen saatlerce oyun kuruyor, bazen gün boyu yaramazlık yapıyorlar. Akşam olup uyku saatlerinin gelmesini istiyoruz kimi zaman. Bir nefes alalım, sessizlik olsun ve dinlenelim diye.. Onlar uyuyor, ortalık da ses yok, bu sefer de zihnimiz, kalbimiz bizi bırakmıyor. Yine onlarsız zaman geçiremiyoruz.. Şöyle yapmasamıydım acaba, bu gün ne çabuk akşam oldu, daha onlarla şunları yapacaktım, biraz fazla mı kızdım, daha çok öpseydim, kucağıma alsaydım vs.
    Kısacası her türlü zorluğu, yorgunluğuna rağmen onlar yanıbaşımdayken kendimin de yavrularımın da daha huzurlu olduğuna inanıyorum.. Zaten az daha büyüdüklerinde dışarı açılacaklar ve ben onları özleyeceğim. O zaman bu anların kıymetini bilmeliyim, bilmeliyiz... Selam ve dua ile...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili sultan merve kardeş, 1,5 yaşındaki bir çocuğu annesinden ayırıp dünyanın en güzel yerinde, en merhametli bakıcılarla dahi mutlu edemezsiniz.. 4 yaş sonrası deseniz anlarım, ama o yaşta bir çocuk ağlamadan, iç çekmeden, gözyaşları yanaklarında kurumadan, ümitlerini yitirmeden annesinden kesinlikle ayrılamaz.. Bunu o yaşlarda çocuğu olan her anne bilir.. Çocuk, ruhen bu ayrılığı kaldıracak donanıma sahip değildir.. Bunu hiçbir pedagojik veya bilimsel veriyle açıklayamazsınız..

    YanıtlaSil
  6. H.z.Muhammed s.a.v. doneminde bebekler dogar dogmaz (veya bir muddet sonra) sut anneye verilirdi.bildigim kadariylada 2 yasina kadar sut anne bakardi ki peygamberimizde sut anne tarafindan buyutulen birisi acaba muslumanlar olarak bu konuyu nasil anlamamiz lazim?

    YanıtlaSil

  7. Ben de bir anneyim. Anne olmadan önce çocukları hiç sevmez, onlara tahammül edemezdim. Evimize gelen misafir çocuklarına tahammül edemiyorum diye, gelenlere bir hoşgeldiniz diyip odama çekilirdim.

    Yazıda bahsedilen hiç anne olmamış insanların, çocuklara nasıl bakacağı konusu beni çok üzdü. Anneler nasıl dayanabiliyor onca zaman, para ile tutulmuş yabancı ellerde çocuklarından ayrı. Ben kayınpederimle tartışmış bir ınsanım bu manada. 1,5 yaşındaki oğlumu alıp götürmek istiyor birkaç saat. Biraz savsak sorumsuz diye, çocugun da henüz kendine mukayet olma becerisi yok diye vermiyordum saatlerce. Ben çok iyi biliyorum 1,5 yaşındaki bir çocuğun kendine nekadar mukayet olabileceğini. Evde bile benim gözetimimde günde 30 kere düşüyor. Bu olaylar anlatmakla bitmez.
    Çocuk çok erken makas tutamasa, boya yapamasa vs ne olacak? 10-20 sene öncesine kadar kreş bukadar yaygın degilken, hatta daha oncesinde kreş nedir kimse bilmiyorken yetişmiş insanlar şimdikilerden daha mı beceriksiz? Çocuk sosyal mi olsun? Parka gôtürün.
    Bu yazıyı okurken gözlerim doldu. Minicik bedenlerin yaşadığı duyguları, hissettiği hüzünleri düşündüm. Heleki annesiz kalan ufacık bir cocuğun, annesine kavuşmak için, ona tekrar ulaşabilmek için nasıl ağladığını, ağlamasa bile yanındakilere sürekli annesini sormasını hatırladım. İçimde öyle birşey oldu ki, elimden gelse bütün çocuklarını üzen annelerin çocuklarını alıp bakasım geldi (( yukarıdaki çocugun üzülmüş resmine bile nasıl içim acıyor. Hiç kıyamıyorum onlara.

    YanıtlaSil
  8. Ben Okul Öncesi öğretmenliği son sınıf öğrencisiyim. Bizlerden yabani insan görmemiş kişiler gibi bahsetmişsiniz. Yazınız kısmen doğru kısmen üzücü. Çocuğun küçük yaşlarda anneden ayrılması doğru olmayabilir ancak 5 6 yaşlarındaki okul yaşantısı ona eziyet değil sosyal ortamdır. Hele ki artık sokaklarda oynayamadıkları bu dönemde.
    Bizler evlenmemiş ve çocuk sahibi olmayabiliriz ama merhamet için insan olmak yeter. Merhamet anne olmakla kazanılsaydı, kendi öz çocuklarına eziyet anneler olmazdı. Ayrıca kamera olmasa da biz çocuklarla kapısı kilitli sınıflarda kalmıyoruz. Her an kontrol edilebilir durumdayız. Artık hiçbir çocuk genel manada kendine yapılan bir şeyi söylememezlik etmiyor. Evet kötü öğretmenler de var ama onlarda olağan, tıpkı öyle anneler gibi.
    Ben annelere 5 6 yaşında çocuğa yarım günlük bir okulu tavsiye ediyor, yanı sıra öğretmeni ve okulu sıkıca takip etmelerini öneriyorum. Beni cahil görebilirsiniz ama ben bu meslekte 7. yılımı geçiriyorum, 4. stajımı yapıyorum. Aynı zamanda 8 çocuk teyzesiyim, ellerimde büyüdür. Ayrıca MÜSLÜMANIM !
    Eğer inanç varsa, merhamet ve sünnet vardır. İnşAllah genellemeler yapmadan, çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçlarına uygun, yanı sıra iyi de denetlediğiniz bir okul bulur ve süreci böyle sürdürürsünüz.
    Allaha emanet olun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili rabia kardeş, bu yazının içeriğinden 5-6 yaşındaki çocukların ana okuluna gitmesine itiraz edildiği çıkmaz.. Özellikle "kreş" denilmesi, bunun 4 yaş öncesi yani çocuğun bakıma muhtaç olduğu dönemi kapsar.. Özellikle yukarıdaki kardeşimizin yorumu sebebiyle 1,5 yaşındaki çocuğun kreşe bırakılmasından bahsediyoruz..
      Subhanallah, biz kimseyi ne cahillikle, ne tecrübesizlikle, ne de gayr-i İslami olmakla suçluyoruz..
      Gereksiz yere neden alınganlık ediyorsunuz?
      Sizin bahsettiğiniz okul çağına hazırlık devresi.. Biz de buna itiraz etmiyoruz..
      Fakat siz de merhametli ve duyarlı bir öğretmen olarak 4 yaş öncesi çocukların annelerinden ayrılarak ruhlarında oluşan yaraları görün.. Madem birilerine tavsiyede bulunuyorsunuz, küçük yaşta kreşi tavsiye etmeyin.. "Küçük yaşlarda anneden ayrılması doğru olmayabilir" gibi kaçak cümleler kurmayın.. Hepimiz hakkı yerine teslim edelim.. Selametle..

      Sil
  9. selamun aleykum, ben ıkı cocuk annesiyim cocuklugumda kres yoktu ama bende annemın calısması sebebı ıle bakıcı buyuk anne ıstanbulda fatıh te otururken benı memleketımıze bırakmıslar yasım 4 ve ben yıllar sonra bır resim buldum aglıyan bır cocuk resim anneme gonderilmek ıcın cekılmiş ben hala bu resme bakarken kendimeaglıyorum .annem mecburmus babam gervden masını alamıyor annem kıra yeme ıçme derdinden calısmıs 1 yıl okula baslamısım tekrar calısma hayatına atılmıs annem 8 yasında yemek yapıp komur cıkarp ev bakıyordum fakat bu benı hala yaralıyor annemı yargılayamam gercekten mecbur kalmıskı bazen se yanında giderdim.Buyuk kızım 19 ıstanbul üniversitesinde okuyor kucugum 1 sınıfa basladı gecenyıl anneane baktı abımın cocukları bır kızı 17 bır oglu13 çok etkıledi ergenlık donemınde 3 çocuk olarak kızım yanlarında ben 1yıldır çocugumu duzeltmeye uğrasyorum hafta sonu alırdım gergin sinirli acayıp kelımeler okula başlıyacak diye çıktım allah buyuk kızımdan razı olsun sizin siteyi takip edip okuttu gözümü iyice açmama sebep oldu asla insanın kendi yavrusuna kimse annesi gibi bakamaz anne bakışı ile sever yavrusunu sarmasını öpmesini geçtim .gözleriyle ihtiyacını anlar .avrupalaşma diyorlar amerika 2yıla çıkardı emzirmesürecini neden acaba bizim türk milletinin herşeyi ortada ergen ve madde bağımlısı okadar çokki ülkelerinde ayrılmalar çalişan anne çünki kreş kavramı onlardan geldi bize dadıyla buyudukleriiçin birçoğu en zor dönemlerinde yalnızlar bebeklıkten çıkma dönemi birde ergenlik dönemi bizlerde onlara özeniyoruz çocuk anneden öğreneceğini anası olmayan birinden öğreniyor sonrada bu çocuk kime çekti diyoruz bakıcısına çekti tabiki sen kariyer yaparken onlar senin evladında annelik acemiliği sürüşüyaptı gerçekten yazık bizeki başkalaşıyoruz başkalarıda bizim atalarımızın uzun uzun anne sütü alarak anne göğsünde büyüyerek uyuyarak büyütme kültütünü alıyorlar bizde 3 ay 6 cı aya en fazla 1 yıl zor dayanan annelerizimiz hemen gulitenli mamalara geçiyor hem ruhları yaralı sevgisiz hem sağlıksız astımlı alerjili çocuklar rabbim annelerimizin merhametlerini arttırsın rabbim bu sabi sübyanlara acısın suriyede gazzede anneleri öldü diye yavrulara ağlarken anneleri varken annesiz birkaç saat annesini zor gören yavrulara rabbim acısın bizleride bilinçlendirsin inşallah SELAMETLE...

    YanıtlaSil
  10. Merhaba
    Üniversite mezunu 26 yaşında 2 bebek annesiyim. Oğlum 22 aylık kızım 4buçuk aylık. 2 tane bebeğe bakmak gerçekten zor. Bu sebebden dolayı kiracı olarak bulunduğum semtten ayrılıp anneme yakın olan bir ev satın aldık. Çok borcumuz olduğu için çalışmayı ve çocukları anneme bırakmayı düşündüm. Çünkü eşim aylık borcu ödedikten sonra 600 lira ile geçinmeye çalışacağız. Bunun faturaları var, mutfak masrafı var, bebeklerin bakım masrafı var bez vs.. "Nasıl geçiniriz biz, çalışmam lazım" diye düşünürken karşıma bu yazı çıktı. Çok güzel bi yazı ve beni derinden etkiledi ve ben şuan itibariyle çalışmaktan vaz geçtim.... Allah'a tevekkül etmek lazım, o bizim rızık kapımızı açar ve çoğaltır inşallah ... Herşey çok güzel olacak, çocuklarımı seviyorum onlara benim gibi kimse eğitim veremez anne sevgisi bambaşka çünkü. Allah'a emanet olun....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu gözlerim dolarak okudum kardeşim.. Rabbim sıkıntılarınızı bir an önce gidersin.. Unutmayın "O dilediğini hesapsız rızıklandırandır." Yavrularımızın bu anları bir daha geri gelmeyecek. Onlara her şeyli ama annesiz bir çocukluk sunmaktansa, annelerinin sevgisine her an ulaşabilecekleri bir hayat sunmak çok daha takdir edilecek bir tercih.. Rabbim kararınızı mubarek eylesin. Evlatlarınızı salihlerden kılsın.

      Sil