Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

8 Oca 2014

Annelerin Uyku(suzluk) Sınavı


                                               ANNELERİN UYKU(suzluk) SINAVI

Çocuk bakımıyla ilgili olarak hakkında en çok kitap, makale, araştırma, deneme, hatıra ve tecrübe okuduğum/dinlediğim konu; maalesef uyku..
Bu cümleden bile az-çok nasıl bir uyku mağduru olduğumu çıkarmak zor olmasa gerek.
Ve bunca araştırmadan, soruşturmadan sonra sonuç şu; ne yapılması gerektiğini pek öğrenemesem de, ne yapılmaması gerektiği konusunda biraz tecrübe ve bilgi edindim. Âcizane tek niyetim bunları paylaşmak.
1-Bebeğinizin Uyuyacağı Umuduna Kapılmayın! :
Başlık çok ağır oldu, farkındayım. Lakin anlatınca bana hak vereceksiniz. Bizden bir nesil önceki büyüklerimize; “Bir bebek günde kaç saat uyur?” sorusunu sorduğumuzda alacağımız cevap genellikle “Yeni doğan bebek günde en az 17-18 saat uyur” olacaktır. Hatta onlar “bebeğin günde sadece birkaç saat uyanık kalacağını” söylerler. Araştırmalarımız da bize aynı sonucu işaret eder.
Bütün bunlardan sonra da bir anne adayı sanır ki, bebeğini emzirip karnını doyuracak, sırtını ovup gazını çıkaracak, altını temizleyecek ve ihtiyaçları giderilen bebek uyuyacak. Hem de günde 17-18 saat.
Ama yok öyle bir şey!
Evet, yeni doğan bir bebek günde 18 saat uyuyabilir, bu doğrudur. Ama nasıl? Yaklaşık 5-6 saat emerken (yani sizi emzik olarak kullanırken), 5-6 saat kolunuzda veya ayağınızda sallanırken, ee 3-4 saat de kendi kendine.
Yani bir anne adayının, sözü edilen saatleri çocuğun deliksiz bir şekilde, kendi kendine uyuyacağını düşünmesi ilerisi için çok büyük bir hüsran. Benden söylemesi.
Bebek, ihtiyacı olan uykuyu bir şekilde uyuyacaktır ama annesinin yardımıyla… Ve uykuya devam edebilmesi için yine annesinin kokusuna, teninin sıcaklığına, sallamasına yani varlığına ihtiyacı var.
2-“Uyku Eğitimimi” Aldatmacasına Kulak Asmayın! :
Özellikle batı kaynaklı olan ve artık yavaş yavaş ülkemizde de uzmanları (!) bulunan bir “uyku eğitiminden” söz ediliyor. Uyku uzmanlarına göre; “Uyku öğretilen/öğrenilen bir şeydir. Bebeğiniz uyumayı bilmiyor. Onun iyiliği için ona uyumayı öğretmek ve bu sürece sabretmek sizin göreviniz.”
Ve sürecin sonunda mutlu bebekler, dinlenmiş anneler tablosu. Hayran olmamak mümkün değil.
Fakat nedir bu süreç, eğitim şekli? Efendim şimdi her çocuğa göre değişiyor ve farklı yöntemler uygulanıyor. Ferber yöntemiyle altı aydan sonraki çocuklar odalarına ve yataklarına terk edilerek ağlatılıyor. 10 dk sonra yanına giriliyor. “Ben buradayım, seni bırakmadım” deniliyor. Sonra çocuk bırakılarak yeniden odadan çıkılıyor. Bu sefer 15-20 dk girilmiyor. Sonra yine giriliyor. Her odadan çıkışta içerde kalma süresi kısalırken dışarıda kalma süresi uzuyor. Sonunda yaklaşık 50-60 dk sonra bebek, ağlaya ağlaya uyumayı öğreniyor.
Tracy Hogg yöntemi de "pış pış pat pat" yöntemi. Eğer öyle uyumazsa ağlayan bebek kucağa alınıyor. Kısacık kucakta tutulduktan sonra yine yatağına bırakılıyor. Yani çocuk ağlamaktan yorulup uyuyuncaya kadar “yatır-kaldır” taktiği uygulanıyor.
Kim West yöntemi de, çocuğun yanından yavaş yavaş uzaklaşma yöntemi. Buna göre ilk gün çocuğun yatağının yanında, sonra bir metre uzağında, sonra kapının yanında, sonra kapının dışında oturarak çocuğun uyuması bekleniyor.
Tabii bu arada şunlara da dikkat etmek lazım; çocuğunuzla kesinlikle göz göze gelmeyin! O takdirde direnciniz kırılır ve çocuğunuz, gözlerinizdeki şefkati anlayarak ağlamasını devam ettirir. Çocuğunuzu yatıştırmak için ona dokunabilirsiniz fakat onun sizin parmağınızı, elinizi tutmasına, size tutunup sarılmasına müsaade etmeyin. Siz tutun, dilediğiniz zaman da bırakın. Kontrol sizde olsun!
“Acaba olur tarafı var mı?” diyerek bu yöntemlerle ilgili neler okumadım ki… Hatta işi biraz daha ileri götürerek Amerika’dan 0-4 yaş çocukların uyku eğitimi konusunda uzmanlık alan ülkemizdeki en meşhur uyku uzmanıyla iletişime geçerek kendisiyle görüştüm.
Sonuç; evet çocuğa kendi kendine uyumayı öğretmek mümkün. Ama bunun için anneliğinizden, şefkatinizden, merhametinizden tamamen sıyrılmanız gerekiyor. Malum uzmanların savunduğunun aksine, çocuk uyumayı bilmediği için değil annesine ihtiyacı olduğu için uyumuyor. Onların yaptıkları; bilinçli bir şekilde annenin şefkatini dizginlemek ve çocuğu ağlamaya terk ederek ona annesinden ümit kestirmek. Böylece kimsenin gelmeyeceğini, annesinin ağıtlarına kulak asmayacağını ilk günlerde her uyku öncesi bir saat ağlayarak öğrenen çocuk, beklemekten ve umut etmekten vazgeçiyor. Terkedildiğini kabulleniyor. Susmayı ve içine atmayı öğreniyor.
Tabii bir bebek, yetişkin biri gibi uyku saatleri dışında annesine bu terk edilmişlik için tavır yapmıyor, surat asmıyor, küsmüyor. Yine onun kollarına koşuyor, gülücükler atıyor, içindeki yarayı dindirmeye çalışıyor. Anne de, ‘çocuğum uyumayı öğrendi, o mutlu, ben de mutluyum’ sanıyor.
Ve çocuk büyüdükçe hırçınlık ve kopuş süreci başlıyor.
Onun için bu “uyku eğitimi” denilen şey, bizim gibi annelerin uygulayacağı/uygulayabileceği bir şey kesinlikle değil…
3-Stres yapmayın! :
Gün olur bebeğinizi uyutmak için saatlerce uğraşırsınız, artık sallamaktan ayaklarınızın kemikleri aşınmış, takır tukur sesler gelmektedir veya kucağınızda dolaştırmaktan kollarınız kopmak üzeredir. Tam “uyudu” dediğinizde siz bırakır bırakmaz yeniden uyanır. Bu defa tekrar çocuğu alarak uyutmaya çalışırsınız, tabii bu defa daha bir hızla, hışımla, sinirle…
Bir bebeğin yaşam ritmine ayak uydurmak elbette dayanılması imkansız derecede zor bir şey… Anneler stres yapmakta yerden göğe kadar haklı… Fakat Rabbimiz bu minik yavrucakları öyle duyarlı yaratmış ki, hiçbir şey söylemeseniz bile, sizin üzüntünüzü, stresinizi fark ediyorlar. Bu defa da; “Annem neden sinirlendi?” diye uyumuyorlar.
Onun için mümkün olduğunca sükunet, sükunet, sükunet…
Biz sakin oldukça her şey çok güzel olmayabilir ama en azından çığırından çıkmayacağını umuyoruz…
4-Yardım Tekliflerini Reddetmeyin! :
Son devrin biz hassas anneleri, çocuğumuzun her şeyine öyle bir aşk ve şevkle yetmeye/yetişmeye çalışıyoruz ki, yardım tekliflerini çoğu zaman duymazdan geliyoruz. Ve tabii bir de “Bebeğim annesinden başkasını istemez” diye düşünüyoruz. Evet, genel anlamda haklıyız. Fakat bebeğimize sakin, sabırlı ve verimli bir şekilde yaklaşabilmek için bizim de nefes almaya ihtiyacımız var.
Onun için mümkünse eğer yarım saat-bir saat bebeği güvenilir birine emanet ederek dinlenmenin hiçbir sakıncası yok.
5-Bebeğinizin Uyuduğu Vakitleri Ziyan Etmeyin! :
Kalabalık ailelerde, yani evde anneanne, babaanne veya büyük abla, abi gibi bireylerin bulunduğu bir ev ortamında bebek büyütmek çok kolay. Tabii ki uyutmak da…
Bebeğinizin ihtiyaçlarını giderdikten sonra babaannesinin ayağına koyarsınız, saatlerce uyur veya onlar bebeğinizle ilgilenirken siz uyur, dinlenirsiniz. Böylece dönüşümlü bir şekilde bakılan bebeğin ne size ne de diğerlerine bir yükü olur.
Fakat tek başına bebek büyütmeye çalışan annelerin durumu böyle değil. Bebeğin her ihtiyacına koşmak, artı evin temizlik ve yemek işlerini yetiştirmeye çalışmak ve hepsinin arasında sakin ve dingin bir ruh haline sahip olmak imkansız derecede zor. Bu durumun bir çözümü de yok. Dışardan babaanne ithal edemezsiniz.
Yapılabilecek tek şey; bebeğin dışındaki görev ve sorumlulukları asgariye indirgemek. Artık eski titizliğinize, düzen ve tertibinize veda etmenin zamanı gelmiştir. Temizlik günlerinin arasını açın. Bir günde temizlik yapmak zaten mümkün değil. Bir gün bir tarafı, diğer gün bir tarafı temizleyin. Tek çeşit yemek veya aynı yemeği birkaç gün yemek sizin için de eşiniz için de sorun olmamalı.
Bebeğinin uyuduğu vakitlerde ev işlerini yetiştirmeye çalışan yalnız anneler, az sonra bebeklerinin yeniden uyanmasıyla kendilerini tekrar eden kısır bir döngünün içinde bulurlar. Becerebilenler için en iyisi, bebekle birlikte uyumak. Yarım saat de olsa sistemi kapatıp dinlendirmek.
İnsanın sinir sisteminin sağlıklı ve ruhunun dingin kalabilmesi için tek çare bu..
Veya bazen insan uyumakla değil, sevdiği bir şeyi yapmakla da dinlenebilir. Önemli olan annenin kendini dinlendirebilmesi..
(Tabii bu bölüm, tek bebeği olan annelerle ilgili. Birkaç tane küçük çocuğu olan annelerin konumuzla ilgisi yok J )
6-Eşinizi Sorumlulukların Dışında Tutmayın! :
Erkeklerin hanımlarına bebek bakımında yardımcı olmamaların en önemli gerekçelerinden biri ‘bebeğe nasıl bakacaklarını bilmemeleridir.’
Bu teorinin en büyük destekçileri de tabii ki kadınlardır. Aslında (normal) bir baba, bebeği uyutabilmekten, ona yemeğini yedirebilmekten çok mutlu olur. Ama ah bir anneler müsaade etse!
Biz kadınlar biraz fazla becerikli olduğumuz için erkeklerin yapamayacaklarını düşünürüz. Evet, biz bebeği daha çabuk uyuturuz, yemeğini hiç etrafa döküp saçmadan yediririz, altını pratik hamlelerle temizleriz. Bizim kadar yapması belki mümkün olmayabilir fakat biraz sabırlı olsak, eşimizin bebeğin yemeğini bin bir zorlukla yedirmeye çalışmasına, onu daha uzun dakikalar boyunca sallayarak uyutmaya çabalamasına sabredebilsek sonuç çok daha iyi olacak.
Başarmış bir baba, ikinci, üçüncü deneyimini daha istekli yapacaktır. Ama “Sen yapamazsın” imasıyla yapmaya çalıştığı şeyi elinden aldığımız baba ise, “Yapamam zaten” deyip köşesine çekilecektir.
Eğer bir baba, bebeğin bakımıyla ilgili bize yardımcı olamıyorsa, o zaman kendisinden diğer sorumluluklarımız için yardım talep edebiliriz. Evi süpürebilir, yemeği ısıtabilir, salatayı yapabilir, sofrayı toplayabilir, çayı demleyebilir.
Bizi bizden iyi kimse bilmez J kadınlar isterse her şeyi yaparlar/yaptırırlar.
Onun için mükemmeliyetçi olmaktan vazgeçin, eşinizi takdir edin, yanlışlarını görmezlikten gelin, destekleyin ve bol bol teşekkür edin.

                UYKU TAVSİYELERİNDE NELERİN FAYDASINI GÖRDÜK?

1-Uyku İşaretlerini Okuyabilmeli:
Eğitim kitaplarında araştırdığımızda veya büyüklerimize sorduğumuzda “Şu kadar aylık bebek şu kadar veya şu aralıklarla uyur” gibi sonuçlara ulaşabiliriz. Fakat bunların her bebek için harfiyen geçerli olması mümkün değildir.
Bu sebeple anne, bebeğini gözlemleyerek ona uygun uyku düzenini belirlemelidir. Bebeklerin uykusu geldiğinde malum olduğu üzere esnemeye, kulaklarını çekiştirmeye veya huzursuz olup ağlamaya başlarlar. Bu durumda anne “Şu işimi de bitireyim” gibi ertemeler yapmaksızın bebeği uykuya geçirmeli.
Bebekler büyüdükçe uyku aralıkları uzamaya başlar. Bebek bu değişimi, normal uyku vaktinde uyumayı reddederek annesine iletir.
Yani anne, uyku sinyalini bebekten almalı kendi belirlemiş olduğu programa uyması için bebeğini zorlamamalıdır. Aksi takdirde bebeğin düzenine müdahale etmiş ve onun sistemini karıştırmış olur.
2-Bebekle Birlikte Uyumalı:
Bebek 0-2 yaş arası dönemde annesinin hemen yanında, onun nefesini duyabilecek, elini uzattığında tenine değebilecek ve kokusunu alabilecek bir mesafede olmalıdır.
Çünkü bebekler (eğer karnı tok, altı temiz ve herhangi bir ağrısı, sancısı yoksa) geceleyin korktukları ve annelerini hissetmek istedikleri için uyanırlar. Dolayısıyla annesini her an yanında bulan bir bebeğin sürekli uyanma sorunu daha aza inecektir. Annesiyle birlikte yatan bebekler ayrıca gün içinde daha pozitif, mutlu ve ileriki hayatlarında da kendilerine güvenleri gelişmiş bireyler olurlar.
3-Uyku Düzenine Sadık Kalmalı:
Özellikle ilk bir yaş bebek için sakin bir ortam ve alışılmış bir düzen çok önemlidir. Eğer bir bebek ne zaman uyuyacağını, ne zaman doyacağını bilirse, daha sakin ve güven içinde olur.
Onun için ilk bebeklik döneminde anne-baba, bebeği kendi gürültülü yaşamlarına uyma konusunda zorlamamalı, kendileri bebeğin sakin yaşamına uyum sağlamalıdırlar.
Tabii bebeğinizin uyku düzeni için akşam misafirliklerini reddetmek durumunda kalınca en yakın çevreniz dahil herkesten tepki alırsınız. Fakat düşünüldüğünde anne için de bebek için de en rahat olan, alışmış olduğu kendi ortamında, düzenli saatinde uyumasıdır. Diğer türlü misafirliklerde bebek uyur, uyandığında kendi yatağında değil farklı bir ortamdadır. Anne, milletin yatak odasında bebeğini emzirmek, onu gece uykusuna geçirmek için uğraşmaktadır.
Yani anne geç saatte misafirlikte olduğu için ne tam anlamıyla arkadaşlarıyla sohbet edebilmiş ne çocuğunu uyutabilmiş nede dinlenebilmiştir. Aksine arkadaşlarıyla oturmak istediği için bebeği bir an önce uyumaya zorlamış, uyumadığı için stres yapmış ve her şey karmakarışık olmuştur.
4-Bebek Doymuş Olmalı:
Bebeğin rahat bir şekilde uykuya geçebilmesi için karnının tok olması önemlidir. Doymuş bebek daha uzun ve rahat uyur. Onun için anne, eğer sadece anne sütü alıyorsa uyumadan önce, ek gıdaya geçilmişse de uyumadan yarım saat önce bebeğin karnını doyurmalıdır.
5-Sık Sık Banyo Yaptırılmalı:
Su ve toprak, insan psikolojisini en çok rahatlatan iki ana unsurdur. Özellikle ilk bebeklik çağında bebeğin toprakla temas etmesinin pek mümkün olmadığını düşünürsek banyo bebekler için vazgeçilmezdir.
Bebekler banyo yaptıkları gün çok daha rahat uyurlar. Onun için anne, mümkün olduğunca bebeğini banyo yaptırmalıdır. Özellikle ilk aylarda, bebeğin gelişimini de katkı sağlayan banyo, ihmal edilmemelidir.
6-Kundak Sarmalı:
Özellikle ilk dört ay bebeği uyku esnasında kundaklamak yararlıdır. Anne karnında dar bir ortamda bulunan bebek, dünyanın bunca genişliği karşısında şaşkınlık ve güvensizlik hisseder. Malum anne karnında sürekli rahim duvarlarına değiyor, kendisini onlar sarıyordu.
Ayrıca bebekler uyku esnasında sürekli kollarını hareket ettirirler ve bu hareket kendilerini uyandırmalarına sebep olur. Uyku esnasında bebeği hafifçe kundaklamak, el-kol hareketlerini de azaltacağı için bebeğin uykusu daha düzenli olur.
Bazıları; "kundaklanan bebeklerin organlarını güzel kullanamadıklarını ve sakar olduklarını" söyleseler de, sanırım bu ihtimal eskilerin kundaklamaları ile ilgilidir. Onlar bebeği aylarca kundaktan çıkarmazlar ve bir kalem gibi dümdüz bebeği sararlardı. Böylece bebek hiçbir şekilde elini, kolunu, ayaklarını hareket ettiremezdi. Kundak sadece alt-üst değişiminde açılır sonra yeniden kapatılırdı.
Fakat bizim desteklediğimiz kundaklama tarzı, sadece uyutma ve uyku esnasında geçerli olan bir şey.
7-Uyku Rutini Oluşturulmalı:
Bebekler, yetişkinler gibi “Haydiii yataklara” dediğinizde uyuyacaklarını anlamazlar. Kaldı ki, düzenli yetişkinler bile gece uykusundan önce dişlerini fırçalar, abdest alır, pijamalarını giyer vs. bir takım uyku hazırlıkları yaparlar.
Gece uykusuna geçmeden yarım saat önce bebeğin uyku rutinlerine başlanmalıdır. Düzenli ve sakin bir ev hayatı olduğunu varsayarsak, eğer bebek her gün banyo yaptırılıyorsa uykudan önce banyo yaptırılmalıdır. Böylece banyo, bebek için bir uyku sinyali anlamına gelir.
Diğer türlü düşünecek olursak, uyumadan yarım saat önce evdeki ses ve gürültülerin asgariye indirilmesi, ışıkların yavaş yavaş çekilmesi, daha dingin bir ortamda bebeğin altının değiştirilmesi, pijamalarının giydirilmesi, emzirilmesi, doyurulması, uyku dualarının okunması vs. annenin belirlemiş olduğu programın sırasıyla uygulanması.
Böylece bebek, bu yarım saatlik dilimde uykuya geçmesi gerektiğini gitgide anlayacak ve kendi içinde bir dinginliğe kavuşacaktır.

NEYİ UNUTUYORUZ?

Bizler, insanlar, yani nisyanla, unutkanlıkla vasıflananlar..
Ve bir de acele’den yaratılanlar, her şeyden acele ile sonuç almayı umanlar..
‘Çocuk eğitimi yada terbiyesi veya bakımı’ konusunda en çok DUÂ’yı ihmal ediyoruz..
Kaybolan ayakkabının bağını veya ihtiyacın olan tuzu bile Rabbinden iste” buyuran Efendimiz (s.a.v)’in bu tavsiyesini çoğu zaman unutuyor ve çalışıp çabalayarak bir şeylerin üstesinden geleceğimiz zannına kapılıyoruz.
Halbuki acziyetle ma’tuf olan insan, neye güç yetirebilmiş ki, Allah’ın halife olması için yarattığı, irade sahibi, itiraz sahibi bir bebeğe hükmedebilsin, bir çocuğa söz geçirebilsin.
“Başta yazılması gereken bu dua konusu en sona yazılmış” diye düşünülmesin.
Biyoloji, psikoloji ve çocuğun türlü türlü halleri gibi gerçekler var. Bunları bilip tanıyarak yapmamız gerekenler var.
Önce üzerimize düşeni yapalım. Elimizden gelenin en iyisini.
Ve devemizi sağlam kazıklara bağlayalım.
Sonra dua ile O’na tevekkül edelim. İşimizi O’na ısmarlayalım.
“Ya Rabbi! Biz insanca, eksik ve kusurlarla bir çaba gösterdik. Sen şanına yaraşır şekilde bize lutfet, gayretimizi başarıya ulaştır. Yardım ancak Sendendir” diyelim.
Allah yâr ve yardımcımız olsun…
                                                                                                          Ummu Reyhane





4 yorum:

  1. Allah razı olsun. Azerbaycandan sevgiler...
    Ummu Mustafa Ahmed

    YanıtlaSil
  2. Selamün aleyküm. Benim de en çok araştırma yaptığım konu uyku. Ancak Sabırla zamana bırakmalıyız. Bi sorum olacak. KıZım zorlu bir uyku sürecinden sonra şimdi 2 yaşını geçti ayakta sallayarak uyuyor, acaba nezaman bırakabiliriz? Bu Süreci bilmediğim için soruyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleykum selam kardeşim, sıkça sorulan bir soru bu. İnşaallah soru-cevap bölümünde cevaplamayı düşünüyoruz.

      Sil
  3. Bir bir yaşadıklarımı yazmışsınız bunu 1 yıl önce okumaliydim belki de okusam böyle anlamlandiramazdim. Ve en önemli şey sizinle aynı sonuçlara varmakti. Darısı 2. Yavrumun başına inşaallah. En önemli şey sabır ve sükunet. Tesekkurler...Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil