Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

10 Eki 2014

Çocukluk Sırrı -2- / Adem Güneş (kitap özeti)


ÇOCUKLUK SIRRI -2-

Herkes çocuğunun sözünü dinlemesini ister fakat bunun için her yola başvurulabilir mi? Elbette hayır. Anne-babaların çocuklarını kendilerine itaat ettirmek için çok sık kullandıkları şu yöntemlerden uzak durmasını tavsiye ediyor yazar;

 1.Minnet duygusu oluşturarak çocuğun benliğini esir almak:
Örneğin çocuğa harçlık verirken “ben bu paraları ne zorluklarla kazandım, paranın kıymetini bil” denirse, minnet duygusunun oluşması hedeflenirken aslında çocuğun gözünde paranın kıymeti azalır. Hem paraya karşı vefalı olmaz hem de kendisini güvende hissetmez. Bir an evvel anne-babasından bu nokta da kurtulmayı düşünür. Minnet duygusu çocuğun kişiliğini bozar. Yetişkinlikte de herkese karşı minnet duygusuna girer, kendisini ortaya koymaktan çekinir, ikinci sınıf insanmış gibi hisseder. Bu şekilde sinsi bir yolla çocukta eziklik oluşturularak söz dinletmeye çalışılmamalı. Unutulmamalıdır ki çocuk, minnet duyduğu kişiye değil güvendiği kişiye daha çok itaat eder.

2.Baskı ve zorlama:
Çocuk sırf baskı ve şiddete maruz kalmamak için itaat eder. İtaat eder etmesine ama ne sırrını ortaya koyar ne de kendini bilen bir insan olur. Zamanla kişiliksiz bir yapıya bürünür.

3.Duygu sömürüsü ve şartlı sevgi ile itaat:
Anne-baba çocuğa “Sözümü dinlemezsen seni sevmem” mesajını verirse çocuk, bu sevgiyi kaybetmemek için “Size ruhumu teslim ediyorum bana istediğinizi yapabilirsiniz yeter ki sevginizi benden eksik etmeyin” der ve anne-babasına itaat eder. Tabii ki ebeveyn bencil bir yapıda ise bu tavırdan çok memnun olur. Oysa çocuk zamanla kendi gibi olmayı bırakır. Çünkü kendi gibi olursa sevilmeyeceğini düşünür. Yetişkinlik yıllarında da etrafındaki insanları mutlu ederek onlarla birlikte olacağını düşünür. Örneğin sürekli arkadaşlarının istediği gibi giyinir, konuşur, onların beğenilerini kazanmaya endeksli davranır, onlara bir şey ısmarlar vs. Hiçbir zaman kendi gibi olamaz ve bu olumsuz psikolojiden sıyrılamaz. Bu durum bütün insanlarla olan ilişkilerine yansır.

Çocuk Yetiştirirken Bilinmesi Gereken Kavram: Benlik

Benliğin görevi kişinin onurlu ve kişilikli yaşamasını sağlamaktır. Eğer bir çocuk benliğine saygı duyan bir yetişkinin yanında değilse onun benliği kaygılıdır. Kişiliğine gelen tehditler karşısında kendini nasıl koruyacağının kaygısını yaşar.

Örneğin; Ödev yapmayan çocuğa annesi “Ne kadar tembelsin iki sayfa ödevi yapamadın” derse bu davranış benliğe saldırmaktır. Çocuk ya da yetişkin olması fark etmez hiçbir benlik kendisine yapılan saldırıyı kabullenmez. Hemen savunmaya geçer ve “Sensin tembel” diye karşılık vererek benliğini korur. Böyle bir karşılık aldığımızda bunu saygısızlık olarak algılarız fakat aslında bu sadece benliği korumaktır. Benliği hedef almak yerine sorun yaşadığı konu üzerinden “Ödevi ne zaman, nasıl yapalım, nereleri zor?” diyerek yaklaşırsak çocuk kendini savunmaya geçmeyecektir. Eğer çocuğun her an benliğine saldırılıyor ve kendini korumak zorunda bırakılıyorsa bir süre sonra kendini koruma kaygısı ile duyarsızlaşır, çevresiyle normal iletişimi koparır. Arsız, umursuz bir yapıya bürünebilir. Ne yazık ki anne-babalar çocuklarının benlik savaşı mücadelesini yenilgiyle sonuçlandırmayı marifet sanıyor. Ve çocukları ile baş ettiklerine övünüyorlar. Halbuki bu, zamanla çocuklarında büyük davranış bozukluklarının gelişeceğinin habercisidir.

Benlik dıştan gelen tehlikelerle savaştığı gibi içten gelenlerle de savaşır. Bu savaş “nefisle mücadele” dediğimiz hadisedir. Nefsin işlemi haz bulmak ve bulduğu bu hazları benliğe haber vermektir. Farenin peyniri aradığı gibi o da hazları arar bulur.  Eğer çocuğun benliği hırpalanmamış, zayıflatılmamışsa nefsin isteklerine karşı durabilir. Ancak benliği zayıflatılmışsa nefsinin isteklerine karşı koyamaz.  İşte eğitimde asıl önemli nokta çocuğun benliğinin kuvvetli olmasını sağlamaktır.

Şuna dikkat edilmeli ki çocuğun her isteğini karşılamak, her an yeni oyuncak almak, gecenin bir vakti dondurma canı çekti diye dondurma almak çocuğun benliğini idare etme özelliğini yitirir. Onu bitip tükenmeyen hazlarının esiri yapar. Burada esas olan vakti geldiğinde haz öteleme eğitiminin başlamasıdır. Bu nokta da bilinmesi gereken şey çocuğun ihtiyaçları ve ihtiyaç ötesi isteklerinin ayırt edilmesidir.  Örneğin: kalem silgi vs temel ihtiyaçtır ama alınmış bir silgi varken daha güzel bir silgi almak çocuğun haz mekanizmasını çalıştırır. 

Benliğin İhtiyaç Duyduğu Özellik: İtibar
İtibar duygusu arkadaşlık kurmak, sosyalleşmek, oyunun kurallarına uymak, karşısındakini anlamakla gelişmeye başlar. Ebeveynin çok dikkatli olması gereken bir süreçtir bu. Bu dönemde şu iki hata asla yapılmamalı;

1. Çocuğun İtibarı Fazla Artırılmamalıdır.
“Benim kızım bu binanın en güzeli, benim oğlum okulun en zeki öğrencisi” vs demek, bir şey başardığında hemen ilan etmek gibi. Bu tarz reklamcı yaklaşımlar kişinin süper egosunu geliştirir. Çocuk, doğal gelişim seyrinin dışına çıkarak çizilen itibara göre kasılır, kendini beğenir, olduğundan daha çok beklenti içine girer, her an tanınmak, arkadaşları ile ararsındaki farkı hissetmek ister. Şişirilmiş bu itibarın içini dolduramadığında da bunalıma düşer. Bazen çocuk, ebeveynin kariyerinden dolayı kendisine çok fazla itibar biçebilir. Ancak çevresinden fazla ilgi görmediği zaman sorun yaşar. Bu nedenle bu özel durumlar gündeme getirilmemeli, çocuk çevrenin gereksiz büyütme ve övgüsünden de uzak tutulmalıdır.

2. Çocuğun İtibarı Zedelenmemelidir.
Toplum içinde küçük düşürmek, arkadaşlar arasında kızmak, terslemek gibi. Bu durumda çocuk umursamama yoluna giderek itibarını korumaya çalışır. Çünkü itibar öyle bir duygudur ki zedelenme tehlikesine karşı benlik hemen savunmaya geçer. İtibarı zedelenmiş çocuğun sistemi normal çalışmaz. En yakını olan anne babası yüzünden itibar kaybına uğradığında artık çevresini de umursamaz hale gelir.

Örneğin itibarı zedelenmemiş bir çocuk okul kantininden bir şey çalmak istediğinde fark edilip rezil olacağı ihtimalini düşünerek bu işten vazgeçer. Ancak itibarı zedelenmişse rezil olacağından endişelenmez ve kolaylıkla hırsızlık yapabilir. 

Çocuk, Tehditlere Karşı Benliğini Hangi Yollarla Korumaya Çalışır?

Çocuğun tehditlerden benliğini korumak için başvurduğu yöntemleri şöyle sıralıyor yazar:

1.Duygularını Bastırma yöntemiyle.
Örneğin anne çocuğuna davranış öğretmek için “Şunu yapmazsan seni sevmem” derse çocuk, itaat etse dahi içinde “Annem beni bir gün sevmezse!” kaygısı oluşur. farkında olmadan kaygıdan kurtulmak için annesine olan sevgisini bastırır. Ve anne sevgisini doyasıya hissedemez çünkü sevgi koşullu gelmiştir. Bir gün sevilmeme ihtimali bilincine acı verir ve bu acıyı yaşamamak için sevgiyi ruhuna temkinli akıtır. Nihayetinde ruhu doyuma ulaşamadığı için anneye bağımlı olmaya başlar. Genelde anne çocuğa çok fazla sevgi ve ilgi gösterirse çocuğun anneye bağımlı olacağı düşünülür. Halbuki durum bunun tam tersi. Aslında ruhen doygunluk yaşamadığı için bağımlı olmaktadır.

Böyle bir çocuk yıllarca duygularını bastırdığı için yetişkinliğinde eşi ile sevgi ihtiyacını gidererek doyuma ulaşacağını zanneder. Dramatik bir şekilde eşine yönelir. Fakat eş “anne-baba” sevgisinin yerini dolduramaz. Tabii bu durumda eşinin duygularına istediği gibi karşılık veremediğini gördüğünde problemler ortaya çıkar. Eşinin kendisini doyuramadığını düşünerek büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Sonra yeni bir bastırma süreci içine girer. Son bir umut olarak da doğacak çocuğuna yönelir. Çoğunun yıllardır anne-babasının boş bıraktığı yeri dolduracağını zanneder. Yanlış bir beklenti ile çocuğuna yöneldiği için çocuğun yaşattığı her zorluk onu çılgına çevirir. Umutları tükenir ve sürekli incinir. Bunu hisseden çocuk da şaşkındır. Ebeveynini var gücü ile doyurabilmek için kendi benliğini bir kenara bırakıp kendinden istenenleri yapmaya başlar. Sonuçta bu çocukta duygularını bastırmak zorunda bırakıldığı için ileride aynı sorunları eş ve çocuğunda yaşamaya mahkûm hale gelir.

2. Gerileme yöntemiyle.
Çocuk bazen daha önce kendini koruma olarak öğrendiğimiz davranışlardan daha trajik bir davranış sergileyebilir. Eski mutluluğunu yakalayabilmek için geçmişte mutlu olduğu dönemleri zihninde canlandırır ve o an geçmişi yaşamaya başlar.

Örneğin; çocuk yedi-sekiz yaşına girdiğinde bir kaygı yaşamaya başladıysa en mutlu günleri olan bebeklik anına dönüp annesinden biberon isteyebilir, bebekçe davranışlar sergileyebilir. Bu durumda “Sen bebek değilsin” diyerek hayalinde kendine oluşturduğu atmosferden baskı ve zorlama ile çıkartmak yerine anne-baba kendine çeki düzen vermeli, çocuğun benliğini zedeleyen davranışları bırakmalı, ilgi ve sevgiyi artırmalı, çocuğu rahatlatmalıdır. Eğer bunlar yapılmaz ve çocuk böyle bir yönteme alıştırılırsa yetişkinlik döneminde de zorlandığı anlarda kendisinden beklenmeyen çocuksu davranışlar sergileyebilir.

3. Yüceltme yöntemiyle.
Çocuk benliğini korumak için sergilediği anormal davranışları birtakım akıl oyunları çerçevesinde makul göstermeye çalışabilir. Bu şekilde kendisini her bakımdan koruma altına almaya çalışır. Örneğin benliği ezildiği için arkadaşları ile sürekli kavga eden ve bu konuda eleştiri alan çocuk insanlarla kavga etme isteğinden dolayı “Ben karateye gitmek istiyorum” diyebilir. Böylece ruhundaki negatif duyguları spora aktararak devam ettirir. Bu durum yetişkinlik döneminde de devam eder. Ezmek ve güç gösterisi yapmak isteği ruhunda kökleştiğinde toplumunda hoş karşılayacağı bir vasıta ile ortaya çıkmaya çalışabilir. Örneğin polis ya da askerliği tercih eder. Mesleğin imkânları ile insanları ezebilir. Bu nedenle çocukların eğilimlerinin asıl amacının ne olduğunu dikkatle incelememiz gerekiyor.

4.Yer değiştirme yöntemiyle.
Çocuk kendisini tehdit edene güç yetiremediğinde ondan gelen negatiflikleri başka bir kişiye yöneltir. Örneğin ebeveyninden baskı gören çocuk kardeşine şiddet gösterip onu baskı altına alır. Kardeşi yoksa eşyalarına zarar verir.  Ya da arkadaşlarına içindeki baskıyı boşaltmaya çalışarak rahatlamak ister. Evlendiğinde de eşine ya da çocuklarına yönelir. Özellikle evlenildiğinde kişinin çocukken kendisine yaşatılan olumsuzluklar bir bir patlak verir. Eşi karşısında öfkesini kontrol edemeyecek noktaya gelebilir.

5.Karşıt tepki ile.
Çocuk benliğine yönelmiş tehditle savaşmak için olumsuz duygularını olumlu gibi yansıtabilir. Örneğin; Kardeşi doğduktan sonra ihmal edilen çocuk, nefret duygusuna kapılarak ona zarar vermek ister. Fakat anne-babasından korktuğu için kardeşini seviyormuş gibi yakınlık göstermeye, öpmeye çalışır. Bu bir çocuk için oldukça trajik bir tablodur. Çünkü benliğinin kaygılı olduğunu gösterir. Bu durumda hemen önlem alınmalı, çocuk sevgi yoksunluğu hissinden çıkarılmaya çalışılmalıdır.

Bazı anne babalar ezici davrandıkları halde çocuklarının peşlerini bırakmadıklarını hatta daha iyi davrandıklarını gördüklerinde çocukları ezmenin çokta zararlı olmayacağını düşünürler. Hâlbuki çocuk duygularını farklı yansıttığı için anne babasına çok bağlı görünse bile artık ihtiyacı kalmadığı zaman onları kolayca ezip geçebilir.

6. İnkâr etme ve kabullenmemekle.
Örneğin annesi vefat eden bir çocuğun oyun oynamaya devam etmesi ve vakıa ile ilgilenmemeye çalışması gibi. Bu durum da Onun acı hissetmediği, yardıma ihtiyacı olmadığı düşünülmemelidir. 

7. Yalan, mantığa bürüme ile.
Örneğin; Çocuğa hafta sonu lunaparka götürme sözü verildiğinde ancak bir engel çıktığında “Hafta sonu dedim, bu hafta sonu demedim, haftaya götürürüm” gibi açıklamalardan kaçınılmalı. Çünkü çocuk bu yöntemi öğrenir ve zora düştüğünde olayları mantığa büründürerek yalan söylemeye ve kendini korumaya başlar. 

Çocuklarda bu gibi davranışlar gördüğümüzde yüzeysel bir yaklaşımla yanlışlarını düzeltmeye çalışmak asla yeterli değil. Bunun yerine onların iç dünyalarına uzanmamız, onları kaygılandıran sorunlara çözüm bulmaya çalışmamız gerekiyor. 

(devam edecek)


Ummu Ruveyda






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder