Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

5 Ağu 2014

Evlilik Manifestosu

                            
  EVLİLİK MANİFESTOSU
                                                                                                           (Yedi Kızın Hikayesi)
Yıllar önceydi..

Yedi kızdık biz.. Birbirimizle, arkadaşlıktan öte can kardeşliğini, dava yoldaşlığını ve gönül dostluğunu paylaşırdık.. Dertlerimiz vardı bizim.. Ümmet adına yığın yığın günahlara ağıtlarımız vardı.. Ve tertemiz ellerimiz, gözyaşlarımız, bir de dualarımız vardı yağmur misali..

Dünya hayatını, ayaklarımız yerden bir karış yukarıda yaşardık.. Bol bol okurduk, konuşurduk, tartışırdık.. Gün olur marşlar söyler, sloganlar atardık.. Öğrencilerimiz olurdu, kurslar açar, kamplar kurardık.. Sabahlara kadar çalışır, birkaç saatlik uykularla günü güne ulardık.. Beş dakikalık teneffüs aralarında imparatorluklar yıkar, devletler kurardık..

Daha on dördünde yıllarla başı belada, en fazla on dokuzunda buralardan kuş olup gitme hayalleri kurardık..
Anlamazdı kimseler.. En çok da bizimle aynı yolları adımlayan; “Biz de bir zamanlar sizin gibiydik” sözünün mimarı, 80’lerin gençliği..

“Biz onlar gibi olmayacaktık” sözde.. Fakat henüz denenmemiştik, sınanmamıştık..

Şehirlerde dağlara sabırlar büyütüyorduk.. İmtihanımız silahla olacak, sorular hep o bildik meydandan çıkacak sanıyorduk.. Olmadı..

Şehir imtihanları bir başkadır.. Caddeler ağırlaşır insanın ayağının altında, duvarlar üstüne üstüne gelir.. Hayattır, kendisinden kaçtığımız ve ölüme çaremiz yoktur..

Artık suskun acılar, kaybedişler, tükenişler, tavizler ve kalp ölümleri vardır.. Gençlikteki dosyalar rafa kaldırılmış, sevdaların üstüne kül boşaltılmış, duvarlardan afişler sökülmüş ve dillerde slogan kalmamıştır..


O zamanlar çok düşündüm, “Ne olmuştu bizden öncekilere ve ne olacaktı bize?”.. Ablalara sordum, teyzelere.. Cevaplar genelde tek bir alanda yoğunlaşıyordu: EVLİLİK..

Şehirlerde gençlerin sınav sorusu genelde evlilikten yana çıkıyordu.. Bir dönüm noktası, bir hayat arifesi, hayalle gerçek arasındaki o keskin çizgi.. Hep evlilikle geliyordu..

Bizde de öyle oldu.. Kimimiz 19’unda evet derken evliliğe, kimimiz 25’i aştı..

1.Kız:
Çok heyecanlı bir arkadaştı.. Müstakbel eşiyle ilk görüşmesinde uzun uzadıya konuşmuştu.. Evvela Seyyid Kutub’un Yoldaki İşaretleri’ne değinilmişti, ardından gündemdeki Çeçenistan cihadına.. Güncel yazarlar, medya hocaları, manevi liderler, derken halkın cehaleti, mazereti..
Kız; “Falanca kitabı okudun mu?” diye soruyor, çocuk “Evet” diyerek kitap hakkındaki detaylara giriyordu.. Kızın gözleri “İşte bu!” diye parlıyordu..
Madem ki evlenecekti Allah için olmalıydı, İslam için, dava için.. Sormadı başka şey, düşünmedi hiç..
O bizim evliliğe ilk emanet ettiğimizdi.. Aramızdan ilk uğurlanan.. Onun için hepimizde bir endişe ve hüzün vardı..
Aradan birkaç yıl geçtiğinde; “Evliliğin nasıl?” diye sordum. “Kocam tipik bir doğu erkeği çıktı” dedi.. “Okuduklarımızın, düşündüklerimizin evliliğimize hiçbir faydası olmadı maalesef.. Yoldaki İşaretler, kayınvalideme karşı alttan almam gerektiğini, yoksa bunun faturasının kocam tarafından bana ödetileceğini öğretmedi bana.. Fethi Yeken, eşime bir türlü bize karşı merhametli ve anlayışlı olması gerektiğini anlatamadı..
Karşındaki İslam uğruna mücadele eden adamın, normal hayatta sürekli eleştiren, beğenmeyen, geçimsiz ve sinirli biri olacağını düşünemiyorsun.. Fakat İslam devleti teorilerimizin ne mutfakta yeri var, ne de yatak odasında..”

2.Kız:
Temkinli bir arkadaştı, doğruya her daim kalbi açık, hatada ısrar etmeyen samimi bir kardeşti.. İlk arkadaşımızın hikayesinden olacak, talibi olan gence; “Benim için en önemli şey; İslam’ın bünyesinde yeşereceği ailedir.” demişti.. Ve sabrı, fedakarlığı, eşler arasındaki uyumu, akrabalarla münasebetleri, çocuk eğitimindeki ilkeleri uzun uzadıya konuşmuşlardı.. Gencin zaten yumuşak başlı bir duruşu vardı, konuşulan mevzularda mutabakat sağlanmış ve kısa zaman içinde düğünleri olmuştu..
Bu kez daha umutluyduk, dualarımız ‘Bu yuvanın bir cennet bahçesi olması’ yönündeydi..
Nice zaman sonra konuştuk.. “Evlendikten sonra bunalıma girdim” dedi.. “Eşim, Şia inancına çok yakın fanatik bir İran’cı.. Namazları cem ediyor, sahabeye dil uzatıyor, hadisleri takmıyor, sünnete burun büküyor..
Önceleri “Düzelir” dedim, alttan aldım, gün oldu konuştum, gün oldu yalvardım.. Fikirlerinden hiçbir şekilde vazgeçiremedim.. “Boşansam” dedim ama hamileydim, ona da cesaret edemedim.. O gün bu gündür ne o değişti ne de ben.. Her zaman itiş-kakış aramızda.. Olan da zavallı çocuklara oluyor..”

3.Kız:
Aceleci bir arkadaştı, kendisini sınamadan olaylara dalıvermesi yüzünden her zaman başına iş açardı.. Etraftaki olumsuz Müslüman erkek tiplemelerine bakarak; “Buralar adamı çürütüyor. Cihada gidecek biriyle evlensem de hemen yollasam onu, şehid olsa” diyordu.. Öyle de oldu nitekim.. Evliliklerinin üçüncü ayında cihada giden eşinin çok geçmeden şehit haberi de geldi..
Hepimiz yanında durduk kardeşimizin, ona destek olmaya çalıştık.. Fakat o bambaşka tavırlar sergiliyordu.. Durmadan dövünüyor, oraya buraya düşüp bayılıyordu.. Zaman geçtikçe bunalımları arttı, ne okuduğumuz ayetler onu teskin etti, ne de şehid eşi olmanın müjdeleri..
Yavaş yavaş hepimizle irtibatını kesti.. Yıllar sonra onu bir iş merkezinde daracık kıyafetiyle, makyajlı yüzüyle gördüğümde önce tanıyamadım sonra gözlerime inanamadım.. İş hayatına atılmıştı.. “Cihada gidecek adam evlenir mi hiç? Bak işte ortada kaldım, başımın çaresine bakıyorum.. El-aleme muhtaç olacak halim yok ya!” diyordu..

4.Kız:
Çok yumuşak huylu ve fedakar bir arkadaştı.. Herkesin yardımına koşar, elinden geleni ardına koymazdı.. Akrabadan gelen talibi için anne-babası; “Namaz kılıyor ya gerisini fazla kurcalama. Hem sen ne diye bu güne kadar okudun, ettin? Öyle her şey tastamam olur muymuş? Zamanla sen anlatıp öğretirsin” diyerek evliliğini bir oldu-bittiye getirmişlerdi..
Konuştuğumuzda; “Çok zor” diyordu.. “İnsanın aynı dili konuşmadığı, aynı hassasiyetleri paylaşmadığı bir adamla evlenmesi o kadar zor ki.. Ben oturup Allah’ın ayetlerinden bahsedelim, bize faydası olacak şeylerden konuşalım istiyorum, eşim maç seyrediyor, saçma sapan dizilerin başında uyuyakalıyor.
İlk zamanlar; “Ben de okurum seninle, çok şey bilmiyorum ama sen öğretirsin” falan diyordu. Fakat zaman ilerledikçe; “Çok da aşırı gitmeye gerek yok. Benim de bir gururum var, eşim dostum var” diyerek beni uyarmaya başladı.. Ne zaman bir hayra niyetlensem onu karşımda buluyorum.. İşin en acı yanı ise çocuklarıma sözüm geçmiyor.. Ben; “Haydi çocuklar televizyonu kapatıp biraz kitaplarımızı okuyalım” diyorum. Eşim; “Bırak çocukları, ne zararı var sana, güzel güzel oturuyorlar işte” diyor. Onun bu tavırlarından sonra artık beni kim dinler?..”

5.Kız:
Aramızda ilmi en çok sevendi.. Normal işinde gücünde insanlar ona ‘sıradan ve basit’ geliyordu.. “Tam benim istediğim eş adayı” dediği genç, Şam ve Kahire’de uzun yıllar eğitim almıştı.. Onlarca alimin ilim meclisinde bulunmuş, kütüphaneler dolusu kitabı adeta içercesine okumuştu..
Arkadaşımız bir eşten çok dizinin dibine oturup ilim tahsil edeceği bir hoca bulmanın mutluluğuyla evlendi.. Hepimiz çok umutluyduk, bu evlilikte hayatla birlikte bir şeyler devam ettirilecekti..
Fakat duyduk ki, genç buralarda daha yeni tutunuyor.. İş-meslek namına bir becerisi yok.. Birkaç ay çalıştıktan sonra aylarca işsiz dolaşıyor.. Arkadaş kucağında bebeği ile yardıma muhtaç.. Kardeşlerle ufak-tefek aramızda bir şeyler hazırlayıp ziyaretine gittik..
Bizi duvarları tamamen kitaplıklarla kaplı bir salona aldı arkadaşımız.. Kenara eski, küçük bir dikiş makinası koymuş, konu komşuya dikiş dikmeye başlamıştı.. “İlk başlarda her şey çok iyiydi, beraber okur, düşünür, konuşurduk.. Fakat bir evin, ailenin ayakta durması ilimle değil maddi ihtiyaçların karşılanması ile.. Gün geçtikçe, “Kira günü geldi, su kesildi, yağ bitti” dedikçe aramızda problemler baş göstermeye başladı.. “Allah kerim, o rızkımızı gönderir” deyip odasına çekilen eşimin, onca ilmine rağmen artık gözümde mahallenin en cahil ama evine ekmek götüren adamı kadar bile değeri yok maalesef..
Akrabalardan, eş-dosttan yardım kabul etmek ne kadar ağır bir durum.. Sağolsun bir akrabamız bu dikiş makinasını verdi, ben de gece-gündüz demeden bir şeyler dikmeye çalışıyorum..”
Acı acı gülerek; “Artık bunca kitabın, ilmin gözümde hiçbir değeri kalmadı.. Yedi aylık kızımı kucak istediği zaman kucağıma bile alamıyorum çalışmaktan, çocuk makine tıkırtısının arasında ağlaya ağlaya susuyor.. Ama başka çarem de yok” dedi..

6.Kız:
Sevgi dolu bir gönül dünyası vardı.. Duygusal, içli ve dünyaya kalbi ile bakan tertemiz bir kardeşimizdi.. “Sevmeden olmaz” diyordu, ne olacağı baştan belliydi.. Kalbini bir gence kaptırdı ve çok geçmeden evlendi..
Bizim camiada en sert eleştirilen o olmuştu.. Ne davayı satmışlığı kalmıştı, ne basit bir sevdaya tutulmuşluğu ne de iffetsizliği..
Bir bayram günü memlekette karşılaştık.. Gözleri hala pırıl pırıldı.. “Rabbime hamd olsun beni mahcup etmedi..” diyordu. “Nasıl oldu?” diye sordum. Anlattı:
“Beni bilirsin, zeki değilimdir, aklım da pek bir şeye ermez. Fakat dualarım ve gönlüm elhamdülillah beni yanıltmadı.. Sevmek derken öyle körü körüne değil.. Sevdim ama çok istişare ettim ben, eğer eşim uygun biri olmasaydı “Bir kere sevdim” diyerek peşinden gitmeyecektim elbette..
Bir şeyi sevmeden, içime sindirmeden yapamazdım.. Çok dua ettim ben, “En hayırlısını sevdir gönlüme” dedim.. Öyle de oldu.. Evlilikte sorunlar olmaz mı? Elbette bizim de sorunlarımız oldu/oluyor..
Fakat gönlümün eşime karşı sürekli sevgi dolu olması, eşimin de bana aynı ışıkla bakması Allah’ın yardımıyla bu sorunları hep küçültüyor.. Esasen benim pek bi beklentim yoktu; sevgi dolu, uyum içinde yaşasak, Allah’a kul, birbirimize yoldaş olsak yeterdi.. Onun için akşamları eşimi kapıda karşılamayı, ona sevdiği yemekleri hazırlamayı seviyorum ben, ailesinin yanında onun göğsünü kabartmayı, onunla el ele yürümeyi, çocuklarımızla şakalaşırken onu seyretmeyi, beraber kitap okumayı, arkasında namaz kılmayı.. Velhasıl Allah yüzüme güldü, işte altı yıl oldu, beni dualarım, bir de gönlüm kurtardı..”

7.Kız:
Aramızdaki en seviyeli arkadaştı, tam bir hanımefendiydi.. İnsanlarla bütün iletişimini “saygı” çerçevesinde kurardı.. Yaptığı her işe özen göstermesi, en iyisini yapmaya gayret etmesi onun en belirgin özelliklerindendi..
Evlendiği gencin gerek fikri yapısını, gerekse ahlaki yapısını ciddi bir şekilde araştırmıştı.. Aileler arasında da uyum vardı, öyle olunca uzatmadan evlenmişlerdi..
“İyi misiniz?” dedim.. “Elhamdulillah” dedi..
Ona göre saygı, sevginin bekçisiydi.. Saygı olmadan sevgi yıpranmaya, tükenmeye mahkumdu.. Eşine neredeyse “siz” diye hitap edecek kadar saygı duyuyordu.. Yüzüne karşı ona “dünyanın en iyi erkeği” değerini veriyor, gıyabında sürekli onu onurlandırıyordu..
Saygı göstererek kendi saygınlığını korumayı ilke edinmişti..
“Elbette tartışmalarımız oluyor” dedi.. “Tamamen bambaşka ailelerde yetişmiş iki insan, birbirinin tıpatıp aynısı olamaz. Bu sebeple benim doğrum ona yanlış, onun doğrusu da bana yanlış gelebilir. Fakat biz uyumu, saygı ekseninde birbirimizle konuşmak ve birbirimize karşı anlayışlı davranıp zaman tanımakla elde ettik.. Sinirlendiğimiz zaman susmak, daraldığımızda ortam değiştirmek, sorunların üzerine üzerine gitmektense zamana yaymak ve saygıyı hiçbir zaman eksiltmemek.. Evliliğimden öğrendiğim şeyler bunlar oldu..”


Türlü türlü hatalar işledikten ve çokça zayiat verdikten sonra ben de şunları öğrendim;

1-İnsan evliliği için daha bekarlığında yatırım yapmalı.. Ahlaki, imani ve fikri olarak evliliğe hazırlanmalı.. “En hayırlısı için” dualar etmeli.. Rabbinden gönlüne “rıza” dilemeli..

2-Evleneceği adayı sıkı sıkıya araştırmalı, yakınlarını çapraz sorguya almalı. Hocası; “Efendi çocuk” dedi diye sınavı geçti kabul edilmemeli.. Sevene-sevmeyene, okuluna, işine, mahallesine, akrabasına teker teker sorulmalı..

3-Bu sorgu sualler; adayın ahlaki, fikri yapısını, karakterini, dünya görüşünü, tavır ve duruşunu, cemaatini, aile ve akraba münasebetlerini vb. şeyleri kapsamalı..

4-“Ne kadar maaş aldığı” sorulmasa bile, ailesini geçindirmek için gerekirse “simit satmaya” gönlü olup olmadığı geçmişinden geleceğine bakılarak araştırılmalı.. Elbette Allah’a rızık verici olarak tevekkül etmeli fakat bu rızkı celbedecek gayreti gösterip tekellüf[1] ehlinden olmamalı..

5-“Evlendikten sonra namaza başlayacak”, “Düğünden sonra kapanacak”, “Sen onu adam edersin”, “Bildiklerini öğretirsin” şeklinde gelen hüsnü kuruntulara aldanmamalı.. Eşlerin birbirlerine tebliğ yapması, öğretmenlik yapması çok zordur.. Böyle adaylarla evlenme niyeti olan kişi, kendisini en kötüsüne hazırlamalı. Yani; “Bu adam namaz kılmadı bunca zaman, bundan sonra da hiç kılmayabilir”, “Bunca zaman tesettüre riayet etmedi, bundan sonra da etmez” gibi.. İyiye giderse sevinip şükretmeli, fakat gidişat devam ettiğinde ise dövünmemeli.. Çünkü böyle kimselerle evliliği kabul etmek, en başta bu olumsuzlukları kabul etmek anlamına gelir.

6-Evliliği için boyundan büyük imtihanlar temenni etmemeli.. “Şehit hanımı olayım”, “Hasta çocuk bakma sevabı alayım”, “Fakir olsun da darlığa sabredeyim”, “Zengin olsun da infak edeyim” gibi şu haliyle sonucunu kestiremediği imtihanları dilememeli/çağırmamalı..

7-Sevmek, gönül kaptırmak evliliği kimi zaman bir rahmete çevirse de çoğu kez aldatıcı olmuştur.. Onun için görerek evlenenler bir kez düşünecek ise, severek evlenenler üç beş kez daha fazla düşünmeli.. Sevenin gözünün kör, kulağının sağır olduğu hesaba katılırsa yanlışa düşmemek için daha fazla ince eleyip sıkı dokumalı.. Duayı elden bırakmamalı..

8-Evlilik görüşmeleri “temiz” adaylar açısından genelde heyecanlı, çekimser, duygusal ve ‘ne yapacağını bilemez’ bir halde geçer.. Onun için süreci aceleye getirmemeli, özümsemek için akla ve kalbe zaman tanımalı.. En az beş aklı başına kişiyle istişare etmeli.. Bu istişareler kızın sınıf arkadaşları, gencin iş arkadaşlarıyla olmamalı.. Aileden, akrabadan, komşudan, kendisine fikir danışılan bir öğretmenden, hocadan görüş alınmalı..


Evliliğe adım atmak zor değil fakat bitirmek hiç de kolay olmuyor.. Onun için insan elinden gelenin en iyisi için gayret göstermeli, Rabbine ve kendisine mazeretler hazırlamalı.. Yine de olmazsa “takdir” deyip sabretmeli.. Hiç olmayacaksa “boşanmak da helal” deyip uzatmadan geri dönmeli..

Allah, bekarlarımıza salih-saliha eşler, içinde isminin zikredildiği ve şanının yüceltildiği cennet misali yuvalar ve cennete aday çocuklar ihsan etsin.. 

Evlilerimize ise rızası uğrunda güzel hal ve gidişatlar nasip etsin.. (Amin)

                                                                                                                            Ummu Reyhane






[1] Başkalarına yük olmak, külfet vermek.

42 yorum:

  1. Çok faydalı bir yazı olmuş, Allah razı olsun..

    YanıtlaSil
  2. Nasıl güzel derlenmis örnek alınacak bir yazi... Allah razı olsun.. Rabbim imtihanimizi kolay eylesin...

    YanıtlaSil
  3. Allah razi olsun

    YanıtlaSil
  4. Çok çarpıcı bi yazı okudum ....Kimi yerlerinde adeta kafama taş yedim gibi,Allah razı olsun....
    Dua ile...

    YanıtlaSil
  5. MasaAllah kardes cok aydinlatici bir yazi olmus kalemine eline saglik

    YanıtlaSil
  6. anne aday adayı13 Ağustos 2014 18:37

    yazarın üreticiliğine hayran kaldım :)

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Okurken ağlayacaktım neredeyse, Allah kaleminize kuvvet versin kardeşim. Ben ilham aldım, darısı diğer kardeşleriminde başına inşaAllah ^_^

    YanıtlaSil
  9. Yüreğinize sağlık. Gercekten çok mühim noktalar

    YanıtlaSil
  10. çok güzel bir yazı kaleminize ve gönlünüze sağlık.

    YanıtlaSil
  11. Eyvallah, allah razi olsun.

    YanıtlaSil
  12. çok çok güzel bir yazi olmus kardesim..çok duygulandim gerçekten.. Allah razi olsn!

    YanıtlaSil
  13. Allah razı olsun.Konuyu aydınlatıcı olmuş

    YanıtlaSil
  14. İnsana hizmet bir yazı allahrazı olsun..... tahammül duygusu yüksek,kontrollü dengeli,evinin rızkına herzaman öncelik veren ibadet hassasiyeti ile yaşayan kişileri birbirlerine nssibetsin rabbim.... Amin..

    YanıtlaSil
  15. ...Rabbimiz bizlere salih-saliha eşler, içinde isminin çokça zikredildiği ve şanının yüceltildiği yuvalar ihsan etsin."
    Allah sizden de razı olsun.

    YanıtlaSil
  16. Her seyde olduğu gibi evliliktede ölçü ve denge güzel.

    YanıtlaSil
  17. Soyledikleriniz güzel öğütler de ven su kısmı anlayamadim 'temiz aday' nedir Allah aşkına?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Temiz aday" tanımı; kimilerine göre "el değmemiş" kimilerine göre de "göz değmemiş" olabilir.. Fakat daha genel bir şey söyleyecek olursak, "kadın-erkek ilişkilerinde bazı yanlışları, hataları olsa da iffet ve haya perdesi yırtılmamış kimse" diye düşünebiliriz..

      Sil
  18. 3. Örnekte Sırf fikir ayrılığı yüzünden evlilikte bunalıma girecekse bunalıma giren(ler) de sorun vardır demektir. Fikir ayrılığı demek hayat ayrılığı demek değildir saygıyı ve anlayışı bildikten sonra.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli kardeşim, çok ciddi itikadi fikir çatışmaları evliliğin ilk başlarında "idare edilebilir" gibi gözükse de, zamanla, çocukların büyümesi ve onların eğitilmesi konusunda ciddi anlamda soruna dönüşebilmektedir..
      Sahabeyi yerden yere vuran bir babanın olduğu ailede, çocuklara peygamber sevgisi, ashab sevgisi anne tarafından nasıl verilebilir?
      En yakın akrabaya varıncaya kadar dışarıdaki herkesi küfürle itham eden, sürekli islami (!) şiddet saçan bir babanın olduğu ailede, çocuğa insani erdemler nasıl öğretilebilir..
      Bu minvalde örnekleri çoğaltmak mümkün.. Bahsettiğimiz basit ihtilaflar değil, ciddi soruna yol açacak, özellikle itikadi fikir ayrışmalarıdır.

      Sil
  19. Allah razı olsun bacım empati tecrübemi artıran bir yazı olmuş. Evlenirken terazim bu olur inşallah

    YanıtlaSil
  20. Başta kızlar çok ulvi gösterilmiş, sonra da umutsuz bi havayla anlatım yapılmış. kıssa pek iç açıcı değil. Gerçek hayat da bu mikyasla mizan edilmemeli. Neticede benim bu güne kadar ki müşahedem meşru tarzda evlenenler genelde dengi dengine düşüyor. Bir tarafın melek karşı tarafın zebani olması ancak sinemada olur. İslam uleması "Ayağını taşa çarpsan kendinde bi kusur ara" demişler. Musibete, imtihana düşmek istemeyen fazla hayaller ve beklentilere girmemeli (6. kız gibi). Ve kişi karşısındakini memnun etmeye çalışmalı ki kendine değer verilsin, sevilsin. Yani kadın kocasının rızasını kazanmaya çalışmalı. Peygamber (SAV) efendimizin emri. Yoksa çok akıl, kural, prensip işi yokuşa sürmektir. Allah'ın verdiğine kanaat edip rıza göstermek(çok kötü bi durum olmadığı sürece) en iyi formul. Biz kendi aklımızla yol açmaya çalıştığımız için her işte duvara çarpıyoruz. Halbuki Allah Rasulu yolu bize göstermiş, ona uymak bize yeter. Yani aile hayatında kadına ve erkeğe yüklediği vazifeleri yapmak gerek. Kadın kocasına hizmeti esaret olarak görse, erkek hanımına değer vermeyi hafiflik olarak algılasa onlar (kibirli ve gururlu olmanın tokadını yer) bi baltaya sap olmazlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli kardeşim, sitemiz daha çok bayanlara hitap ettiği için, hikaye kızlar tarafından ele alınmıştır.. Aynı hikayeyi erkekler tarafından ele aldığımızda pek çok değerli gencin uygunsuz kızlar elinde ziyan olduğu vakidir.. Örneklemeler ütopik değil, bizzat hayat içinde sıkça karşılaştığımız şeylerdir..
      Ama elhamdulillah güzel evlilikler de azımsanmayacak kadar mevcuttur.. Amacımız bekar kardeşlerimize evlililerin yaşamış olduğu tecrübeleri aktararak onlara bir nebze olsun ışık tutabilmektir..
      Yorumunuzda ifade ettiğiniz şeylere aynen katılıyoruz, katkınızdan dolayı teşekkür ederiz..

      Sil
  21. ALLAH (c.c) hakkımızda hayırlısı ne ise onu temenni ediyorum.
    Aklıma bu ayeti kerime geldi:
    "Kötü kadınlar, kötü erkekler içindir. Kötü erkekler, kötü kadınlar içindir. Temiz kadınlar, temiz erkekler içindir. Temiz erkekler, temiz kadınlar içindir. İşte onlar, (kendileri haklarında) söylenenlerden berî (uzak) olanlardır. Onlar için mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi) ve kerim (Allah'tan ikram edilen) rızık vardır."(NUR SURESİ-26-)

    YanıtlaSil
  22. çok güzel bir yazı .rabbim razı olsun yüreğinize sağlık .

    YanıtlaSil
  23. Allah(c.c) gönlümüze göre birini karşımıza çıkarsın inşallah Güzel yazı yazmış lar Son iki kız ın durumu güzel Vesselâm

    YanıtlaSil
  24. Bence günümüz evliliklerinin en büyük sorunu sorumluluklarımızı, haklarımızı, rollerimizi Allah ve Rasülü çizmiyor. Sanki ev hanımlığı, annelik, eşlik bayağı ve basit işlermiş gibi görülerek değersizleştirilmemeli, çocuğunu emziren ve güzel ahlak veren bir annenin sevabı, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden bir beyden az değildir der peygamberimiz. "Muhammed'in(a.s) ilk mucizesi Haticetül Kübradır." der C.Meriç. En büyük Hatice! neden en büyük? Çünkü 6 çocukla kendisini bir başına bırakıp hiraya çıkan ve günlerce gelmeyen bir kocaya dırdır etmeyen, hatta belki kundaktaki Fatımasıyla, deveyle saatlerce yürüme ve tırmanma mesafesindeki hiraya, kocasına azık götüren büyük insan. Çünkü sevgilisinin derdini anlamış, vahyi alıp eve telaşla ve korkuyla dönen kocasını teskin edecek kadar büyük bir kadın. Eğer onu kuşatıp anlamasa, derdini anlamasa onu teskin edebilir miydi? Peki bu sorun nasıl çözülür? Erkek ve kadın öncelikle Kuranı ve hadisleri Rabbim bana ne rol biçmiş acaba diyerek okumalı ve buna yürekten teslim olmalı. Şunlar işime geliyor, bunları uygulayayım ama bunlar da işime gelmiyor günümüze göre, konjonktüre göre yorumlayayım gitsin dersek huzuru bulamayacağımızı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  25. Allah razı olsun...

    YanıtlaSil
  26. Ben de bir heyecanla dusunmeden evlendim. Esim eve geceyarisindan once gelmez. Bir de kucuk oglum var babasiz buyuyor. Bosanmam soyluyor cevrem. Ama bosanirsam ne degisecek ki hayatimda yine yalnizim yine yalnizim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah yardımcınız olsun kardeşim, boşanmak -işler çığırından çıkmadıysa- çözüm değil.. Allah'a güvenip dayanın, suçlamak yerine üzerinize düşeni yapmaya gayret edin, yuvanız için mücade edin inş. Allah yardımcınız olsun.

      Sil
  27. Evlilik ile ilgili değerlendirmeler de tek tarafı dinleyerek yorum yapmak çok doğru değil..
    burada kendileri hakkında konuşulan beylere de söz hakkı verilseydi bambaşka bir yazı çıkabilirdi..
    bir de ben bu örneklerden mücahide bir hanım iseniz ve öyle kalmak istiyorsanız evlenmeyin en iyisi izlenimini gördüm..
    gönlünün peşinden giden çok da benzer dertler ile dertlenmeyen arkadaşınızın anlatımına göre gayet iyi bir evliliği var..bkz 6. kız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim, bu yazı evlilik değerlendirmesi veya eşler arasındaki sorunların halline ilişkin bir yazı değildir. Sadece bir dönemin kızlarının tercihlerini ve bu tercihlerin sorgulamasını yapmaktadır. "Evlenmeyin" çıkarımı ise tamamen zorlama olmuş.. Yazının tercihi de, 6. kızdır zaten.. evlenmeyen kız değil..

      Sil

  28. 6. KIZ
    "...gönlümün eşime karşı sürekli sevgi dolu olması, eşimin de bana aynı ışıkla bakması Allah’ın yardımıyla bu sorunları hep küçültüyor.. Esasen benim pek bi beklentim yoktu; sevgi dolu, uyum içinde yaşasak, Allah’a kul, birbirimize yoldaş olsak yeterdi.. Onun için akşamları eşimi kapıda karşılamayı, ona sevdiği yemekleri hazırlamayı seviyorum ben, ailesinin yanında onun göğsünü kabartmayı, onunla el ele yürümeyi, çocuklarımızla şakalaşırken onu seyretmeyi, beraber kitap okumayı, arkasında namaz kılmayı.. Velhasıl Allah yüzüme güldü, işte altı yıl oldu, beni dualarım, bir de gönlüm kurtardı..”

    7.KIZ
    """Eşine neredeyse “siz” diye hitap edecek kadar saygı duyuyordu.. Yüzüne karşı ona “dünyanın en iyi erkeği” değerini veriyor, gıyabında sürekli onu onurlandırıyordu.."""

    Evliliklerinde her zaman " Güçlü, Haklı ama MUTSUZ " olmak yerine " Zayıf, kocaya muhtaç ama Mutlu" olmak isteyen kızlarımızın "kocaları kullanma kılavuzu"

    Tek sayfa ve basit...

    Anlamamak için ya erkek düşmanı FEMİNİST yada anlama özürlü BAYAN olmak lazım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani ne diyorsunuz kardeşim, yorumunuz pek anlaşılmıyor?

      Sil
  29. Ben yeni bir şey demiyorum. Sadece yazarın söylediklerini tekrar ediyorum.

    Yazıda yer alan 6. ve 7. kızların kendi ifadelerinden yaptığım alıntılar ile bu kızlarımızın doğru olanı yaptığını, kocalarına gösterdikleri GÜLERYÜZ, duydukları samimi SAYGI ve verdikleri gerçek SEVGİ ile erkeğine erkekliğini hissettirdikleri, onlar ile çatışmaya ve yarışmaya girmedikleri, ALMAK'dan çok VERME' yi tercih ettikleri için MUTLU olduklarını NAKLEDİYORUM.

    Ben sadece 6. ve 7. kızlarımızın Evliliklerinde her zaman " Güçlü, Haklı ama MUTSUZ " olmak yerine " Zayıf, kocaya muhtaç ama Mutlu" olmak isteyen kızlarımız için "kocaları kullanma kılavuzu" olan sözlerine dikkat çektim.

    YanıtlaSil
  30. Güzel bir yazı olmuş kardesimizin eline sağlık. Bu zamanda insanlar eşlerini seçerken maalesef ya güzelliğe ya da servete bakar hale geldik. Şunu unutmamalıyız ki dinini bilen kadın olsun erkek olsun ailesine nasıl davranacağını bilir sorumluluklarinin farkindadir. Bu yüzden eş seciminde ince eleyip sık okumak lazım

    YanıtlaSil
  31. Sa. Eşinin arkadaşıyla ilgili durumunu soran kardeşim. Lütfen bize mail adresimizden yazar mısınız? Böyle özel konuların herkese açık konuşulması doğru olmaz. Selametle.

    YanıtlaSil
  32. Sa. Eşinin arkadaşıyla ilgili durumunu soran kardeşim. Lütfen bize mail adresimizden yazar mısınız? Böyle özel konuların herkese açık konuşulması doğru olmaz. Selametle.

    YanıtlaSil
  33. Allah razi olsun çok güzel bi yazi olmuss

    YanıtlaSil
  34. Bu yazıyı çok seviyorum, ara ara okuyorum, Allah sizden razı olsun.

    YanıtlaSil