Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu
Babalar Ve Oğulları Aidiyet / Adem Güneş (Kitap Özeti) Kızıma Adet Dönemini Nasıl Anlatmalıyım? Erken Ergenlik BİZ FARKLIYIZ

21 Kas 2013

Çocuklarımızı Aşılatalım mı? Aşılatmayalım mı?


ÇOCUKLARIMIZI AŞILATALIM MI? AŞILATMAYALIM MI?
Son zamanlarda birçok ailenin çocuklarının aşıları ile ilgli kafalarında oluşan kafa karışıklığından söz etmek isatiyoruz.
1940’lı yıllardan başlayan ve ilkokul çağındaki çocuklarımıza, karma aşı adıyla yapılan aşılar zaman içerisinde hem çeşidi, hem sayısı , hem de uygulama yaş aralığı çoğalan bir seyir içinde bugünlere gelindi. Ama artan tartışmaları ve şüpheleri de beraberinde getirdi . Vatandaş soruyor yeni doğan çocuğumuza, ya da okula başlayan çocuğumuza devlet sağlık kuruluşlarının zorladığı bu aşıları vurdurmak zorunda mıyız?
Aşı, bizatihi kendisi usulüne uygun yapıldığı zaman faydalı olduğu asırlardır kanıtlamış bir fenomendir. Problem, hazırlanan bu aşılarda kullanılan maddelerdedir, hazırlayan kurumlardadır. Yüz yıldır her konuda olduğu gibi batı kapitalizmi bu konuyu da tekeli altına almıştır. Bütün dünya ülkeleri bu tekelin kontrolü altındadır. Merkezi de ABD’dir. 
Yıllar önce yayınladığımız bir makalede, alıntıladığımız bir notu tekrar hatırlatalım:
“Amerika’nın ‘eyvah, biz ne yaptık’ dediği aşı, Türkiye’de halen kullanılıyor
ABD, 1989-2003 arası çocuklara vurulan karma aşıların hiperaktivite ve otizm riskini 15 kat artırdığı iddiasıyla çalkalanıyor… Aynı aşı halen Türk çocuklarına vuruluyor!(17Ağus.2005.)
ABD’nin Georgia eyaletindeki Simpsonwood kasabasında 2000 yılının Haziran ayında gizli bir “sağlık zirvesi” yapıldı… Zirvede, Amerika’nın en büyük iki sağlık otoritesi FDA (Gıda ve İlaç Enstitüsü) ve CDC (Hastalıkları Önleme Merkezi) uzmanları ile Dünya Sağlık Örgütü’nün temsilcileri, GlaxoSmithKline, Aventis, Merck gibi en büyük ilaç firmalarıyla bir araya geldi.
Konu, CDC uzmanlarından Tom Verstraeten’in 100 bin çocuk arasında yaptığı bir araştırmanın sonuçlarıydı. CDC tarafından organize edilen zirvede katılımcılara araştırmanın fotokopilerini çekemeyecekleri, toplantı boyunca aldıkları notları da burada bırakmaları gerektiği belirtildi.
Bu kadar büyük gizliliğin nedeni ise Verstraeten’in şimdiye kadar yapılan en büyük araştırma olarak gösterilen çalışmasında yeni doğan bebeklere ve ilkokul çağındaki çocuklara uygulanan “aşılar”ın çocuklarda kalıcı beyin hasarına yol açtığı şeklindeki bulgusuydu.
Aslında 1989 yılında çocuklara uygulanan “aşılar”a giren “thimerosal” (civa bazlı koruma) adlı maddenin öğrenim bozukluğu, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve en önemlisi otizm gibi hastalıklara neden olduğuna yönelik iddialar biliniyor; uzun süredir tartışılıyordu.
Ancak, Tom Verstraenten’in 100 bin çocuk arasında yaptığı bilimsel araştırma ilk kez bu iddiayı açıkça ortaya koyuyordu. Araştırmada, “thimerosal” maddesinin aşılarda yer aldığı 14 yıl içinde otizm hastalığına yakalanan çocukların sayısında 15 kat artış olduğu saptandı.”
Thimesoral maddesiyle ilgili en çarpıcı açıklamayı civa zehirlenmesi konusunda dünyanın sayılı otoritelerinden biri olarak kabul edilen Kentucky Üniversitesi Kimya Bölümü başkanı Boyd Haley yaptı: “Bu maddeyi bir hayvana enjekte ederseniz beyninde hasar oluşur. Canlı bir dokuya enjekte ederseniz hücreleri ölür. Tüm bunları bilip de minik bebeklere bu maddeyi enjekte etmek şok edici bir hatadır.”
Rusya 20 yıl önce yasakladı. Rusya’da 20 yıl önce yasaklanan “thimerosal” adlı maddeyi, geçen yıllarda Danimarka, Avusturya, Japonya, İngiltere ve İskandinav ülkeleri de aşılarından çıkardı. Ancak, Türkiye’de bebeğin doğumundan ilkokul 5′inci sınıfa kadar uygulanan tüm karma aşılarda (DBT, DT, Td, TT, Hepatit) thimerosal var. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye her yıl çocukları difteri, boğmaca, tetanos ve sarılıktan korumak için 40 milyon doz aşı ithal ediyor. Aşıların yüzde 60′i Bakanlık’ça getiriliyor.
Pediastrist Nörolog Prof. Dr. Sabiha Keskin: Thimerosal konusunda dünyada bir tartışma var. Ortadaki bu risk yüzünden ABD, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde bu kullanılmamaya başlandı. Eğer gelişmiş ülkelerde bu madde kullanılmıyorsa Türkiye’de de kullanılmaması gerekir. Sağlık açısından maliyet düşünülmemeli. Çünkü bu madde vücuda girdikten sonra atılması çok güç. Kısa bir hesap yapmak gerekirse Türkiye’de bebekler için yılda ortalama 12 milyon “thimerosal”li aşı kullanılıyor. Bir bebek 1 yaşına gelmeden 3 defa Hepatit B, 3 defa karma 2 defa da kızamık aşısı oluyor. Bir çocuk 8 kez thimerosal maddesi alıyor. Bu da 369 mg demek.Türkiye’de yılda ortalama 1.5 milyon bebek doğuyor. Kaba bir hesapla bu da 12 milyon aşı demektir.
İşte bu iddialar “Doğaya Karşı Suçlar” adlı kitabıyla gündemi sarsan ABD eski Başkanı John F. Kennedy’nin yeğeni Robert Kernıedy’e ait, ABD’nin en ünlü avukatlarından biri olan Kennedy, “thimerosal” içeren aşıların kullanımından önce 2 bin 500′de 1 olan otizm oranının 15 kat artıp bugün 166′da 1′e çıktığını ileri sürerek ilaç firmalarını bir jenerasyonu zehirlemekle suçluyor.
2003 yılında hakkındaki şüpheler nedeniyle ABD’de çocuk aşılarından çıkarılan bu madde gelişmekte olan ülkelere yapılan aşı ihracatlarında halen maliyeti yarı yarıya azalttığı için kullanılıyor.
ABD’de 2010 yılında yayınlanan bir makalede Dr. Joseph Mercola;
“Bugün Amerika’da “DAHA BÜYÜK İYİLİK görüntüsü arkasında korku, yutturmaca ve entrikaların kutuplaştırdığı bir aşı tartışması var .” başlığı ile sürdürdüğü yayınlarında ezcümle şu iddiaları serdediyor;
“Soru şöyle sorulmalı: Son otuz yılda aşırı derecede artan aşılama sayısı çocukların daha sağlıklı olmasına mı, yoksa daha hasta olmasına mı yol açtı?
Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.
Son otuz yılda Amerikalı çocukların aldığı aşı miktarı üçe katlandı. Bu süre boyunca öğrenme güçlüğü çeken, otizm, astım ve şeker hastalığına yakalanan çocuk sayısı da üç misli arttı!
Çocuklara bugün verilen aşı miktarının yarısının verildiği 70’li yıllarla karşılaştırıldığında kronik beyin ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları bulunan çocukların sayısı ikiye katlanmış durumdadır.
Maalesef bugün Amerika’da;
Altı çocuktan birinde öğrenme özrü, Dokuz çocuktan birinde astım, Yüz on çocuktan birinde otizm, Dört yüz elli çocuktan birinde şeker hastalığı bulunmaktadır.
Artan miktarda aşılama çocuklarımızın yaygın sağlık problemlerini çözmüyor. Gerçek şu ki aşılama, problemin en büyük parçasını oluşturuyor.
Günümüzde en yaygın çocuk hastalığı griptir. Bu aşılar da istenen sonucu sağlayamadı.
Sağlık yetkilileri ısrar ediyorlar aşı bireylerin ve halkın sağlığını korumak için en iyi yoldur. Sonuç olarak, çocukluk aşı takviminde yer alan aşıların doz sayısı son 30 yılda üç kat arttı. Çocuk hastalıkları da üç kat arttı. Ayrıca kronik hastalığı ve engelli çocukların sayısında da önemli bir artış gözlenmektedir.
1 Eylül 2010 15 Eylül 2011 tarihleri arasında HPV aşısı aldıktan sonra. Bu süre içinde bildirilen diğer ciddi yan etkileri çerçevesinde, konuşma problemleri, hafıza kaybı, körlük, pankreatit, yumurtalık kistleri ve Guillain-Barre sendromu felç dahil hastalıklar da arttı.
Amerika’da dünyanın tüm ülkelerinden daha fazla aşı uygulanıyor. CDC (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri), altı yaşına kadar on dört aşıdan kırk sekiz doz, on sekiz yaşına kadarsa on altı aşıdan altmış dokuz doz aşı tavsiye ediyor. CDC ayrıca altı aylıktan ölünceye kadar her yıl grip aşısı yaptırılmasını da tavsiye ediyor.
Çocuklarımıza ve yetişkinlerimize önerilen aşıların sayısındaki bu dramatik artış nereden kaynaklanıyor?”diye soruyor.
“Hacettepe Ü. Tıp Fak. Sosyal Pediatri AD Prof Dr. Kadriye Yurdakök ve Uzm.; Başkent Ü. Tıp Fak. Pediatri AD uzmanı Dr. Gonca Yılmaz’ın birlikte hazırladıkları “Thimerosal ve Çocukluk Çağı Aşıları” başlıklı araştırmalarında ise;
Amerikan Pediatri Akademisi ve halk sağlığı komitesi, aşı üreticilerinin thimerosalı koruyucu olarak kullanmasını olabilecek en yakın zamanda durdurmasını istemektedir. Aşıların thimerosal içeriklerine ilişkin yeni güvenirlik çalışmalarının yapılması, bu koruyucu maddenin yararlılığının iyice araştırılması önerilmektedir.
HBsAg pozitif ya da HBsAg durumu bilinmeyen annelerden doğan bebeklerin hepatit proflaksisi önceden önerildiği biçimde yapılmalıdır. Ancak halen FDA lisansını almış, doğumda uygulanabilecek; thimerosal içermeyen bir sarılık aşısı yoktur. Bununla birlikte HBsAg negatif anneden bebekler için perinatal ve erken çocukluk döneminde hepatit B enfeksiyonunun arttığına ilişkin bulgular olmadığı için, Amerikan Pediatri Akademisi; eğer thimerosalsiz aşı bulunabilmişse bu bebeklerin ikinci ayda aşılanmasını; eğer bulunamamışsa bu aşının altıncı aya kadar ertelenebileceğini bildirmektedir. Böylece bebek sinir sisteminin geliştiği erken dönemde civa ile karşılaşmayacaktır.
HBsAg negatif anneden doğan düşük doğum ağırlıklı ve prematür bebeklerin aşılanması için 2,5 kilogramı geçmeleri ya da term gestasyonel yaşa gelmeleri beklenilmelidir.
Annenin HBsAg durumu bilinmeden tüm yenidoğan bebeklerin aşılandığı hastaneler için, her gebe kadının HBsAg durumun belirlenmesi, HBsAg pozitif annelerin bebekleri için doğumdan 12 saat içinde uygun pasif ve aktif immünizasyonun yapılması önerilmektedir. HBsAg durumu bilinmeyen anne doğum yapmışsa 12 saat içinde kan testleri yapılıp, pozitifse bebeğin aşılanması yapılmalıdır.
Bu konuda DSÖ de çalışmalar yapmaktadır. Thimerosal alternatifi yan etkileri az olabilecek bir koruyucu madde aranmakta, aşıların kombine edilip kullanılmasıyla alınan toplam koruyucu madde dozu azaltılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda üzerinde çalışılan bir çok kimyasal madde vardır (örneğin, iki penoksietanol). Ancak henüz hiçbiri bakteriyel kontaminasyonu engellemekte thimerosal kadar başarılı değildir. Thimerosal’in değiştirilmesi, yeni bir ürünün piyasaya konulması anlamına geldiğinden, lisans alması oldukça uzun bir süreç olacaktır. Bununla birlikte 12 aya kadar uygulanan üç dozluk DBT, Hepatit B, ve Hemofilus influenza aşısı içindeki civa miktarı DSÖ tarafından önerilen toksik sınırı geçmemektedir.
Daha tam olarak bilinmeyen bir yan etkinin halkı paniğe düşürmesi, üreticilerin gereksinim olan alternatif aşıların üretememesine, bu ise aşılama oranlarının daha da düşmesine yol açacaktır.
Ülkemizde, aşılarda bu konuda çalışma yapılmamıştır. Civaya maruz kalmanın yaratacağı etkileri inceleyen geniş kapsamlı ve uzun süreli çalışmalara gereksinim vardır.”
Avrupa ülkelerinde çocuk aşılarında ortaya çıkan bir başka durum ise müslümanların sabrını taşıran son damla oldu.
“İngiltere Leicestershire şehrindeki okullarda bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik pilot uygulama sebebiyle, 4-10 yaş arasındaki 70 bin öğrenciye grip aşısı yapılıyor. Bazı aileler yapılan aşıların bileşeninde domuz jelatini bulunduğuna dikkat çekerek, bunun Müslümanlar için dinen uygun olmadığı şikayetinde bulundu. Sağlık uzmanları da et ürünlerine alerjisi olan kişiler için bu durumun büyük tehlike arz ettiği uyarısında bulunuyor.
Toplum Sağlık Kurumu aşı bölümü başkanı Dr. Mary Ramsay, Cihan’a yaptığı açıklamada, 2001 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün 100’ün üzerinde İslam alimine danıştığını ve bu alimlerin aşılarda kullanılan domuz jelatininin ‘helal’ olduğu yönünde hüküm verdiklerini ifade etti.(hem suçlu hem güçlü!)
Şikayette bulunan Müslüman öğrencilerin velileri ise kendilerine daha önce hiçbir açıklama yapılmadığını belirterek bu durumun etik olmadığını savunuyor. İngiltere Müslüman Organizasyonları Federasyonu Leicestershire sorumlusu Luman Ali BBC’ye yaptığı açıklamada, ‘Domuz eti veya ürünlerinin tüketilmesi tamamen yasaktır. Aşının içerisinde dahi olsa bu durum Müslümanları huzursuz eder.’ diye konuştu.
Vejetaryen Derneği sözcüsü Liz O’Neill Cihan’a yaptığı açıklamada, çocukları vejetaryen diyeti yapan bazı ailelerin, aşıların içeriğinin kendilerine daha önce bildirilmemesi sebebiyle büyük şok yaşadığını belirtiyor. O’Neill, “Vejetaryen Derneği olarak, herkesin tükettiği ürünlerin içerisinde ne olduğunu bilme hakkı olduğunu düşünüyoruz. Vejetaryenlar ve inançları sebebiyle bazı ürünleri yemekten kaçınan kişiler için ‘vejetaryen aşılar’ üretilmeli.” yorumunda bulunuyor.
Buraya kadar çocuk aşıları konusunda farklı görüşleri ortaya koymaya çalıştık ki hepsinde de itiraf edilen çocuk aşılarında koruyucu olarak kullanılan thimerosal bariz yan etkileri olan bir madde olarak bulunuyor. Ayrıca son olarak alıntıladığımız haber ise, olaya tuz biber ekecek niteliktedir.
Anne babalara, çocuklarına sayısı kafa karıştıracak çokluktaki bu riskli ve şüpheli aşıları vurdurma zorunluluğunu getirmeden önce resmi makamlar bu aşıların sağlık ve inanç bakımlarından güvencesini laf olarak değil bilimsel belgelerle açıklamak zorundadırlar. Bütün dünyada etrafında bu kadar şaibe bulunduran bir konuda müslüman anneler babalar zorunlu tutulamazlar. Bu en kutsal ve temel tüketici hakkımıza devlet kurumları öncelikle saygı göstermelidir.
GİMDES

Kaynak




9 yorum:

  1. Allah subhanehu ve teala calismalarinizi bereketli kilsin.. Takipcileriniz arasinda erkekler var mi bilmiyorum ama.yeni anne oldum tecrubesizim,birde bir iki ozel sorum olacakti,fakat internetim yok evde ,arada telefondan giriyorum.sorularimi nasil sormaliyim onuda bilmiyorum.en azindan sunu belirtmeliyim bebeklikten itibaren anne sutunun azaldigi vakit ne yapmamiz gerektigi konusunda malumat sahibi yaparmisiniz bizi.
    Selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun sevgili kardeşim. Sorunuzun en kısa zamanda değerlendirmeye alınması için anneleri haberdar ettik inş. Özel sorularınızı "özeldir, yayınlanmasın" vs. ifadeleriyle gönderip kendinize ait mail adresi bildirebilirsiniz. Böylece sorunuza özel olarak cevap almış olursunuz. Selametle.

      Sil
  2. Merhaba blogunuzu yenı gordum ben de farklı zamanlarda farklı ulkelerde yasayan ve bu konuda asının zararını kabul edıp hatta ıstataıstıgını cıkarıp bakın durum bu ıstersenız yaptımayın dedıklerını gordukce turkıyedekı degısmez algı olan asılara karsı suphe duyup yabancı dılde uzmanların asıyı krıyıze ettıklerı kıtaplar okumaya basladım. eskıden doktorlara ve sısteme cok guvenen bırıydım ama turkıyedekı de buralardakıler doctor o hald ebırının asla ddıgıne dıgerı neden tabıkı dıyor? Yasam deneyımleırm benım bu konularda ufkumu actı elh. Ben de doktorumun tavsıyesı ıle 2. ogluma ası yaptırmamakla bırlıkte tabıkı tek tek hastalıkları ve hastalık durumunda yapılackaları okumaya ve ogrenmeye devam edıyorum. Yalnız bu konularda turkce kaynak olmaması da ayrı bır konu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba kardeşim, tıp kaynakları hususunda kısıtlı imkanlarımızın olduğu doğrudur maalesef.. Rabbimiz hepimizi en doğruya iletsin. Selametle.

      Sil
  3. Allah subhanehu ve teala sizden de razi olsun.

    YanıtlaSil
  4. ummu zeynebsaliha24 Kasım 2013 07:55

    elhamdulillah aşi konusunda ayni dusunceye sahip olan kardeslerimiz varmis.

    YanıtlaSil
  5. Elhamdulillah aşı yaptırmadım çocuğuma, eğitimciyim ve otizm, özgül öğrenme güçlüğü, hiperaktivite tanısı almış öğrencilerin sayısı her yıl artıyor. Bu konuda daha çok çalışma yapmalı ve insanlar uyarılmalıdır.
    Selametle

    ummu yusuf

    YanıtlaSil
  6. Selamün Aleyküm.
    Bizde kızımıza yaptırdık şu an 3 yaşında ne yapmalıyız rizk altındmıyz. Ayrıca bu riskin yüzdesi nedir. Ve önlem olarak ne yapabiliriz. ( Ayrıca bu durum da engel olamıyoruz girmediğimizde resmen azarlanıyor ve zorla çağrılıyoruz bence bu durumu başkanlığa bildirip imza galan toplanmalı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleykum selam kardeşim, herkes için yüzde yüz sonuçlar veya riskler söylemek tabii ki mümkün değil. Evet, ülkemizde gerçekten hastahaneler, doktorlar bu konuda ciddi sorun çıkarıyorlar fakat biz kararlı olduğumuzda onların da aslında bir yaptırımları yok. Aşı karşıtı imza kampanyaları oldu ve hala olmaya devam ediyor. Selametle.

      Sil