Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

24 Nis 2014

Çocuğun İbadet Eğitimi Yazı Dizisi (2. Bölüm)


PEYGAMBER (s.a.v) SEVGİSİ

"Andolsun size kendi içinizden bir peygamber gelmiştir. Sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. Size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 128)
"Deki ey peygamber; eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." (Ali İmran 31)
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Sizden biriniz beni babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe, hakkıyla iman etmiş olmaz."[1]
Bir çocuğun kalbindeki sevgili listesinin ikinci sırasına eklenmesi gereken isim; Peygamberdir. Çocuğumuzu Peygamber sevgisi ile eğittiğimizde, hayırları işlemesi, doğruları, güzellikleri örnek alması, yanlışlardan vazgeçmesi kolaylaşacaktır. Çünkü seven, sevgilisini incitmekten, üzmekten çekinir. Çocuğumuzda sağlam bir Peygamber sevgisi oturursa, sevdiğini incitmekten, üzmekten çekinecektir. Çalkantıları, karmaşaları, buhranları, handikapları sırasında peygamberin örnekliğiyle çıkış yolu bulacak, hayatın her aşamasında onun desteğini ve sevgisini hissedecektir.
Kalp, onunla veya bununla mutlaka içini dolduracaktır. Eğer biz çocuğumuzun kalbini Peygamber sevgisiyle doldurmazsak, onun yerini Peygamber düşmanlarının sevgisi alacaktır. Çocuğumuzun hayatına Peygamber modeli ve örneği çizmezsek, Peygamber düşmanlarının modelleri ve örnekliği onu bataklıklarında yutacaktır.
Onun için haydi sevgilerin en temizi, en güzeliyle O'nu yeniden sevmeye, yeniden sevdirmeye..

1-Peygamber Merkezli Bir Yaşam Tarzı:
Kendimize ve çocuklarımıza yapacağımız en güzel iyilik; Peygamberi hayatımızdan dışlamamaktır. Onu, sadece kutlu doğum haftalarına, Ramazanlara, cumalara, kutsal gün ve gecelere hapsetmemektir.
Bir çocuk anne-babasının arkadaşlarını, anne-babasının devamlı takip ettikleri dizilerin kahramanlarını tanır, değil mi? Bu tanışıklık sadece isimle de sınırlı kalmaz. Ta boylarına, postlarına, ailelerine, hatıralarına, maceralarına kadar uzanır. Nedeni açıktır, çünkü onlar anne-babanın hemhal olduğu kimselerdir. Ama aynı çocuk Peygamberin sadece ismini bilir, belki yanında birkaç küçük anıyla beraber.. Onun boyunu, yüzünü, ailesini, sevdiklerini, hatıralarını, maceralarını bilir mi? Bilmez tabii. Çünkü Peygamber evlerine pek az uğruyor, anne-babasının diline ve davranışlarına pek az düşüyor, ara sıra ismi hızla ve üstünkörü geçiyordur.
Çocuğumuzun kalbine Peygamber sevgisini ekmek istiyorsak, Peygamberi çocuğumuza yakın kılmalıyız. Çocuk, kendisine uzak ve yabancı duran birini sevemez. Peygamberin hatıralarını aramızda ve çocuğumuzla konuşarak, yaptığımız davranışların sebebini O’nun örnekliğiyle açıklayarak, O’nu evimize ve çocuğumuzun yanına, yakınına taşıyabiliriz.
Sofradan kalkarken oğlunu elinden tutup lavobaya götüren bir baba; "Hadi yavrum ellerimizi yıkayalım. Çünkü Peygamberimiz bir şey yedikten sonra ellerini yıkardı, bizim de ellerimizi yıkamamızı istedi. Temizlik ne güzel şey değil mi? Peygamberimiz de ne güzel, ne temiz insanmış!" demesi peygamberi çocuğun hemen yanı başına koyar. Çünkü peygamber onunla beraber lavobaya gelmiştir. Onunla beraber ellerini yıkamış, temizlenmiştir.
Namaz Peygamberi, Cami Peygamberi, Oruç peygamberi çocuğa uzaktır. Peygamber çocuğumuzun yemeğine, yatağına, yürümesine, oturmasına, oyun oynamasına geldikçe, çocuğumuzun O'na olan sevgisi ve yakınlığı artacaktır.

2- Sevgiyle Anmak:
Sevgi öyle bir duygu ummanıdır ki, sadece kalpte kapalı kalmaz. İnsanın gözlerinin ta derinliklerine, dilinin altına, bütün haline ve hareketlerine yansır. Sanki sevgili hep yanındadır sevenin.. Sanki bakan gözlerinin hedefi hep O'dur.. Gözyaşlarının sebebi.. Gayr-i ihtiyari diline dolanan O'nun adıdır..
Sahabeleri; "Ya Rasulallah! Seni o kadar çok seviyorum ki, hiç çıkmıyorsun hatırımdan.. Evime gidince sensizliğe dayanamayıp yine geliyorum yanına.." diye dillendiriyorlardı sevgilerini.. Gözler hep O'na bakmak istiyordu.. Sevgi ve şefkat dolu bakışların anaforunda kaybolup gitmek.. Ama sanki bir kuş vardı başlarında, saygıdan var edilmiş.. Sevgilerinin hicabından doyasıya bakamıyorlardı gözlerine.. O'nun vefatı en büyük musibetti sevenlerine.. Ebubekir; "Eyvah ey Allah'ın sevgilisi" diyordu, "Bugün belim kırıldı benim.." Alnına o hasret, o ayrılık kokan buseyi bütün sevenlerin namına koyuyordu..
Ve O'nun ardından bir anıt gibi dikiliyordu sevgiler.. Asırlar sonrasında bile sevenleri, sevgiliye sadakati ispatlıyordu..
Peygamber (s.a.v)'i böylece seven bir anne-baba, O'nu sevgiyle andıkça, çocuk bu güzel sevgi karşısında kayıtsız kalamayacaktır. Küçücük yüreğindeki sevgi tohumları O'nun adıyla yeşermeye başlayacaktır.

3-Tanıtmak:
Peygamberden daha önce tanıtılacak, anlatılacak bir insan var mıdır çocuklarımıza?
Çocuklarımız tanıdıkları, hakkında yeterli bilgi aldıkları kimseleri severler, onlara yakınlık duyarlar, onlardan öğrenirler ve onları örnek edinirler.
Çocuklarımıza Peygamberi güzel bir şekilde tanıtmadıysak, onlardan O'nu sevmesini ve örnek edinmesini bekleyemeyiz.
Çocuklarımıza küçük yaşlarından başlayarak, Peygamber (s.a.v)'ın çocuklarla olan ilişkilerini anlatalım. Çünkü çocuklar ve onlarla yakın iletişimde olan bir peygamber çocuklarımızın ilgisini daha çok çekecek ve ilgiyi sevgiye dönüştürecektir.
a-Peygamber (s.a.v) çocuklarla oynar ve şakalaşırdı:
Cabir (r.a) şöyle anlatıyor:
"Rasulullah (s.a.v) ile beraber yemeğe davet edildik. Giderken baktık ki Hüseyin çocuklarla beraber oyun oynuyor. Rasulullah (s.a.v) hemen öne doğru geçti ve Hüseyin'e kollarını açtı. Hüseyin yakalanmamak için kaçıyordu. Bir müddet kovalamacadan sonra Hüseyin'i yakaladı ve öptü. Sonra şöyle buyurdu:
"Hüseyin bendendir, ben de ondanım. Hüseyin'i seveni Allah da sevsin. Hasan ve Hüseyin torunlarımdan iki torundur."[2]
Ebu Hureyre (r.a) şöyle anlatıyor:
"İki gözüm görmüş ve iki kulağım duymuştur ki, Rasulullah (s.a.v) Hasan ve Hüseyin'in ellerinden tutardı. Sonra çocuğun ayağını kendi ayağının üzerine koyarak; "Çık" buyururdu. Çocuk ayaklarıyla Rasulullah (s.a.v)'ın göğsüne kadar tırmanırdı. Sonra Rasulullah (s.a.v); "Ağzını aç" buyururdu ve çocuğu öperdi. "Allah'ım! Ben bunu çok seviyorum, sen de bunu sev" diye dua ederdi."[3]
Enes b. Malik (r.a) şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v) beni "İki kulaklı" diye çağırırdı."[4]
Mahmud İbnu’r-Rabi’ şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v)’ın ben beş yaşlarımda iken, evimizin kuyusunun kovasından ağzına aldığı suyu yüzüme püskürttüğünü hatırlıyorum." [5]
b-Peygamber (s.a.v) hasta çocukları ziyaret ederdi:
“Rasulullah (s.a.v)’a hizmet eden Yahudi bir çocuk vardı. Çocuk bir gün hastalandı. Rasulullah (s.a.v) onu ziyarete gitti. Yanı başına oturdu ve ona:
-Müslüman ol, buyurdu. Çocuk yanında duran Yahudi babasına baktı. Bunun üzerine babası:
-Ebu’l-Kasıma itaat et, dedi. Çocuk Müslüman oldu, ardından da öldü. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v)
-Benim vasıtamla bu çocuğu ateşten kurtaran Allah’a hamd olsun, buyurdu.”[6]
c-Peygamber (s.a.v) çocukların duygularını paylaşır, onların acılarını hafifletirdi:
Beşir bin Akrabe el-Cuheni şöyle anlatıyor:
“Uhud gününde Rasulullah (s.a.v)’ı durdurarak:
-Babam nerede? diye sordum.
-O şehid oldu, Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun, buyurdu. Bunun üzerine ben ağlamaya başladım. O zaman Rasulullah (s.a.v) beni kucakladı, başımı okşadı ve:
-Aişe senin annen, ben de senin baban olsam istemez misin? buyurdu.”[7]
Rasulullah (s.a.v)'ın çocuklarla olan hatıralarının dışında, diğer hatıralarını da çocuklarımıza hikâyeleştirerek anlatabiliriz. Çocuklarımızın aklına takılan, problemi olan şeyleri O'nun hayatından örnekler aktararak çözebiliriz. İlerleyen yaşlarında ise, çocuğumuza anlayabileceği dilde siyeri öğretmeliyiz. Kitaplar ve CD'lerden bu konuda destek alabiliriz.
Böylece çocuklarımız insanüstü bir Peygamber değil, insanların yanında, normal bir hayat yaşayan bir Peygamberle tanışacaklardır. O'nu sevmeleri ve örnek almaları da kolaylaşacaktır.
Çocukluk hayallerinin kahramanı olan peygamberi, gün gelip de büyüdüklerinde unutmayacak, istemeseler bile hayatlarında O'nun hayatından esintiler bulacaklardır.



4-Hadis öğrenimi ve ezberi: 
Çocuklarımızın yürüyeceği yollar taşlı ve engebelidir. Hadisler ise, onların yollarına diktiğimiz işaret levhalarıdır. Anne-baba bu işaret levhalarını, küçüklüğünden başlayarak çocuğunun yollarına sermelidir.
a-Küçük Çocuklara Küçük Boylu (kısa ve kolay) Hadisler:
Çocuk konuşmaya başladığında hadis öğrenimi de başlar. "Dua mü'minin silahıdır. Temizlik imanın yarısıdır. Tatlı söz sadakadır. Merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez" gibi tek cümleden oluşan hadisler çocuğumuzun hayatına giren ilk hadisler olmalıdır. Çocuk ilk etapta bunları bir tekerleme olarak algılayacak ve anlamını yeterince kavrayamayacaktır.
b-Hadislerin Masalları:
Öğrenilen hadisleri çocuğumuza güzel bir masalın içinde anlatabiliriz. "Bir varmış bir yokmuş. Bir tane küçük kız varmış.." masalları küçük çocuklar için tamamen eğlence kaynağıdır.
Çocuk hayal dünyasıyla gerçek dünyayı ayırt edemediği için, kendisini masal kahramanının yerine koyar. Masal kahramanını ne kadar güzel özellikler ve davranışlarla donatırsak, çocuğumuz da o güzelliklere talip olacaktır. Bu konuda anne-babaların biraz üretken ve sabırlı olmaları gerekir. Çocuğun dünyası ikiye ayrılır; biri oyun, diğeri de masaldır. Çocuklara güzel davranışları kazandırmanın en etkili yolu; oyunu veya masalı kullanmayı bilmektir. Anne-baba çocuğuyla hadisli oyunlar oynamaktan ve hadisli masallar anlatmaktan sıkılmayacak, bu konuda sabırlı olacaktır.
Çok önemli bir gerçek ise şudur; evlerinde çok televizyon izlenen anne-babalar çocuklarına masal anlatma ve onlarla oyun oynama konusunda pasiftirler. Çünkü görevi tamamıyla televizyon üstlenmiştir. Televizyon izlemeyi seven çocuklar da, masal dinlemeye ve oyun oynamaya hevesli değillerdir.
c-Hadislerin Piyesleri:
Beş yaşından sonra çocukların rol alma kabiliyetleri gelişmeye başlar. Hadislerden oluşan kısa senaryolar hazırlayarak çocuğumuzla oynayalım. Kardeşleri veya arkadaşlarıyla oynatalım.
Çocuk kısa bir programda aldığı bir rolü bile benimser, bütün hayata o rol çerçevesinde bakar. Güzel roller alması, güzel davranışların oturmasında yardımcı olacaktır. Böylece hadisler çocuğun hayatına girecek, onları uygulamayı öğrenecektir. Çocuklarımıza hadislerin nasıl uygulanacağını öğretmez, beraber uygulamaz isek, çocuklarımızın belleğinde hadisle hayat arasında bir bağ kurulamayacaktır.
d- Hadis Gönüllüleri:
Çocuğumuza sahabelerin ve sonraki dönemlerde yaşayan örnek insanların hadis yolculuklarını anlatalım. Aylarca çöllerde yol gitmelerini, bir hadis dinlemek için yaptıkları fedakârlıkları anlatalım.
Bu tür örnekleri çocuklarımıza anlatmak; markalamak, reklam yapmak demektir. Yani; "Hadisler ne kadar çok sevilmiş, onlar için nice zahmetlere katlanılmış. Hadis, güzel insanların gözünde çok değerliymiş" demektir.
Hepimizin gönlü tadına bakılmış, tavsiye edilmiş, beğenilmiş, övülmüş, sevilmiş lezzetlere daha yatkındır. Tanımadığı, reklâmını görmediği bir markanın çikolatasına elini uzatan çok azdır.
Hadis âlimlerinin yolculukları ve sözleri, hadisi çocuğumuza reklâm etmek ve ballandırmak anlamına gelir.
Çocuğumuzdan hadisler için bazı fedakârlıklar yapmasını isteyebiliriz. Onu hadis yolculuğuna hazırlayıp, hadisleri daha iyi bilen bir büyüğünden veya öğretmeninden öğrenmesi için gönderebiliriz.
Kendisine günlük hadis kartları hazırlamasını, bunları gördüklerine hediye etmesini sağlayabilir, bu konuda yardımcı olabiliriz. Öğrendiği bir hadisi üç kişiye söylemekle görevlendirebiliriz.
e-Hadis Kitapları ve Hadis Platformu:
Yedi yaşından önce hadis boyamaları çocuk için faydalıdır. Yedi yaşından sonra, resimli hadisler veya anlaşılır dilde yazılmış, küçük hacimli kitaplar çocuğumuzun eğitim hayatında yerini almalıdır.
On yaş ve sonrasında hadisleri daha iyi anlamaya, sevmeye ve daha çok okumaya başlayacaktır. Çocuğun okuyacağı hadis kitapları titizlikle seçilmelidir. Hadisler üzerine çocukla konuşarak, tartışarak düşünce ufkunu geliştirebiliriz. Zamanla çocuğumuz hadisler arasında bağlantı kuracak, hadislerden günlük hayatta örnekler verecek, olayları çözümleyecektir.
Bu konuda çocuğumuzun arkadaşlarından oluşan üç-beş kişilik bir "Hadis Platformu" oluşturabiliriz. Haftada üç hadisi çocuklarla tartışıp, onların fikirlerini alabilir, anladıklarını ifade etmelerini sağlayabiliriz. Çocukların haftada bir hadisi uygulama konusunda karar almaları ve birbirlerini takip etmeleri de, hadisleri hayata geçirme konusunda çok faydalı olur.
f-Tetikleyiciler:
Küçüklüğünden başlayarak çocuklarımızı hadis öğrenme, ezberleme ve uygulama konusunda teşvik etmeliyiz. Elimizden gelen her şeyi uygulamalıyız.
"Hadis Yıldızları" isimli bir pano oluşturup, ezberlenen ve uygulanan her hadiste bir yıldız yapıştırabiliriz. Çocuğun durumunu görmesi, başarılarını seyretmesi her zaman teşvik edici olmuştur.
Kırk hadis ezberinin veya bir hadis kitabının bitiminde çocuğa hediye almak, ödül olarak sevdiği bir yere götürmek de faydalı olacaktır.
g-Hadis İzcileri:
Önce kendi ailemiz ve çocuklarımız arasında, sonra da komşu, akraba ve arkadaş çocukları arasında “Hadis İzcileri” adlı bir grup oluşturabiliriz. Haftada bir gün izci toplantısı düzenleyip, uygulanacak sünnetler üzerinde konuşup ortak kararlar alabiliriz. Küçük ve yapılması daha kolay olan sünnetlerden başlayarak zora doğru bir liste hazırlayabiliriz. Mesela:
-Yoldan diken, taş, cam vb. zarar verici maddeleri kaldırmak
-Farz namazlardan sonra 33 defa Subhanallah, 33 defa Elhamdulillah, 33 defa da Allahu Ekber diyerek tesbihat yapmak.
-Günlük duaları (yemekten önce, yatarken vb.) ezberlemek ve uygulamak
-Sevmese bile hiçbir yemeğe “Kötü, sevmiyorum, beğenmiyorum” dememek
-Şaka da olsa yalan söylememek
-Kardeşinin ve arkadaşının ayıplarını örtmek
-Kötü söz söylememek
-Hiçbir kimsenin arkasından olumsuz ve üzüleceği tarzda konuşmamak
Hadisleri inceleyerek buna benzer listeler hazırlayabiliriz. Listeleri hazırlarken “Hadis İzcileri” grubunun üyelerini ve kapasitelerini göz önünde bulundurmalıyız.
Hadis İzcilerinin İlkeleri:
-Sünnetleri öğrenip uygulamak
-İzci arkadaşlarıyla sünnetleri uygulamada yardımlaşmak
-Bilmeyenlere öğretmek, teşvik etmek
-Hata yapanları güzel bir dille uyarmak
-Hadis İzcileri Ekibine yeni üyeler kazandırmak
-Her görüştüğü kişiye yeni bir hadis iletmek
Böylece çocuklarımızda canlı bir hadis gündemi oluşur. Kendileri hayırlarda yarışmaya, çevrelerine öncülük ve örneklik yapmaya başlarlar. Sorumluluk aldıkları için hadisleri eskisinden daha çok sahiplenir ve uygulama konusunda titiz davranırlar.

                                                                                                                                                 Ümmü Reyhane

"Eyvah Çocuğumu Şeytan mı Eğitiyor?" isimli eğitim kitabından alıntılanmıştır.



                                                                                                                                                    devam edecek...


[1]     Buhari/İman 16. İbni Mace/Mukaddime 9. Nesai 4927.
[2]     İbni Mace/Mukaddime 11.
[3]     Buhari/el-Edebu'l-Müfred 244.
[4]     Ebu Davud/Edeb 84.
[5]     Buhari/İlim 19. Müslim/Mesacid 54.
[6]     Buhari/Cenaiz 1376. Ebu Davud 3095.
[7]     Mecmeu’z-Zevaid 8/161.

2 yorum:

  1. Çok faydalı bir yazı olmuş teşekkürler. Hakınızı helal edin.

    YanıtlaSil
  2. Selamün aleyküm. Kardeşim ümmü reyhane çok faydalı bir yazı dizisi hazırlamışsınız. Blogunuzla yeni tanıştığım için Hevesle ve HIZLA okuyorum yazıları. Hem hadis izcileri oluşturmak için hemde çocukları bu şekilde sosyalleştirmek için illerdeki Müslüman anneler buluşmalı. Ben size bir mail attım bu konuda inşallah olumlu olur. Ancak müsşüman anneler blogunda bunu aktif hale getirmeliyiz. Selametle kalın

    YanıtlaSil