Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

6 Ağu 2014

Çocuğun Doğumunda Terbiyeci Neler Yapar?


ÇOCUĞUN DOĞUMUNDA TERBİYECİ NELER YAPAR?

 Doğum vaktinde, terbiyecilerin yapması gereken hükümlerin en önemlilerini şöyle özetleyebiliriz:

1-Doğum anında anne kurtulunca ‘Geçmiş olsun’ demeli ve tebrik etmelidir.
Bir Müslüman kardeşinin çocuğu dünyaya gelince onun sevincini paylaşmak ve tebrik etmek müstehabdır. Bu aradaki dostluğu kuvvetlendirir ve ilgiyi tamamlar.
 Yüce Allah, Hud suresinde,  İbrahim kıssasında şöyle buyurur:
“Andolsun ki elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi. Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik. O esnada hanımı ayakta idi ve (bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı, İshak'ın ardından da Ya'kub'u müjdeledik.” (Hud 69-71)
  Al-i İmran suresinde, Zekeriyya kıssasında şöyle buyrulur:
“Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi. Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir kelime olan İsa’yı tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.” (Al-i İmran 38-39)
 Yine Meryem suresinde şöyle buyrulur:
“Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.” (Meryem 7)

2-Doğan çocuktan dolayı tebrik ve esenlik dileğini bildirmek:
İmam ibni Kayyım el-Cevziye, Tuhfetu’l Mevlud adlı kitabında, Ebu Bekr el-Münzir’den rivayet etmiştir; Ebu Bekr diyor ki:
Hasan el-Basri’ye; “Yeni doğmuş birine ne dememiz uygun olur?” diye sorulunca, Hasan el-Basri şöyle dedi: “Sana bir çocuk bağışlandı, mübarek olsun, bağışlayana şükret, iyilikle rızıklansın, kendini bilecek, anlayacak, işini görebilecek çağa eriştirilsin!”

3-Doğum olayı meydana geldiğinde çocuğun bir kulağına ezan, diğer kulağına kamet okumanın müstehablığı:
İslam’ın doğan çocuk için meşru kıldığı hükümlerden biri de, sağ kulağına ezan, sol kulağına ikamet okumaktır. Bu doğduktan hemen sonra yapılır.
Ebu Rafi radıyallahu anh’den yapılan sahih rivayette sahabi şöyle anlatıyor:
“Hz. Fatıma, Hasan’ı doğurduğunda Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in onun kulağına ezan okuduğunu gördüm.”  (Ebu Davud-Tirmizi)
Ezan ve kamet okumanın sırrını İbni Kayyım el-Cevziyye, Tuhfetu’l Mevlud adlı kitabında şöyle anlatır: “İnsanın dünyaya gözlerini açarken kulaklarını ilk çalan ses, Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini ifade eden sözün olması, İslam’a girmeyi sağlayan şehadet kelimesinin duyulmasıdır. Bu bir bakıma dünyaya ayak basan çocuğa İslam şiarını telkin sayılır; nasıl ki dünyadan ayrılırken de kelime-i tevhid telkin edilir… Çocuk anlamasa bile ezan sesinin kalbine inip tesir bırakacağında şüphe yoktur. Diğer bir faydası da şeytanın ezanın sözlerini duyunca kaçması, çocuktan da uzaklaşmasıdır.”

4-Çocuk doğunca ağzına tatlı bir madde dokundurmak:
Hurmayı ağızda çiğnedikten sonra çocuğun ağzına dokundurmaya tahnik denir ve müstehabtır. Çiğnenen hurmadan bir parça parmağa konularak, çocuğun ağzına sürülür. Aynı zamanda ağzının sağına soluna hareket ettirilerek çocuğun ağzının içi çiğnenen maddeye temas sağlanmış olur. Hurma olması sünnettir, şart değildir.
Bundaki hikmet, çocuğun ağız kaslarını, çene nahiyesini harekete geçirip kuvvetlendirmek, böylece anasının göğsünü daha çabuk tutmasını sağlamaktır. Ayrıca bunun ruh üzerinde de bir takım olumlu tesirleri düşünülebilir. Bu bakımdan belirlenen sünneti, takva ve salah ile bilinen, tanınan bir kişinin yerine getirmesi, böylece çocuğun mübarek ve takvayla mevsuf kişilik kazanması bakımından daha uygun olur.
Tahnikin müstehab olduğuna dair pek çok hadis mevcuttur. Bunlardan birini Ashab’dan Ebu Musa radıyallahu anh rivayet ediyor:
“Bir oğlan çocuğum dünyaya geldi, onu alıp Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem‘in yanına getirdim. Adını İbrahim koydu. Sonra da ağzına hurma alıp iyice çiğnedikten sonra çocuğumun ağzına sürdü, bereket ile dua ettikten sonra çocuğumu bana geri verdi.” (Buhari-Müslim)

5-Doğan çocuğun saçını kesmek müstehabtır:
Bu da doğumdan sonra yedinci gün yerine getirilir. Çocuğun kesilen saçı tartılır, ağırlığınca gümüş fakirlere dağıtılır.
Bundaki hikmet iki türlüdür; Biri sıhhi sebebe dayanmaktadır. Çünkü saçı kesilen bebeğin saç kökleri kuvvetlenir, baştaki gözeneklerin teneffüsü sağlanır. Aynı zamanda göz, koku alma, ve işitme gibi organların hassasiyetini artırır.
İkincisi de sosyal sebebe dayanmaktadır.
İslam hemen her konu ve meselede fakiri gözetmiş sosyal dengeden yana bir adım atmıştır. Çocuğun kesilen saçları ağırlığınca gümüş dağıtmakta buna bir örnektir. İslam fakihlerinin bunun müstehab olduğuna dair delilerine gelince: Cafer bin Muhammed radıyallahu anh ’dan oda babasından yaptığı sahih rivayete göre;
“Hz. Fatıma radıyallahu anha oğulları Hasan ile Hüseyin’in saçlarını kestirip ağırlığınca gümüş tasadduk etti. Aynı zamanda, Ümmü Gülsüm ile Zeyneb’in saçları ağırlığınca gümüş tasadduk ettiği bir gerçektir.” (İmam Malik – Muvatta)

Çocuğun saçını kesme meselesinden saçların bir kısmını kesmek, yada başının bir kısmını traş etmek gibi fer’i meseleler ortaya çıkmaktadır. Saçın bir kısmının traş edilmesi hakkında peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in nehyi bulunmaktadır. Abdullah bin Ömer radıyallahu anh ’dan yapılan sahih rivayete göre; Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem; “Çocuğun başının bir kısmının traş edilmesini men etmiştir.” (Buhari-Müslim)


Bunun men edilmesi Allah ve Peygamberinin adaleti, her işte dengeyi en mükemmel ölçüde sağlamayı çok sevdiklerindendir; o kadar ki, insanın kendisi ile ilgili hususlarda bile bu adaletin gözetilmesi istenmiştir. Örneğin yarı güneşte yarı gölgede oturmamız uygun karşılanmamamışdır, çünkü bu durumda bedenin bir kısmına haksızlık söz konusudur. Bunun gibi tek ayakkabı ile yürümekte men edilmiştir; ya ikisini kullanmak değilse yalın ayak yürümek tavsiye edilmiştir. İşte bunlar gibi başın bir kısmının abes olacak şekil de kesilip bir kısmının bırakılması, uygun görülmemiştir çünkü böyle yapmak bir bakıma başa haksızlıktır.

                                                                                                                                Ummu Sehle


Not: "Anne-Çocuk Fıkhı" bölümümüze hazırlayacağı yazılarla aramıza katılan sevgili kardeşimize ilk yazısı vesilesiyle "Hoşgeldin" diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz. (Editör)

2 yorum:

  1. bebeğin kafasındaki tüm saçlar mı traş edilmeli bir ufak parçacık mı kesilmeli???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim, bütün baş fakat çok hafif bir şekilde. Zaten bebeğin başı yumuşak olduğu için oldukça nazik bir şekilde kesebildiğimiz kadar olmalı.

      Sil