Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

13 Kas 2013

Helal Rızık, Salih Çocuk


 HELAL RIZIK, SALİH ÇOCUK

“Ey Peygamberler! Helal şeylerden yiyin ve salih ameller işleyin. Şüphesiz ben yaptıklarınızı bilirim.” (Mü’minun 51)

Müslüman bir anne, kendisine Rabbi tarafından bir çocuk bahşedileceğini öğrendiğinde, hayatındaki pek çok şey değişir/değişmelidir. Bunlardan biri de kuşkusuz bebeğinin helal ile beslenmesi ve gelişmesidir.
Müslüman anne, bundan böyle bireysel düşünemeyecek ve bencilce hareket edemeyecektir. Artık haram ve şüpheli şeylere karşı kendisinde bulunan zaafların önüne geçmesi gerekmektedir.

Her ne kadar siparişler dışarıdaki babaya verilse de, mutfağın patronu “anne”dir. Onun için diyebiliriz ki, bir evde ne yenileceğine anne karar verir. Elbette babanın hassasiyeti ve bu konuda eşine desteği de çok önemlidir.

Uzunca bir zamandır bu konuda bulabildiğim araştırma ve makaleleri okumaya, ilgili siteleri takip etmeye çalışıyorum. Güvenilir araştırmacılara tabii olan biri olarak helal gıda üzerine yazı yazmak elbette bana düşmez. Fakat ben işin bilimsel boyutunu değil, bir annenin çocuklarını bu konuda nasıl eğitebileceğini düşünüyorum.

Düşünmekle kalmayıp bu konuda hassas olduğunu bildiğim annelere imkan nispetinde bu soruyu sormaya çalıştım. Kimisiyle yüz yüze görüştüm, kimisiyle telefonda, kimisini aracılara sordurdum, kimisine mail attım. Ve elhamdülillah onlardan görmüş/duymuş olduğum şeyler neticesinde zihnimde şöyle bir uygulama listesi oluştu:

1-Her şeye “en baştan” başlamalı:
Helal gıdaya elbette bir bebeğin kendilerinde bulunan hücrelerle yaratıldığı anne-babadan başlamalı. Bazı kardeşlerimiz evlilik görüşmesi yaparlarken müstakbel eşlerine; “Ben gıdalar konusunda şöyle bir hassasiyete sahibim. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu konuda mutabakat sağlayabilir miyiz?” diyerek bu hususu gündeme taşımışlar.

İslami ahlak ve erdemlere sahip bir erkek, evlilik görüşmesinde iken onayladığı şeyleri, evlendikten sonra yok sayacak bir karakterde olamaz/olmamalıdır.

Bekar arkadaşlar, evlilik görüşmelerinde umarım bu maddeyi de listelerine alırlar.

Bazılarımız gerçekten aklı beş karış havada evlilik görüşmeleri yapıyor; “Haftada üç gün kursa giderim ona göre, hafta sonunu annemle geçiririm” gibi absürt şartlar sunuyorlar.

Biraz akıllı, duyarlı olmak lazım. Karşınızdaki adam, bir gün çocuklarınızın babası olacak. Kendinize eş seçmekle, çocuklarınıza baba seçmek arasında ne fark var?

2-Hamilelik ve emziklilik hassas dönem:
Annenin, hamilelik ve emzirme dönemindeki beslenme alışkanlığı, daha sonraki hayatında çocuğa bir kılavuz olur. Annenin yemiş olduğu her gıda, bebeğini etkiler. Onun için önce örnek olmalı, kendimizden başlamalı.

3-Çocukluk dönemi:
Çocuğun, davranışların sebeplerini, amaçlarını anlamadığı 0-6 yaş döneminde, örnek olmak, uygun ortam ve zemin hazırlamak zorunludur:

a-Kurallar bütün aileyi kapsarsa ancak kural olabilir. Bir evde babanın kola içmesi, annenin gıda eğitimini kökünden söküp atar. Onun için “yenilmeyecekler listesi” eve alınmamalı, evde bulundurulmamalı ve aile fertlerinden bu konuda hassasiyet talep edilmelidir.

Bu duruma itiraz eden baba veya büyük abla-abilere, yasak yiyecekleri hiç olmazsa dışarıda yiyip içmeleri ve eve getirmemeleri konusunda uyarıda bulunulmalıdır.
Çünkü sofrada bir başkasının yiyip içtiğini çocuğa yasaklamak zulümdür.

b-Bir anne, konuşmaya başladığı andan itibaren çocuğuna “İçinde ne var?” bilinci verebilir. Çocuğuna yedireceği ambalajlı yiyeceklere önce “Bakalım içinde ne varmış?” diyerek göz gezdirir. Sonra da; “Tamam, bu zararlı değilmiş. Yiyebiliriz.” der.

Hediye edilen gıdalar için de aynı şey yapılır. Zamanla çocuk, kendisine verilen bir şekeri annesine getirerek; “İçinde ne var?” diye sormaya başlayacaktır.

c-İstenmeyen bir şekilde çocuk haram, şüpheli veya zararlı gıdalarla karşı karşıya kaldığında anne-baba; “Evet bu bisküvi gerçekten çok güzel görünüyor. Dışı da çok renkli. Hatta benim bile canım çekiyor. Ama içinde zararlı şeyler olduğu için ben bunu yemem” diyerek çocuğa örnek olmalıdır.
Bu davranış, çocuğa böyle durumlarda iradesini kullanabilmeyi öğretir.

d-Örnek olunduktan ve “Ben bunu yemem” dedikten sonra çocuk belki merakına veya arzusuna yenik düşerek o bisküviyi yiyebilir. Bu durumda çocuğu azarlamak, aşağılamak, eleştirmek, yapılan davranışı bir başkasına aktarıp şikâyet etmek kesinlikle doğru değildir. Hiç olmamış gibi davranıp eğitim aynı şekilde devam ettirilmelidir.

e-Annesinin izin vermediği şeyleri yeme konusunda mücadele eden, ısrar eden çocukla çatışmaya girilmez. Çocuğun yiyeceğini zorla elinden almaya çalışmak, “Yiyemezsin” diye çıkışmak, tehdit etmek, ceza vermek işi daha da içinden çıkılamaz bir hale getirecektir.

f-Yakın çevremizden bu konuda yardım talep etmekten çekinmemeliyiz. “Lütfen çocuklarıma bunların yerine şunları getirin” diyebiliriz. Evine misafirliğe gittiğimiz hanımlardan rica edebiliriz, “Bu kurabiyenin içinde margarin varsa lütfen sofraya koymayalım” diyebiliriz.

Maalesef bizler hassasiyetlerimizi iletme konusunda sürekli karşı tarafı kıracağımızı, yanlış anlaşılacağımızı düşünüyoruz. Nitekim böyle de oluyor. Birilerinin kırılıp gücenmesi, bizim diğer birilerine bu hassasiyetlerimizi hiç götürmememize neden oluyor. Fakat Allah için ve neslimizi korumak adına yaptığımız/yapacağımız şeylerde kınayanın kınamasına, üzülenin üzülmesine aldırmayalım.

“Ben soğan sevmem” diyen bir insana azami derecede saygı gösterilirken, ona her yiyeceğin soğansızı özel olarak hazırlanıp ayrılırken ve hiçbir kimse “Neden sen soğan sevmiyorsun?” demezken, hassasiyetlerimiz hep baltalanmaya çalışıyor. Neden?

Yahu biz yiyorlar diye kimseye gavur demedik ki, niye millet kendini böyle hissediyor, anlamıyorum. Bunca tantana da sırf bu düşünce nedeniyle kopuyor.

g-Biz hiçbir konuda dışarıdakiyle yarışmayı doğru kabul etmiyoruz. Çünkü pislik ağırdır, baskındır, çoktur, kuşatıcıdır ve en kötüsü bulaşıcıdır. Fakat temizlik öyle değil. Onun için temizliğin pislikle yarışa girip de başa çıkabilmesi mümkün değildir.

Elbette dışarıdaki binlerce çeşit şeye alternatif üretmemiz mümkün değil ama çocuklarımızın gözünü, gönlünü, arzusunu ve midesini doyuracak çeşit çeşit şeyler yapabiliriz.
Dışarıdan hazır olarak almak çok daha kolay ve ucuz iken, evde daha masraflı ve zaman alan bir şeyleri hazırlamak annelerin belki zorlarına gidebilir. Ama müslümanca çocuk yetiştirmenin kolay olduğunu kim iddia edecek?

Dışarıdan bir cips almamız hem ucuz hem de bir dakika bile almayan bir işlem iken, evde cips yapmamız en az bir saate mal oluyor. Arkasından döküntüleri toplamak, her tarafa sıçrayan yağları temizlemek ve eve sinen ağır kızartma kokusunu gidermeye çalışmak da işin cabası.

Ama çocuklarımız için bu kadar zahmete ve rikkate değmez mi?

h-Kendi elimizle yaptıklarımızın dışında helalliğine güvenebileceğimiz birkaç marka daha var elhamdülillah. Bayram ziyaretlerinde, misafirliklerde bunları çantamızda bulundurup “ikram edilenin yerine bizde bulunanı” çocuklarımıza yedirebiliriz. Zaten çocuk, her gün çikolata, şeker yemediği için bizdeki de onun nazarında kıymetli olacaktır.

ı-Helal ve temiz gıda araştırmalarımıza mümkün mertebe çocuklarımızı da dahil etmeliyiz. Mutfağımıza “e” kodlu katkı maddelerinin listesini asabiliriz. Çantamızda bunları bulundurup alışveriş esnasında göz atabiliriz.
Çocuğumuzdan eline aldığı bir ürünü, bu listeyle karşılaştırmasını talep edebiliriz. Okuma-yazma bilen çocuklar bu işi inanın bir doktor havasında, titizlikle ve başarıyla yerine getireceklerdir. Hem bu uygulama, çocuklardaki güncel hastalıklardan biri olan “dikkat dağınıklığına” da birebirdir.

j-Bazılarımız; “en iyisi çocuğun bakkalla, marketle hiç tanışmaması” diyebilir. Bazılarımız ise; “gerektiği ölçüde bu mekanları kullanarak çocuğa pratikte eğitim verilmeli” diyebilir.

Allahu alem, acizane ben ikinci görüşün, hayat karşısında ayaklarının yere daha sağlam bastığını düşünüyorum. Mümkün olsaydı da parayla bile hiç tanışmasaydı çocuklarımız. Fakat hayatın gerçeklerine göz yummak, bize ileride ağır bedeller ödetebilir. Hiç tuzak yokmuş gibi davranmakla, elbette yeryüzünden tuzaklar eksilmeyecek.

Onun için çocuklarımızı arada bir (ayda bir veya iki kez) market alışverişine çıkarmalıyız. Çünkü sık sık olması “helal gıda seçiciliğine” değil, “tüketim çılgınlığına” yol açar.

Çocuğumuza alışveriş adabını, alışverişte ve ürün seçiminde dikkat edilmesi gereken hususları bizzat yaşayarak/yaşatarak öğretebiliriz. Zamanla çocuğumuzdan tek başına evin ihtiyaçlarını almasını isteyebiliriz. Eğer süreci verimli bir şekilde geçirebilirsek, çocuğumuzun tek başına iken aldığı şeyler, bizimle iken aldığı şeylerden farklı olmayacaktır.

Alışverişle tanıştırılmayan çocuklarımız ise kısa bir müddet sonra büyüyecek, evden, elimizin altından, dizimizin dibinden uzaklaşacak ve dev marketler, binlerce marka arasında şaşkına döneceklerdir.

Sonuç olarak diyoruz ki;
Helal rızıkla beslenmek ve beslemek, salih çocuk yetiştirmenin en önemli koşullarından biridir.
                                                                                                                                          
   Ummu Reyhane



3 yorum:

  1. Allah razı olsun. Elinize yüreğinize sağlık. Sitenizden çok faydalanıyoruz.Azerbaycan'dan kucak dolusu sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. E kodlu katkı maddelerinin hepsinemi dikkat edilecek acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gimdes, Gıda Raporu, Sade Hayat gibi siteleri inceleyip oralardan bilgi alabilirsiniz kardeşim.

      Sil