Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

2 May 2014

Çocuğun İbadet Eğitimi Yazı Dizisi (4.Bölüm)



NAMAZ EĞİTİMİ
Dinimizin direği, gözümün nuru, hayatımızı düzenleyen, günümüze anlam katan, başımızın tacı namaz..
Müslüman aileyi, Müslüman toplumu birbirine kenetleyen bireysel ve toplumsal ibadetimiz.. Hakkın onayında kıyamımız, dirilişimiz, secdemiz, teslimiyetimiz..
Bir erkeği hanımına, bir kadını kocasına, bir çocuğu anne-babasına güzel gösteren, süsleyen zinetimiz..
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmayı öğretin…"[1]
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Sağını solundan ayıracak yaşa geldiği zaman çocuğa namaz kılmasını öğretin." [2]
Şeytanın namazdan alıkoyma kampanyalarını daha da yaygınlaştırdığı asrımızda, çocuklarımıza namaz alışkanlığı kazandırmak gitgide güçleşiyor. Her gün yeni bir engelleyici üreten şeytana karşı, sevdirici yöntemler üretmek konusunda bizler sönük kalıyoruz.
Gerektiği gibi namaz kılan bir çocuk yetiştirmek, böyle bir gencin anne-babası olmak; daha dünyadayken cennetin esintisine doğru yol almak demektir.
Namaz eğitiminde dikkat etmemiz gereken bazı hususları şöyle sıralayabiliriz:
1-Önemsemek:
Anne-babalar neye önem verir, yapılması konusunda ısrarcı ve kararlı davranırlarsa, çocuklar da ona önem verirler. Her anne-babanın asla yaklaşılmaz kırmızı çizgileri vardır. Çocuklar bu kırmızı çizgileri ta küçük yaşta öğrenirler ve kolay kolay aşmazlar.
Örneğin; dört yaşındaki çocuğumuz bile tuvalet terliğinin kapının önünde bırakılması gerektiğini, o terlikle asla paspasın üzerine basılmayacağını bilir. Neden? Çünkü etraflıca anlatmış, yaptığı ilk hatayı ciddiye almış, "Bir daha olmasın" ikazını ısrarla yapmışızdır.
Namaz bu küçük örnekten çok daha ciddi bir şekilde çocuğa öğretilmeli ve yerleştirilmelidir. "Çocuğum şimdilik küçük. Biz anne-baba olarak ona örnek oluyoruz zaten. Büyüyünce dinini öğrenecek ve kendi isteğiyle daha bilinçli bir şekilde kılacaktır." şeklindeki yaklaşım tarzı çok yanlıştır.
Bizler çocuğumuzun geleceği hakkındaki hiçbir kararı kendisine bırakmayız. Karnının ne zaman doyması gerektiğini, ne kadar uyuyacağını bile biz belirleriz. Hangi okulda okuyacağını, hangi mesleği seçeceğini vs.. Ona sormayız veya "Büyüyünce tuvalet terliğini kendi seçimiyle kapının önünde çıkarır" demeyiz. Geleceği konusunda hiçbir şeyi şansa bırakmazken, ibadet konusunda onun seçimine ihtiyaç duyuyor, işi şansa bırakıyoruz.
Bütün uzmanlar çok iyi bilirler; çocuğun davranış kazanması açısından en önemli gelişim süreci 0-7 yaştır. Bir robot gibi farz edelim, yedi yaşına kadar robotu tasarlar, programlarını hafızasına titizlikle kaydederiz. Yedi yaşını doldurduktan sonra da onu piyasaya süreriz. Çocuk da böyledir. Kendisi bilmez ama, 0-7 yaş arası zihnine kaydedilen vidoları bütün ömrü boyunca sahnelemeye devam eder.
Nitekim Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Daha sonra anne ve babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi  yapar…”[3]
Çocukta yerleşen din ve ibadet, yani hayat tarzı ve yaşam biçimi olgusu, genelde ailenin hassasiyetlerinden kaynaklanır. Tabi Hz. Nuh'un oğlu gibi istisnalar da vardır.
2-Namaz Önce Alışkanlıkla Başlar:
Yedi yaşındaki bir çocuk yanlışı-doğruyu tamamen ayırt edebilecek, yaptığı şeylerin özünü kavrayabilecek bilince sahip değildir. Onun için anne-baba güzeli ve çirkini çocuğun bilinçaltına yerleştirirler. Sonraki yaşlarda ise çocuk neden ve niçin sorularının geniş cevaplarını öğrenir.
Namaz önce alışkanlık meselesidir. Rabbim sayılarını artırsın; çocuğuyla üç yaşından beri namazda yan yana saf tutan anneler-babalar duymak ne kadar güzel. Bu model hem Allah’ın rızasını kazanmak, hem de anne-babayla beraber olmaktır. Evde namaz kılan babaannesinin veya dedesinin yanına durmayan küçük çocuk, annesi veya babası namaz kıldığında hemen onların yanında saf tutmaktadır. “Haydi namazımızı beraber kıldıktan sonra oturup çay içelim, yürüyüşe çıkalım, hikaye okuyalım” vb. sözlerle çocukta namaz daha güzel bir alışkanlık haline bürünür. Anne-babasıyla olan iletişimi, namaz beraberliği sayesinde daha da güzelleşir.
Namaz problemi olan gençlere: "Neden kılmak istemiyorsun?" diye sorulduğunda: "Bilmiyorum. Zor geliyor. Hiç alışamıyorum. Başlıyorum, unutuyorum, sonra da bırakıyorum" diyorlar. Anneleriyle görüşüldüğünde namaz eğitimine kaç yaşında başladıkları soruluyor. Pek çoğunun çocuğu namazı, yaz kurslarındaki cami hocalarından öğrenmiş. 13-14 yaşlarında ise anne-babası "Kılsana" demeye başlamışlar. Subhanallah! Bu mudur eğitim? Çocuğumuza gözümüzün nuru olan namazı öğretme zevkine eremediysek, bu günü iple çekmediysek, bu anı hep hatırımızda canlı tutmadıysak, bir anne-baba olarak ortalıkta dolaşırken yüzümüzün yere geçmesi gerek!..
Kaşığı tutmaya alıştırdığımız gibi, alıştırmalıyız namaza çocuklarımızı.. Gözlemlediğimiz zaman yedi yaş öncesinde alışmaya başlamış, yedi yaşından sonra hızlandırmış, on yaşında daha düzenli kılmaya başlamış gençlerde namaz problemi daha az oluyor.
3-Model Olmak:
Her zaman vurgulamaya çalışıyoruz; çocuk boş bir bardaktır, ne doldurursak onu alır. Çocuğumuzda olmasını istediğimiz güzel ahlak, güzel söz ve ibadetler konusunda atmamız gereken ilk adım; model ve örnek olmak. Çünkü çocuklar konuşmaktan, "Şöyle yapılmalı, böyle edilmeli" demekten anlamazlar. Önlerinde yapan, eden birilerini görmek isterler.
Çocuğun namaz kılan anne-babayı, namaz kılan Müslümanları ve namaz kılınan yerleri görmesine özellikle önem vermeliyiz.
Rasulullah (s.a.v) mescide torunları Hasan ve Hüseyin'i ellerinden tutarak getirirdi. Namaz kılarken onları omzuna bindirir, secdeye inecekken kenara bırakırdı. Çocuklar peygamberimizin yanında dolaşır, oyun oynar, O'nun bacaklarının arasından geçerlerdi.[4]
Mescidden çok uzak olan hayatımızda, çocuklarımızın da mescidle bir bağlantıları yoktur. Rasulullah (s.a.v) örnekliğinde olduğu gibi, çocuklarımızı mescide ve namaz kılınan ortamlara yaklaştırmak, namazı kolaylaştıracak ve alışmasını hızlandıracaktır.
Evde cemaat halinde namaz kılmak, çocuk için çok güzel bir modeldir. Çocuğu bazen mescidlere götürmek, Kabe'nin namaz görüntülerini izletmek bu konuda faydalı olacaktır.
Çocuk; sosyal bir varlıktır. Tek başına hayatını devam ettiremez, ibadetlerini de sadece kendi kabuğunda yapamaz. Ailesiyle, kardeşleriyle beraber, Müslümanlarla beraber namazı daha güzel kavrayacak, namaz konusunda kendisini yalnız hissetmeyecek, başkalarından güç alacaktır. 
3-Alışılmışın Dışında Sevdirerek Anlatmak:
Çocuğumuza namazı emretmek, başlangıçta sevdirmekle mümkündür. Bir anne-babanın çocuklarına namazı anlatma tarzı sadece "Şöyle yatacaksın, böyle kalkacaksın" olmamalıdır.
Namazın Allah'la randevulaşma olduğu, O'nunla konuşma ve sohbet olduğu çocuğa hikayemsi bir dille anlatılmalı, böylece ilgisi çekilmelidir.
Bu konuyla ilgili yol gösterecek küçük bir anlatım tarzı örnek verelim:
"Güzel bir yaz günü.. Caminin alt bölümünde ayakta ders anlatan genç bir öğretmen.. Etrafında 45-50 tane çocuk.. Konu namaz.. Öğretmen ilginç bir soruyla başlar anlatmaya:
-Arkadaşlar, günde beş kez Allah bizi telefonla arar biliyor musunuz? Çocukların gözleri hayretle büyür. "Nasıl yani?" der gibi soru dolu bakışlarını öğretmenlerine yöneltirler. Öğretmen de gözlerini şaşkınlıkla açarak:
-Sizi aramıyor mu yoksa? der. Çocukların hayreti daha da artar.
-Ama beni günde beş kez arıyor! İnanmıyor musunuz? Bakın şimdi nasıl konuşacağım.. (Telefonu eline alır) İşte arıyor, gördünüz mü?
Efendim. Buyurun Allah'ım! Ben mi? Tabii geleceğim, gelmez olur muyum hiç? Yanımda küçük arkadaşlarım da var. Seni çok seviyorlar, seninle onlar da konuşmak istiyorlar. Ben de seni çok seviyorum Allah'ım!
Bu konuşmadan sonra telefonu kapatır.
-Arkadaşlar, Allah'ın numarasını size de vermemi ister misiniz?
Büyük çocuklar şaşkınlıkla bakarlar. Küçüklerden güçlü bir "Evet" yükselir. Öğretmen devam eder:
-O zaman toplanın, güzel bir daire oluşturalım. Eveet böyle çok güzel.. Sessiz olun, size çok özel bir sır vereceğim.
Öğretmenin bakışları sevgiyle bütün çocukların bakışlarına dokunmaktadır. Elini yavaşça kalbinin üzerine koyar. Fısıltıyla:
-Siz de yavaşça ellerinizi kalbinizin üzerine koyun.
Koyarlar.
-Arkadaşlar, Allah'ın numarası burada, yani kalbimizde. Allah'ı aramak, O'nunla konuşmak isteyince kalbimizin tuşlarına basarız. Sonra "Allah'ım! Sevgili, biricik Allah'ım" deriz. Allah bizi duyar. Namaza durduğumuzda da Allah yüzünü tamamen bize döner. Gözleriyle bizi takip eder. Sevinçle, sevgiyle bize bakar. Rahmetiyle bizi kucaklar. Kulaklarımız sesini duymaz ama, kalbimiz O'nunla sohbet eder. Bütün dertlerimizi dinler, gözyaşlarımızı siler, kalbimize umudu koyar. Dualarımızı kabul eder. Namaz sevgiliyle buluşmaktır.
Küçük bir çocuk parmak kaldırarak sorar:
-Öğretmenim, peki Allah bizi telefonla nasıl arar?
-Camileri biliyor musunuz? Hani bir de camilerin minareleri var ya. İşte günde beş kez oradan ne sesi gelir kulağımıza?
-Ezan sesi.
-İşte ezanlar Allah'ın telefonudur. Allah bize ezanlarla telefon açar ve der ki: "Sevgili kulum, öğle namazına seni bekliyorum. Mutlaka gel, olur mu?" Biz de: "Tamam Allah'ım, geliyorum" deriz.
Konuşmalar bu minval üzere devam eder."
Bu örnekleri daha farklı ve güzel şekilde zenginleştirebiliriz. Önemli olan çocuğa namazı ilgi çekici, esrarengiz, huzur ve mutluluk kaynağı olarak öğretebilelim.


4-Yedi Yaş; Büyüklük Yaşı:
Rasulullah (s.a.v)'ın da tavsiyesi üzerine yedi yaş çocuğun en geç namaza alışma yaşıdır. Çocuğa yedi yaşın önemi anlatılmalıdır. Çocuk yedi yaşına girmek için heveslendirilmeli ve bu günü iple çekmelidir.
Her anne-babanın çocuğuna yedi yaşın önemini hissettirecek özel bir planı olmalıdır. Bir gün öncesinde anne veya baba çocukla anlaşabilir: "Yarın herkesten önce sabah namazına seni kaldırayım, olur mu? Sen abdestini aldıktan sonra herkesi uyandır. Sürpriz yapalım onlara" gibi bir anlaşma.
Ayrıca çocuğa namaz içerikli hediyeler verilmesi olumlu gelişime yardımcı olur. Eşarp, namaz takkesi, tespih, küçük seccade gibi hediyeler..
Yedi yaşına girdiği zaman kendisine bir namaz takkesi ve seccade hediye edilen küçük çocuk, bu hediyeye o kadar çok sevinmiştir ki; bunu özel bir kariyer sahibi olma şeklinde değerlendirmiştir. Öyle ki takkesini yatarken bile başından çıkarmamış, namaz kılınacağında; “Benim kendi seccadem var” diyerek seccadesini koşup getirmiştir.
Bu tür küçük etkinlikler çocuğa özel olduğunu, büyüdüğünü hissettirir.
5- Namaz İçin Özel Mekan:
Çocuğa namaz için özel bir mekan tasarlanabilir. Fikir verip beraber yapmak da olabilir, sürpriz olarak hazırlamak da.. Odasının bir kenarında seccadesini serili tutacağı küçük bir bölüm.. Varsa yan tarafa küçük bir rahlenin üzerinde Kur'an, tesbih gibi daha gerçekçi kılacak malzemeler yerleştirilebilir. Duvara bir kağıda renkli kalemlerle "Hasan'ın Mescidi" gibi bir ibare yazılabilir. Bazen "Bugün Hasan'ın Mescidine davetliyiz. Namazı orada kılacağız" denilerek, aile namazını cemaatle orada kılar.
Böylece çocuk namazı daha çok sahiplenmiş olacaktır.
6-Namaz İçin Posta Kutusu veya Puanlama Sistemi:
Renkli fon kartonlarından çocuklarla beraber bir kutu yapılır. Çeşitli malzemelerle süslenir. Evin önemli bir yerine konulur. Yanına not kartları ve kalem de hazır edilir. Çocuklar kıldıkları her namaz için bir karta "Sevgili Allah'ım, seninle öğle namazında buluştum"  yazıp kutuya atarlar. Bir ay sonra kutu aile huzurunda açılır, kartlar sayılır, çocuklara küçük ödüller verilir.
Veya geniş bir fon kartonuna puanlama sistemi hazırlanır. Namaz: 50 puan. Sure ezberlemek: 100 puan. Bulaşık yıkamak 30 puan vb. ibadet eğitiminin yanı sıra, sorumlulukları da içeren bir liste yazılır. Ayrıca; kavga etmek: 30 puan. Kötü söz söylemek: 30 puan. Görevini ihmal etmek: 30 puan gibi eksi listesi de buna ilave edilir. Çocukların isimleri yazılır, altlarına uzunca puan yazma bölümü boşluk bırakılır. Elden geldiğince çekici ve süslü hale getirilir. Duvara asılır. 10.000 puan gibi bir hedef belirlenir. Çocuklar yarışmaya başlar. Ay sonunda puanlar toplanır, ödül verilir.
Bu iki sistemi ve buna yakın başka şeyleri denediğimizde çocukların üzerinde çok olumlu etkilerin oluştuğunu gördük.
Kimileri; "Puan için namaz kılmak iyi değil" diye düşünebilirler. Unutulmamalı ki, bizler de puan için namaz kılıyoruz. İyilik yapan herkes sağ tarafındaki deftere puan yazdırmak için yapmıyor mu?
Ödüller abartılmadığı, puanlardan çok samimiyet üzerine durulduğu takdirde, böyle sevdirici yöntemlerin pek zararı olmasa gerek.
7-Doğum Günlerinden Namaz Günlerine:
Özellikle biraz daha farklı çevrelerde yaşayan Müslüman kardeşlerimiz "Çocuğum arkadaşlarına özeniyor. Doğum günü diye tutturdu" gibi problemler yaşıyorlar. Bunun nedeni batılın süslü, çekici ve cafcaflı olmasıdır.
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Cehennemin yolu nefse hoş gelen şeylerle, cennettin yolu da nefse hoş gelmeyen şeylerle donatılmıştır"[5]
Bizim de parti yapacağımız pek çok gün ve gecemiz var. Fakat süsleyip eğlenceli hale getirmesini pek beceremiyoruz.
Namaz günlerini çocuklarımız için önemli hale getirmeliyiz. Arkadaşlarını, akrabalarını davet edip özel bir gün geçirmesini sağlayabiliriz.
Yetenekli arkadaşlardan yardım isteyerek, marşlar, slaytlar, piyesler, yarışmalar ve çocukların namaz hakkındaki görüşlerini içeren röportajlar eşliğinde coşkulu bir program hazırlayabiliriz.
Çocuğu sahneye davet ederek namaz tacı takabiliriz. Sunucu çocuğa namaz kararıyla ilgili sorular sorar, çocuk "On yaşıma girinceye kadar namazlarıma dikkat etmeye, on yaşımdan sonra da tam olarak kılmaya karar verdim" diyerek davetlilerin huzurunda söz verebilir. Namaz gününe katılan bütün çocuklara hediyeler verebiliriz.
Daha sonra o güne özel hazırlanmış meyve suyu, yemek veya pasta ikram edilir. Törende çocuğun özellikle misafirleri kapıda karşılaması, "Hoş geldiniz" demesi ve hizmet etmesi sağlanır. Çocuk bu davete bizzat ev sahipliği yapar. 
Periyodik aralıklarla Kur’an günü, sure günü, tesettür günü gibi sosyal etkinliklerin yapılması, hem çocuk için hem de arkadaşları için teşvik olur. Çocuğun motivasyonunu canlı tutar.

GERÇEK BİR HİKAYE
Pek çok arkadaşının doğum günü partisine imrenen çocuk annesine nazlanmaktadır:
-Anne, ne olur benim de doğum günümü kutlayalım. Bana da doğum günü pastası alalım.
Anne İslamî duyarlılığı ve hassasiyeti olan bir hanımdır:
-Yavrum, biz müslümanız. Doğum günü kutlamamız bize yakışmaz. Onun yerine namaz günü kutlasak, sen namaza başlamıştın ya, der.
Çocuk da annesinin bu teklifini kabul eder. Akşam olup baba eve dönünce, iki çocuk ve anne-babadan oluşan aile çocuklarına namaz günü pastası almak için arabalarına binerler. Yolda geçirdikleri trafik kazasında dördü de can verir.
“Hangi hal üzere ölürseniz, o hal üzere diriltileceksiniz” (Camiu’s-Sağir 9036) diyen Peygamberimiz (s.a.v) ne güzel buyurmuştur..
Hangi müslüman anne, çocuğuna doğum günü pastası alırken ölmeyi ister? Bir anlık boş bulunmaların, gönlü olsun diye “Evet” demelerin sonu nerelere kadar varır, bir düşünelim..
Rabbimize duamız; Rabbinden korkan, Rabbinin gönlünü, çocuğunun gönlünden daha çok düşünen bu güzel anneyi, niyeti üzere diriltmesi ve cennetlerinde ağırlamasıdır. Amin.

8-Namaz Kılan Arkadaşlar:
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: e
"Kişi arkadaşının dini üzeredir. Öyleyse sizden biri kiminle arkadaşlık kurduğuna dikkat etsin." [1]
Arkadaş çevresinin çocuğun üzerindeki büyük etkisi hakkında herkes hemfikirdir. Çocuğu arkadaş çevresinden bağımsız olarak değerlendirmemiz mümkün değildir. Pek çok Müslüman aile, çocuklarının dini ve ahlaki konuda olumlu arkadaşlarının olmamasından şikâyetçidirler.
Rasulullah (s.a.v) bir beldeye gireceği zaman şöyle dua ederdi:
"Allah'ım! Bu beldenin salih kimselerini bize sevdir. Bizi de onlara sevdir."[2]
Yeni bir mahalleye taşındığımızda, çocuğumuzu yeni bir okula gönderdiğimizde Rasulullah (s.a.v)’ın bu dualarıyla Rabbimizden yardım istemeliyiz. Samimi dualar sonucu "Hiç bulunmaz" denilen yerlerde bile Allah bizi ve çocuklarımızı salih arkadaşlarla karşılaştıracaktır.
Çocuğa namaz kılan arkadaşlarla görüşme imkanı sağlanmalıdır. Mümkün olduğunca gidilmeli ve davet edilmelidir. Görüştüğümüz ailelerin çocuklarının namaz hassasiyeti yoksa bizler onları teşvik edip, namaza beraber hazırlanabiliriz.
Oyun oynarlarken "Arkadaşlar! Ezan okundu, namaz kılmak isteyenler parmak kaldırsın!" gibi bir çağrıyla çocuğumuzun yanına arkadaş bulabilir, çocuğumuzun arkadaşlarına öğretmesini ve örnek olmasını sağlayabiliriz. Bu şekilde bir namaz faaliyeti içine girmek, başta çocuğumuz olmak üzere, diğer çocuklar ve aileler için çok faydalı bir hatırlatma oluyor. Çocuklar hep beraber abdest almaya, kızlar ayna karşısında eşarplarını iğnelemeye başlıyorlar. Anne-babalar çocuğun namaz eğitiminin misafirlikte dahi ihmal edilmemesi gerektiğini bir kez daha anlamış oluyorlar. Kim bilir, belki de bizim çocuğumuzun vesilesiyle, hiç namaz kılmayan bir çocuk secdeyle tanışıyor, annesi pişmanlıkla bakışlarını kaçırıyor..
Çocuklarımızla veya kardeşlerimizle "Haydi Namaza" kampanyası başlatabiliriz. Çocuklardan "Namaz Gönüllüleri" ekibi oluşturabiliriz. Namaz kararı alan çocukların isimlerini ekip arkadaşlarıyla kaydedebilir, çocuklara namaz çizelgeleri, namaz boyamaları ve hediyeler sağlayabiliriz.
Şunu unutmayalım ki; çocuklarımıza çalışma, idealleri için fedakârlık yapma imkanı vermek, onları toplumla iç içe, dik bir duruşla yetiştirmenin en güzel yoludur.
Eğer çocuğumuzun çevresinde namaz kılan, hatta namazı seven çocuklar bile yoksa çocuğumuzla daha yakın bir arkadaşlık kurmalı, onu olumsuz arkadaşlardan uzak tutmalıyız. Elbette okul hayatında, oyun hayatında ister istemez farklı insanlarla beraber olabilir. Ama daha fazla beraberliklerin önüne geçilmeli, gücümüz yettiğince aileyi çocuk için çekici hale getirmeliyiz.
9-Tetikleyiciler:
Yukarıda saydığımız maddeleri titizlikle uyguladığımız halde, çocuğumuzun namaz konusunda tetikleyicilere ihtiyacı vardır.
Biz yetişkinler için bile bu böyledir. Müslüman kendisini kontrol etmeli, zayıflayan duygularını, zayıflayan amellerini hemen takviye etmelidir. Namazdaki huşu, merhamet, sabır, hayırlara koşma gibi hangi konuda hassasiyetimiz azalırsa, hemen yenilemeliyiz, yenilenmeliyiz. İnsandaki hassasiyetler tıpkı bilgisayar programlarına benzer. Eskidikçe sinyal vermeye başlar. Sonunda programın lisansı biter. Yeniden yüklemek, yeni bir sözleşme yapmak gerekir.
Hassasiyetlerimizi her an canlı tutamayız. Çocukta da bu böyledir. Bazen namaz konusunda bir sürpriz yapmak, namaz içerikli bir kitap, CD almak, bir hikâye anlatmak, bir kahraman çizmek, bir oyun oynamakla çocuğumuzun namaz hassasiyetini yeniden canlandırabiliriz.
"Namaz kılıyor musun?" diye sormak yerine, "Namaz kılıyoruz, değil mi?" demek bir tetikleyicidir.
Kılmak istemediği zaman "Demek sen sözünde durmuyorsun, öyle mi? Sözünde durmayan münafık olur. O kadar insanın içinde söz vermiştin!" demekle neredeyse geçmişteki bütün uğraşlarımızı boşa çıkarmış oluruz. Onun yerine "Ben kılma desem de sen kılarsın, biliyorum. Çünkü sen cennete gitmek istiyorsun. Bunun için de namaz kılman gerektiğini biliyorsun. Şeytan seni cennetten çıkarmak için çalışıyor. Gel abdestimizi beraber alalım da, şeytana bir gol atalım. Bak biz namaz kılmaya karar verdik diye nasıl da ağlıyor şimdi" gibi tetikleyici sözler kullanabiliriz.
Evde, özellikle de birden fazla çocuk varsa ara sıra tren oyunu oynayabiliriz. Çocuğun birini peşimize takar, "Çuf çuf çuf" sesleriyle evde dolaşırız. Diğer çocuğun yanına gelince "Cennete gitmek istiyorsan hadi atla" deriz. Banyoyu istasyon olarak kullanırız. Çocuklar abdestlerini aldıktan sonra namaz kılınacak yere yine tren oyunuyla gideriz. Dokuz on yaşına kadarki çocuklar için eğlenceli bir oyun olur.
10-Soğutmayalım:
Namazdan soğuyan gençler üzerinde yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuç şudur: Kendilerini namaza alıştıran büyüklerin yaptıkları hatalar, onları namazdan uzaklaştırmış. Namaz bir sevgi, gönül işinden, tartışma ve sorun haline dönüşmüş.
Anne-baba çocuğa hissettirmeden namaz konusunda onu takip eder. Gerektiğinde tetikleyiciler kullanır. Çocuğun namaz konusunda yalan söylediği olabilir. Çocukların yaşları çok büyük olmadıkça yalanlara dünyanın sonu gelmiş gibi tepki verilmemelidir. Zaten çocukların 4-5 yaşlarına kadar yalan söylemeleri (alışkanlık haline gelmemişse) masumdur. Hayatın gerçeklerini, gerçeğin ne olduğunu kavrayamayan küçük çocuklar; olmasını istedikleri bir şeyi olmuş gibi anlatırlar. Söyledikleri şeyi gerçek zannederler. Rüyalarının yaşamış gibi peşinden giderler. (bkz. Doğruluk ve Yalan Söylememek)
"Abdestini aldın mı? Almadın biliyorum, az önce tuvalete gitmiştin! Namaz kılıyorum diye gittin, oyalandın geldin değil mi? Ne biçim namaz kılıyorsun! Öyle namaz kılınmaz. Etrafına bakma, önüne bak! Elbiselerin oynama! Kaşınma!" vb. büyüklerin eleştirel sözleri çocukların namazdan soğumasına yol açar.
On sekiz yaşındaki bir gencin çocukluk yılları ile ilgili hatıralarının dile getirdiği mektubundan bazı pasajları aktarmak istiyoruz:
“…İçimde bir özlem var, anlatamıyorum. Sanki 18 yıldır görmediğim bir şey… Okula gidiyorum aynı özlem, eve geliyorum aynı özlem, çarşıya gidiyorum aynı özlem… Mesela bir insanın susadığını düşünün; bir insan nereye gitse, ne yapsa susuzluğunu aklından çıkaramaz ve hep onu düşünür ya… İşte bendeki de öyle bir şey. Sanırım anlamaya başlıyorum.. Evet.. Evet.. Ben “sevgiye” susadım. Sevgi olmayınca, bendeki her şey eksik sanki..
Babamın odası ayrı.. O hep kendi odasında durur. Sofraya oturduğumuzda bazen sevgi dolu kalbimle bakarım babama. Ama o bizim gözlerimize hiç bakmaz. Biz kendisini öyle severken o, hiç olmadık yere, hiç olmadık şeylere kızar ve bizi azarlar. İşte o zaman bir tuhaf oluruz, sevgi dolu kalplerimiz kırılır ama sevgi yine üstün gelir ve biz onu içimizde hemencecik affederiz.
Ben bir zamanlar namaz kılmıyordum. Namaz kılmıyorum diye babam beni hortumla döver ve banyoya hapsederdi. Buna rağmen kılmazdım. Beni zorla sabah namazına kaldırırdı. Kalkmadığımda üzerime soğuk su dökerdi. Ben de kalkar abdest alıyormuş gibi musluğun suyunu biraz boşa akıtırdım. Ondan sonra seccadenin üzerinde biraz otururdum. Arada bir secde eder gibi yatardım. O zaman 10-11 yaşındaydım. Şimdi ise 18 yaşındayım ve hala namaz kılmıyorum. Bunun için beni çok dövdü, bana çok laf söyledi, ağır hakaretler etti. Bunun yerine bana sarılıp beni bir kerecik öpseydi, namaz kılmam için benimle konuşsaydı, beni namaza teşvik etseydi kılardım. Vallahi billahi kılardım..”[3]
11-Mükemmelliyetçilik:
Konunun başından beri işlemeye çalıştığımız gibi namaz eğitimi aşamalı bir eğitimdir. 0-7 yaşa kadar ara sıra alıştırılır. 7 yaşından sonra günde mutlaka bir iki vakit kıldırmaya çalışılır. 9 yaşından 10 yaşına kadar üç-dört vakte çıkarılır. 10 yaşına girmeden bir ay önce tam olarak başlatılır. 10 yaşından sonra da ciddi titizlik beklenir.
Bazı çocuklarla üç vakit namaz sözleşmesi yaptığımız zaman anneleri; "Beş vakit kılsa da, baştan tam alışsa daha iyi olmaz mı?" diyorlar. Çocuk bundan önce hiç kılmıyordu ki, birden beş vakti nasıl kılsın? Kolaydan zora doğru basamakları yükseltmeliyiz. Çocuğumuz kılmak istemiyorsa, en azından farzını kılmasını teklif etmeliyiz. Hasta olmasını bahane ediyorsa, oturduğu yerden kılabileceğini söylemeliyiz.
Tabii sürekli bu şekilde devam etmesi kesinlikle tasvip edilmez. Anne-baba çocuk kolaya alıştıkça, basamak basamak zora hazırlamalıdırlar.
Ayrıca çocuktan namazın huşusu ve hareketleri konusunda mükemmel olması beklenemez. Namazda Allah'ın onu gördüğü, onu dinlediği, şeytanı kızdırmak için çok dikkatli kılması gerektiğini, okuduğu surelerin anlamlarını hatırlamasını dönem dönem pek çok örnekle, hikâyeyle anlatmalıyız. Yine de hataları olacaktır. Çünkü o bir çocuktur. Rabbinin karşısına geçmiştir. Ne olursa olsun, çocuk haliyle aferini hak etmiştir.
Takdir etmek, güzele yoğunlaşmak, yanlışı ortadan kaldıracaktır inşaallah.
12- Ceza Vermek:
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"… On yaşına geldiğinde kılmazsa onları hafifçe dövün."[4]
Buradaki ceza; hafif tıpışlama anlamındadır. Sinirlenerek çocuktan hıncımızı çıkartmak değildir. Bu cezayla İslam'ın amaçladığı şey; çocuğun canını yakmak değil, anne-babanın konuyu önemsediğini, namazın olmazsa olmaz olduğunu çocuğa hissettirmektir.
Başka hatalarından dolayı dayak yemeyen çocuk, namazı ihmal ettiği için dayak yediğinde, namazın önemini ve anne-babasının namaza ne kadar değer verdiğini daha iyi kavrayacaktır.
Çocuğa bu ceza da anlatılmalı, örneklerle iyice kavraması sağlanmalıdır.
"-Bak yavrum. Küçük bir bebek makasla oynasa, annesi onu elinden almaz mı?
-Alır tabii.
-Ama bebek avaz avaz bağırıyor ve ağlıyorsa, anne makası geri vermeli midir? Sen olsaydın verir miydin?
-Hayır. Çünkü bir yerine batarsa daha çok ağlar.
-İşte böylece anne, daha büyük bir zarar olmaması için çocuğunu üzmek zorunda kalır. Sen on yaşında olduğun halde namaz kılmazsan, ikimiz de çok acı çekeriz. Peygamberimiz bizi çok sevdiği için, daha büyük acı çekmemizi istemediği için, seni bu konuda uyarmamı, eğer beni dinlemezsen seni dövmemi emrediyor. Tıpkı bir annenin bebeğini makastan uzak tutması gibi ben de seni cehennemden uzak tutmalıyım."
Dövme de, ellerine veya kaba yerlerine birkaç kez vurma, hafif canını acıtma şeklinde olmalıdır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, amaç konuyu önemsemek ve önemsediğimizi çocuklarımıza da hissettirmektir. Açıkçası müslüman ailelerde çocuğun namaz için dövüldüğüne pek rastlamadım. Çünkü anne-babanın güzel bir şekilde alıştırması, gereken hassasiyeti göstermesi çocuk tarafından "namaz kılmamak" gibi bir şeyi mümkün kılmamaktadır. 

13-Cehennem Kıymadan Çocuklarımıza Kıyalım:
Bazı anne-babalar namaz konusunda çocuklarına kıyamazlar. Bu ise; şeytanın aldatmasından başka bir şey değildir. Çocuğunun günde dört saat uykuyla, gece yarılarına kadar test çözmesine kıyanların, beş dakikalık sabah namazına kaldırmaya kıyamamaları, ne kadar gerçekçidir, varın siz düşünün.
Allah, çocuğa karşı annesinden-babasından daha şefkatli, daha merhametli değil mi?
Allah korusun, bizim kıyamadığımız (!) çocuklarımıza cehennem bal gibi kıyar!

                                                                                                                 Ümmü Reyhane

"Eyvah Çocuğumu Şeytan mı Eğitiyor?" isimli eğitim kitabından alıntılanmıştır.



                                                                                                                            devam edecek...

[1]     Ebu Davud/Edeb 9. Tirmizi/Zühd 45.
[2]     Mecmeu’z-Zevaid/Heysemi 134.
[3]     Bunları Kimseye Anlatmamıştım/Alişan Kapaklıkaya
[4]     Tirmizi/Salat 407. Ebu Davud/Salat 494. 

[1]     Tirmizi/Salat 407. Ebu Davud/Salat 494.
[2]     Ebu Davud/Salat:26.
[3]     Buhari/Tefsir 1. Ebu Davud/Sünnet 17. Muvatta/Cenaiz 53.
[4]     Bkz: Nesai/Tatbik 1129.
[5]     Buhari/Rikâk 28. Müslim/Cennet 1. 

1 yorum:

  1. Yazılarınız çok güzel ve eğitici, değerini bilenlere tabi. Allah razı olsun...

    YanıtlaSil