Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

31 Ağu 2014

Müslüman Anneler Kamera Arkası (Aylık Toplantıdan Anekdotlar, Kareler)


MÜSLÜMAN ANNELER KAMERA ARKASI
(Aylık Toplantıdan Anekdotlar, Kareler)

Selamun aleykum değerli dostlar..

Müslüman Anneler projesinin fikir anaları, düşünce erleri ve kalem işçileri her ay periyodik olarak İstanbul Anadolu yakasında toplantılar düzenliyorlar.. Dönem dönem farklı illerden katılımların da gerçekleştiği bu toplantılar epey renkli ve cümbüşlü..

Toplantıya katılmak için Üsküdar’dan yola çıktım.. Adres almak için irtibata geçtiğim sitenin teknik admini, bana ara sokaklarda bir adres verdiğinde önce şaşırdım sonra da “Muhtemelen bir dernek veya vakıf adresi olsa gerek” dedim.. Verilen adrese geldiğimde hiçbir tabela göremeyip yeniden aradım; “Başını kaldır, buradayız” dediler.. Bi baktım, pencerede çocuklar “Ablaa gel” diye bana sesleniyorlar..

Kapıya geldiğimde beni coşkuyla karşıladılar.. Biri gelip sarılıyor, sonra diğeri.. “Tamam bitti galiba” diyecek oluyorum, sonra yeni bir yüzle daha karşılaşıyorum..

Evin daire kapısından itibaren her bölgesinde küçüklü büyüklü çocuklar mevcut.. “Allah’ım! Nereye düştük ya?” diyorum, bi taraftan da canım sıkkın; “Kadınların yapacağı iş ancak böyle olur, çocuklarla toplantı neyinize sizin” diye homurdanıyorum içimden..

Ben bir konferans solanu beklerken daha sonra yolda kendimi bir dernek binasına alıştırmışken burası bir ev sadece.. Evin bütün kapıları açık, her odası faaliyette.. Çocuklar oyuncakları bir o odaya taşıyorlar, bir diğerine..

Ne toplantı masası görebiliyorum, ne de sandalyeler, koltuklar, ses sistemi, mikrofon, evraklar, tüzükler..

Yerler minder döşenmiş, hemen beni bir köşeye oturtuyorlar.. Oturduğum bölgede üç-beş küçük var, biri emeklemeye çalışıyor, diğeri elindeki arabayı sürmeye.. Ara sıra birbirlerinin oyuncaklarına göz dikerken ufak çaplı “Verirsin, vermezsin” kavgaları..

Kimi anneler oturuyorlar, aralarında hararetle bir şey konuşuyorlar..

Kimileri bir yere gidecekken ayaktaki grubun sohbetine takılmış, eteğinden çekiştiren çocuğuna; “Bi saniye yavrum” diyerek son cümlelerini hızla tamamlamaya çalışıyor..

Her yaştan çocuk, dahası bebek; üç aylıklar, yirmi günlükler.. Diğer yanda beklenenler; “Senin doğum haftaya inşallah değil mi?” muhabbetleri..

Sonra odaları dolaşıp; “Hadi arkadaşlar, toplantıya başlayalım” diyen kucağı çocuklu bir anne..

Derken toplanabilenler bir şekilde toplanıyorlar.. Yan taraftan emzirme odası sakinleri; “Siz başlayın, biz duyuyoruz buradan” diyorlar..

Bebek eşyalarıyla dolu olan çantalardan birden kitaplar, evraklar, dizüstü bilgisayarlar, aypetler çıkıyor.. Bir anne besmele çekiyor, dua ediyor ve girişi yapıp sözü diğerine devrediyor.. Herkes sırası geldikçe konuşuyor, orada bulunmayanların sırası erteleniyor, konuyu kaçıranlara hemen yakında bulunan arkadaş özet takviyesinde bulunuyor..

Biri emzirmeye kalkıyor, biri alt değiştirmeye, biri ayağında sallıyor bebeğini, diğeri kucağında uyutuyor, çocukların tuvalete gidiş-gelişleri bir türlü bitmek bilmiyor..

Herkes çocuğunu denetliyor bir taraftan, çocuklara sükunet, kardeşlik, paylaşım telkin ediliyor..

Yarım kalan konular toplantı sonrası kenarda köşede konuşulmaya devam ediliyor..

Çocuklar fark etmesin diye aypetler dosya arasına saklanıyor, annelerinden kitap aşırmayı beceren küçükler bir taraftan sayfaları kemirmeye koyuluyor..

Birileri mutfakta çay-pasta hazırlıyor..

Muhabbetin ortasında defalarca kalkıp oturan annelerin çayları soğuyor..

Öğleden sonra odalardan biri uyuyan bebeklere tahsis ediliyor.. Uyumayan bebek anneleri çaresiz mesaiye devam ediyor..

Oyun kuruluyor, oyun bozuluyor..

Herkes bir diğerine bir şey soruyor, dinliyor, anlıyor..

Hassasiyet, sabır, tahammül, şefkat, sükünet ve anlayış tavsiye ediliyor..

Biri; “Allah imandan, sıhhatten ayırmasın, yorgunluk ne ki?” diyor..

Diğeri; “Onlar güzel Müslümanlar olsunlar da gerisi önemli değil” diyor..

Biri, ev yapımı bebek bisküvisi tarifi verirken, diğeri helal sertifikası almış yeni ürünlere dair havadisleri naklediyor..

Kimi anneler çocuklarla marş söylüyor, sırayı devralan diğeri son ezberlenen hadisleri tekrar ettiriyor..

Emanet alınmış kitaplar el değiştiriyor, bir yandan kitap analizleri alıp başını gidiyor..

Genel gündem çocuklar ve çocuk eğitimi etrafında dönüp dursa da, bu toplantıda konuşulmayan bir şey yok..
 
Başım dönüyor..

Konuşmaları takip etmekte zorlanıyorum, konular çok hızlı atlıyor..

“Anneler dalgın olur” demişlerdi oysa “Çok çabuk unutur, hafızası zayıflar” falan..

Bunca şeyi nasıl yapıyorlar? Nasıl yetişiyorlar?

Bakıyorum, kitap okuyorlar, bir yandan şiirden, edebiyattan söz ediyorlar..

Bakıyorum, film izliyorlar, sinemadan, sanattan söz ediyorlar..

Bakıyorum, etrafları çocuk dolu, pedagojiden söz ediyorlar..

Bakıyorum, ev temizliği, yemek onların görevi, yemek tarifi veriyorlar..

Bakıyorum, kimi Arapça dersi veriyor, kimi tefsir, siyer.. Eğitimden söz ediyorlar..

Bakıyorum, üstelik yazıyorlar, her birinin başlanmış kaç yazısı var sırada, tamamlanmayı bekliyor..

Bakıyorum, misafirleri geliyor, şehir dışı seyahatlere çıkıyorlar, kitap fuarlarına katılıyorlar, poşet poşet çocuklarına kitap alıyorlar, sahil şeridinde yürüyorlar, parklarda oturuyorlar..

…………

“Toplantının konusu neydi? Ne kararlar aldılar? Defterlerine hangi notları düştüler?” diye soracak olursanız; inanın bilmiyorum, takip edemedim..

Fakat benim için toplantının konusu ve hayatım boyunca unutamayacağım şey;

“Bir anne isterse neler yapmaz ki?” oldu..

Tanrı Misafiri

NOT:
Yazının ardından; "Biz de toplantılara katılmak istiyoruz, falan şehre de gelmez misiniz? Buraya da bir organize lütfen" şeklinde mesajlar ve yorumlar alıyoruz..

Öncelikle bütün kardeşlerimize söylemek isteriz ki; inşaallah duamız ve umudumuz, bütün şehirlerdeki kardeşlerimizle buluşmak ve birbirimize destek olmaktır fakat bunun için şu an şartlarımız uygun değil.. Şu an sadece kendi bölgemizde ve yakınımızda olan kardeşlerimizle buluşabiliyoruz..

Bu yazının amacı; "Toplantı yapılıyor" havadisi vermek değil, yapılan toplantıları bir numune olarak sizlere sunmaktır..

Bütün annelerimiz, kendi bulundukları bölgede bir veya iki anneyle de olsa ayda bir buluşmalı, ortak hassasiyetlerini gündeme getirmeli, çocuklarını kaynaştırmalı, birbirlerinden güç ve destek almalıdır.. Çocuklu olmak, küçük bebekli olmak bu buluşmalara engel görülmemelidir.. "Çocuklarla ne yapılabilir ki" şeklinde ümitsizliğe düşülmemelidir..

Şeytanın durmadan Müslüman saflarından anne ve çocuk yani aile kaptığı böylesi bir zamanda birbirimize sımsıkı tutunmak mecburiyetindeyiz..

Sizlerden; "Biz de müslüman anneler toplantısı yapıyoruz" haberleri almak bizleri çok sevindirecek ve gücümüze güç katacaktır..

Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun..

9 yorum:

  1. Güzelmiş :) Bir sürü küçük bebek. Mis gibi cennet kokmuştur şimdi orası.

    YanıtlaSil
  2. anne aday adayı31 Ağustos 2014 15:09

    Anne değilim.evli bile değilim.ama umutlarimi yesertiyorsunuz.güzel şeylerın hala olabileceğine inancımi sağlam tutuyorsunuz :)

    YanıtlaSil
  3. Cok guzel. Lakin "tanrı misafiri" kısmindaki " tanrı" ya takildim:(

    YanıtlaSil
  4. yüzümde kocaman gülümsemeyle okuduğum bir yazı oldu.
    Keşke benimde böyle katılacağım bir toplantı olsaydı bende istanbul avrupa yakasında oturuyorum

    YanıtlaSil
  5. islam gariptir1 Eylül 2014 06:23

    :))haftada iki kez toplaniriz arkadaşlarla bir yıldır aralarında yoktum başka bi yerde aktivitelerim vardı. Taşındım başka semte. Bir yılda katılamadığim derslere geçen hafta gittim o kadar çok sey degismiski yeni arkadaşlar çocuk sayısı çoğalmış o gururltude. Bize biseyleri anlatmak isteyen anne,onu dinleyen anneler çocuklar vs derken az çok hepimiz biseyler aldık alamayanlar odevimizde bi hadis ezberlemekti dersi dinleyemeyen anneler kitabını unutup gelen anneler çocuklarına mudahale eden anneler velhasıl çok sey değişmişti konumuzun adı ibadetti . :) oraya gitmek orda karmaşanın içerisinde biseyler öğrenmek güzeldi tek kelimeyle. Hiç bir şey imkansız değildir cenneti arzulayan bu zorluklara katlanır .

    Harika bi yazıydı hem güldüm hem düşündüm Allah razı olsun.:))

    YanıtlaSil
  6. Yazıdaki "tanrı" kelimesine takılan kardeşler için:
    Öncelikle yazıyla bağlantılı düşündüğümüzde bu kelime; toplantıya dışarıdan katılan, misafir olan birinin dilinden yazıldığı için, masallardan esinlenerek "tanrı misafiri" şeklinde kullanılmıştır.
    Ayrıca, Tanrı kelimesini, Allah'ı kastederek Allah için kullanmanın dinen bir sakıncası yoktur.
    Arapçadaki İlah kelimesi; Türkçe'de Tanrı, Farsça'da Hudâ, İngilizce'de God, Fransızca'da Dieu olarak tercüme edilir. Ne var ki bu isimler "Allah" gibi özel isim değildir. ilâh, rab, ma'bud gibi cins isimlerdir.
    (Dileyen arkadaşlar İslam Ansiklopedisinin "Allah" maddesini inceleyebilirler.)
    Tanrı'nın kullanımı türkçe olarak batıyı, başka tanrıları hatırlatsa da, terkibe dikkat çekmek isterim.. Burada yazıdaki konuma ve masallara bir değini var.. Yoksa Allah'ın kulu diyeceğimiz yere, tanrının kulu demiyoruz..
    Bu kelimeyi Batılı bir amaçla ve sürekli Allah lafz-ı celilinin yerine kullanmadıktan sonra -acizane benim fikrim- böyle basit kullanımlarda sorun olmasa gerek.. Saygılarımla..

    YanıtlaSil
  7. Ayyy çok ozendim bu yazidaki ortama
    Böyle bir ortamim vardı bir aya kadar eşimin işi sebebiyle Çorlu ya taşındik ve burda kimseyi tanimiyorum
    Aranizda Çorlu'da yaşayanlar varsa böyle güzel bi topluluk oluşturabiliriz
    Hulya.atay@yahoo.com.tr den bana ulasabilirsiniz
    Selamlar

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Ben de Konyada yaşıyorum, acaba burda da var mı birileri?...

    YanıtlaSil