Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

6 Tem 2014

O da Anneydi..

                                                                          O DA ANNEYDİ.. 

Bugün çok klasik ve sıradan bir hikaye anlatacağım; her annenin yakından tanıdığı bildiği.. Daha da ötesi yaşadığı..
Hangi anne bilmez ki; yorgun akşamları, uykusuz geçen geceleri, susmak bilmeyen çocukları, duvarların üstüne üstüne gelmesini, çaresizlikten gözyaşlarının hücum etmesini ve yüreğin bin parçaya bölünmesini..
O günlerden biriydi yine..
Akşama kadar üstümden bir dakika öteye gitmemişti.. 36 saattir uyuduğum uyku, 3 saati geçmemişti.. Yığılmak üzereydim fakat hala nasıl ayakta duruyordum, ben bile kendime hayret ettim.. Anne olmak böyle bir şey miydi?
Kimi zaman “Yavrum bi dur Allah aşkına” diye yaka silkecek oluyordum, kimi zaman el kadar çocuğa gösterdiğim anlayışsızlığa bakıp kendime kızıyordum.. Öyle böyle derken gözüm saatte; “Akşam olsa da bi uyusa artık” diye..
“Yorulmuştur hemen uyur” dediğim, “İyice yorulsun” diye dışarılarda oynattığım çocuğumun uyuması, yine iki saati buldu..
“Yavrum, az annene de bırak bir şeyler.. Sömürgeci misin nesin? İlla ki gücümün son damlasına kadar tüketecek misin beni?”
Evet, tüketti.. Nihayet yatağına bıraktım ve çıktım yanından..
“Uyusam, sabah aynı sil baştan.. Bir abdest alsam, güzel bi namaz kılsam, biraz ruhum yenilense, iyice yoruldum dünyadan, biraz ötelere uzatsam ellerimi..”
Derken abdestimi alıp gecenin karanlığında balkonda kıldım namazımı.. Duamı yapıp içeri girecekken; “Şöyle bir bakayım etrafa” diyerek uzattım başımı balkondan aşağı..
Sitenin parkında dolaşıyordu iki kişi.. Hem de bu saatte.. İyice dikkat kesildim; bir kadın, genç ve iri cüsseli bir çocuğun elinden tutmuş dolaşıyordu.. “Allah allah kim ki bunlar?” derken tanıdım..
Alt komşumuzdu.. Muhtemelen 25 yaşında vardı oğlu.. Rahatsızdı, bebek gibiydi, kimi görse gülerdi.. Annesi tutmuş elinden gezdiriyordu.. Kadın, yıllardır bir kez olsun çöp atmaya bile çıkamamıştı yalnız.. Yıllardır, sürekli gece nöbetleri korkusuyla defalarca sıçrıyordu yatağından.. Yıllardır titriyordu üzerine.. Sonu yoktu, ne bekleyeceği bir yaş, ne dolduracağı aylar vardı önünde..
O da anneydi..
Bense biliyordum, 2 yaşını doldurduğunda artık kendi başına oynayabilecek birkaç saat.. 4 yaşına geldiğinde kendine yepyeni bir dünya kuracak.. Ardından okul yılları.. Şehir dışında mı okuyacak? Yurt dışında mı? Sonra evlenip yuvadan uçacak..
Kaç yılım var ki şunun şurasında?
Yarın öpmek isteyeceğim, “Anne gitsene” diyecek, dudaklarımdan arta kalan izi silecek..
Sarılmak isteyeceğim, “Bebek miyim ben?” diyecek..
Yarınlar bana ve çocuğuma bambaşka yenilikler, değişimler getirirken o anne, çocuğunun yemeğini yedirmeye devam edecek, elinden tutup parklarda dolaştırmaya ve bir an bile gözünü ondan ayırmamaya..
Bu gece uykuya dalarken çokça hamd var dilimde ve dağlar kadar büyük bir utanç gelip oturdu yüreğime..
Bunca nimetin içinde şikayet etmek ne büyük arsızlık..
Ne çok unutuyoruz Allah’ım, ne de gafiliz böyle..
Elimizde iken “sıradan” gibi gördüğümüz fakat elden gidince ne kadar “olağanüstü” olduğunu idrak ettiğimiz nice nimetin için nasıl şükretsek sana?
Ve nasıl pervane olsak sağlık ve sıhhat içindeki çocuklarımızın etrafında?


                                                                                                                           Ummu Reyhane

2 yorum:

  1. Çok duygulandım gerçekten ve aslında ne kadar anlamsız şeyler için şikayet ettiğim geldi aklıma.Arada silkelenmek lazım,bu yazı tam da can evimden vurdu beni.Çok şükür yavrum sağlıklı oldugu için...

    YanıtlaSil
  2. anne aday adayı9 Temmuz 2014 06:30

    Allah razı olsun ne kadar güzel bir hatırlatma oldu biz şükürsüzler için.....

    YanıtlaSil