Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

9 Ara 2013

Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi


                                              ÇOCUKLARDA MAHREMİYET EĞİTİMİ

Uzman Pedegog Adem Güneş’in kaleme aldığı, 136 sayfadan oluşan bu kitap; çocuklara mahremiyet eğitimi verilmesinin öneminden, çocukları tacizden korumanın yollarından ve taciz hakkında bilmemiz gereken konulardan bahsediyor. Her anne babanın okuması gereken bu kitabı elimden geldiğince “çocuk eğitiminde okunacak kitaplar” listenize eklemeniz için tanıtmaya, özetlemeye çalışacağım.
Öncelikle; kitabı neden okumalıyız, çocuklarda mahremiyet eğitimi ne derece önemlidir, mahremiyet eğitimi almış bir çocuk ile almamış çocuk arasında ne gibi farklar vardır gibi sorulara kitabın ışığında cevap vermeye çalışalım;

Hepimiz biliyoruz ki cinsel taciz vb. konular tabu sayıldığından çok sık gündeme getirilmez. Ancak bu konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmamız gereken bir dünyada yaşıyoruz. Artık yaşadığımız toplumda internet vb. yollarla ahlaksızlığın bir virüs gibi yayıldığına, kişilik bozuklukları yaşayan insanların hızla türediğine şahit oluyoruz. Bunun doğal sonucu olarak da çocuklara yönelik cinsel tacizler artış gösteriyor. Çocuklarımız her gün tanımadığımız onlarca insanla karşılaşıyor, okulda; arkadaşları, öğretmenleri, apartmanda; yabancı amcalar, ağabeyler, akrabalar içinde yeterli bilince erişmemiş kişiler vs. insanın vicdanının kaldıramayacağı tacizin kimin kapısını nereden çalacağını önceden kestirmek ise imkânsız. Artık anne babalar her gün bu dert ile psikoloğa gidenlerin binlere ulaştığını unutmadan karşı karşıya oldukları tehlikenin farkına varmalılar ve çocuklarını bu riskten korumanın yollarını araştırmalılar.

Yetişkinler kötü niyetli kişileri hafızalarındaki bilgilerle tanıyabilir. Örneğin bir yetişkin kendisini evine bırakmayı teklif eden yabancı bir araçtan, niyetini bildiği için otomatik olarak uzaklaşır. Ancak bir çocuk kötü niyetli kişiler hakkında bilgisi olmadığından kendisini istismar etmek isteyen kişinin davranışlarının taciz olduğunu anlayamaz. Bu yüzden nasıl karşılık vereceğini bilemez. çocukta bu bilgiler büyüdükçe oluşacaktır. Ancak ne yazık ki günümüzde tehlikeler çocuktan daha hızlı bir şekilde büyümektedir.
Kitabın vurguladığı ve okuduğumda beni en çok etkileyen konu ise tam da burası; mahremiyet eğitimi almış bir çocuk “kendisine yönelecek bir tehlikeden –tehlike olduğunu fark etmese de- ani bir refleks ile kendisini koruyabilir. Çocuk, kendisine yönelen anormal davranışın ne anlama geldiğini bilmese dahi ciddi rahatsızlık duyar ve o an o ortamdan uzaklaşmak ister." Bu eğitimi almamış bir çocuk ise saflık içerisinde kendisine ne yapıldığını anlayamaz, anladığı zaman da karşı koyamaz.


Kitabın Birinci Bölümü; suistimal ve cinsel tacize karşı çocuklar nasıl eğitilmeli? Yazar çocuklara bu eğitimin nasıl verileceğini iki başlıkta ele alıyor;

Birincisi; Tacize karşı refleks kazandırma:
İnsan vücudu kendisine yönelen pek çok tehlikeyi refleksleri sayesinde bertaraf eder. Örneğin göze bir cisim isabet edeceğinde istemsiz bir şekilde göz kapaklarını kapatır ve kendisini korur. İşte çocuklarında tacizden korunabilmeleri için böyle bir reflekse sahip olmaları gerekir. Böylece çocuk kendisine yapılan anormal davranıştan farkında bile olmadan refleksleri sayesinde korunur.
Peki, bu refleks nasıl kazandırılır? Genellikle “Yavrum aman kötü adamlara dikkat et seni kaçırırlar” nasihatini yapmakla çocukların tehlikeden korunacağı düşünülür ancak bu konuda nasihat yeterli değildir. Hatta çocuğun korkmasına neden olduğu için zararlı bile olabilir. Önemli olan çocukta refleks oluşturmaktır. Bu da bebekliğinden itibaren ebeveynin ona karşı yapacağı bazı davranışlarla sağlanabilir. Kitap bu davranışları on maddede şöyle açıklıyor;

a- Bedenim bana aittir bilinci verilmelidir; Bedenim bana aittir bilinci verilen çocuk bedeninin kendisiden izinsiz olarak kullanılmasına izin vermez, tepki gösterir.
Bunu kavrayabilmesi için ebeveynin şu davranışlara dikkat etmesi gerekir; çocukların bedenlerinde yapacakları işlerde onlardan onay almalıdırlar. Örneğin çocuk altını ıslattığında aniden pantolonunu çıkartmak yerine “Altını ıslatmışsın yavrum, değiştireyim istersen” denmelidir. Çocuk ilk önce bu davranışın nedenini anlamasa da ilerleyen zamanda kendisine sorulmadan bedeninde yapılacak davranışları fark edip rahatsız olacaktır.
b-“İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci; çocuk bedeni hakkında söz sahibi olduğunu bilmelidir. Bunun için örneğin; yetişkinlerin çocuğu öperken “Seni öpebilir miyim?” diye sorması bu bilincin oluşmasında etkili olur.
c-“Dokunulması yasak olan yerlerim” refleksi; Bunun için dört yaşından itibaren ebeveynin yapması gerekenler; çocuğun altını değiştirirken ya da banyo yaptırırken mahrem bölgelere teması en aza indirmelidir. Çocuğun mahrem yerine dokunarak şaka yapılmamalıdır.
d-“Fiziksel baskıya direnme” refleksi; Çocuklar yetişkinlerin güçlerini gördükçe kendilerinin onlar karşısında çok güçsüz olduklarını fark ederler. Çocukların bizden güçsüz olmaları onlara karşı güç gösterisinde bulunabileceğimiz anlamına gelmez. Onların gücünü yok sayan sert davranışlar kendi güçlerine karşı güvenlerini yıkmaya sebep olur. Bu da çocuğun taciz anında tepki verememesine neden olur. Örneğin; çocuğu sevmek istediğimizde bizden kaçan çocuğu ani bir hamle ile odanın bir köşesinde yakalayıp sevdiğimizde bu davranış onun yetişkinden kaçılamayacağı inancına sürükler. Aynı şekilde ceza vermek için güç kullanmak çocuğu kendini mecburen güçlüye teslim etme düşüncesine iter. Dışarıya çıkmak istemeyen bir çocuk yaka paça sürüklenerek kapı dışına konulmamalı, ite kalka bir şeyler yapmaya zorlanmamalıdır. Çocuğun kendisine güç gösterisinde bulunulduğunda karşılık verebilmesi için kaçma becerisini geliştirecek oyunlar oynanıp ona imkan tanınmalıdır.
e-“Vucudum görünmemeli” hissi; çocuk evin içinde çırılçıplak durmaya alıştırılmamalı özellikle mahrem bölgesi daima giyinik tutulmalıdır. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak hatırlamamalıdır. Böylece elbisesinin birileri tarafından çıkarılmasından rahatsızlık duyacaktır.
f-“Banyoda çıplak olunmaması” bilinci; çocuk dört yaşından itibaren anne-babası ile birlikte çırılçıplak aynı banyoda bulunmamalı, birlikte banyo yapılmamalıdır. Anne-baba çocuğu külotlu olarak yıkamalıdır.
g-“Tuvalette benden başkası olmamalı” bilinci; anneler çocuğun tuvalette yalnız kalmaktan korkacağı endişesi ile onunla birlikte tuvalete girer yada kapıyı açık bırakır. Oysa dört yaşında ki bir çocuğa tuvalet kültürü verilmelidir. Tuvalette yalnız olması, kimse tarafından görülmemesi gerektiği öğretilmelidir.
h-“Soyunma ve giyinmede yalnızlık” ilkesi; dört yaşından itibaren çocuğun kıyafetleri herkesin görebileceği bir yerde değil kimsenin olmadığı bir odada değiştirilmelidir.
I-“İzin verirsem, kabul edilirsin” ilkesi; yedi yaşından sonra çocuğun odasına girerken izin alınmalı, çıplak iken aniden karşılaşıldığında özür dileyip odadan çıkılmalıdır.
İ-“Kim kimdir” bilinci; çocuğa “mahremler” öğretilmelidir. Çocuğa bu kişilere karşı en üst seviyede güven duyabileceği fakat diğer yakınların örneğin; amca çocuğunun amca ile aynı seviyede olmadığı bilinci verilmelidir. Böylece çocuklar güven kurbanı olmaktan kurtarılabilir.

İkincisi; Tacize karşı “sosyal davranış becerisi” kazandırma:
Yazar ilk olarak tacize “bilinçsiz” olarak karşı koymayı sağlayan refleksi kazanmadan bahsettikten sonra şimdide kendisine yapılan anormal teklifleri “bilinçli bir şekilde” geri itebilme becerisi olan “sosyal davranış becerisin” den bahsedecek. Bu beceriyi geliştirmek için iki önemli unsura dikkat çekiyor.
Bunlar; çocuğun “hayır” diyebilme yeteneği ve “öfke duygusu”. Araştırmalara göre tacize uğrayanlar taciz anında “hayır” diyemiyorlar. Yazar bunun sebebini bulmak için aile ortamına işaret ediyor. Aile ortamı çocuğun hayata atılmadan önceki prova ortamıdır. Çocuk orada doğru ve yanlışlarını, evet ve hayırlarını özgürce kazanmalıdır. Çocuktaki hayır deme yeteneğini kazanabilmesi için anne babaların çocuğun “hayır”ına saygı duymalı ve onu zorla “evet”e çevirmeye çalışmamalıdır. Anne-baba çocuğunun da “hayır”larının olabileceğini kabullenmelidir. Çocuğunun kendi kurallarına saygı göstermeli, kendisini bulması için ona alan açmalı, her düşüncelerini zorla kabullendirmeye çalışmamalıdır. Aile içinde bastırılmamış, kişiliğini bulmuş çocuklar buradan çıktıktan sonra hayata karşı kurallarının farkında davranacaklardır.
Bununla birlikte öfkenin tacizi önlediği vurgulanıyor. Öfke kişiyi tehlikelerden koruyan bir özelliktir. Bu nedenle anne babalar çocuğun öfke duygusunu köreltmemelidir. Ancak burada “Öfkenin önüne geçmemek yanlış değil mi?” sorusu akla geliyor. Yazar bunun cevabını şöyle açıklıyor: Öfke duygusunun önü açılmalıdır fakat öfkenin gerektiği yerde kullanılması eğitimi de verilmelidir. Öfke bir duygudur ve bu duygunun yok olmadan güven içinde tutulması için yine bir duyguya ihtiyaç vardır ki o da “vicdan” duygusudur. Vicdanı gelişmemiş öfkeli insan ise hayat boyu herkesi bezdirecektir.
Peki, vicdan duygusu nasıl gelişir? Kitap çocukta vicdanın oluşturulabilmesini çeşitli örneklerle anlatıyor. Özellikle anne babanın vicdansız davranmasının, çeşitli bahanelere ya da “ama”lara sığınarak vicdanlarını susturmalarının çocuğu vicdansız yapacağını anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü; “Bir çocuğun taciz yaşadığını nasıl anlarız?” sorusuna kapsamlı bir şekilde cevap veriyor. İlk olarak anne babanın çocuklarında fark ettikleri anormallikleri, şüphelenmelerine sebep olacak davranışları, ani karakter değişikliklerini çok önemsemeleri gerektiğinin altını çiziyor yazar. Sonra erkeklerde farklı, kızlarda farklı belirtilerin ortaya çıkacağından bahsediyor
Erkek çocuklarda oluşabilecek etkiler; Konuşmalarında “ahlaki değerleri” hafife alacak ifadeler kullanır, kuralların gereksiz olduğundan bahseder. Böylece kendisine yapılan ahlak dışı davranışa karşı içindeki sarsıntıyı azaltmaya çalışır. Kurallara karşı durmak zorunda hissettiğinden zamanla yürüyüşü, konuşması farklılaşır. Önceden sakin yapıda olan çocuk aniden agresifleşir, kendisinden hiç beklenmeyen ani tepkiler verir. Daha çok maço kimliğini benimser, bağırır çağırır, etrafı ile alay eder. Kız çocuklarla irtibatını keser onlarla birlikte görünmemeye çalışır. Böylece hala erkek olduğunu ispatlamak ister. Kimlik kargaşası yaşar.
Kız çocuklarında oluşabilecek etkiler; Erkek çocuğunun aksine daha çok içine kapanır, sürekli uyumak ister. İntihara yönelebilir. Hem aşırı derecede güçlü birine sığınmayı istemeye başlamasından hem de bütün erkeklere karşı güvenini kaybetmemek için kızlar yerine erkeklerle oynamayı tercih eder. Eski halini hatırlamak istemediğinden çocuk kıyafetleri yerine olgun kadın kıyafetleri giymeyi, annesinin bayan arkadaşları ile oturmayı ister.

Kitabın üçüncü bölümü; Yazar bu bölümde taciz ve tacizciler hakkında herkesin kulaktan dolma öğrendiği yanlış bilgilerin doğru cevaplarını veriyor. Burada özellikle tacizde bulunanların kişiliklerini, neden tacize yöneldiklerini de daha iyi anlıyorsunuz.

 Sonuç olarak; kitap kolay okunabilir bir tarzda olmasına rağmen bahsettiği konu çok derin gerçekten. Kitabın daha faydalı olmasını sağlayan bir özelliği de her konuda yaşanmış –yaşanması muhtemel- taciz örneklerinin anlatılması. Anne-babalara ve anne-baba adaylarına kitabın her bölümünün üzerinde durarak okumalarını ısrarla tavsiye diyorum.
Allaha emanet olun.

                                                                                                                                       Ummu Ruveyda

1 yorum:

  1. Çok faydalı bir kitap seçilmiş allah razı olsun. Uygulamaya şiddetle özen gösterdiğim bir konuda böyle keskin ve kalın hatlarla çizilmiş maddeleri arka arkaya okuduğumda çok faydalandım. Kızıma ilk kez kızım seni öpebilirmiyim dediğimde yüzüme anlamlı anlamlı baktı. Sanki Bütün kozlar bende der gibi öpebilirsin dedi... Allaha emanet olun

    YanıtlaSil