Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

4 Oca 2014

Müslüman Anneler Hasta :)


  MÜSLÜMAN ANNELER HASTA :)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla..
Sevgili kardeşimiz Ummu İbrahim, hastalıkla ilgili yazınca ben de aklımda olan bir konuyu kaleme alayım istedim. Malum sitemiz son günlerde çok aktif değildi, bunun en önemli sebeplerinden biri; Müslüman anneler ve çocukları hasta..
Elhamdulillahi ala külli hâl (Her halükarda Allah’a hamd olsun)..
Kış günleri.. Hava soğuk, mikrop ve hastalık salgın.. Sırasıyla her evi tek tek yoklayıp sıradan geçiriyor.. Bizzat görmedim ama eminim   hastaneler de tıklım tıklım bebekli/çocuklu anne kaynıyordur.. Allah bütün kardeşlerimize acil ve iz bırakmayan şifalar versin..
Doktor amcaları sadece uzaktan sevmeyi arzu eden ve; “Allah yokluklarını göstermesin, muhtaç da etmesin” duasını sık sık tekrar eden bizler için de, şu günlerde mutfağın bir aktar dükkanından farkı yok.. Çoğu zaman kendimi “Üsküdar’da bir Attar Dükkanı”nda[1] hissetmem artık anormal bile değil.

Evet, neler yaptık, neler yapıyoruz, kısacık yazalım da birbirimize unuttuklarımızı hatırlatalım istedim..
Çörek otu:
Rasulullah (s.a.v); “Çörek otu, ölüm dışında her derde devadır.” (Buhari) buyuruyor. Öyle olunca listede ilk sırayı hep bu alıyor.
Biz genelde balla karıştırıp tüketiyoruz. Dövülmüş olması daha etkili oluyor. Sadece hastalık geldiğinde değil gelmeden önce de “önleyici ilaç” olarak “çörek otu bal” tezgahın üzerinde her daim duruyor.
Bebeklerde de kullanıyoruz. Ek gıdaya geçildikten sonra günde bir çay kaşığı olarak. Öncesinde de “anne sütünden geçsin” diye kendimiz tüketiyoruz.
Ûd-i Hindi:
Rasulullah (s.a.v); “..onda yedi çeşit boğaz hastalığına şifa vardır..” (Buhari) buyuruyor.
Toz halinde ve tahta parçası halinde olmak üzere iki çeşit satıldığını biliyorum. Bitkilerde tahta parçası halinde olanlar daha aslı olduğu için onları tercih ediyoruz. Her türlü öksürük, boğaz yanması, yutkunamama vs. boğaz rahatsızlıkları için kullanıyoruz.
Tadı biraz acı. Büyükler bir parça alıp ağızlarında çiğneyerek suyunu yutabilirler. Veya dövülmüş hali bir kağıt parçasının içine koyulup külah gibi yapıldıktan sonra ucu kesilir ve direkt olarak boğaza üflenir. Bademcikler için bu kullanım daha faydalı.
Küçüklerde veya bebeklerde kullanımı ise; kaynamış suyun içine birkaç parça tahta atıp 10 dk. demleyebilirsiniz yada dövüp balla karıştırabilirsiniz.
Zencefil:
Ciğer ve mide rahatsızlıkları için kullanıyoruz. Öksürük için de faydasını gördük elhamdülillah. Onun da tahta halini dövüp bala karıştırıyoruz.
Kenevir Tohumu:
Güçlü bir iltihap dökücü olan bu bitki, hassas bir kullanım gerektiriyor. Gelişi güzel kullanılması sakıncalı olabilir. Biz bebeklerde kulak ağrısı için kullandık fakat genel olarak tüm iltihap sorunlarında faydalı. Özellikle de idrar yolları iltihaplarında..
Kullanımı şöyle; büyükler için bir tatlı kaşığı kenevir tohumu dövüldükten sonra bir su bardağı kaynamış suya atıp 10 dk. demleniyor. Bebek ve çocuklar için ise bu miktar bir çay kaşığı ile bir çay bardağı oranında. Üç gün ardarda günde bir kez (bal veya şekerle) tatlandırmadan içilecek. Üç günden sonra ise bırakılacak. Eğer devam ederse on gün sonra yine aynı şekilde üç günlük bir tedavi uygulanacak.
Ayrıca kulak ağrısı için bebeklerde, ılık zeytinyağını kulak damlası olarak kullandık. Sabah akşam bir-iki damla.
Pekmez:
Çocuklarda boğaz hastalıklarının yanı sıra göğüs hırıltısı da görülüyor. Nefes alıp verirken sürekli hırıltılı bir ses, nefese eşlik ediyor ve hastalığın sanki içe işlediği yönünde bir felaket habercisi gibi geliyor. Bu durumu gören çevre de; “Doktora götürsene” diye baskı yapıyor. Açıkçası başta beni de korkutmuştu.
Fakat Allah’ın izniyle pekmezin bu konuda çok faydasını gördük. Annemiz sağolsun, pekmezi kendi elleriyle yaptı, doğal ötesi doğal. Pekmezin içine biraz zeytinyağı biraz da karabiber koyduk. Kavanozu da kaloriferin üzerine koyduk. Böylece sürekli sıcağa yakın bir ılıklıkta durmuş oldu. Verebildiğimiz kadar yemeklerden önce-sonra, özellikle gece yatmadan önce içirmeye çalıştık.
Elhamdulillah bir hafta içinde azalarak sona erdi.
Ha bir de VICKS kremi göğsüne ve sırtına sürüp sıcak havlu koyduk yatmadan önce, sabaha kadar da çıkarmadık.
(Bu yazıdan sonra değerli kardeşim Ümmü Nidal bana mesaj atarak; "VICKS kremin boykot ürünü olduğunu" haber verdi. Allah kendisinden razı olsun. Ben bilmiyordum, yeni öğrenmiş oldum. Yazıdan da kaldırmak yerine düzeltme yapmayı istedim. Benim gibi bilmeyen kardeşlerimiz de bu vesiyle öğrenirler inşaallah..)

Soğan-Sarımsak:
Malum bu iki kardeş, doğal antibiyotikler arasında ilk sırada geliyor. Genelde çocukların da tüketmediğini düşündüğümüzde pek çok mikroba karşı bünye savunmasız kalıyor. Çocukları biberonla süt içen bazı arkadaşlar, sütün içine bir diş sarımsak koyuyorlardı ve bunun çok faydasını gördüklerini söylüyordu.
Biberon kullanmayı reddeden ve anne sütü dışında süt almayan çocuklarda ise (bizdeki gibi); birkaç gün eve giriş ve çıkışları yasaklayarak bol sarımsaklı yemek menüleri, özellikle sarımsaklı yoğurt yaptık yemeklerin yanında. Tabii her çocuk sevmez ama küçük yaşta alıştırmaya çalışmak gerek diye düşünüyorum. Bizde yenildi ve çok faydası oldu elhamdülillah.
Soğanı da patatesle birlikte fırında tepside yaptık. Patatesin arasına sıkıştırıp fark ettirmeden yedirdik J
Ayrıca burun tıkanıklığında, soğanı rendeleyip suyunu yarım çay kaşığı bir taraftan yarım çay kaşığı diğer taraftan olmak üzere buruna damlattık. Bunu büyüklerde kullandık, çocuklarda nasıl olur bilmiyorum. Biraz zor bir işlem. Allah’ın izniyle burnun akmasıyla birlikte iltihabın dışarı atılmasına ve baş ağrısının geçmesine vesile oluyor.
Ve..
Bunların dışında bol bol C vitamini, limon, portakal, mandalina..
Nane, ıhlamur, kekik, papatya..
Ha bir de unutmadan; her kaşık pekmezle, balla, her bardak ıhlamurla, papatyayla birlikte bol bol dua, dua, dua..
Bu arada ben mutfakta aktarcılıkla meşgulken kendisi de bir haftadır hasta yatan eşim yanıma gelerek:
-Biz hakikaten Allah’tan çok uzağız!diye bir cümle sarf etti. Ben de:
-Neden? dedim hem merakla hem de biraz yüzüm düşmüş bir vaziyette. “Doğru uzağız da, daha da uzağa düşecek bir şey mi yaptık?” dercesine.. Eşim de:
-Bir haftadır hastayım, onu yiyelim, bunu içelim, aman uyuyalım, dinlenelim diye uğraşıyoruz.  Kur’an en büyük şifa iken, açıp da bir Kur’an okumadım, dedi.
Doğru söylüyordu.. Elbette bir kul hastalandığında veya yolculuk yaptığında normal şartlarda takip ettiği virdini, günlük okuma programını yapmaya güç yetiremezse, onun ecri zayi edilmez, tastamam bir şekilde kendisine verilir.
Ama neden daha çok şifa bulmayalım?
Hayrımızı, nasibimizi artırmaya çalışmayalım?
Ve bundan sonra hastalanınca ilk neler yapalım denildiğinde; “Kur’an oku, şifa bul. Okuyamıyorsan da dinle” diyelim birbirimize..
Selam ve dua ile..

                                                                                                                                    Ummu Abdullah




[1] Ahmed Yüksel Özemre’nin çok hoş bir anı/hatıra kitabı. Özellikle İstanbul ve Üsküdar hayranları için J

5 yorum:

  1. ummu zeynepsaliha5 Ocak 2014 03:49

    selamun aleykum Allah s.w.t ecrinizi versin . siteyi surekli takip edenlerdenim anlamaliydim musluman annelerinde hasta oldugunu Allah s.w.t şafi ismiyle tecelli etsin hepimize. Allaha hamd olsun bir aydir agir soguk alginligi yasadim oksuruk,bogaz kurulugu,hapsiruk,goz nezlesi,kulaklarda tikaniklik vs istahsizlik falan.iki uc gundur biraz daha iyiyim elhamdulillah.Allahin hikmeti kizimi korudu boyle bir hastaliktan ben agir sekilde hastayken kizima bulasir korkusuyla cok endiselendim hep bir dua ve kuran okuma icerindeydim.doktora falan gitmedim nde evimi aktarciya cevirdim corek otu ve zeytinyagi basta olmak uzere bunlari iciyordum ihlamur kusburnu vs. atlattik . kizim uc aylik simdi ise kizim hasta :( burnu tikali hafiften oksuruyor biberonla sut iciyorum icine bir cay kasigi corek otu koyup iciriyorum iyi geliyor elhamdulillah. hastaneler tiklim tiklim hasta dolu mumkun degil ki gotur doktor teyze bi baksin :) mikrop alip geri gelirdik allahu alim. en guzeli bitksel yontem kzim kansiz beciboynuzu yediriyorum tadini cok sevdi hergun bir cay kasigi yediriyorum. Acaba bi sakincasi varmidir? baska onerileriniz varsa rica ediyorum yardimci olursaniz sevinirim.selametle

    YanıtlaSil
  2. aleykum selam, kardeşim, çörekotu dövülmediği takdirde bebeklerde tam bir etki göstermez, çünkü bünyeye karışmadan çıkar. Büyükler ise çiğneyerek öğütebilirler. Öksürük için kullandığımız Ud-i Hindi'yi demleyerek kullanabilirsiniz. Eğer bebeğiniz anne sütü alıyorsa, bol bol emzirin. Allah'ın izniyle süt onu korur. Keçiboynuzunun pekmezini mi kullanıyorsunuz? Ben bebekte kullanmadım ama kendi kansızlığım için faydasını görmüştüm. Allah yardımcınız olsun. Çok geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  3. ummu zeynebsaliha5 Ocak 2014 10:41

    Allahumme amin Abdullahin annesi. yani simdi corekotu yagi degilde corekotunun kendisini ezipmi yag cikartacagiz . kizim cok emen biri degil sut yapici seyler kullaniyorum ama Allahin ol dedigi kadar geliyor sutum .:( keciboynuzunu hem kendim hem kizima yediriyorum ins.burun tikanikligina okyanus suyu kullaniyorum kizima ama cok faydasini gormedim. emmesini zorluyor. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Afedersiniz kardeşim, önceki yorumunuzda sadece "bir kaşık çörek otu" dediğiniz için ben normal hali zannettim. Yağını kullanıyorsanız zaten o özüdür, inş şifasını görürsünüz.

      Sil
  4. Viks krem ve benzerleri, petrol turevi olugu icin asla vucuda surulmemeli. Sadece sicak suya koyup buğu yapmak da burna ve bogaza rahatlik verir biiznillah.

    YanıtlaSil