Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

19 Ağu 2014

Ehl-i Sünnet Anne..



EHL-İ SÜNNET ANNE

Efendimiz (s.a.v)’in en çok sevdiği eşi, göz bebeği, sevgilisi.. Hiç çocuğu olmamasına rağmen kıyamete dek yaşayan ve yaşayacak olan tüm mü’minlerin annesi; Aişe validemiz..

Kendisi hadis ravileri arasında öncü grup olan 9 kişilik Muksirûn[1] kadrosuna iki bin küsür hadisiyle dördüncü sırada giren tek hanım sahabe.. Ashabın önde gelenlerine, ümmetin kadınına erkeğine sünneti öğreten yegane anne..

Bildiğimiz üzere Rasulullah (s.a.v) gününü üç bölüme ayırırdı:

Bir bölümünü Rabbine: (İbadetleri bu bağlamda değerlendirirsek gece namazı gibi çok önemli ibadetler Rasulullah’ın eşleri (onların yanında geceleyen yakınları) ve özellikle Aişe validemiz kanalından bize rivayet edilir.)

Bir bölümünü ailesine: (Eşleriyle olan münasebetleri, ev hali, aile hukuku, hanımlara ait özel veya genel hallerin izahı yine Rasulullah (s.a.v)’ın eşleri ve özellikle Aişe validemiz kanalından bize aktarılır.)

Bir bölümünü de insanlara: (Toplumsal ve sosyal ilişkiler, mescid, cemaat adabı, ticaret hukuku, hadlere dair ceza ahkamı, sefer ve savaş ahlakı vb. şeyleri bu bölüme dahil ettiğimizde yine annelerimizden ve özellikle Aişe validemizden bu konularda da ciddi ölçüde hadis nakledildiğini söyleyebiliriz. Örneğin savaşta veya seferde mutlaka hanımlarından bir yada ikisi yanında bulunurdu. Bayram namazlarına, cemaate ve itikafa da çıkarlardı.)

Tüm bunlardan yola çıkarak söyleyebiliriz ki; bu ümmet dininin çok önemli bir bölümünü Aişe validemizden öğrenmiştir ve bundan böyle de dinin sünnet boyutu, ümmetin çocuklarına yine  ANNELER tarafından öğretilecektir..

Ehl-i Sünnet Anne; Rasulullah (s.a.v)’ın şanını yüceltmek, O’na yapılan saldırıları bertaraf etmek ve neslini O’nun övüneceği bir şekilde yetiştirmek mecburiyetindedir.

Sünnetlerin “Farz değil, vacip değil” şeklinde hayatımızdan uzaklaştırıldığı, “Olmasa ne olur ki?” denilerek sünnetsizliğe türlü türlü kılıflar bulunduğu, Rasulullah (s.a.v)’ın yapmış olduğu pek çok şey “O döneme ait şartlar, Arabistan kültürü vs.” diyerek bizden uzaklaştırıldığı, O’nun her sünnetine yeni ve modern bir takım alternatifler üretildiği şu zor günlerde; Ehl-i Sünnet Anne evvela sünnetin muhafazasını boynuna borç bilmelidir..

Terk edilen her sünnet, yerini bir bid’ate bırakırken ve Rasulullah (s.a.v)’ın vefatının üzerinden 14 asır geçmişken, her asırda bir takım sünnetlerin unutulduğunu, terk edildiğini varsayarsak (zaten sayısı en fazla 300-400 olan sünnetlerden) elimizde kaç sünnet kaldı acaba?

Sorunumuz “Bu sünneti yapmasak ne olur?” sorunu değildir..  Unutulmasına sebep olduğumuz her sünnetle bu dinin binasından bir tuğla eksilttiğimizi ve bizden sonraki nesillere o kırık dökük binayı “din” olarak bırakacağımızı unutmamalıyız..

Ehl-i Sünnet Anne; “Sünnet, Kur’an’ın muhafızı/bekçisidir” ilkesini aklından çıkarmamalıdır..

Sünnetleri muhafaza etmek, hayatımızda yeşertmek, o sünnetlere işaret eden pek çok ayeti, dolayısıyla Rabbimizin vahyi olan Kur’an-ı Kerim’i korumak, ona muhafızlık yapmak demektir..

Rabbimiz Kur’an’ın korunmasını kendi üzerine almıştır; “Muhakkak ki zikri biz indirdik ve yine muhakkak onun koruyucusu da bizleriz.” (Hicr 9) Sünnetin korunmasını ise bu ümmete vazife olarak vermiştir..

Hz. Ali efendimizin deyişiyle; “Kur’an zû vucûh’tur/çok yönlüdür.”

Allah Kur’an’la kimilerini saptırır, kimilerini hidayete iletir. Hidayet niyetiyle okuyan ondan farklı farklı hikmetler öğrenirken, dalalet karanlığında yaklaşan ondan türlü türlü dalalet argümanları toplar.. Kur’an, o muhteşem ve çok manaya delalet eden diliyle/edebiyatıyla herkesin kendince ayetleri bir tarafa çekmesine izin verir fakat orjinaline asla dokundurmaz..

Sünnet ise “temizi pisten ayırma” görevini üstlenip Kur’an’a karşı hangi yaklaşımın doğru, hangisinin yanlış olduğunun ölçeğini verir..

Ehl-i Sünnet Anne; “Kur’an’a gel, gerisini boş ver” diyenlere aldırmaz, inanmaz, kanmaz.. Onları sünnet ölçeğine oturtur, sünnetle hesaba çeker.. Hayatında sünnet olmayanın Kur’an sevgisini de, söylemini de inandırıcı bulmaz..

Batılı oryantalistler/müsteşrikler, bu ümmetin dinini sünnet kanalından yok etme konusunda maalesef çok aşama kaydettiler.. İlk etapta Kur’an’a dokunmadılar, Kur’an’ı sorgulamadılar.. Fakat bu ümmetin çocuklarını sünnetler hakkında şüpheye düşürmeyi, sahabeleri tenkid edecek, ravileri, senedleri, hadis alimlerini tahkir edecek duruma getirmeyi başardılar..

Bu sebeple Ehl-i Sünnet Anne’nin yegane kalesi; sünnettir.. Çünkü o, kaleyi korumakla, deldirmemekle Kur’an’ı koruduğunu çok iyi bilmektedir.. Rasulullah (s.a.v)’ın şanını yüceltmekle Rabbinin şanını yücelttiğini, hadis ravilerinin doğruluğuna inanmakla, Kur’an’ı da aynı şekilde bize getiren ashaba karşı güvenini sapasağlam tuttuğunu bilmektedir..

Ehl-i Sünnet Anne; tıpkı Aişe validemiz gibi bir sünnet öğretmenidir.. O anne, “Ahlakı Kur’an” Peygamberin (s.a.v), pratik yaşamı olan sünnetin müdafisidir.. Ecri de Aişe validemizin ecrinden asla eksik değildir..

Ehl-i Sünnet Anne; öncelikle kişisel yaşamında sünnetleri oturtma konusunda hassas olmalıdır.. Sünnetlere doğru/sahih kaynaklardan ulaşmalı ve küçük-büyük demeden onları hayatında yaşamayı şiar edinmelidir..

Peygamber (s.a.v)’le yoldaşlığı, ashabla arkadaşlığı onun en büyük lezzeti olmalıdır..

Toplumlar ailelerden, aileler bireylerden oluştuğuna göre, yarınki toplumu oluşturacak olanlar, şu an bizim evlerimizde eğittiğimiz minicik yavrularımızdır..

Bu yavrular; yeme-içme adabından tutun da, tuvalet eğitimine, ailedeki mahremiyete, ibadet bilincine, sosyal ilişkilere ve daha nice şeylere dair bütün sünnetleri evden, yani anneden öğreneceklerdir..

Onun için Ehl-i Sünnet Anne; ufacık sünnetleri dahi es geçmez hayatında.. O; gecenin geç vaktinde bile misafirlikten dönerken, uykulu çocuğunun ayakkabısını solundan giydiğini gördüğünde, “Bir kereden bir şey olmaz” demeyen ve hemen “Yavrucuğum sağımızdan” diyerek olaya müdahale eden annedir..

Yavrusuna besmelesiz bir yudum su bile içirmeyendir..

İnsanlara; “Bu kadarı da fazla” dedirtecek kadar sünnet delisidir..

Tabakların tertemiz sünnetlenmesine özen gösteren, yiyeceklerin israfına engel olan, kanaati, edebi, zühdü, emaneti, her türlü hukuka riayeti öğreten yine Ehl-i Sünnet Anne’dir..

Nezaketi, insanlara karşı hassasiyete, sır tutmayı, yalan söylememeyi, haset etmemeyi, gıybete dil uzatmamayı, harama göz dikmemeyi, her zaman zalime karşı mazlumdan yana, adeletin en büyük temsilcisi olmayı öğreten yine Ehl-i Sünnet Anne’dir..

Ehl-i Sünnet Anne;  vahyi her daim kalplerinin baharı, göğüslerinin nuru, hüzünlerinin ve kederlerinin gidericisi, yegane hayat rehberi olarak kabul eden, sünneti yaşamlarının düsturu haline getiren, Rabbinin şanını ve elçisinin izzetini yücelten bir umut neslini inşa edecek olandır..

Onun için bugün Ehl-i Sünnet Anne’ye olan ihtiyacımız, hadis alimine olan ihtiyacımızdan çok çok daha fazladır.. Sünnet muhafızı bir anne, bu asırdaki yegane umudumuzdur..

O; Rasulullah (s.a.v)’ın mirasının taşıyıcısı, Kur’an’a kale konumundaki sünnetin muhafızı ve Hz. Aişe’nin yolunun yolcusudur..

Selam olsun, sünnetleri hayatlarında baş tacı eden, amellerini Efendimizin (s.a.v)’in amelleriyle süsleyen tüm Ehl-i Sünnet Anne’lere..

                                                                                                                            Ummu Reyhane





[1] Çok hadis rivayet eden öncü sahabe kadrosu.

1 yorum:

  1. Allah razi olsun cok güzel bir yazı. Rabbim faydalanmayı nasip etsin..

    YanıtlaSil