Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

4 Oca 2014

Annelik Testi - Annenin Kendini Tanıma Rehberi



ANNELİK TESTİ

Annenin Kendisiyle Tanışması

Günümüz modern hayatı, anne adaylarının bir ev içinde hayatlarını yalnız başına geçirmeye zorlamaktadır. Anne çocuğunu kendi bildikleriyle yetiştirmeye çalışsa da çevre desteği olmadan bir çocuğun yetiştirilmesi oldukça zordur. Ayrıca hiçbir annenin, tek başına bir çocukla baş edebilecek kadar güçlü sinir sistemine sahip olduğuna inanmıyorum.
Daha hamilelik döneminde hormonal yapısı altüst olan anne adayı, gereksiz zamanlarda, gereksiz tepkiler vererek zaten sinir sisteminin ne kadar yıprandığının işaretini çevresine vermeye başlar. Kimi zaman kendisinden uzaklaştığını düşündüğü eşini yeniden kazanma çabası, kimi zaman doğum esnasında yaşayacağı ölüm korkusu, kimi zaman yeni bir can parçasının sorumluluğunun verdiği yükün ağırlığı, kimi zaman hormonal yapısındaki değişiklikler, anneyi gereğinden fazla tedirgin eder. Tedirgin bir insanın yanlış yapması ise çok normaldir. Genç anneye bu yönüyle bakıldığında, yeni doğan bebeğin, aslında duygu dünyası karmakarışık olan bir annenin kucağında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Babanın bu dönemde, annenin yanında bulunması, ona duygusal desteğini vermesi ve onun yaptığı yanlışları olgunlukla karşılaması çok önemlidir.

Peki, Anne Kendisini Nasıl Tanıyabilir?

Çocuk terbiyesiyle meşgul bir annenin içinde bulunduğu koşturmaca ve yoğunluktan sıyrılıp kendi başına, kendi iç dünyasıyla tanışması oldukça zordur. Bütün bu sebeplerden dolayı, bundan sonraki satırlarda, bir annenin kendisiyle tanışmasına yer verdik ve çocuk terbiyesine doğrudan tesiri bulunan 28 temel noktayı ele aldık.

Annenin Kendini Tanıma Rehberi[1]

1-Annenin yaşama sevinci var mı?

Çocuk terbiyesinin en önemli unsuru; yaşama sevincidir. Aile içindeki sıkıntılar bazen öylesi bir hal alır ki çocuk terbiyesinden birinci derecede sorumlu olan anne, yaşama sevincini kaybedebilir. Umudu kalmamış, yaşama sevinci olmayan bir annenin, çocuğunu terbiye etmesi hemen hemen imkânsızdır.
Anne, yaşama sevincini yitirmişse ve çocuğuna karşı sabırlı davranmanın karşılığını alamayacağını düşünüyorsa, çocuğunun gelecekte harika bir insan olacağının hayalini şimdiden kuramıyorsa, kendini yeterince yarına motive edemiyorsa yaşama sevincinin önemli bölümünü kaybetmiş demektir.
Gücünün asla yetmeyeceği konularda mücadele vermek, kabullenememek, annenin yaşama sevincini yok edecek ve anneyi umutsuz bir bekleyişe mahkûm edecektir. Anne, ister mutsuz bir evlilik yaşasın ister engelli bir çocuk sahibi olsun ister ekonomik yüklerin ağırlığını hissetsin tüm bu olumsuzlukların içinden, olumlu yanları arayıp bulmak zorundadır. Kabullenememek, sadece yaşama sevincini köreltir. Hayatı olduğu gibi kabul etmekse yaşama sevincini artırır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 50

2-Anneye annelik statüsü verilmiş mi?

Bir annenin verdiği kararlar, aile fertleri arasında en ciddiye alınan kararlar olarak kabul edilmelidir. Aile içinde hâlâ anneye “annelik” statüsü verilmemişse, onun düşünceleri basit ve anlamsız kabul ediliyorsa, anneye büyük bir psikolojik baskı yapıldığı bilinmelidir.
Annenin, annelik statüsü alamadığı bir evde, çocuklar daha agresif, daha hırçın ve daha saldırgan olma eğilimindedirler. O halde annenin sırtındaki yükü artıracak böylesi bir davranışa, aile içindeki hiçbir fert asla başvurmamalıdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 60

3-Anne çocuğunu dilediği gibi terbiye etme özgürlüğüne sahip mi?
Çocuklarını yetiştirmeye çalışan bir anneye, aşırı müdahalede bulunmak, annenin annelik yapma becerisini zedeler. Anne, çocuğunun terbiyesiyle meşgulken etraftan anneyi rahatsız edecek eleştiriler yöneltilmemeli, annenin konsantresi mümkün olduğu kadar bozulmamalıdır. Aksi takdirde anne, kendi çocuğunu istediği gibi terbiye edemeyen biri konumuna düşer ki bu durum hiçbir anne için kabul edilebilir değildir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 40

4-Anne ilk dört yaşına kadar annesinden uzun süreli ayrı kalmış mı?

Bir çocuğun güven içinde büyüyebilmesi için ilk dört yaş çok önemlidir. Çocuklar ilk dört yaşına kadar annelerinden aldıkları güven hissiyle kendi karakterlerini geliştirirler. Çocuğun karakterinin büyük bir bölümü bu dönemde şekillenir. Eğer anne, karakterinin şekillendiği bu dönemde, kendi annesinden ayrı kalmışsa büyük bir ihtimalle güven duymakta zorluk çekecek, yeri gelecek çocuğunu sorgulayacak ve ona verdiği emeklerin bir gün boşa gideceğinden şikâyetçi olabilecektir. Eğer anne, kendi duygularında bu türlü bir eğilim hissediyorsa sırtında taşıdığı bu yükü indirmek için mücadele etmelidir.

                □ Evet: 50
                □ Hayır: 0

5-Anne inançlı mı?

Çaresizlik anında annenin manevî bir sığınağı varsa anne psikolojik olarak biraz nefes alma şansına da sahiptir, diyebiliriz. Bir anne; “Bazen öyle bunaldığım zamanlar oluyor ki odama kapanıp ağlıyorum. Bir yandan öfkeme esir olmamalıyım ve çocuğuma karşı şiddet kullanmamalıyım, derken bir yandan da çocuğumun bana karşı olan davranışlarını hazmedemiyorum. Böylesi anlarda tek sığındığım şey, Allah’a dua etmek oluyor. Çaresiz odama kapandığımda, onunla dertleşiyor, Allah’ım yardım et, diyorum. Yalnız olmadığımı hissettiğim bu anlar olmasa zannediyorum ki akıl sağlığım tehlikeye girer!” demişti.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 80

6-Anne şiddetin hâkim olduğu bir ailede mi yetişti?

Şiddet “trans-jenerasyon” özelliği taşır. Yani şiddet gören bugünkü mazlum çocuk, yarının şiddet gösteren zalimi olur. Çocuklarına karşı şiddet uygulayan anneler üzerinde yapılan çalışmalar gösteriyor ki çocukluk yıllarında şiddet görmüş anneler, kendi çocuklarına karşı şiddet uygulamaktan çekinmemektedir.
Şiddet, sadece dayak ve hırpalamadan oluşmaz. Aksine duygusal ve psikolojik şiddet de en az fiziksel şiddet kadar derin iz bırakmaktadır.

                □ Evet: 40
                □ Hayır: 0

7-Anne geçmişte herhangi bir taciz veya tecavüz yaşamış mı?

Günümüz toplumu, ne yazık ki ahlakî açıdan yıpranmışlığın izleriyle karşımızda duruyor. Dünkü taciz yaşamış çocuklar, bugünün anneleri oluyor. Anne kendisini sorgularken mutlak surette geçmişinde kırılma noktalarını da hesaba katmalıdır. Anne, geçmişte yaşadığı olumsuz bu hatıranın bugünkü yaşantısına nasıl tesir ettiğini duygularını yoklayarak bir kez daha gözden geçirmelidir. Çok defa anne kendinden bile gizlediği bu hatırayla, annelik yapmaya çalışıyorsa daha sinirli, daha öfkeli ve sabırsız olabilmektedir. Geçmişte yaşanılan hiçbir şeyden dolayı, bütün bir ömür harap edilmemeli. Yaşanılan acı olayları unutmak belki imkânsız; ama o olayların insanın üzerinde bıraktığı yükü azaltmak mümkün.

                Taciz=                                    □ Evet: 90             /              □ Hayır: 0
                Tecavüz=                              □ Evet: 190           /              □ Hayır: 0
                Enses [Aile içi tecavüz]       □ Evet: 240           /              □ Hayır: 0

8-Anne, aileden yeterince destek alıyor mu?

Çocuk terbiyesi, tek başına kaldırılabilecek bir yük değildir. Çocuk terbiyesiyle sadece annenin meşgul olması –her ne kadar anne görevini mükemmel olarak yapıyor olsa bile- eksikliktir. Anne, çocuk terbiyesinde babadan mutlak surette destek almalıdır. Anne, aile içinde çocuk terbiyesinde yalnız bırakılmışsa sırtına kocaman bir yük yüklenmiş demektir. Çocuk terbiyesinde annenin rolünü baba, babanın rolünü de annenin doldurabilmesi çok zordur. Özellikle erkek çocuklar, yetişkinlik döneminde bir erkek modeli olarak –çoğunlukla- babayı benimser, baba gibi oturmaya, baba gibi konuşmaya, baba gibi yürümeye çalışırlar. Eğer anne, çocuk terbiyesinde yalnızlığa itilmiş ve çocuklarını baba desteği olmadan yetiştirmeye çalışıyorsa ciddi bir eksikliği de beraberinde taşıdığını bilmelidir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 30

9-Anne isteyerek mi çocuk sahibi oldu?

Çocuk, bir annenin hayatındaki en büyük değişikliktir. Anne, çocuğuna sadece fiziksel bir bağla değil, aynı zamanda zihinsel, duygusal ve hormonal bağlarla bağlıdır. Bu yüzden annenin çocuk sahibi olmaya hazır olması, annelik yapabilmesi açısından çok önemlidir. Anne, istemediği halde çocuk sahibi olmuşsa psikolojik bir yıpranma dönemine girilmiş denilebilir. Anne, artık gece uykularını, randevularını, arkadaş oturmalarını ve toplantılarını, istenmeden gelen misafire göre planlamak zorunda kalacaktır. Anne, çok zaman hazırlıksız yakalandığı bu tatlı misafiri, hayatını kâbusa çeviren bir değişiklik olarak görmeye başlayabilir. Bu durumda annenin hayatındaki beklenmedik değişiklikleri yorumlamayı bir kenara bırakması ve mevcut duruma ayak uydurması daha akıllıca olacaktır. Umutsuz çırpınışlarla boşa enerji harcamaktansa o enerji, hayatın daha güzel geçirilmesi için neler yapılabileceği yönünde kullanılmalıdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 20

10-Anne, çocuğu benimsemiş mi?

Kirpi, yavrusunu, “Pamuğum” diye severmiş. Anne istese de istemese de çocuğunu sever. Ancak sevmek ayrı, benimsemek ayrı şeydir.
Anne, kendisini anne olduğunu inandırmakta zorluk çekiyorsa çocuğunu benimsemesi de zordur. Çocuğunu benimsemeyen bir anne de üzerinde ciddi bir yük taşıyor demektir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 40

11-Anne, eşini seviyor mu, benimsemiş mi?

Sevilmek bir ihtiyaç olduğu kadar sevebilmek de bir ihtiyaçtır. Eğer anne, eşinden sevgi aldığı halde, eşini sevemiyorsa çocuk terbiyesi de riske giriyor demektir. Anne, eşini sevmediği halde evliliğini mecburiyetlerden dolayı yürütüyorsa annenin çocuk terbiyesinde negatif bir tutum sergilediği gözlemlenmektedir. Anne, eşini sevememenin sıkıntısını, sevgi açlığının stresini çocuktan çıkartabilmektedir. Çocuğun yaptığı her bir çocukluk, annenin gözünde büyüyerek onu çocuğa karşı saldırganlaştırabilmektedir.
Bunun da ötesinde, anne, eşini seviyor olsa da onu benimseyip benimsememesi de ciddi sorunlardan biridir. Her eşini seven anne için “eşini benimsemiştir” diyemeyiz. Anne, eşini seviyor olsa da bazen “keşke” dediği anlar varsa “eşini tam benimsememiştir” diyebiliriz. Böylesi bir atmosferde bulunan annenin, üzerinde taşınması zor bir yükle yoluna devam ettiği aşikârdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 70

12-Anne, eşi tarafından seviliyor mu, benimsenmiş mi?

Sevgi olmadan, çocuk terbiyesi olmaz. Olsa da uzun süreli olmaz. Eşi tarafından sevgisiz bırakılan bir annenin çocuğuna karşı sevgi verebilmesi de zordur. Her ne kadar eş ve çocuk sevgisi birbirinden farklı olsa da eşi tarafından sevilen bir anne, aldığı pozitif enerjiyi çocuğuna da aktaracaktır. Tıpkı sevgi ihtiyacında olduğu gibi, bir anne aynı zamanda eşi tarafından sevildiğini biliyor olsa da eşi tarafından benimsenmediğini hissedebilir. Anne, kendisinin bazen bir eş olarak değil, bir kadın olarak sevildiğini zannedebilir. Hâlbuki bütün anneler, eşleri tarafından bir eş olarak sevilmek ve kabul görülmek ister. Böylesi bir ortamdaki çocuk, eşler arasındaki bu negatiflikten nasibini tabii ki alacaktır. Çocuk terbiyesi çok olumlu geçse bile negatif duyguların hâkim olduğu böylesi bir ev ortamı, çocuğun duygularına da negatif olarak yansıyacaktır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 40

13-Annenin sanal bağımlılığı var mı?

Günümüzde anneyi bekleyen tehlikelerden biri de sanal bağımlılıktır. Günümüz teknolojisinin baş döndürücü hızı ne yazık ki evlerin içine birçok davetsiz misafir çağırabiliyor. Diğer bir deyişle, evlerin kapısını dışarıya doğru açıyor. Aile içine masumca ve kontrolsüzce giren internet; hatta cep telefonu ve taşınabilir oyunlar çocukların yaşamını tehdit ettiği kadar anneyi de tehdit etmektedir. Anne, teknolojinin bu nimetlerinden faydalandığını düşünürken bu aletlere ne kadar zaman ayırdığının farkına bile varamamaktadır.
Sanal bağımlılığı olan bir annenin internetin arkasına geçerek yaptığı görüşmelerin her biri, uyuşturucu bağımlısı birinin vücuduna verdiği morfin gibidir. Nasıl vücuda giren her bir morfin zerresi, bir sonraki morfin ihtiyacının körükleyicisiyse internet ortamındaki her bir sohbet ve yeni birisiyle tanışmak da bir sonraki görüşmelerin davetçisidir ve bu, anneyi bir yok oluşa doğru adım adım çekecektir. Yok oluş, diyoruz; çünkü bu konuda örümcek ağı gibi, sanal bağımlılık ağına düşmüş annelerle yaptığımız görüşmelerden anlıyoruz ki sanal bağımlılığın tedavisi uyuşturucu bağımlılığının tedavisinden daha zor olmaktadır. Böylesi ağır bir bağımlılık içindeki annenin, dikkatini kendi çocuğuna yöneltmesi ve beklenildiği gibi annelik yapması çok zordur.

                □ Evet: 40
                □ Hayır: 0

14-Anne sigara, alkol ve uyuşturucu kullanıyor mu?

Çok defa gençlik yıllarında kazanılan sigara, alkol, uyuşturucu gibi bağımlılıklar, annenin annelik yapmasına ciddi engellerden biridir. Basit bir alışkanlık gibi görülen sigaranın insan psikolojisi üzerindeki etkisi son yıllardaki klinik çalışmalarla ortadadır. Sigara içen bir kişinin sinir sisteminin daha hassas olduğunu söylemeye bile gerek yoktur sanırım. Sigaranın vücut yorgunluğu verdiği de gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir. Anne, çocuğunun kendisine en çok ihtiyaç duyduğu dönemleri, alkol, uyuşturucu vb. bağımlılık yapıcı maddelerle geçirtirmişse bir gün geriye dönüp baktığında kaçırdığı yılların acısını vicdanında çok ağır olarak hissedebilir.

                Uyuşturucu=                                        □ Evet: 90             /              □ Hayır: 0
                Sigara=                                                  □ Evet: 20             /              □ Hayır: 0

15-Annenin yeterince sosyal yaşantısı var mı?

Bir annenin, anneliğe adım attıktan sonra çocuksuz olduğu dönemlerdeki kadar geniş bir sosyal çevresi olmayabilir. Adım adım kendini içe doğru kapatabilir, önce uzaktaki dostlarını, sonra uzaktaki akrabalarını yavaş yavaş terk etmek zorunda kalabilir. Bu doğal sürece anne ne kadar direnirse ruhundaki kırılmalar da o denli derin olacaktır.
Hâlbuki anne, çocuk sahibi olduktan sonra azalan sosyal çevresine, çocuğundan dolayı kazandığı yeni dost ve akrabalarını ekleyerek yeni durumunu pozitif hale getirmeye çalışmalıdır. Böylece anne, genç kızken kaybettiği sosyal çevreyi, yeni ve farklı bir sosyal çevreyle doldurabilme şansını yakalayabilir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 20

16-Anne kişisel karakter olarak hırslı ve öfkeli mi?

Bazı davranışlar sonradan kazanıldığı gibi, insanın doğuştan sahip olduğu bir karakteri de vardır. Bunların başında, hırs ve öfke gelir. Hırs ve öfke, iyi yönden kullanıldığı takdirde çocuk terbiyesinde büyük bir enerji deposu özelliği kazanabilir. Çocuğunu en iyi şekilde terbiye etmek için hırs ve gayret sarf eden bir anne, kendisindeki hırs özelliğini iyi şekilde kullanıyor, diyebiliriz.
Ancak bu iki karakter özelliği yanlış olarak kullanılırsa anneye negatif tesir oluşturabilir. Eğer anne, hırs be öfkeyi kontrol altında tutmaz ve çocukları üzerinde kullanmaya başlarsa şiddet girdabında boğulmaya doğru adım atmış olur. Ayrıca öfkeli bir annenin öfkesini çocuğunun üzerinde değil, çocuğuna uzatılacak ellere karşı kullanmasında fayda vardır. Eğer öfke, bir şekliyle dıştan gelecek tehlikelere karşı yönlendirilmezse annenin ilk boşalacağı adres, çocukları olacaktır.

                □ Evet: 30
                □ Hayır: 0

17-Anne çocuk terbiyesinde bilinçli mi?

Çocuk terbiyesi bir uzmanlık işidir. Her annenin, çocuk terbiyesinde her konuyu bilmesi mümkün değildir. Çocuk terbiyesi günümüzde bir bilim dalıdır. Bu bilim dalında yapılan çalışmaları, konunun uzmanları takip etmekte, elde ettikleri verileri annelerle paylaşmaktadırlar. Uzmanlardan süzülüp gelen bu konuları, anne ihtiyacı nispetinde takip edebilir. Anne, çocuk terbiyesinde hangi konularda eksik olduğunu bilir ya da hangi konularda tereddüt yaşadığını hissederse öğrenmeye doğru ilk adımı atmış sayılır. Böylesi bir annenin ikinci adımı, eksikliğini hissettiği konuda bilinçlenmeye çalışmaktır. Bilinçli anne, bilmediğini bilen ve bilmediği konular hakkında bilgi arayandır. Bu, kimi zaman konferans ve seminerleri takip etme şeklinde olabileceği gibi kimi zaman da yazılı eserleri takip etme tarzında olabilir. Anne adım adım bilinçlendikçe adım adım üzerindeki yükten kurtulur.
Çocuk terbiyesinde duygusallık çok önemli olsa da akılcı yöntemler yoksa başarı şansı çok yüksek değildir. Unutmamalıdır ki bütün anneler çocuklarına karşı sevgi besler; ama akıl ile desteklenmeyen sevgilerin hüsranla sonuçlanmaması içten bile değildir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 30

18-Anne, kendi merkezciliğinden çıkabilmiş mi?

Anne, çocuk sahibi olduğu halde “ben” merkezcilikten çıkamamışsa, evini ve hayatını kendi dünyasına göre organize etmeye devam ediyorsa büyük bir ihtimalle, çocuğunu hep ayak bağı olarak düşünebilir. Kendisiyle baş başa kalma, kendisine zaman ayırma konusunda çocuğunu bir engel olarak hissedebilir. Hâlbuki çocuk terbiyesiyle meşgul olan anne, artık “ben” düşünce boyutundan çıkmalı, “benden başkaları” düşünce boyutuna geçmelidir. Her olayı değerlendirirken ve planlarken çocuğunu ve eşini ilk sırada hesap etmelidir. Böyle olmadığı müddetçe çocuk, anne açısından hayatı zorlaştıran bir yük gibi görülebilir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır:30

19-Annenin cinsel yaşantısı normal mi?

Eşler arasındaki uyum ve sevginin en doğal ve dışa yansıyan şekli olan cinsel yaşantının sağlıklı olmasının annenin annelik yapabilmesinde tesiri büyüktür. Yaradılış gereği, yeme, içme ve barınma gibi bir ihtiyaç olan cinsel yaşantının sağlıksız yürümesinin anneyi psikolojik olarak baskı altına alacağı aşikârdır. Sağlıklı bir cinsel yaşam, sağlıklı bir aile yaşantısının temel faktörleri arasında yer alır. O halde, eşler kendileri ve aile gelecekleri için önemli olan bu konuyu gözden kaçırmayıp ciddiye almalıdır. Zaman zaman eşler arasında yaşanan soğukluğun alışkanlık halini almamasına özen gösterilmelidir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 40

20-Annenin empati yeteneği var mı?

Empati, kendini karşındaki yerine koyabilme sanatıdır. Onun gibi hissedebilme, onun düşündüğü gibi düşünebilme hissidir. Annelerin çocuklarına karşı hissettikleri empati yeteneği oldukça yüksektir. Anneler, çocuklarının neler düşündüğünü bilebilir, ne yaşadığını mesafeler çok uzak olsa da aynen yaşayabilirler.
Karşıdaki kişinin duygularını biliyor ve anlıyor olabilmek ayrı bir şey, karşıdaki kişiyle birebir aynı duyguları yaşıyor olabilmek ayrı bir şeydir. Belki anne olmanın en büyük özelliği, “empati” gücüdür.
Bazen annenin geçmişten gelen olumsuz tecrübeleri bazen de evliliğinde karşılaştığı zorluklar, empati gücünün adım adım körelmesine neden olabilir. “Empati gücü zayıflayan anne, annelik yeteneğini de azar azar kaybediyor” diyebiliriz. Empati yeteneğinin yeniden kazanılması, annenin çocuğuyla daha çok ve daha derin iletişime geçmesiyle mümkün olabilir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 50

21-Anne yeterince uykusunu alabiliyor mu?

Bir annenin çocuğunun terbiyesiyle ilgilenebilmesi için önemli şartlardan biri, annenin yeterince istirahat edebilmesidir. Güne dinç ve dinamik olarak başlayan bir anne, karşılaştığı olayları daha bir olgunlukla yorumlayabilir, daha makul çözümler üretebilir. Bu nedenle annenin yeterince istirahat etmesi çocuk açısından çok önemlidir. Annenin akşam istirahata çekilmesi ve uykusunu alabilmesi, ertesi güne yepyeni bir enerjiyle başlaması ve dinç olabilmesi hayatî önem taşımaktadır.
Anne kendisini analiz edip yorumlarken uyku düzeninin ritimlerini de mutlak surette hesaba katmalı ve gerektiği takdirde eşinden de yardım talep etmelidir. Çocuk terbiyesinin, sadece anneye ait bir görev olmadığı ve olumsuz şartlarda çocuk terbiye etmeye çalışan annenin psikolojisinin tüm aileye yansıyacağı baba tarafından unutulmamalı ve anneye yardım eli uzatmakta tereddüt yaşanmamalıdır. Kimi zaman geceleri nöbetleşe çocukla ilgilenmeli kimi zaman anneye istirahat etme fırsatı vererek çocukları anneden bir süreliğine uzak tutmalıdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 50

22-Annenin yemek düzeni var mı?

Basit gibi gelse de çocuk terbiyesiyle meşgul olan bir annenin beslenmesi büyük önem taşır. Anneler, annelik şefkatiyle kendilerinden çok, çocuklarını düşündükleri için onların karınları doymadan, kendilerininkinin doyduğunu hissetmezler. Hâlbuki dev yük trenlerini çekip götüren öndeki lokomotif, benzinsiz ve elektriksiz kalırsa arkadaki vagonları hareket ettirmesi mümkün değildir. O halde anne, kendi beslenmesine çocuklarınınki kadar önem vermelidir. Güne aç başlamış ve düzensiz yemeklerle günü geçirmiş bir annenin psikolojisiyle, güne vücudunun ihtiyacı olan besinleri alarak başlamış bir annenin psikolojisi tabii ki aynı olmayacaktır.
Bilinçsiz rejim yapan bir annenin saldırgan ve daha olumsuz olması kaçınılmazdır.
Her ne kadar basit gibi görünüyor olsa da aile içinde yemek düzeninin olması ve annenin yemek kültürüne dikkat etmesi, çocuk terbiyesinde, annenin sırtındaki yüklerin azalması ya da artması açısından büyük önem taşımaktadır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 20

23-Annenin gün planlaması var mı?

Güne boş bir ajandayla başlayan, karşısına hangi iş çıkarsa onu yapan bir anne ya kaos içindedir ya da adım adım kargaşaya doğru ilerlemektedir. Anne, hangi gün ve hangi saatte çocuğuyla oyun oynayacağını, hangi günde ve hangi saatte çocuğuna kitap okuyacağını, hangi gün ve saatte parka gidip çocuğuna doğayı tanıyacağını bilmelidir. Bilmenin de ötesinde, anne bu plana göre aileyi çekip çevirmelidir. Buna göre anne, aile ziyaretlerine gidilecek günleri ya da kabul günlerini, çocuğunun gelişim evrelerini de hesaba katarak planlamalıdır. Henüz doğmuş bir çocuğun uyku saatine dikkat edilmez ve geç saatlere kadar misafirliklerde bulunulursa ya da evdeki çocuk ihmal edilerek aile ziyaretleri gerçekleştirilirse çocuk terbiyesinde annenin üzerine yeni yükler geliyor demektir. Bunun yanı sıra, anne her gün en az bir saat veya kırk beş dakika (eğer mümkünse) öğlen uykusuna çekilecek şekilde gününü planlamalıdır.
Düzensiz bir hayat, planlanmamış günlük koşuşturma, annenin istediği gibi annelik yapmasına engel teşkil edecektir. O halde anne, kendisiyle tanışırken sırtındaki bu yükü de fark etmelidir. Anne “Günlük ve haftalık hayat planlamam var mı?” sorusunu kendisine sormalıdır. Yoksa, mutlak surette bu çizelgeyi kendisine oluşturmalıdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 20

24-Annenin hâlâ enerjisi var mı?

Birçok anne, günlük koşturmaca altında ezilirken kendisi de çocuklarını ezer; ama farkına varamaz. Pili tükenmiş oyuncağın son hareketleri nasılsa enerjisini tüketen anne de çocuğunu o şekilde durdurmaya çalışır. Bu doğal refleks olarak algılansa da bu refleks altında kalan çocuk, duygusal olarak ezilme riskini taşır.
Kendi enerjisinin saniye saniye tükendiğini gören annenin ilk yapacağı iş, günlük ritmini ölçmektir. Böylece anne, hangi saatlere doğru enerjisinin tükendiğini aşağı yukarı fark eder. Akşam saat 20.00’den sonra hâlâ çocuğuyla meşgul olmayı deniyorsa ne kendine ne de çocuğuna iyilik etmediğini bilmelidir. Böylesi bir durumda olan annenin günlük ajandasını yeniden ve bilinçlice ele almasında fayda vardır. Hangi günlerde ve hangi saatlerde ritminin arttığını gözlemleyen anne, o saat ve günlerdeki temposunu azaltmalıdır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 30

25-Anne yeterince hareket ediyor mu?

Çocuk sahibi olan bir anne istese de istemese de belli bir dönem kendini evin içine hapsetmektedir. Evde küçük bir alanda hareketsizliğe mahkûm olan annenin vücudu ve vücudunu hareket ettiren sistemi, makinelerdeki metal yorgunluğu gibi, gün geçtikçe hantallaşabilecektir. Bu yıpranma sadece çalıştırılamayan vücut organlarının fiziksel deformasyonunu değil, aynı zamanda ruhî ve zihnî yıpranmayı da beraberinde getirebilecektir. Düzenli spor yapan bir annenin psikolojisiyle, vücudunu hiç çalıştırmayan bir anneninki arasında ciddi fark vardır. Çok zaman kaybettirecek kompleks spor ve jimnastik salonlarında vakit geçirmek değil; ama günlük, düzenli olarak birkaç kilometre yürümek, evde step yapmak ya da yürüme bandını kullanmak annenin hem fizik hem de ruh sağlığı açısından faydalı olacaktır.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 20

26-Annenin kariyer planı var mı?

Eğer annenin dikkatini verdiği başka bir konu varsa çok defa asıl meşgul olacağı çocuk terbiyesini ihmal edebilmektedir. Bir yandan kariyer planlaması içinde olan anne, kariyeri için yoğunlaşırken bir yandan da kendisinden ilgi bekleyen çocuğuna yeterince vakit ayıramayabilir.
Ayrıca annenin kariyer planının gerçekçi olup olmadığı da çok önemlidir. Zira her başarısızlıkta sorumlu biri aranacağı gibi, birçok anne –maalesef- kendi kariyer planlamasında çocuklarının negatif tesiri olduğunu düşünmekte ve bu yüzden çocuğunu kendi kariyerinde bir engel olarak görmektedir. Böylesi durumlarda, anne ile çocuk arasına sanki bir kara kedi girmişçesine, anne, çocuktan adım adım uzaklaşmaya başlayabilmektedir. Böylesi bir psikolojiyle, çocuğuyla iletişim kuran anne, ona karşı öfke besleyebilir. O halde, kariyer planlaması yapmış olan bir anne, unutmamalıdır ki çocuk terbiyesinde kendi üzerine ekstra bir yük yüklüyor ve onun ağırlığını da taşıyordur.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 40

27-Annenin fiziksel bir rahatsızlığı var mı?

Fiziksel rahatsızlık denildiğinde bedenin bir organının kaybı ya da eksikliği algılanmamalıdır. Müzmin bir baş ağrısı ya da migreni olan, zaman zaman kalbi sıkışıp daralan, aşırı kilo veya kansızlıktan dolayı çabuk yorulan bir anne de yine bu başlık altında anılabilir. Annenin vücudu şu veya bu sebeplerle doğal işlevini yerine getirirken zorlanıyorsa anne, kendine düşen annelik görevini de o derecede aksatacaktır. Bununla birlikte, evlendikten sonra veya çocuk sahibi olduktan sonra fiziksel bir rahatsızlık geçiren anne, yaşama sevinci bulamıyorsa çocuk terbiyesi bazen kâbusa dönüşebilir.

                □ Evet: 30
                □ Hayır: 0

28-Anne ekonomik olarak rahat mı?

Aile içinde ekonomik zorluklar yaşanıyorsa bu, başka problemleri de beraberinde getirebilir. Eğer anne, aile içindeki ekonomik zorlukları omuzlarında hissediyorsa bu zor dönemi başka sorunlara neden olmadan atlatmaya çalışmalıdır. Az ile yetinmek, aile içinde sevgi ve ilginin kaybolmasından çok daha iyidir.

                □ Evet: 0
                □ Hayır: 30
 Üzerinizdeki Yük Tablosu

Annenin üzerinde taşıdığı yük
Evet
Hayır
Puan
1.       Annenin yaşama sevinci var mı?
0
50

2.       Anneye annelik statüsü verilmiş mi?
0
60

3.       Anne çocuğunu dilediği gibi terbiye etme özgürlüğüne sahip mi?
0
40

4.       Anne ilk dört yaşına kadar annesinden uzun süreli ayrı kalmış mı?
50
0

5.       Anne inançlı mı?
0
80

6.       Anne, şiddetin hâkim olduğu bir ailede mi yetişti?
40
0

7.       Anne geçmişte herhangi bir taciz yaşamış mı?
90
190
240
0

8.       Anne, aileden yeterince destek alıyor mu?
0
30

9.       Anne isteyerek mi çocuk sahibi oldu?
0
20

10.    Anne çocuğu benimsemiş mi?
0
40

11.    Anne eşini seviyor mu, benimsemiş mi?
0
70

12.    Anne, eşi tarafından seviliyor mu, benimsenmiş mi?
0
40

13.    Annenin sanal bağımlılığı var mı?
40
0

14.    Anne sigara, alkol ve uyuşturucu kullanıyor mu?
90
20
0

15.    Annenin yeterince sosyal yaşantısı var mı?
0
20

16.    Anne kişisel karakter olarak hırslı ve öfkeli mi?
30
0

17.    Anne çocuk terbiyesinde bilinçli mi?
0
30

18.    Anne kendi merkezciliğinden çıkabilmiş mi?
0
30

19.    Annenin cinsel yaşantısı normal mi?
0
40

20.    Annenin empati yeteneği var mı?
0
50

21.    Anne yeterince uykusunu alabiliyor mu?
0
50

22.    Annenin yemek düzeni var mı?
0
20

23.    Annenin gün planlaması var mı?
0
20

24.    Annenin hâlâ enerjisi var mı?
0
30

25.    Anne yeterince hareket ediyor mu?
0
20

26.    Annenin kariyer planı var mı?
0
40

27.    Annenin fiziksel bir rahatsızlığı var mı?
30
0

28.    Anne ekonomik olarak rahat mı?
0
30

Toplam

               
 Cevaplar Nasıl Değerlendirilmelidir?

                Yukarıda her bir soruya verilen cevaplar, “Evet” – “Hayır” ayrımı yapılmadan tek tek toplanmalıdır. Toplamda çıkan sonuç, 100’e bölünmelidir. Çıkan sonuç, annenin üzerinde taşıdığı yükün ağırlığını verir. Buna göre anne, taşıdığı bu yükün ağırlığıyla “annelik” yapmaya çalışmaktadır. Çok defa, çocuğuna gereksiz yere bağırmalarının veya hırçın davranışlarının altında yatan; farkında olmadan üzerinde taşıdığı bu yük ve onun bilinçaltında anneye verdiği negatif tesirdir.
                Buna göre toplamda çıkan puanların değerlendirmesi aşağıda olduğu gibidir.

                9 Puan Ve Üzeri Yük: “Kriz”

                Yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevapların toplamını 100’e böldükten sonra 9 puan ve üzerinde bir sonuçla/ağırlıkla karşılaştıysanız muhtemel ki üzerinizde taşıdığınız yükler, sizi zaman zaman krize sokacak ağırlıktadır. Sırtında bunca yük taşıyan bir annenin sinir sistemi ne kadar güçlü olursa olsun, bir süre sonra üzerindeki yüklerin ağırlığıyla yıkılıp kalma ihtimali oldukça yüksektir. Annenin üzerinde taşıdığı bunca psikolojik yük, annenin bedeninde değişik fiziksel rahatsızlıkların baş göstermesine de neden olabilir. Vücudun bazı bölgelerinde kızarıklıklar ve morarmalar, sinir krizleri, öfke nöbetleri, sebepsiz ağlamalar, baş ağrıları ve küçük problemler karşısında mide krampları bu döneme ait en belirgin işaretlerdir. Üzerinde 9 puan (soyut olarak 900 kilo) ağırlık taşıyan bir anne mutlak surette psikolojik destek almalıdır. Bunca yüke rağmen psikolojik destek almadan aile içindeki rolünü yerine getirmeye çalışan annenin taşıdığı psikolojik rahatsızlıkların çocuğa bulaşabileceğini, eşini bunaltabileceğini ve bir gün psikolojik bir yıkıntı yaşaması halinde, bu yıkıntının altında bütün bir ailenin kalabileceğini hatırlatmakta fayda var.

                7-8 Puanlık Yük: “Kritik Dönem”

                Anne, üzerinde 6-7 puanlık bir yük taşıyorsa ciddi bir kritik dönemdedir. Karakter özellikleri ve sinir sisteminin gücü yettiği müddetçe üzerindeki yükü kimseye hissettirmeden götürmeye çalışsa da bu yükü, en iyi hisseden kişi yanındaki çocuklarıdır. Üzerinde bu kadar negatif yük bulunan bir annenin etrafındaki çocuklar çok defa, korku, panik ve güvensizlik içindedir. 7-8 puanlık (soyut olarak 700-800 kilo) yük taşıyan anne, çocuğuna anlamsız ve gereksiz tepkiler vermesiyle dikkat çeker. Çocuğun çok doğal ve normal istekleri bile annenin içindeki tedirginlikler nedeniyle tepkiyle karşılanabilir. Anne hissettiği bu anlamsız öfke ve tepkilerden rahatsız olsa da bir kısır döngünün içinde yol alıp gitmektedir. Annenin çocuğunun masum ve normal isteklerini reddetmesinin sebebi, bilinçaltında taşıdığı -28 soruya verdiği olumsuz cevaplarla ortaya çıkan- yüklerdir.
                Anne, çok defa kendisinden dahi gizlediği bu yükün bilinçaltında verdiği tedirginlikle çocuğu ile negatif iletişim içine girer. Her an bir şey olacak endişesi, şüphecilik, ani güven kayıpları, aşırı duygusal reaksiyonlar, düşünmeden karar verme, verdiği yanlış kararlardan aşırı pişmanlık duyma ve kendini hırpalama, bu dönemin en belirgin özelliğidir. Böylesi bir annenin, aile içinde üstlendiği rolü dengeli bir şekilde götürmesi zordur. Annenin gerek çocuk terbiyesinde gerekse kendi üzerindeki yükleri yok etmede bir uzman yardımına ihtiyacı olduğunu belirtmekte fayda var. Zira böylesi bir anne, içinde bulunduğu sorunların ağırlığıyla çözüme ulaşmada, bilinçsiz, umutsuz, çaresiz ve dirençsizdir. Eğer annenin güçlü bir sinir sistemi varsa ihtimal ki bir süre daha dayanabilir; ama böylesi bir annenin, bir ömür boyu bu kadar yükle aile içindeki anne ve eş olma görevini başarıyla yerine getirmesi düşünülemez.

                5-6 Puanlık Yük: “Problem”

                Yukarıdaki sorulara verilen cevaplar 5-6 puanlık (soyut olarak 500-600 kilo) bir yükü annenin sırtına yüklediğini gösteriyorsa bu döneme, “problem dönem” adını veriyoruz. Anne, her ne kadar kişisel karakter özelliklerinin olumlu yanlarıyla, “problem” halini etrafına hissettirmese de üzerine bu kadar yük almış bir anneden çocuk terbiyesinde başarı beklemek haksızlık olur. Bu aşamada bulunan bir anne, içinde yaşadığı dalgalanmalarla dikkat çeker.

                Anne, kimi zaman problemler karşısında çaresiz ve umutsuz kimi zamansa gayet istekli ve mücadelecidir… Kimi zaman duygusal kimi zaman akılcıdır… Anne, üzerindeki 5-6 puanlık yükü, her şey yolunda gittiği müddetçe direnerek taşımaya çalışsa da karşılaşacağı yeni sorunlar ve imtihanlar karşısında dirençsizdir, psikolojik olarak zayıftır. İnancı ve yaşama sevinci olan, çevre desteği alan bir anne kriz aşamasına gelmeden üzerindeki yükle yaşantısına devam edebilse de çocuğuna karşı her zaman dengeli yaklaşımlar sergileyemeyebilir. Üzerinde 5-6 puanlık yük taşıyan bir annenin arada bir uzman (psikolog, pedagog) desteğine başvurmasının faydalı olacağı inancındayız.

                4 Puanlık Yük: “Anormallik Başlangıcı”

                Duygularında anormal sinyaller taşıyan bir annenin çocuğuna yaklaşımı da anormaldir. Bazen çocuğun çok normal tepkileri anne tarafından anormal bulunabilir. Anne, çocuğunun aynı davranışlarına bazen sıcak ve sevecen bazen de gayet sert ve kuralcı yaklaşabilir. Anormallik aşamasındaki bir annenin çocuğuna yaklaşımında “ceza” yöntemine sık sık başvurması, aşırı kuralcı olması en belirgin iki özelliktir.

                Üzerinde 4 puanlık bir yük bulunan annenin, çocuk terbiyesi konusunda aldığı kararlarda ve kendi davranışlarının nedenleri konusunda ciddi gözlemler yapmasını tavsiye ederiz. Zira bu aşamadaki bir annenin aldığı kararların büyük bir kısmının aslında, üzerinde taşıdığı yükün negatif tesirinden ve tedirginliğinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
                Gerek bir pedagogla gerekse bir psikologla görüşerek gittiği ve gitmek istediği istikametin doğruluğunu onaylattırmasında, sorunlara nasıl çözümler getireceği konusunda zaman zaman istişare yapmasında fayda olduğunu düşünüyoruz. Bu aşamada bulunan bir annenin sorunlara yaklaşımı her ne kadar kendisine göre çok normal olsa da tarafsız ve bilinçli bir gözle bakıldığında, çocuğa olan yaklaşımlarında “anormal”liklere rastlamak mümkündür.

                2-3 Puanlık Yük: “Dikkat Dengeler Bozulabilir!”

                Anneden anneye ve kişisel dayanma gücünden gücüne değişse de çocuk terbiyesiyle meşgul bir annenin üzerinde bulunan 3 puan (soyut olarak 300 kilo) yük, dengelerin her an değişebileceğinin işaretidir. Bu aşamada bulunan bir annenin kendine ve kendi iç dünyasına bilinçli gözlemler yapması ve bu gözlemlerde elde ettiği kırık noktaları düzeltmek için çaba sarf etmesi oldukça önemlidir. Bu aşamadaki bir annenin her ne kadar uzman yardımına ihtiyaç duymadan, şahsî gayretleriyle kitap, internet ve konferanslarla çocuk terbiyesinde bilinçli davranışlara girmesi kolay olsa da yine de uzman yardımı anneyi rahatlatacaktır.

                Anne, şu an içinde bulunduğu rahat atmosferin verdiği rehavete kapılmamalı, aksine her an gerek eşinden gerekse çevresinden yardım talep etmelidir. Yukarıdaki 28 soruya verilen cevaplardaki olumlu yanlara özellikle dikkat edip bu olumlu yanları çocuk terbiyesinde kendisine kazanımlar listesi kabul etmeli ve bu olumlu yanları bir yaşama sevinci haline getirmelidir.
                Ancak üzerinde 3 puan yük bulunan bir annenin duygusal ve içe kapanık bir karakteri varsa bu, dengelerinin bozulmasında ve problemlere doğru daha hızlı girmesinde tetikleyici bir rol oynayabilir; hatırlatmakta fayda var.

                1 Puan Ve Daha Az

                Yukarıdaki sorulara verilen cevaplarda, 1 ve daha altında puan alan annelerin ciddi problemlerinin olduğunu düşünmüyoruz. En azından anne üzerinde taşıdığı yüklerin ağırlığını, yukarıdaki listede geçen olumlu özelliklerle dengeleyebilir. Örneğin kendisine “annelik statüsü” verilmemiş bir annenin üzerinde taşıdığı yükün doğrudan tesiri, listede geçen ve olumlu cevap verdiği diğer özelliklerle en alt seviyeye doğru inebilir. Böylesi bir annenin, örneğin yaşam sevincini hâlâ çevresinden alabilmesi veya inançlı olması, kendisine “annelik statüsü”nün verilmemesinden kaynaklanan negatif baskıyı minimum seviye indirebilir.




[1] Bu başlık altında yer alan 28 madde sadece genel bir bilgi verme amaçlıdır. Puanlamalar kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

                                                     Ummu Kuteybe

(Adem Güneş'in "Annelik Sanatı" isimli eserinden özetle hazırlanmıştır.)
                                                                                                      

1 yorum:

  1. Testin sonucu "dikkat dengeler bozulabilir" diyor. Ancak elden gelen de bu kadar, napalım. Allah yükümüzü hafifletsin. Yine iyiyiz elhamdulillah.
    Teşekkürler ummu kuteybe kardeş.

    YanıtlaSil