Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

28 Haz 2014

Ramazan Risalesi

                   



                                          

RAMAZAN; EĞİTİM AYI

 “Ramazan ayı ki, Kur’an o ayda indirildi..” (Bakara 185)

Ramazan’ın anlam dünyası:

1-“Ramazan” ismi “Ramazî” kelimesinden türemiştir. “Güz yağmuru” anlamına gelmektedir. Güz yağmuru; yazın sonunda kuraklıktan, susuzluktan çatlamış topraklar, ağaçlar ve bitkiler suya hasret hale gelmişken gerçek bir rahmet olarak her yeri temizler. Dünyada yaşayan bütün varlıkların suya kanmasına vesile olur.
Güz yağmuru mesabesinde olan Ramazan ayı da; onu gereği gibi yaşayanları manevî kirlerden, paslardan yıkar. Günahlardan temize çıkarır. Aynı zamanda onların yanmış kalplerini rahmete kandırır, huzura kavuşturur.

2-“Ramazan” ismi “Ramza” kelimesinden türemiştir. Ramza; yazın güneşin hararetinden taşın, toprağın aşırı bir şekilde ısınması, adeta kor haline gelmesine denir. Yaz güneşi altında toprak nasıl kavruluyorsa, özellikle yaz günlerinde oruç sebebiyle insanın içi de açlık ve susuzlukla yanmakta ve kavrulmaktadır.
Oruçlu kişi bu ameli sadece Allah için yaptığında, bilinçli bir yanma gerçekleşir. İşte bu yanmayla beraber, oruçlunun günahları da yanar, kül olur. Buna göre Ramazan; günahlardan arınma ayıdır.

3-“Ramazan” ismi “Ramz” kelimesinden türemiştir. Ramz; bileme/bilenme anlamlarına gelmektedir. Araplar savaş mevsiminin yaklaşması nedeniyle, kılıçlarını, oklarını iki taşın arasında döverek bileme ve keskinleştirme işlemini bu ayda yaparlardı.
Bu anlamda Ramazan ayı; şeytana karşı, nefsin kötü arzu ve isteklerine karşı bir bilenme, bir keskinleşme operasyonudur. Bir irade eğitimidir.

Ramazan’da en önemli amel ve fikir, takva:

“Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki, takva sahibi olursunuz.” (Bakara 183)
Takva; sakınmak, korkmak, kaçınmak, titiz olmak, özen göstermek, sorumluluk sahibi olmak anlamlarına gelmektedir. Hz. Ömer’in deyişiyle; “Dikenli bir yolda, dikenlere değmesin diye paçalarını toplayarak yürümektir.” Yani; günah ve hata dikenleriyle dolu olan şu dünya tarlasında, günahları küçük görmemek, her birinden özen ve titizlikle kaçınmak demektir.
Oruç; elimize, ayağımıza, dilimize, gözümüze, kulağımıza, aklımıza, kalbimize ve bedenimizin her azasına bir parça takva koymaktır. Dünyada başıboş ve umursamaz değil, sorumluluk bilinci ve titizlikle yaşamak demektir.
Oruç; şeytana ve nefsimizin kötü arzularına karşı bilenmek ve irademizi güçlendirmek için özel eğitim almak demektir. Her akşam şeytanla aramızdaki maçta kaç sıfır önde veya geride olduğumuzu hesap etmektir.
Oruç; hazları gemlemek, nefsin esiri olmamak ve her istediğimize kolaylıkla ulaşabildiğimiz şu dönemde, hızımızı yavaşlatmak demektir. İsteklerimiz Allah’ın istekleriyle uyuştuğu zaman ona el uzatabilmektir. Değilse elimizin o konuda yok olması, helak olması, kırılması demektir.
Oruç; içimizdeki ve dışımızda tüm insan ve cin şeytanlarını zincire vurmaktır. Fısıldadıkları halde onları duymamak, yaklaştıkları halde onlardan uzaklaşmak, bize varan bütün kapıları onlara kapatmak demektir.
Oruç; sabrın yarısıdır. Oruçlu insan, hem açlık ve susuzluğa hem de insanlardan kaynaklanan eziyet ve sıkıntılara sabreder. Oruçlu insanın sinirlenmesi, sert davranması, acelecilik ve telaş davranışları göstermesi, “Oruç Kafası”ndan değil, kişinin kendi iradesizliğinden kaynaklanmaktadır. “Oruç Kafası” adı altında uygunsuz davranışlara mazeret bulmak, oruca atılmış büyük bir iftiradır.
Oruç; bir nefis muhasebesidir. Hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekmektir.
Oruç; her türlü tutsaklık ve bağlardan kurtulup gerçek özgürlüğe kanat çırpmaktır.
Oruç; hayatımıza yeni bir sayfa açma ve hayatımıza yeni bir yön verme fırsatıdır.
Oruç; Ramazan’ı çok sevmek, öyle ki yılın tamamının Ramazan olmasını dilemektir. Öyle ki, Ramazan’dan sonra, bütün bir yılı Ramazan gibi yaşama gayreti göstermektir.

Ramazan Ayının Faziletine Dair Birkaç Hadis:

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Şayet kullar Ramazan'ın ne olduğunu bilmiş olsalardı, ümmetim senenin tamamının Ramazan olmasını temenni ederdi.”[1]

“Size Ramazan ayı, bereket ayı geldi. Allah bu ayda sizi rahmetiyle örter. Rahmet iner, günahlar dökülür. Bu ayda Allah duaları kabul buyurur. Allah sizin hayırlı amellerde birbirinizle yarışmanıza bakar ve sizinle meleklere karşı övünür. Bu sebeple Allah da sizin hayırlı işlerinizi görsün. Şüphesiz gerçek bedbaht bu ayda Aziz ve Celil olan Allah’ın rahmetinden mahrum kalandır.”[2]

Rasûlullah (s.a.v) Şaban ayının son gününde bize bir hutbe irad ederek şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Büyük ve mübarek ayın gölgesi üstünüze düşmüş bulunuyor. Onda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Allah bu ayın gündüzlerinde oruç tutmayı farz, geceleyin namaz kılmayı nafile kılmıştır. Allah’a yakınlaşmak ümidiyle bir hayır işleyen bir kimse diğer aylarda bir farz eda etmiş gibi olur. Bu ayda bir farz eda eden bir kimse diğer aylarda yetmiş farz eda etmiş gibidir. Bu ay sabır ayıdır, sabrın sevabı ise cennettir. Bu ay merhametleşme ayıdır. Bu ayda müminin rızkı arttırılır. Bir oruçluyu iftar ettirmek, iftar ettirenin günahlarının bağışlanmasına ve cehennem ateşinden azad edilmesine sebep olur. Oruç tutanın ecrinden bir şey eksiltilmeksizin de ona oruç tutanın ecri gibi sevap verilir.”

 “Ey Allah’n Rasûlü” dediler. “Hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek kadar bir şey bulamıyoruz.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Allah aynı sevabı bir hurma tanesi yahut bir yudum su yahut su katılmış bir yudum süt ile iftar ettirene de verir. Bu başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan bir aydır. Bu ayda kölesinin yükünü hafifletene Allah mağfiret buyurur ve onu cehennem ateşinden azad eder.

Bu ayda şu dört şeyi çokça yapınız. Bunlardan iki tanesi ile Rabbinizi razı edersiniz. İki tanesine de çokça ihtiyacınız vardır. Kendileriyle Rabbinizi razı edeceğiniz özellikler, Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet getirmek ve ondan mağfiret dilemektir. Kendilerine muhtaç olduğunuz iki haslet ise Allah’tan cenneti istemek, cehennemden de sığınmanızdır. Oruçlu birisine içecek bir şey verene Allah, benim Kevser Havuzumdan içirecektir ve cennete girene kadar da bir daha susamayacaktır.”[3]  

Ramazan Tavsiyeleri:

Ramazan ayının gölgesi üzerine düşmüş olan kardeşim!
1-“Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire bağlanır.”[4] Ancak, eğer sen cennetin kapılarına dayanmazsan, kim açar o kapıları? Sen cehennemin kapılarını çalıyorsan, kim kapatır onları sana? Sen şeytanları bağlarından çözüyorsan, kim onları zincire vurur? İçinde bulunduğun ay, hürmetiyle seni korur diye aldanma! Sen onu korumazsan o da seni korumaz.

2-Ramazan ki, Kur’an’ın indirildiği aydır. Bu ayda Kur’an, senin kalbine ve yüreğine sanki ilk sefer nazil oluyormuşçasına inmelidir. Ramazan ayında Kur’an’ı hatmetmek faziletlidir. Ancak anlaşılmadan yapılan hatimlerden çok fazla beklentin olmamalı. Önemli olan bitirmek değil, anlayarak devam edebilmektir. Günde 5-10 sayfa da olsa Kur’an’ı mutlaka anlamıyla beraber oku. Öyle ki, O senin hayat rehberin ve yolunun meşalesi olsun.

3-“Hangi konum ve durumda olursan ol, Allah’ı zikretmek ve tesbih etmekle dilini yaş tut.”[5] Böylece kıyamet günü inşaallah seni şaşırtacak bir sevap hazinesine sahip olursun.

4-Ramazan’da gece kıyamlarına alış ve sekiz rekat da olsa teravih namazı kılmaya gayret et. Çünkü, “Secde etmek kadar kulu Allah’a yaklaştıran başka bir duruş yoktur.”[6]

5-Ailen, çocukların ve çevren hakkında Allah’tan kork. Onlara daha yumuşak ve sevecen davran. Onları her zamankinden fazla olarak cennete kazanmaya çalış. Okuduklarını anlat, düşündüklerini paylaş. Öyle coşku, sevinç ve mutluluk dolu ol ki, Ramazan’ın mutluluğunu onların üzerine de cömertçe dağıt.

6-Dünyanın gereksiz ve abartılı meşguliyetlerinden uzak dur. Yemeğin sade, kıyafetin sade, misafirin sade olsun. Ramazan ki, zühd ve kanaat ayıdır. Bu ayı iftar krizi, misafir trafiği ve bayram alışverişiyle elinden kaçırma. İftar ve sahurda çok yeme. Misafirine gösterişe kaçacak derecede ikram etme. Misafirlerini daha çok fakirlerden ve gariplerden seç. Çünkü bu ay; zenginlerin kendi aralarında davetleşme ayı değil, aralarına garipleri alma ayıdır.

7-İftar vakitlerini mutfak ve alışveriş koşturmalarıyla geçirme. Vaktini güzel ayarla ve iftar saatini dua ile değerlendir. Çünkü “Her oruçlunun iftar vaktinde makbul bir duası vardır.”[7] 

8-“Bu aydan mahrum kalan kimse bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir.” Kardeşim! Rabbim, bu ayı en hayırlı şekilde değerlendirmeni ve arınmış olarak tamamlamanı nasip etsin. Öyle ki, ömrün bir Ramazan rahmetiyle sona ersin…

Ramazan’ımız mübarek olsun..
Cennet yolunda nice hayırlara vesile olsun..

                                                                                                                             Ummu Reyhane





[1] Beyhaki/Sünen 3/335.
[2] Heysemi/Mecmeu’z-Zevaid 3/142.
[3] İbni Huzeyme/Sahih 3/191.
[4] Buhari/Savm 5. Müslim/Sıyam 1. Nesai/Sıyam 4.
[5] Kitabu’z-Zühd ve’r-Rekaik/Abdullah ibni Mübarek 935.
[6] Müslim/Salat 215.
[7] Müslim/Tevbe 27. Darimi/Rikak 17. Tirmizi 2526.

1 yorum:

  1. Allah senden razi olsun kardes okudum tekrar tekrar gene okudum cok isabetli bir yazi olmus.

    YanıtlaSil